Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verilerine göre, önceki yönetimin 8 Aralık 2024’te düşmesinden 3 Ekim 2026’ya kadar mayınlar, patlamamış mühimmat ve diğer savaş kalıntılarının patlaması sonucu 944 sivil hayatını kaybetti. Ölenlerin 301’i çocuk, 59’u kadın. Gözlemevi, tehlikeli alanların belirlenmesi ve temizlenmesi için acil çağrı yaptı.

Suriye’de askeri operasyonların azalması ve önceki yönetimin düşmesi, savaşın siviller üzerindeki ölümcül etkilerini sona erdirmedi. Ülkenin geniş kesimlerinde bulunan mayınlar, patlamamış mühimmat ve patlayıcı savaş kalıntıları; evlerde, tarlalarda, yollarda, otlaklarda ve çalışma alanlarında insanların yaşamını tehdit etmeyi sürdürüyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin belgelediği verilere göre, 8 Aralık 2024’ten itibaren savaş kalıntılarının patlaması sonucu toplam 944 sivil yaşamını yitirdi. Bu kişilerin 301’ini çocuklar, 59’unu kadınlar oluşturdu.

Toplam sayı; Aralık 2024’ün son bölümünde, 2025 yılı boyunca ve 2026’nın başından 3 Ekim’e kadar kaydedilen can kayıplarının bir araya getirilmesiyle oluştu. Ekim ayının ilk günlerinde de sivillerin yaralandığı yeni patlamalar kaydedildi.

Aralık 2024’te yalnızca 24 günde 80 sivil öldü

Gözlemevi, önceki yönetimin düştüğü 8 Aralık ile 31 Aralık 2024 arasındaki dönemde, savaş kalıntılarının patlaması sonucu 12’si çocuk, 6’sı kadın olmak üzere 80 sivilin hayatını kaybettiğini belgeledi.

Yalnızca 24 günlük bu dönemde yaşanan can kayıpları, savaşın geride bıraktığı patlayıcıların oluşturduğu tehlikenin boyutunu ortaya koydu. Geçmişte çatışmaların, bombardımanların ve askeri operasyonların yaşandığı bölgelerde mayınlar ve patlamamış mühimmat bulunmaya devam etti.

Yerinden edilen insanların bazı bölgelere dönmesi, köyler ve kasabalar arasında hareketliliğin artması, tarım arazilerine ve eski askeri mevzilere girilmesi, sivillerin bu patlayıcılarla karşılaşma riskini artırdı.

En yüksek can kaybı 2025’te kaydedildi

2025 yılında 599 sivil, savaş kalıntılarının patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Ölenlerin 192’si çocuk, 41’i kadındı. Bu sayı, önceki yönetimin düşmesinden sonraki dönemler arasında en yüksek yıllık can kaybı olarak kayıtlara geçti.

Patlamalar yalnızca aktif çatışmaların yaşandığı alanlarda meydana gelmedi. Yerleşim yerleri, tarım arazileri, otlaklar, yollar, yıkılmış binalar ve terk edilmiş askeri alanlarda bulunan patlayıcılar, gündelik yaşamı da ölümcül bir tehlikeye dönüştürdü.

Çocuklar, bu tehlikeden en fazla etkilenen gruplar arasında yer aldı. Tehlikesiz görünebilen ya da merak uyandıran nesnelerle karşılaşmaları; açık alanlarda, köylerde ve yıkılmış yapılarda bulunmaları, çocukların patlayıcı savaş kalıntılarına maruz kalma riskini artırdı.

2026’da 97’si çocuk 265 kişi hayatını kaybetti

Gözlemevi’nin 1 Ocak–3 Ekim 2026 dönemine ilişkin kayıtlarına göre, savaş kalıntısı patlayıcıların ve mühimmatın patlaması sonucu 265 kişi yaşamını yitirdi.

Bu kişilerin 156’sı erkek, 97’si çocuk, 12’si kadındı.

Önceki yönetimin düşmesinden yaklaşık bir yıl on ay sonra da devam eden patlamalar, savaş kalıntılarının uzun süreli bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Mayınlar ve patlamamış mühimmat, insanların evlerine dönmesini, tarımsal üretimin yeniden başlamasını ve zarar gören bölgelerde ekonomik yaşamın toparlanmasını güçleştiriyor.

Bir köye ulaşmak için kullanılan yol, ekilmek istenen bir tarla, hayvanların otlatıldığı bir alan ya da terk edilmiş bir bina, yıllar önce bırakılmış bir patlayıcıyı barındırabiliyor.

Gözlemevi’nden mayın temizliği ve sivillerin korunması çağrısı

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, geçiş hükümetine, uluslararası kuruluşlara ve uluslararası topluma çağrıda bulunarak mayınların, patlamamış mühimmatın ve diğer patlayıcı savaş kalıntılarının bulunduğu alanların belirlenmesi ve temizlenmesi için çalışmaların yoğunlaştırılmasını istedi.

Gözlemevi, yerleşim yerlerine ve çocukların bulunduğu alanlara öncelik verilmesi, patlayıcılarla kirlenmiş bölgelerin güvenli hale getirilmesi ve halkı bilgilendiren önleme programlarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Çağrıda ayrıca mayın temizleme çalışmalarına gerekli desteğin sağlanması ve savaş kalıntılarından zarar gören sivillerin yardım, tedavi ve bakım hizmetlerine erişiminin güvence altına alınması istendi.