CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında MHP lideri Devlet Bahçeli'nin eleştirilerine yanıt verdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özel ayrıca Türkiye'nin de dahil olduğu 'Gazze Barış Planı' hakkında AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tepki gösterdi. Özel, yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek'e de malvarlığı çağrısında bulundu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığına ilişkin açıklama çağrısında bulunarak bir hafta süre verdi. Özel, Gürlek’in kamuoyuna açık bir şekilde mal varlığını beyan etmemesi halinde detaylı açıklamalar yapacağını söyledi.
Özel, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Çıkıp mal varlığını açıklamazsa; ada ada, pafta pafta, site site, daire daire açıklayacağım. Hem onun üzerine olanları, hem RTÜK’teki bir polis memurunun üzerindeki taşınmazları, hem de Ankara Çayyolu’ndaki avukat bürosunun taşınmazlarını açıklayacağım.”
Özel’in sözleri siyaset gündeminde tartışma yaratırken, konuya ilişkin Akın Gürlek cephesinden henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Gelişmelerin önümüzdeki günlerde netlik kazanması bekleniyor.
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
- "Yoğun bir çalışma haftasının ardından hep birlikte Meclisimizin çatısı altındayız. Tarihin en yüksek katılımları ile Muğla eylemlerimizi yaptık. Yarın akşam Ataşehir'de, İstanbul'da 39 ilçenin 39. eyleminde hep birlikte olacağız. İstanbulluları Ataşehir'i katkı sağlamaya davet ediyorum."
- "Akbelenlerle kucaklaştık. Milyonlarca zeytin ağacının katledileceği maden ruhsatlarının verildiği Akbelen'deydik. Yandaş kanalları izleyenler, iktidarın sesi olmuş muhalefeti, köylüyü duymayan TRT'yi izleyenler, sanabilirler ki Akbelen'de birileri bağırıyor, çağrıyor. Bilmiyor olabilirler. Akbelen'de dedeler, nineler direniyorlar, sebebi dünyanın en güzel coğrafyasına verilen maden ruhsatı ve onun genişletilmesi. Milyonlarca ağacın yeniden kesilmesi. Anayasa Mahkemesi üyelerinin sessiz kalmamasını ümit ediyoruz."
"ERDOĞAN'I ŞİKAYET EDİYORUM"
- "Bu şirketin acelesi mi, yok, daha çok Tayyip Bey'in acelesi. Acele kamulaştırma yetkisi var. Bu yetki Kıbrıs Barış Harekatı'nda kullanılabilecek bir yetki. Bu istisna yetkiyi yandaş şirket ağaçları kessin diye kullandı. Erdoğan bu yetkiyi bir şirket AYM kararı çıkmadan bütün ağaçları kessin diye kullandı. Buradan milletimize Recep Tayyip Erdoğan'ı şikayet ediyorum. AYM'ye de geciktiğiniz her gün, kesilen ağaçlar, talan edilen doğa demektir. Lütfen elinizi çabuk tutun diyorum."
"İLİÇ'İN KANI MURAT KURUM'UN ELİNDEDİR"
- "İliç'teki hukuk mücadelesi sürüyor. Bugün mahkeme var Erzincan'da. Genel Başkan Yardımcımız, Parti Meclisi üyelerimiz, milletvekillerimiz oradalar; o hukuk mücadelesine Erzincan Adliyesi'nde destek veriyorlar. Buradan AK Parti'nin kara düzeni, yani Akbelen'de madenciyi sincaba tercih eden kara düzen, bugün İliç'te yaşananların baş sorumlusudur. Hatırlayın; Murat Kurum, o dönemin bakanı, sonra İstanbul'a gidip orada AK Parti'nin adayı olmuştu ve Ekrem İmamoğlu tarafından 1 milyon 150 binin üzerinde bir farkla mağlup edilmiş; İstanbullu 'Yahu İliç'e ne yaptığını gördüm, ne işin var senin İstanbul'da, çek elini İstanbul'dan' deyip Murat Kurum'u defetmişti."
- "O Murat Kurum, o Murat Kurum, İliç faciasındaki sorumluluğunu hep inkar etti. Ve bakın, bakın şimdi Murat Kurum'un 'Benim sorumluluğum yok, kapasiteyi ben arttırmadım, benimle ne alakası var' dediği... İkinci kapasite artışı faciayı getiren... İkinci kapasite artışı ve flotasyon tesisi projesiyle ilgili olarak hazırlanan ÇED raporu, ÇED yönetmeliği kapsamında kabul edilmiştir. Makamlarınızca uygun görülmesi halinde söz konusu projeye ait 'ÇED Olumlu' kararının verilmesi hususunu takdir ve tensiplerinize arz ederim. Altında imza: Olur... Murat Kurum. İliç'in kanı Murat Kurum'un elindedir. AK Parti'nin kara düzeninin elinde İliç'in kanı vardır arkadaşlar."
- "Değerli arkadaşlar, değerli konuklar; bu Murat Kurum, bu Murat Kurum şimdi deprem bölgesinde, ilk üç gün orduyu dışarı çıkarmayanların, üç gün çadır yok diye 1999’da eleştirdikleri hükümetten sonra 33. gün daha çadır dağıtamayanların, millet çadır sırasındayken Kızılay’a çadır sattıranların, bir yılda konutları vereceğiz deyip de bu konutların bir yılda yüzde 2’sini bile vermeyenlerin, 3 yılın sonunda yüzde 70’e gelince de buradan bir başarı hikayesi anlatmaya çalışanların, övmeye köpürtmeye çalıştığı Murat Kurum İliç’in de sorumlusudur. Bütün beceriksizliklerin de sorumlusudur."
"BAHÇELİ'YE VERİLECEK ÇOK SERT CEVAPLAR VAR"
- "Son olarak da bugün Sayın Devlet Bahçeli deprem bölgesiyle ilgili -ki ne iyi bir iş yapmışız, bütün grup hep beraber gittik deprem bölgesinde büyük bir çalışma yaptık ve neyi ortaya çıkardık?- faizsiz verilmesi gereken deprem konutlarının bazılarından faiz almaya niyetlendiklerini, deprem bölgesindeki yapılan dükkanlardan faiz almaya niyetlendiklerini, evlerle ilgili de boş senetlere imza attırdıklarını... Biz bunu söyledik, biz bunu söyledik. Neden söyledik? Hatay milletvekillerimiz dedi ki: 'Koşun gelin, millete boş senete imza attırıyorlar.' Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep milletvekillerimiz dedi ki: 'Doğru, senete imza atmayana anahtarını vermiyorlar.'
- "Biz altı günde 55 çalışma yaptık. Konteyner kentleri gezdik. Evi alanı, alamayanı dinledik. Boş seneti gördük ve dedik ki: 'Boş senete imza attırmak tefeci işidir bunu yapmayın, faizi çizene anahtar vermiyorsunuz; faiz almayacağınızı açıklayın ve boş senetleri yırtın atın.' O kadar çok yalan attılar, o kadar çok kendi televizyon kanallarında lafı yuvarladılar ki üzülerek takip ettim Sayın Bahçeli bugün 'Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatıyorlar demek yalnızca bühtan değil siyasi namusla çelişen bir hezeyandır' demiş."
- "Sayın Bahçeli, bununla ilgili çok siyaset içinde verilecek çok sert cevaplar var; bir kelime demeyeceğim, bir kelime demeyeceğim. Alın bunu, alın bunu: 'Afet Borçlandırma Senedi.' Madde 1 Tanımlar, Madde 2 Borç Tutarı: 'Bankaya toplam nokta nokta TL, yalnız bu kadar borçlandığımı... Borçlunun beyanı: Nokta nokta oranında akdi faiz ödemeyi, bankaya olan borcun nokta nokta yıl vadeli olduğunu kabul ederim.' İmzası atılmadan anahtar verilmiyor. Burada bühtan varsa Murat Kurum’dadır. Burada iftira varsa Murat Kurum’dadır. Hezeyan varsa da 'ittifak ortağım' diye onlara inanan, bir tane depremzedeye gidip de sormayan şahsınızın siyasetinin adıdır. Buyurun."
"BAHÇELİ'Yİ MURAT KURUM ARASIN"
- "Cumhuriyet Halk Partisi bir siyaset yapıyorsa, bir eleştiri yapıyorsa, bir şey söylüyorsa Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir ayağı bu kürsüdeyse bir ayağı Hatay’dadır. Bir ayağı, bir ayağı Gaziantep’tedir, İslahiye’dedir, Nurdağı’ndadır, Adıyaman’dadır, Yaylakonak’tadır. Ve Cumhuriyet Halk Partisi bir şey söylüyorsa Murat Kurum gibi palavradan değil yürekten, sahadan söylüyordur. Ben Sayın Bahçeli'den özür beklemiyorum bu lafları için. Sayın Murat Kurum'dan Bahçeli'ye 'Kusura bakmayın, sizi bu hale getirdim' diye özür telefonu bekliyorum. Sayın Bahçeli'yi Murat Kurum arasın."
- "Biz böyle ayakta meydanda oldukça, sahada oldukça, milleti dertlendiren onlar, derdi dinleyen, çözmeyi vadeden, çözülsün diye emek veren bizler oldukça bunlar böyle geri adımlar atacaklar. Faiz almayacaklarını açıkladılar. Şimdi diyorlar ki 'Küçük paralar olacak, bilmem ne olacak.' 71 milyar dolar para toplanmış bu milletin vergilerinden, bağışlarından. 40 milyar lirası evlere gitmiş, helali hoş olsun; o boş senetlerin hepsini ya size yırttıracağım ya iktidar olup ben yırtacağım."
"ŞEHİTLERİMİZİ ANIYORUZ"
- "Maalesef bugün bir başka acının da 10. yıl dönümü. 2016 yılında Meclis Genel Kurulu'ndaydık ve bir patlama sesiyle irkildik. Maalesef hemen yakında, Merasim Sokak'ta askeri personel servisine yapılan terör saldırısında 29 canımızı kaybetmiştik. Tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Ülkemiz için can veren şehitlerimizin aziz hatıraları bize aittir, bize emanettir; aileleri bu yüce millete ve devlete emanettir."
- "Geçtiğimiz hafta şehit aileleri dernekleri -ki bugüne kadar Türkiye'de Genel Başkan Yardımcımız Yankı Bağcıoğlu ve milletvekillerimiz, parti meclisi üyelerimiz, 205 şehit ailesi ve gazi derneğini Türkiye coğrafyasının dört bir yanında ayırmadan ziyaret ettiler, etmeye devam ediyorlar- geçtiğimiz hafta da tüm Türkiye'deki şehit aileleri ve gazi derneklerini temsil eden tepedeki üç yapı, çatı örgüt, iki dernek ve bir vakıf bizi ziyaret ettiler. Biz kendileriyle sürekli, yılda en az üç kez dört kez bir araya geliyoruz. Hem tutumumuzdan, onlara verdiğimiz sözleri tutmamızdan, gündemde tutmamızdan, vadettiğimiz çizginin uygunluğundan bahisle çok keyifli bir sohbet yaptık."
- "Ama bir yandan da şunu hatırlattılar: Dediler ki Cumhuriyet Halk Partisi'yle 2024 yılında, Haziran ayında iki günlük Şehit Aileleri ve Gaziler Çalıştayı yapmıştık. O çalıştaydan da derlenen 18 kanunda değişiklik yapan bir teklif hazırlamıştık biz. Bu teklifi Meclis'e sunduk, ilgili komisyonu göreve çağırdık. Komisyonun başkanı Sayın Akar bu dernekleri çağırdı, üzerinde çalışacaklarını söyledi, zaman istedi. Ama bugüne kadar komisyonda bir ilerleme yok. Şehit ailelerimiz diyor ki; 'Komisyon başkanından, mensuplarından, partilerdeki üyelerden bir şikayetimiz yok ama ilerleme yok. Çünkü sürekli ekonomik sıkıntıları, Maliye'yi, Maliye Bakanı'nı bahane ediyorlar. Lütfen bunları bir kez daha dile getirin' dediler."
- "Ben hem Merasim Sokak'ın 10. yıl dönümünde hem bugünlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki hassas gündemlerin eşliğinde; bu memleket için hepimiz yerine can verenlerin aileleri ya da vücutlarının bir parçasını feda edenler için bekleyen 18 kanunun, bu Ramazan mübarek günlerde -ki Meclis'te sahura kadar çalışma geleneği var, zaman sorunu yok- para deseniz büyük bir para tutmadığı gibi buraya kaynak ayırmayacaksınız nereye ayıracaksınız?"
- "Onun için de özellikle gaziler arasındaki maaş eşitsizlikleri -ki büyük bir utançtır hepimiz için-, şehit aileleri arasındaki eşitsizlikler büyük bir utançtır. Terörle mücadelede yaralanmasına rağmen gazi sayılmayan kahramanlarımızın mağduriyetleri, haklı talepleri hala karşılıksız kalmıştır. Er ve erbaş şehitlerin aileleri, gaziler için söz verilen emsal maaş uygulaması hala hayata geçirilmemiştir. Sağlıkta, ulaşımda, istihdamda, eğitimde tanınan hakların uygulanmasında ciddi aksaklıklar ve eşitsizlikler vardır. Ortez-protez hizmetlerinde bunun tek hastaneyle sınırlandırılması, bürokratik engeller hak kayıplarına sebebiyet vermektedir. Şehit yakınları ve gazilerle ilgili yetki ve sorumlulukların Aile Bakanlığı'nda olması yerine Milli Savunma Bakanlığı'nda olması talep edilmektedir."
"15 TEMMUZ DARBESİNE KARŞI CHP GRUBUNUN TUTUMUNU BİLMEYEN YOK"
- "Biz 18 maddelik kanunun arkasındayız. Buradan grup başkanvekillerimize, grubumuza emanettir. Ramazan ayı boyunca partilerin uzlaşısıyla, oy birliğiyle Meclis'te bu düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz ve bunu Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne öneriyoruz ve emanet ediyoruz. Bir de bugün aramızda evladını gerekirse bu ülke için şehit olsun diye orduya teslim etmiş, gözünü kırpmadan ölümü göze almış gencecik askerlerin, erlerin, teğmenlerin anneleri var."
- "15 Temmuz darbesine karşı Özgür Özel'in tutumunu bilmeyen yok, Cumhuriyet Halk Partisi grubunun tutumunu bilmeyen yok. O darbeyi planlayanların, yapanların, o günlere gelene kadar bunları kritik mevkilere yerleştirenlerin, bunlara para sağlayanların, bu milletin bölünmez bütünlüğüne karşı, anayasasına karşı, meclisine karşı silaha sarılanların Allah bin kere belasını versin."
"BU AYIBI MUTLAKA TEMİZLEMEK GEREKİR"
- "Ancak emir komuta zinciri içinde kursiyer, teğmen, asteğmen, asker kalk oğlum kalkmış, yürü oğlum yürümüş, çık köprüye çıkmış, bin otobüse binmiş, otobüsün içinde durmuş, inmemiş, adamı çevirip Silivri'de müebbet hapse mahkum edenlere söylüyorum. Burada büyük bir kul hakkı vardır. Hem bu süreçte hem KHK ile ihraç edilip mahkemede haklı çıkan, bazen mahkemede yargılanmasına bile gerek görülmeyenlerin hala görevlerine iade edilmedikleri yerlerde kul hakkı vardır. Darbeyle mücadele, darbeciyi cezalandırmak ayrı bir şeydir, buradan başka bir mağduriyet çıkarmak, gözü yaşlı anneler yaratmak başka bir şeydir. Bu ayıbı mutlaka temizlemek gerekir. Mutlaka temizlemek gerekir."
"BİR UTANCI HEP BİRLİKTE İTİRAF EDELİM"
- "Ayrıca bir utancı hep birlikte itiraf edelim. Böyle bir ülkenin bu yüce meclisinde seçilen 600 milletvekilinden hiçbiri veteriner değildi. Hiçbir siyasi partide veteriner milletvekili olmaması ayıbını paylaşıyoruz ve partimiz adına da bu noktada özeleştirimizi yapıyoruz. Yaptığımız ilk parti meclisinde Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nin Genel Başkanı'nı, Sayın Murat Arslan'ı parti meclisimize, politika kurullarımıza kattık. Onların şahsında Türkiye'deki sayıları 50 bini bulan veterinerleri, veteriner fakültesi öğrencilerini, hepsinin ailelerini saygıyla selamlıyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunda ve iktidarımızda hem bu mecliste hem Bakanlar Kurulu'nda hem kritik her yerde çok sayıda veterinerin görevlendirileceğinin de şimdiden sözünü veriyoruz."
"İLK ANLAŞMA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NE GERİ DÖNÜLME ANLAŞMASI OLACAK"
- "Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu günden beri ilk kez yenildi ve büyük bir zafer kazandık. Bugün halkın oyunda da tüm yapılan anketlerde takip ediyorsunuz desteğini daha da arttıran Türkiye'nin birinci partisinin genel başkanı olarak buradayım. Ve buradan söz olsun, tarihe geçsin ki bir kez daha ifade edeyim: 17 Şubat 2026 günü bir kez daha sözümüzü yeniliyoruz. Bu kürsülere, o zaman salon başka olacak, bu kürsülere Türkiye Cumhuriyeti'nin iktidar partisinin genel başkanı olarak yine çıkacağım ve o gün göreceksiniz ki bu meclise sevk ettiğimiz ilk anlaşma İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönülme anlaşması olacak. Söz veriyoruz Türkiye'deki tüm kadınlara, tüm kadınlara."
"BURUNDİ'NİN GIDA ENFLASYONU BİZDEN DÜŞÜK"
- "Maalesef ekonomik kriz tüm yakıcılığıyla devam ediyor. Ocak ayı enflasyonu yüzde 4.8 açıklandı. Biliyorsunuz Aralık enflasyonu yüzde 0.89'du. Yani devlet eliyle emeklisine, çalışanına, devletin memurlarına çok büyük bir kazık atıldı. Enflasyonu Aralık ayında düşük gösterdiler; yüzde 4 cebinize girecek maaşlardan çaldılar. Sonra o enflasyonu Ocak ayında 4.8 olarak gösterdiler. Diğer kuruluşlar 6.5 - 7 buluyor. Maalesef öyle bir noktadayız ki, enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Ama bu hesaplanan enflasyonlar hep ortalama enflasyon, manşet enflasyon. Ama gerçek enflasyon dediğiniz, örneğin gıda enflasyonunda; dünyada gıda enflasyonu yüksekliğinde dünya dördüncüsüyüz. Gıda enflasyonu yüksekliğinde üzerimizde üç ülke var: İran, Arjantin, Güney Sudan."
- "Bunun dışında dünyada adını bildiğin bilmediğin ülkelerde gıda enflasyonu bizden düşük. Mesela adını bilirsin Angola; bizden düşük. Burundi; bizden düşük. Malavi... Malavi gıda enflasyonu bizden düşük. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir aylık enflasyonu, dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan yüksek. Hani diyorlar ya "Enflasyon bütün dünyanın derdi", doğru. Almanlar 2.1 olan enflasyon yüzde 4 oldu mu deli çıkarlar, hemen tedbir alırlar. Tek rakamlı değil, yüzde 4'ün 3'ün altındaki enflasyon makbul enflasyon. Avrupa'da yüzde 2.4."
- "Burada bu enflasyonlar bu noktada ve kimin sorumluluğunda? Diyor ya "Her şeyin sorumlusu benim ben. Ben ekonomistim" diyor. Bakın tutanak altında, canlı yayında... Erdoğan, Aralık 2020; "2021'de enflasyonu tek haneye indireceğiz" demiş. 2021 enflasyonu yüzde 36 çıkmış. Kasım 2021; "Faiz sebeptir, enflasyon neticedir, 2022'de bu çarkı bozacağız" demiş. Enflasyon yüzde 64'e çıkmış. Aralık 2022; "Herkes 2023 hesabını yüzde 20'ler seviyesinde bir enflasyona göre yapsın" demiş. Enflasyon yüzde 65 çıkmış. 2023'te; "Enflasyon tek haneye inecek" demiş 2023'ün sonunda. 2024 enflasyonu yüzde 44 olmuş. Bu sene yüzde 13-19 diye hesaplıyorlardı, daha senenin ilk ayında yüzde 21'e revize ettiler. Ama işi bilen bütün uzmanlar yüzde 28-30'un altında enflasyon beklemiyor."
"EMEKLİMİZ, ASGARİ ÜCRETLİMİZ VE ÇİFTÇİMİZ AÇ"
- "'Efendim faiz sebep değil, sonuç değil, sebeptir' dedi. Faizleri tuttu, enflasyonu yüzde 80 yaptı, daha indiremiyor. Ama o sırada yoksulun cebindeki bütün parayı zenginlere aktardı. Aslında bilinçli bir tercih yaptı ve yanlışı yaptıra yaptıra yoksulu daha yoksul, eskinin orta direğini fakir, fakirini sürünen bir noktaya getirdi. İşte bunun sonucu... Bakın hep konuşuyoruz; en düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Asgari ücret 28 bin lira. Asgari ücret alanların oranı yüzde 55. Eskiden asgari ücret örneğin Almanya’da yüzde 9’dur, diğer Avrupa ülkelerinde yüzde 4-5’tir. Asgari ücret ilk yıl alınan, kıdemle birlikte bir yıl sonra hızla uzaklaşılan düşük bir ücrettir. Bizde ortalama ücret olmuş. Çiftçilerin ortalama geliri 19 bin 700 lira Türkiye’de. Yani emeklimiz, asgari ücretlimiz ve çiftçimiz aç.
"102 BİN LİRA YOKSULLUK SINIRI"
- "Peki eskiden özenilen 'Ah bir memur olsa', 'Ah bir öğretmen olsa', 'Ah bir subay olsa' onlarda ne? Memur maaşı, zamlanmış hali 61 bin lira. Yeni öğretmen 71 bin lira. Polis 80 bin lira. Yüzbaşı 95 bin lira. Teğmen 90 bin lira. Astsubay 77 bin lira. Öğretim görevlisi 93 bin lira. Hemşire 75 bin lira. Mühendis, mühendis... Ne mühendisler istedi vermedik; vereydin, 84 bin lira alıyor kocası. 102 bin lira yoksulluk sınırı. Bir memleket düşünün, bir memleket... İnfaz koruma memuru 62 bin lira. Bir memleket düşünün; infaz koruma memurundan hemşiresine, öğretmeninden teğmenine, yüzbaşısına, astsubayından mühendisine hepsi yoksul. Hepsi yoksulluk sınırının altında. Ne halde aldılar memleketi, ne hale getirdiler."
"AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİNİ YIKACAĞIZ "
- "O yüzden yatırımların azaldığı, faiz ödemelerinin arttığı, zenginin daha zengin olduğu, yoksulun süründüğü, eskinin orta direğinin, özenileninin; karı koca memursa 5 yılda ev araba alanların bugün Milli Piyango ya da miras yoksa ne ev ne araba hayali kuramadığı bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni değiştireceğiz. AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız arkadaşlar."
"YARIN AKŞAM ÇIKALIM TRT STÜDYOLARINA"
- "Bu ülkede siyasi irade eksik. Yoksa her şeye para bulan; faize para bulan, köprüye para bulan, ona para buna para bulan, yandaşa para bulan ama bize geldiğinde, yoksullara geldiğinde bulamayan... Aa yalan mı söylüyoruz? Gelin Ramazan’ın ilk akşamı, yarın akşam çıkalım TRT stüdyolarına. Ben bu hesapları getireceğim, sen de gel karşıma de ki "Bunlar yanlış". Bu ülkede oyu alırken yoksuldan alan, emekliden emekçiden alan, orta direkten alan; sonra da bütün hizmeti zenginler, varsıllar için yapan, yoksula sırtını dönen Erdoğan’a söylüyorum. Bu vakitten sonra "Bütün partiler birlikte bir şey yapalım" derseniz; gazi için buradayız, şehit için buradayız, emekli emekçi için buradayız. Ha yapmazsan senden bir şey isteyen ne olsun! Tek bir şey istiyoruz: Getir sandığı, ben çözeceğim bütün sorunları!"
"ALLAH İSTANBUL VALİSİ'NDEN RAZI OLSUN"
- "Ramazan geliyor, davulcular sokağa inecek. Davulcular mani söyler. Vallahi şunu söyleseler çok hayra girerler. Bütün davulculara sesleniyorum; böyle vursunlar davula ve desinler ki: "Ey ahali, duyduk duymadık demeyin! Bu iktidar altın yumurtlayan tavuğu satıyor! Bu iktidar Boğaz köprülerini, otoyolları satıyor!" Bu konuda Avrupa’daki bütün dergiler yazıyor, ekonomi kanalları yazıyor. İngiliz’in, Kanadalı’nın ağzı sulanıyor; bizimkiler susuyor.
- "Bu suskunluğa karşı İstanbul İl Başkanlığımız bugün Arnavutköy-Ortaköy arasında yürüyüş yapacak. Neyi protesto edecek? Köprünün satılmasını. İstanbul Valiliği izin vermiyor, Allah ondan razı olsun. Allah İstanbul Valisi'nden razı olsun. İzin verse 100 kişi, 1.000 kişi, 10.000 kişi duyardı; Allah’ın izniyle bu akşam 10 milyonlar duyacak. 17'de iki köprü arasından yürüyeceğiz. 17'de iki Boğaz Köprüsü ve yedi otoyolun 3,5 milyar dolara satılacağını anlatacağız. Bunların yıllık getirisi 600 milyon dolar."
"BİZİM ADIMIZ TATAR RAMAZAN"
- "Bakın çok basit anlatıyorum, lütfen anladığınızı anlatın. Şöyle yapıyorlar: Köprüleri 3,5 milyona satıyorlar, bu parayı hemen alacaklar, 25 yıllık gelirini yabancı şirkete verecekler. Ne olacak biliyor musunuz? 5 yıl süre var ya 5 yıl, 600 milyon kazandığı için 5 yılda bu para zaten gelecek. Bunun ilk 2 yılı kendi iktidarı, zaten bu sene ve seneyi alacaksın. CHP'nin iktidarının ilk 3 yılında alacağı para karşılığında 25 yıllık geleceğimizi satıyorlar."
- "25 yıl, 25 yıl boyunca... Gideceğini anladı, para lazım seçim için. Parayı öne çekmek için, bir de para kalmasın geleceğin iktidarına, o parayla verdiğimiz sözleri tutmayalım tutamasınlar diye memlekete yaptığı kötülüğe bak. 5 liranın 2'si kendi iktidarında geliyor zaten. Bu 3'ünü de ver 25 lirası senin olsun diye teklifte bulunuyor yabancı şirketlere. Vallahi Ramazan'ın ruhuna yönelik olarak söyleyeyim, Kadir İnanır'dan söyleyeyim: Tayyip Bey, bizim adımız Tatar Ramazan. Biz bu oyunu bozarız!"
"İKİ CÜMLE NETANYAHU’YU ÖVÜYOR, İKİ CÜMLE ERDOĞAN’I ÖVÜYOR"
- "Şimdi belki pek çok konuda pek çok haklı şekilde Erdoğan’ı eleştiriyoruz, kızıyoruz. Ama böylesine kalkışacağını ben kendisinin siyasi rakibi olarak, ana muhalefet partisinin genel başkanı, yıllarca bu parlamentoda milletvekilliği yapmış biri olarak bu kadarına yelteneceğini ben de tahmin etmiyordum."
- "Filistin’de 71 bin kişi katledildi, 71 bin kişi! Çoğu çocuk ve kadın. Katilleri Netanyahu... Netanyahu için Erdoğan 'Gaza Kasabı' diyor, 'Terör devletinin başı' diyor, 'Günümüzün Hitleri' diyor. Ve 'O katille aynı binada olmam, el sıkışmam, bilmem ne yapmam' diyor. Trump, Netanyahu’ya 'savaş kahramanı' diyor, 'sıkı adamım' diyor. Bir eliyle Netanyahu’nun sırtını sıvazlıyor, bir eliyle Erdoğan’ın. İki cümle Netanyahu’yu övüyor, iki cümle Erdoğan’ı övüyor. Bu Trump tuttu, 'Gaza Barış Planı' diye bir plan ortaya attı. Ve dedi ki Gazze’de aslında var ya, beklenmedik de hiçbir şey demedi."
"ERDOĞAN BU İŞGAL PLANINDA YER ALMAYI KABUL ETTİĞİNİ BİLDİRDİ"
- "Ne diyordu? İlk geldiğinde Gazze’ye baktım, çok güzel bir yer. Orada Filistinlilere yer yok. Onları komşu beş ülkeye süpüreceğim, oraya oteller, kumarhaneler dikeceğim. Gazze güzel, önünde de petrol var, hidrokarbon var, orayı istiyorum. Bunu diyordu değil mi? 'Gazze Barış Planı' dedi, 'Gazze Barış Gücü' dedi. Çağrı yaptı 62 ülkeye... Bu 62 ülkenin 41’i daveti kabul etmedi, 21’i daveti kabul etti. Duydum inanamadım; Erdoğan kendisi de otel, tatil köyü, kumarhane yapılacak olan bu işgal planında yer almayı kabul ettiğini bildirdi. Hakan Fidan’ı alt komisyonlara yazdırdı. Trump’ın başkanlığında... Bakın, Sayın Bahçeli dedi ki 'Gazze için bir yer kurulacaksa kurulsun, başında Erdoğan olsun.' Bakın, başında Erdoğan olsa, Müslüman ülkelerden kurulsa, Filistin için çalışsa kimse bir şey demez."
- "Ama Trump başkanlığında, aklı başında hiçbir ülkenin katılmadığı ama Trump’a boyun eğenlerin dizildiği yere bizimki de dizildi. Ve ne oldu biliyorsunuz dün? 11 Şubat günü... Rubio ile Netanyahu anlaşma imzaladılar ve o kurulun içine Erdoğan’ın yan koltuğuna Netanyahu da oturdu. Buradan bakın, kurul burada, Erdoğan bu kurulun üyesi. Bu 'Yeni Gazze Projesi'... Bakın; oteller, kumarhaneler, marinalar yapacak. Bakın, 'önünde hidrokarbon var' dediği yerden de doğalgaz ve petrol çıkartacak. Bu Erdoğan’ın 'Ben de varım' dediği, Trump’a uyduğu, başında Trump’ın olduğu masaya oturduğu yer; oraya Netanyahu da dünden itibaren oturdu, iki gün önce oturdu."
"UTANMA SIKILMA KALMAMIŞ"
- "Erdoğan diyordu ki 'Gazze Kasabı'... Bak Erdoğan, burada o kasap dükkan açıyor, sen de oradan alışveriş yaparsın. Diyordun ki 'Terör devletinin başı'... Baş başa, kol kola yürürsünüz burada. Erdoğan diyordun ki 'Günümüzün Hitleri'... Nasıl olacak şimdi? Nasıl olacak? Orada Filistinlileri katleden Hitler'i birlikte mi alkışlayacaksınız? Yazıklar olsun size, yazıklar olsun! Utanma sıkılma kalmamış. Buradan Bahçeli diyor ki 'Şunu kınıyorum, bunu kınıyorum.' Bunu kınamayan bana hiç konuşmasın. Orada Filistinliye yer yok, onları süpüreceğim oraya bunu yapacağım diyor; buranın yönetimine Erdoğan, Netanyahu ile birlikte giriyor."
- "Bu ne biliyor musunuz? Bu Filistin İşgal İdaresi. Anadolu işgal edildiğinde işgal idaresi vardı, Yüksek Komiserler Kurulu vardı. İçinde işgalcilerin birer temsilcisi; Fransız'ı, İtalyan'ı, Yunan'ı... Buna karşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk Heyet-i Temsiliye’yi kurdu. Şimdi bu işgal planına karşı Heyet-i Temsiliye’yi kurmak yerine, Yüksek Komiserler Kurulu’nun arasına katılan Erdoğan’a yazıklar olsun, yazıklar olsun! Bunun Adalet Bakanı, yeni Adalet Bakanı Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarıyordu. Şimdi aynı masada oturacaklar. Söyle Hakan Fidan yakalasın getirsin. Söyle Netanyahu'yu Erdoğan yakalasın getirsin."
"İDDİANAMENİN ALTINDA KALDILAR"
- "Arkadaşlarımıza 11 ay iftira attılar. İddianame bir çıktı, altında kaldılar. Şimdi tek tek saymayayım ama her şey yalan çıktı. Her şey, birini ispatlayamadılar. İddianamenin arkasında duramıyorlar. Canlı yayın olsun diyenler canlı yayından vazcaydılar. "İddianame çıksın insan içine çıkamayacaksınız" diyenler iddianame çıktı, işin içinden çıkamıyorlar, hiç onlara girmiyorlar."
"AKIN BEY'İN MALVARLIĞINI BİLDİRMESİNİ BEKLİYORUM"
- "Sayın Erdoğan'a teşekkür ediyorum. Akın Gürlek hiçbir zaman başsavcı olmadı, hep siyasiydi, bugün de siyasiydi. Şimdi Akın Bey'in böyle görev değişiklikleri olduğunda hepimizin tabi olduğu bir görev var: Bakanlar, Milletvekilleri göreve geldik, yeniden seçildik, malvarlığı bildirecek. Akın Bey'in malvarlığını bildirmesini bekliyorum. Bende var. 16 taşınmazdan telaşla 12'ye düştüler. Teker teker burada. Akın Bey'i basının karşısında malvarlığını açıklamaya davet ediyorum. Eğer açıklamazsa ben ada ada, pafta pafta, site site, daire daire... Akın Bey'in taşınmaz 12 malvarlığını açıklamasını; hangi maaşıyla, eşinin hangi maaşıyla o taşınmazları... Eşinin taşınmazlarını açıklamasını bekliyorum."
NE OLMUŞTU?
MHP lideri Devlet Bahçeli, bugün partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda CHP'yi hedef aldı.
CHP'nin geçen hafta Meclis'teki 'kürsü işgali' eylemine tepki gösteren Bahçeli, İBB'ye yönelik operasyonlara işaret edip "Anormal ve stresli bir gerilimin sebebi buna mı dayalı?" dedi.
Bahçeli ayrıca, "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. 'Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor' demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır. CHP’nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır" ifadelerini kullandı.




