Türkiye’de Uyuşturucu Sorunu ve Mücadele Gerekliliği

26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Yasadışı Ticaretle Mücadele Günü’nün 35. yıl dönümünde Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığı ve kullanımı önemli bir gündem maddesi haline geldi. Son yıllarda Türkiye, uyuşturucu kaçakçılığında ve ticaretinde kritik bir rol oynayan merkezlerden biri haline geldi. Bu durum, ülkenin limanlarının uyuşturucu taşınmasında kullanılması ve makam araçlarında uyuşturucu taşınması gibi ciddi sorunları da beraberinde getirdi. Ayrıca, uyuşturucu ticaretinden elde edilen kara paranın rahatlıkla aklanabilmesi ve uyuşturucu kullanma yaşının 9 yaşın altına düşmesi gibi endişe verici gelişmeler yaşanmaktadır.

Avrupa Birliği Polis Teşkilatı (Europol) ve Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi (EMCDDA) tarafından hazırlanan raporlara göre, Türkiye merkezli uyuşturucu çeteleri Avrupa’daki uyuşturucu trafiğinde kilit bir rol oynamaktadır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) 2023 Raporu’nda da Türkiye’deki uyuşturucu yakalanma oranlarının tehlikeli bir biçimde arttığı belirtilmiştir. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı, 2023 Türkiye Uyuşturucu Raporu’nda, yakalanan captagon cinsi uyuşturucu maddenin son iki yılda yüzde 732 arttığını açıklamıştır.

Türkiye’nin “uyuşturucu cenneti” haline gelişi, özellikle AKP iktidarları döneminde hız kazanmıştır. Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde uyuşturucu ticareti, kullanımı ve yaygınlaşması AKP iktidarı öncesi devreye konan bir politika iken AKP ile daha ileri boyuta taşınmıştır. Uyuşturucu kullanım yaşının giderek düştüğü bölgede, uyuşturucu imal edilen yerlerin bizzat askeri bölgelerin yakınında olduğu ve bu duruma göz yumulduğu bilinmektedir. Tedavi hizmetlerinin yetersizliği ve uyuşturucu ile mücadelede hastanelerde yatak sayısının az olması, bu alanda uzmanlaşmış sağlık personeli eksikliği gibi faktörler de uyuşturucu madde ile mücadelenin yetersiz kalmasının sebeplerindendir.

Bu nedenlerden ötürü, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Yasadışı Ticaretle Mücadele Günü vesilesiyle TBMM çatısı altında uyuşturucu ile etkin mücadelenin yürütülmesi, alınacak önlemlerin belirlenmesi ve görevini kötüye kullanan siyasetçi, bürokrat ve kamu görevlilerinin tespiti amacıyla bir araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir. Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez, bu doğrultuda bir Meclis Araştırması açılması için teklifte bulunmuştur.

CHP’li Bakırlıoğlu: “Adrese Teslim İhalelerle Ülkenin Emeklisi, Çiftçisi ve Esnafı Açlığa Mahkum Ediliyor” CHP’li Bakırlıoğlu: “Adrese Teslim İhalelerle Ülkenin Emeklisi, Çiftçisi ve Esnafı Açlığa Mahkum Ediliyor”

Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez, araştırma önergesinde gerekçeleri şu şekilde sıraladı.

GEREKÇE

Avrupa Birliği Polis Teşkilatı (Europol) ve Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi (EMCDDA) tarafından hazırlanan “AB Uyuşturucu Piyasaları Raporunda” Türkiye merkezli uyuşturucu çetelerinin Avrupa’daki uyuşturucu trafiğinde ve ticaretinde kilit bir rolünün olduğu ve uyuşturucu maddelerin taşınmasında Türkiye’deki limanların kullanıldığı tespiti yer almıştır. Kamuoyuna sıklıkla yansıyan bilgilere göre Türkiye, uyuşturucunun transit geçişinin yapıldığı ülke konumundan çıkıp doğrudan uyuşturucu pazarı haline geldiği yönündedir.Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) 2023 Raporu’nda ise 2019 yılından bugüne “metamfetaminin, sentetik esrar ve captagon” adlı uyuşturucuların yakalanma oranlarının ve dolayısıyla kullanım oranlarının tehlikeli bir biçimde arttığı belirtilmiştir. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı, 2023 Türkiye Uyuşturucu Raporu’nda, yakalanan captagon cinsi uyuşturucu maddenin son iki yılda yüzde 732 arttığı, metamfetaminde ise bu oranın yüzde 193 artış gerçekleştiği açıklanmıştır.

2018 yılında yapılan düzenlemelerle Türkiye vatandaşlığı almak için gayrimenkul edinme bedeli 1 milyon dolardan 250 bin dolara indirilmiştir. Özellikle bu değişiklik ve varlık barışı sonrasında yabancı uyruklu “uyuşturucu baronlarının” ve çetelerinin Türkiye’yi üs haline getirdiği inkar edilemez bir gerçekliktir. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminde gerçekleşen bu gelişmeler uluslararası raporlarda yer alan tespitlerin nedenlerini oluşturan etkenler arasındadır. Yeni İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya döneminde ise 1 Haziran 2023 ile 8 Nisan 2024 arasında Türkiye’de Kırmızı Bültenle aranan 44 uyuşturucu kaçakçısının yakalandığı belirtilmiş, yurt içinde belirtilen tarihlerde operasyon düzenlenen 436 suç örgütünün 117’sinin uyuşturucu kaynaklı olduğu aktarılmıştır.

Uyuşturucu ticaretinde son yıllarda kamuoyunda sıklıkla gündeme gelen bir konu da makam araçlarında uyuşturucu taşınmasıdır. 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı’nın makam şoförünün kullandığı araçta 4 kilogram uyuşturucu madde yakalanmıştır. 2022 yılında Koç Üniversitesi rektörlüğüne ait makam aracında 74 kilo uyuşturucu ele geçirilmiştir.  2023 yılında Edirne'de uyuşturucuyla mücadeleden sorumlu üst düzey polis müdürü Zeki Ağsakal hakkında uyuşturucu kaçakçılarıyla işbirliği yaptığı gerekçesiyle dava açılmıştır. Adana'da görevli cumhuriyet savcısı Osman Yarbaş'ın bazı polis memurlarını uyuşturucu kuryesi olarak kullandığı ve kendisinin kurduğu suç örgütünün lideri olduğu basına da yansıyan skandal niteliğinde örneklerden sadece bir kaçıdır.

Türkiye’nin “uyuşturucu cenneti” haline gelişi AKP iktidarları döneminde giderek hız kazanmıştır. Özellikle Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde uyuşturucu ticareti, kullanımı ve yaygınlaşması AKP iktidarı öncesi devreye konan bir politika iken AKP ile daha ileri boyuta taşınmıştır. Uyuşturucu kullanım yaşının giderek düştüğü bölgede, uyuşturucu imal edilen bölgelerin bizzat askeri bölgelerin yakınında olduğu “göstermelik operasyonlar dışında bu duruma göz yumulduğu” bilinen bir hakikattir. Okulların bizzat uyuşturucu maddelerin satış yeri haline geldiği, gençlerin şehir merkezlerinde rahatlıkla uyuşturucu madde kullanabildikleri ve erişimde ciddi bir engelleme ile karşılaşmadıkları bu alanda çalışma yürüten sivil toplum örgütleri tarafından da ortaya konmuştur. Tedavi hizmetlerinin ise yeterli olmadığı, uyuşturucu ile mücadelede hastanelerde yatak sayısının az olması, bu konuda uzmanlaşmış psikiyatri uzmanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı sayısının çok eksik olması da uyuşturucu madde ile mücadelenin yetersiz kalmasının sebeplerindendir. Özellikle Kürtlerin yoğun yaşadıkları illerde AMATEM sayılarının Türkiye’nin diğer bölgelerine nazaran çok daha az olması, uyuşturucuyla mücadelede de bölgesel farklılıkların uygulandığını açıkça göstermektedir.

Uyuşturucu kullanımına, ticaretine ve yaygınlaşmasına karşı etkin mücadelenin yapılmamasıyla birlikte AKP iktidarının eliyle Türkiye’de yaratılan toplumsal, siyasal ve ekonomik krizin uyuşturucu kullanımına etkisi azımsanmayacak derecede büyüktür. Bu nedenlerden ötürü 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Yasadışı Ticaretle Mücadele Günü vesilesiyle Meclis çatısı altında uyuşturucu ile etkin mücadelenin yürütülmesi, alınacak önlemlerin belirlenmesi, görevini ve yetkisini kötüye kullanan siyasetçi, bürokrat ve kamu görevlilerinin tespiti amacıyla Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulması, TBMM’nin esas görev ve sorumluluk alanındadır.

Editör: Haber Merkezi