Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin madencilik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Madenciliğe karşı olmadıklarını özellikle vurgulayan Çalışkan, sorunun madencilik faaliyetlerinin yürütülme biçiminde olduğunu söyledi. Doğal alanların, tarım arazilerinin, zeytinliklerin ve meraların madencilik faaliyetleri için kullanıma açılmasının ciddi çevresel ve toplumsal sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Çalışkan, madencilik alanında kamu yararı, çevrenin korunması, şeffaflık ve denetimin temel ilkeler olması gerektiğini ifade etti. “ÇED raporu ortadan kaldırılmamalı” Madencilik faaliyetlerinin tamamen serbest bırakılması yerine etkin denetim mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini belirten Çalışkan, yaklaşımının temelini şu sözlerle ortaya koydu: “Satalım ama kârlı fiyata satalım, verelim ama denetleyelim, ÇED raporunu hızlandıralım ama ortadan kaldırmayalım, yine ihale yapılsın ama süreç şeffaf işlesin.” Çalışkan, çevresel değerlendirme süreçlerinin hızlandırılabileceğini ancak bu mekanizmaların tamamen devre dışı bırakılmasının doğru olmadığını savundu. “Meclis sürekli maden yasalarını konuşuyor” Son dönemde Meclis gündemine gelen çeşitli yasal düzenlemelere de değinen Çalışkan, madencilik ve doğal kaynaklarla ilgili düzenlemelerin yoğunluğuna dikkat çekti. Çalışkan, “Maden Yasası, İklim Yasası, Enerji Yasası, Park Yasası, Orman Yasası… Bunlardan başka bir şey yok mu?” diyerek tepki gösterdi. Milletvekili Çalışkan, Meclis’in yalnızca belirli sektörlerin taleplerine göre şekillenen düzenlemeler yapmak yerine toplumun tamamının yararını gözetmesi gerektiğini ifade etti. “632 ruhsattan yalnızca 2’si ihale yoluyla verilmiş” Çalışkan, madencilik ruhsatlarının dağıtımına ilişkin de dikkat çekici bir iddia gündeme getirdi. Kendisine ulaştığını belirttiği bilgilere göre 632 maden ruhsatından yalnızca 2’sinin ihale yoluyla, 630’unun ise doğrudan verildiğini söyleyen Çalışkan, söz konusu rakamların kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde açıklanması gerektiğini belirtti. Madencilik ruhsatlarının geniş alanları kapsaması ve belirli şirketlere tahsis edildiğine ilişkin iddiaların da açıklığa kavuşturulmasını isteyen Çalışkan, kamuoyunun ikna edilmesi için ruhsat süreçlerinin ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiğini söyledi. Çalışkan, “Birçok ilimizin toprağından daha fazla alanın birkaç şirkete verildiği iddiaları karşısında kamuoyunu ikna edecek şeffaf bir açıklama yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. “Kamu yararı ve çevre korunmalı” Madencilik faaliyetlerinin ekonomik değer üretmesinin yanı sıra çevresel ve toplumsal sonuçlarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Çalışkan, ruhsatlandırma ve ihale süreçlerinin kamu denetimine açık olması gerektiğini vurguladı. Çalışkan’ın açıklamaları, madencilik faaliyetlerinde çevresel denetimin güçlendirilmesi, ruhsat süreçlerinin şeffaflaştırılması ve doğal alanların korunması çağrısı olarak öne çıktı.