Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan: "Yeni öğretim dönemi öğrenciler, aileleri ve veliler ile eğitim emekçileri açısından ağırlaşmış sorunlarla başlıyor."dedi

Bir öğrencinin başlıca ihtiyaç malzemelerinin karşılanması için asgari ücretin yarısını geçen maliyeti karşılamakta zorlanan velilerin, okulların açılmasıyla bütçelerinde büyük bir delik açılıyor. Her çocuğun Anayasal hakkı olan öğrenim-eğitim, devletin tamamen elini çektiği, ders kitapları ve kırtasiye malzemeleri, kayıtlar sırasında talep edilen zorunlu bağışlar, yüksek harçlarla birlikte maliyetinin tamamen ailelere yıktığı bir ticaret konusu haline geldi. Oysa eğitimin bütün giderleri devlet tarafından karşılanmalıdır. 

Eğitim emekçilerinin sorunlarının da katmerlendiği bir eğitim yılı başlıyor. Yoksulluk sınırına varmayan ücretler, mecbur kalınan ek derslerle çalışma saatlerinin artması, performans değerlendirmesi kıskacı gibi sorunlarla boğuşan eğitim emekçileri bu koşullarda hayatlarını sürdürebilmek için daha fazla çalışıyor ve yıpranıyor. Özel okullarda çalışan öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntılar ise daha da fazla. İş güvencesi olmayan, büyük ölçüde örgütsüz, bulabildikleri işlerde sözleşmeyle çalışmak zorunda kalan on binlerce öğretmen özel okul patronları tarafından sömürüldükçe sömürülüyor. Eğitim emekçileri arasındaki üye olunan sendika, sektör ve statü farklılıkları, bölünmeyi derinleştirerek örgütlü ve birleşik mücadelenin önemli bir engel teşkil ediyor.

İktidarın eğitim politikası 4+4+4 adı altında uygulanan sistem ve defalarca yap boza uğratılan bir sistem denemeleriyle bir kangrene işaret etmektedir. Eğitimin içeriği iktidarın ideolojik, politik karakterine ve sermayeye hizmet edecek tercihlerine göre gerici temelde yeniden şekillenmiş, zorunlu din derslerinin saati artırılmış, kapsamı genişletilmiştir.

Yoksulluğun bunca arttığı, koşullarda iktidarın eğitim politikalarının da bir sonucu olarak okullaşma oranı azalmış, çalışan çocuk sayısında bizzat Çalışma Bakanlığının verilerine göre büyük bir artış meydana gelmiştir. Neredeyse her okul imam hatipleştirilmiş, ÇEDES gibi programlarla tarikatlar, cemaatler, bunların vakıfları ve din görevlileri eğitim hizmetlerin bir parçası haline getirilmiştir. Hedeflenen ise yasal haklarına, örgütlü gücüne yaslanan bir işçi sınıfı yerine tevekkül eden, sabreden, sermaye için fedakarlığı görev bilen işgücü yetiştirmektir. Yanısıra, erken evlilikler teşvik edilerek, karma eğitim tartışmaya açılarak iktidarın tercih ettiği cinsiyet rollerine hazır öğrenciler yetiştirmesi de amaçlanmaktadır. Biriken sorunlar yetmezmiş gibi iktidarın 2024-2025-2026 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Ekonomik Programı, her düzeydeki eğitimin, şirketlerin ihtiyacı olan işgücünü yetiştirmeye yönelmesini buyuruyor. Birçok çocuğun OSB’lere çırak olarak hazırlandığı MESEM’lerin çoğaltılması bu programın ana unsurlarından biri. Okul artık sadece sermayenin çıkarlarını karşılamayı önceleyen siyasi iktidarın, kendi ideolojisine uygun olarak formatlanmış insanların üretildiği fabrikaya dönüştü. Her şey Türk Tipi ekonominin ucuz emek cehennemine insan kaynağı aktarmaya ayarlı.

Çok sayıda çocuk eğitimin dışına düşerken, deprem bölgelerinde hala geçici barınma yerlerinde kalan çocuklar için eğitim daha fazla aslan ağzındadır. İnsani olmayan koşullara eğitim sorunları da eklenerek katmerlenmiştir.

Ülkemizin çocukları ve gençlerini bu cehenneme teslim etmemek için tek şart bu çok yönlü; ekonomik, politik ve ideolojik saldırılara karşı birlikte ve örgütlü mücadeledir. Partimiz öğrencilerin her gün biraz daha zor duruma düşürülen öğretmenlerin ve velilerin yanındadır.

Diyarbakır Barosu, Ankara’daki bombalı saldırı girişimine tepki gösterdi. Diyarbakır Barosu, Ankara’daki bombalı saldırı girişimine tepki gösterdi.

Parasız, bilimsel, anadilinde, demokratik eğitim yakın geçmişte dünya emekçilerinin kazandığı bir haktır ama bugün esamesi okunmuyor. Bu talebi yeni eğitim öğrenim döneminde de yükseltecek, okullarımızı demokratik kazanımlarımızın mevziisi haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Parasız, bilimsel, demokratik, anadilinde eğitim için, laiklik ve demokrasi için mücadeleye devam edeceğiz. Sağlıklı beslenme her çocuğun hakkıdır ve iktidar bu hakkı görmese de tanımasa da biz yeni öğrenim döneminde de her çocuk için bir öğün sağlıklı, nitelikli, ücretsiz yemek verilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.