Birleşmiş Milletler Çocuklar ve Silahlı Çatışmalar Özel Temsilcisi Vanessa Frazier, savaşların çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek, çocukların korunmasının sadece insani bir sorumluluk değil, kalıcı barışın da temel şartı olduğunu vurguladı.

Savaşın En Sessiz Mağdurları: Çocuklar

BM Haberleri’ne verdiği özel röportajda konuşan Frazier, çocuklara yönelik ağır ihlallerde son yıllarda kaygı verici bir artış yaşandığını belirtti. Otuz yıla yaklaşan görev süresi boyunca çatışma alanlarında edindiği deneyimlere dikkat çeken Frazier, “önleme ve korumanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini” söyledi.

“Çocukların askere alınması ve kullanılması, karşı karşıya kaldığımız en yaygın ve en yıkıcı ihlallerden biri olmaya devam ediyor,” diyen Frazier, yalnızca 2024 yılında 7 bin 400’den fazla çocuğun silahlı kuvvetler ve gruplar tarafından zorla ya da gönüllü olarak kullanıldığını, bunun yalnızca doğrulanabilen vakalar olduğunu ifade etti.
“Son 30 yılda 220 binden fazla çocuğu silahlı yapıların elinden kurtardık,” sözleriyle tablonun ağırlığını ortaya koydu.

Çatışma Bölgelerinde Derinleşen Kriz

Frazier’in ofisi bugün dünya genelinde yaklaşık 26 aktif çatışma alanını izliyor. İhlallerin özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Somali, Suriye ve Myanmar’da yoğunlaştığını belirten Frazier, Sudan’da da çocukların hedef alındığı tehlikeli bir eğilimin güçlendiğini vurguladı.

“Raporumuzdaki her sayı, masumiyeti yarım kalmış bir çocuğu temsil ediyor,” diyen Frazier, çocukların sınır muhafızı, işçi ya da savaşçı olarak ‘işlevsel’ görülmesinin insanlık açısından kabul edilemez olduğunu söyledi.

Kaçırılmadan Yeniden Hayata Dönüşe

BM’nin çalışmaları yalnızca ihlalleri belgelemekle sınırlı değil. Frazier’in ofisi, çocukların serbest bırakılması için silahlı gruplarla doğrudan müzakereler yürütüyor. Serbest bırakılan çocukların yeniden topluma kazandırılmasında ise UNICEF ve ortak kuruluşlar devreye giriyor.

Psikososyal destek, eğitim ve sağlık hizmetlerinin hayati olduğunu vurgulayan Frazier, özellikle kız çocuklarının geri dönüşte ağır bir damgalanmayla karşı karşıya kaldığını söyledi:
“Çocuklarıyla dönen kızlar, ‘hasarlı’ olarak görülüp topluluklarından dışlanabiliyor. Bu, ikinci bir travma yaratıyor.”

Önleme, Eğitim ve Hesap Verebilirlik

Frazier’e göre asıl hedef, ihlaller yaşanmadan önce önlem almak.
“Çocuklar okulda kalmalı. Okuldan koparılan her çocuk, silahlı gruplar için kolay bir hedef haline geliyor,” dedi.

Hesap verebilirliğin de caydırıcı bir güç olduğuna dikkat çeken Frazier, ulusal mahkemeler ile Uluslararası Ceza Mahkemesi önündeki davaların önemini vurguladı.
“Silahlı grup liderleri çocukları askere alma suçundan yargılanıp cezalandırıldığında, bu güçlü bir mesaj verir: Bu suç cezasız kalmaz.”

“Savaş Çocukluğu Çalıyor”

Saha deneyimlerinden örnekler paylaşan Frazier, çatışmanın çocuklar üzerindeki etkisini şu sözlerle özetledi:
“13 yaşında bir kız çocuğunu, kucağında bebeğiyle gördüğünüzde, savaşın çocukluktan neleri çaldığını anlıyorsunuz. Rakamlar değil, hayatlar söz konusu.”

Masumiyet ve Barış Arasında Bir Köprü

“Çocuklar masumiyetin simgesidir,” diyen Frazier, hiçbir çocuğun savaşın tarafı olamayacağını vurguladı. Ona göre sürdürülebilir barış, çocukların korunması ve güçlendirilmesiyle mümkün:

“Barışın geleceği, çocukların eğitim alabilmesine, topluma eşit bireyler olarak katılabilmesine bağlı. Doktor, öğretmen, mühendis ya da siyasetçi olma hayalleri ancak böyle mümkün olabilir.”

Umut Mesajları

Frazier, savaşlardan etkilenen çocukların origami güvercinler aracılığıyla barış mesajları gönderdiği “Önemli Olduğunu Kanıtla” kampanyasını da hatırlattı. Bir çocuğun mesajını ise özellikle vurguladı:

“Hâlâ barış dolu bir dünya için umudum var. Bir daha asla bir kız çocuğu gerilla savaşçısının karısı olmasın.”

Prof. Dr. Fahrettin Altun’dan 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü Mesajı
Prof. Dr. Fahrettin Altun’dan 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü Mesajı
İçeriği Görüntüle

Frazier sözlerini şu çağrıyla tamamladı:
“Çocuklar, çatışma zamanlarında bile masumiyetlerini koruyabilmeli. Bu, yalnızca çocuklar için değil, dünyanın barışçıl geleceği için de zorunlu.”

Muhabir: Güven BOĞA