TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Adana Şubesi’nin 28. Olağan Genel Kurulu’na katılan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, yaptığı konuşmada 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında yaşananlardan Türkiye’deki siyasal ve toplumsal tabloya, çocuk istismarından emek sömürüsüne kadar pek çok başlıkta sert eleştiriler yöneltti.
6 Şubat depremlerinin yıldönümünde Antakya ve Adana’da olduklarını belirten Aslan, deprem bölgesinde yaşananların bir kez daha mevcut sistemin gerçek yüzünü ortaya koyduğunu söyledi. Aslan’a göre, kapitalist düzen depremi dahi bir rant alanına çevirmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antakya’daki açılış töreninde, yıkımı ve sorunları gizlemek için binaların üzerinin görsellerle kapatıldığını hatırlatan Aslan, “Gerçekler örtülmek istendi ama halkın yaşadığı sorunların devam ettiği açıkça ortada” dedi.
Depremin ilk gününden itibaren halkla dayanışma içinde olan kurum ve örgütleri de anan Aslan, TMMOB, TTB, barolar, KESK, DİSK, sol-sosyalist partiler ve ana muhalefet dahil olmak üzere birçok kesimin büyük bir özveriyle depremzedelerin yanında yer aldığını vurguladı. “Yaralarımızı birlikte sardık, sarmaya da devam ediyoruz” diyen Aslan, bugün hâlâ çözülmeyen çok sayıda temel sorun bulunduğuna dikkat çekti.
Konuşmasında son dönemde ABD’de gündeme gelen Epstein belgelerine de değinen Seyit Aslan, bu belgelerin emperyalist kapitalist sistemin çürümüşlüğünü ve çocukların bedenleri üzerinden yürütülen sömürü düzenini tüm çıplaklığıyla ortaya serdiğini ifade etti. Türkiye’de de kaybolan ve istismara uğrayan çocuklar olduğunu hatırlatan Aslan, adı bu belgelere karışan ve hâlen Türkiye’de bulunan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın derhal sınır dışı edilmesi ve yargılanması gerektiğini söyledi. “Bu yalnızca ABD’deki çocuklara değil, dünyadaki bütün çocuklara uzanan bir eldir” diyerek meselenin evrensel bir suç olduğunun altını çizdi.
Saray iktidarının meslek örgütleri ve emek örgütleri üzerindeki baskılarına da değinen Aslan, baroların bölünmeye çalışıldığını, TMMOB ve TTB’nin hedef alındığını, mücadeleci konfederasyonların etkisizleştirilmeye çalışıldığını hatırlattı. Ancak tüm bu girişimlere rağmen mücadelenin dün olduğu gibi bugün de sürdüğünü ve yarın da süreceğini vurguladı.
Aslan, baskı politikalarının emek sömürüsü, kadın cinayetleri, çocuk emeğinin sömürülmesi, emeklilerin yoksulluğa mahkûm edilmesi ve Kürt halkının temel haklarının inkârı ile aynı zihniyetin ürünü olduğunu belirtti. AKP iktidarı döneminde on binlerce işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini hatırlatan Aslan, kadın katillerine uygulanan cezasızlık politikalarını, MESEM projelerinde çocukların sömürülmesini ve halkın seçtiği belediye başkanlarının tutuklanarak yerlerine kayyım atanmasını da aynı anlayışın parçaları olarak değerlendirdi.
Konuşmasının sonunda, farklı program ve tüzüklere sahip olunsa da Türkiye’yi faşist bir rejime sürüklemeye çalışan bu anlayışa karşı birlikte mücadele etmekten başka bir yol olmadığını vurgulayan Seyit Aslan, işçisiyle, emekçisiyle, kadınıyla, genciyle, köylüsüyle; Türküyle, Kürdüyle herkesin ortak bir gelecek için yan yana gelmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, “Sömürünün olmadığı, halkların eşit koşullarda bir arada yaşadığı, kadınların can güvenliğinin sağlandığı, çocukların istismar edilmediği, sendikal hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğu demokratik ve özgür bir Türkiye’yi hep birlikte kurmak zorundayız” diyerek konuşmasını tamamladı.



