Araştırmalar, sel sırasında meydana gelen can kayıplarının önemli bir bölümünün sürücülerin suyla kaplanan yollardan geçmeye çalışması sonucu yaşandığını gösteriyor. Uzmanların uyarısı açık: Suyun derinliğini ve akış hızını bilmiyorsanız ilerlemeyin; geri dönüp güvenli bir güzergâh bulun.
Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde şiddetli yağışlar, taşkınlar ve ani seller yaşamı tehdit etmeye devam ediyor. Kent merkezlerinde, kırsal bölgelerde, dere yataklarında, alt geçitlerde ve düşük kotlu yollarda kısa sürede biriken su; sürücüler ve araçlarda bulunan yolcular için görünenden çok daha büyük bir tehlike oluşturuyor.
Sel sırasında çoğu sürücü, suyla kaplanan bir yola girdiğinde karşılaşabileceği en kötü durumun aracın arızalanması olduğunu düşünüyor. Oysa araç suyun kaldırma ve sürükleme kuvvetine maruz kaldığında kontrol tamamen kaybedilebiliyor. Araç yüzmeye başlayabiliyor, akıntıyla sürüklenebiliyor, bir engele çarparak devrilebiliyor veya suya gömülebiliyor.
Bu nedenle su basmış bir yola girmek, yalnızca maddi hasar riski değil; doğrudan yaşamı tehdit eden bir karar anlamına geliyor.
Sel kaynaklı ölümlerin önemli bölümü araçlarda yaşanıyor
Loughborough Üniversitesi’nden Sürdürülebilir Ürün Tasarımı Mühendisliği Doçenti Matthew Watkins ve ekibinin araştırması, sürücülerin sel suyuna girme kararlarını hangi etkenlere göre verdiğini inceledi.
Araştırmada, birçok sürücünün suyun derinliğinin önemli olduğunu bildiği ancak akış hızının oluşturduğu tehlikeyi yeterince değerlendiremediği belirlendi. Çalışmaya katılan 185 sürücünün yaklaşık yüzde 80’i, 25 santimetreden daha derin suyun araçla geçiş için güvenli olmadığını doğru biçimde ifade etti.
Ancak sürücülerin büyük bölümü, hızla akan suyun aracı sürükleyebileceğini yeterince dikkate almadı. Katılımcılara suyun akış hızını nasıl değerlendirecekleri sorulduğunda bile çoğunluk, akıntı yerine yalnızca suyun derinliği üzerinden yanıt verdi.
Oysa sel suyundaki asıl tehlike yalnızca derinlik değil. Sığ görünen fakat hızlı akan su da bir aracı yol yüzeyinden kopararak sürükleyebilir.
ABD Ulusal Hava Durumu Servisi de sel kaynaklı boğulmaların yarıdan fazlasının araçların tehlikeli suya sürülmesi sırasında meydana geldiğini bildiriyor. Kuruma göre yaklaşık 15 santimetre derinliğindeki hızlı su bir yetişkinin dengesini bozabilir; yaklaşık 30 santimetrelik hareketli su birçok otomobili sürükleyebilir. Daha yüksek araçlar, SUV’ler ve kamyonetler de sanıldığı kadar güvende değil. Yaklaşık 60 santimetrelik hızlı akıntı, bu araçları da sürükleyebilecek güce ulaşabilir.
Modern araçlar ilk anda yüzebilir
Modern otomobillerin kapı ve gövde yalıtımları geçmişteki araçlara göre daha güçlü. Bu durum yağmur ve dış ortam koşullarına karşı avantaj sağlasa da sel sırasında beklenmedik bir risk yaratabiliyor.
Araç, içine hemen su almadığı için kısa süreliğine yüzmeye başlayabiliyor. Lastiklerin yol ile teması azaldığında direksiyon ve fren işlevini kaybediyor. Sürücü, motor çalışmaya devam etse bile aracın yönünü belirleyemiyor.
Akıntının taşıdığı araç bir ağaca, duvara, bariyere, köprü ayağına veya başka bir araca çarptığında yan yatabilir ya da devrilebilir. Kapıların dışındaki su basıncı yükseldiğinde araçtan çıkmak da güçleşebilir.
Bu nedenle “Aracım ağır, su beni sürükleyemez” düşüncesi ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Başka bir aracın geçmesi güvenli olduğu anlamına gelmiyor
Araştırmada ortaya çıkan önemli sonuçlardan biri de sürücülerin, kendilerinden önce başka bir aracın sudan geçip geçmediğine bakarak karar vermesi oldu.
Bir aracın sel suyundan geçebilmesi, aynı yolu izleyen diğer araçların da güvenli biçimde geçebileceği anlamına gelmiyor. Aynı büyüklükteki araçların dahi ağırlığı, yerden yüksekliği, lastikleri, yük dağılımı ve motor hava girişinin konumu farklı olabiliyor.
Benzinli ve dizel araçların hava girişleri farklı noktalarda bulunabileceği gibi elektrikli ve hibrit araçlarda da suya maruz kalmanın doğuracağı riskler araçtan araca değişebiliyor.
Birinci araç geçtikten birkaç saniye sonra suyun seviyesi veya akış hızı artabilir. Yolun su altında kalan bölümü çökmüş, asfalt parçalanmış ya da mazgal kapakları yerinden çıkmış da olabilir.
Bu nedenle başka bir sürücünün hareketini takip etmek, güvenilir bir ölçüm yöntemi değil.
Yol suyun altında görünmüyor olabilir
Sel suyu çoğu zaman bulanık olduğu için yol yüzeyindeki tehlikeler fark edilemez. Su altında şu riskler bulunabilir:
- Çöken veya tamamen kopan yol bölümleri
- Açık rögar ve mazgal boşlukları
- Derin çukurlar
- Sürüklenen kaya, dal ve metal parçaları
- Elektrik kabloları
- Akaryakıt, kanalizasyon ve kimyasal maddeler
- Aracın ilerlemesini engelleyecek çamur ve moloz birikintileri
Yolun ortasının en sığ bölüm olduğu da düşünülmemeli. Akıntı, yol yüzeyini bazı noktalarda aşındırarak dışarıdan görülemeyen derin çukurlar oluşturabilir.
Su neden motoru bir anda durduruyor?
Araçların motor hava girişi genellikle ön bölümde ve zemine görece yakın bir noktada bulunuyor. Su, hava girişinden motora ulaştığında ciddi mekanik hasara yol açabiliyor.
Motorun aniden durması, aracı sel suyunun ortasında hareketsiz bırakabilir. Egzoz sistemine su girmesi, elektrik ve elektronik donanımın etkilenmesi de aracın çalışmasını engelleyebilir.
Motor su içinde durduysa yeniden çalıştırılmaya çalışılması hasarı büyütebilir. Ancak sel sırasında öncelik aracı korumak değil, insan yaşamını güvence altına almaktır.
Duran uyarı levhaları neden etkisiz kalabiliyor?
Watkins ve ekibinin araştırmasına göre sürücüler, hız sınırı veya “dur” levhalarına kıyasla sabit sel uyarı levhalarına daha az uyuyor.
Bunun nedenlerinden biri, geçici sel tehlikesi sona erdikten sonra bazı uyarı levhalarının uzun süre yol kenarında bırakılması. Sürücüler zamanla bu levhaların güncel bir tehlikeyi göstermediğini düşünmeye başlayabiliyor.
Araştırmacılar, bu soruna karşı seli gerçek zamanlı olarak bildiren dinamik LED uyarı sistemi geliştirdi. Deneyimli ve deneyimsiz sürücülerle yapılan çalışmada, dinamik uyarıların incelenen on levhanın sekizinde daha etkili ve akılda kalıcı olduğu belirlendi.
Dinamik sel uyarı levhasına dikkat eden sürücü sayısının, sabit levhaya dikkat edenlerin neredeyse iki katına çıktığı görüldü.
Bu bulgu, yerel yönetimlerin ve karayolu idarelerinin yalnızca sabit levhalarla yetinmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Su seviyesi sensörleri, ışıklı tabelalar, otomatik bariyerler, telefonlara gönderilen konum tabanlı uyarılar ve güncel yol kapanma sistemleri can kayıplarını azaltabilir.
En güvenli ölçü santimetre hesabı yapmak değil
Bazı sürüş rehberlerinde standart otomobiller için 10 santimetreden, SUV türü araçlar için 30 santimetreden daha derin suya girilmemesi gerektiği belirtiliyor. Ancak bu değerler, daha sığ suyun mutlaka güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Suyun akış hızı, yolun eğimi, aracın ağırlığı, lastiklerin durumu ve su altında kalan zeminin yapısı sonucu tamamen değiştirebilir. Üstelik sürücü, aracın içinden suyun gerçek derinliğini güvenilir biçimde ölçemez.
Bu nedenle en güvenli yaklaşım, derinliği ve akış hızı bilinmeyen suya hiç girmemektir.
Sel suyuyla karşılaşan sürücü ne yapmalı?
Su basmış bir yol görüldüğünde hız düşürülmeli ve güvenli bir noktada durulmalı. Araç doğrudan suyun içine sürülmemeli.
Sürücülerin şu kurallara uyması yaşamsal önem taşıyor:
- Yol kapatma bariyerleri kesinlikle aşılmamalı.
- Alt geçitlere ve düşük kotlu yollara su birikmişse girilmemeli.
- Hareketli, dalgalı veya yüzeyinde belirgin çizgiler oluşan su daha tehlikeli kabul edilmeli.
- Gece saatlerinde suyun derinliğini tahmin etmeye çalışılmamalı.
- Başka bir aracın geçmesi örnek alınmamalı.
- Araçla suyun kenarına fazla yaklaşılmamalı; yol zemini çökmüş olabilir.
- Acil durum ekiplerinin ve yerel yönetimlerin yol kapatma kararlarına uyulmalı.
- Tereddüt oluştuğu anda geri dönülmeli ve başka bir güzergâh kullanılmalı.
- Yolculuk öncesinde meteorolojik uyarılar ve yol durumu kontrol edilmeli.
- Ani sel uyarısı verilen bölgelerde dere yataklarından, köprü altlarından ve alt geçitlerden uzak durulmalı.
Araç suyun içinde kalırsa ne yapılmalı?
Araç sel suyunda hareketsiz kaldığında panik yapmak, zaman kaybettirebilir. Mümkünse acil yardım hattı aranmalı ve konum bilgisi paylaşılmalı.
Su henüz yükselmemiş ve dışarı çıkmak güvenliyse araç terk edilerek daha yüksek bir noktaya geçilebilir. Ancak hızla akan suya yürüyerek girmek de son derece tehlikelidir. Yaklaşık 15 santimetrelik güçlü akıntı bir yetişkini devirebilir.
Araç sürüklenmeye veya su seviyesi hızla yükselmeye başladıysa emniyet kemerleri çözülmeli, mümkünse yan cam açılmalı ve çıkış için hazırlık yapılmalı. Elektrik sistemi çalışmıyorsa cam kırma aparatı gerekebilir. Bu tür bir aparatın sürücünün kolay ulaşabileceği sabit bir yerde tutulması önemlidir.
Kapılar, dışarıdaki su basıncı nedeniyle açılamayabilir. Araçtan çıktıktan sonra akıntıya atılmak yerine ulaşılabiliyorsa aracın tavanı gibi daha yüksek bir noktaya çıkılarak yardım beklenmesi daha güvenli olabilir. Ancak her olayın koşulları farklıdır; acil durum görevlilerinin telefonla verdiği talimatlara uyulmalıdır.
Yayalar için de aynı tehlike geçerli
Sel suyuna araçla girmek kadar yürüyerek girmek de risklidir. Suyun altında açık rögarlar, çukurlar, kesici maddeler veya elektrik kabloları bulunabilir. Akıntı ayakların yerle temasını kısa sürede kesebilir.
Çocuklar, yaşlılar ve hareket kısıtlılığı bulunan kişiler çok daha düşük su seviyelerinde dengesini kaybedebilir. Sel suyuyla temas ayrıca kanalizasyon, kimyasal maddeler ve çeşitli mikroorganizmalar nedeniyle sağlık riski oluşturabilir.
İklim değişikliği riski büyütüyor
Isınan atmosfer daha fazla nem taşıyabiliyor. Bu durum bazı bölgelerde daha yoğun ve uzun süreli yağışların görülmesine, kentlerde yağmur suyu sistemlerinin kapasitesinin aşılmasına ve ani sellerin oluşmasına katkıda bulunuyor.
Yoğun yapılaşma, geçirimsiz beton yüzeylerin artması, dere yataklarının daraltılması, yetersiz altyapı ve doğal su akışının bozulması da yağışın afete dönüşme riskini artırıyor.
Bu nedenle sel güvenliği yalnızca bireysel sürücü davranışlarına bırakılamaz. Kamu kurumlarının riskli yolları önceden belirlemesi, alt geçitlere otomatik bariyerler kurması, drenaj altyapısını güçlendirmesi, gerçek zamanlı uyarı sistemlerini yaygınlaştırması ve halka düzenli bilgilendirme yapması gerekiyor.
Birkaç dakikalık yol, yaşamdan daha değerli değil
Sel suyuyla kaplanan bir yoldan geçmeye çalışmak, sürücüye zaman kazandıracak kısa bir tercih gibi görünebilir. Ancak suyun altında ne bulunduğu, derinliğin birkaç metre ileride nasıl değiştiği ve akıntının aracı hangi anda sürükleyeceği dışarıdan anlaşılamaz.
Uzmanların ortak mesajı son derece açık:
Suyun derinliğini ve akış hızını bilmiyorsanız ilerlemeyin. Geri dönün ve başka bir yol bulun. Birkaç dakikalık gecikme, sizin ve araçtaki diğer insanların yaşamından daha önemli değildir.
Haber-makale; Loughborough Üniversitesi’nden Doç. Dr. Matthew Watkins ve araştırma ekibinin sürücü davranışlarına ilişkin çalışması ile resmî sel güvenliği uyarılarından yararlanılarak hazırlanmıştır.





