Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, 14–18 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi’ne katılım çağrısı yaptı. İklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken TTB, “İklim krizinin çözümü ertelenemez” diyerek hekimleri, emek ve demokrasi güçlerini, yaşam savunucularını ve yurttaşları ortak mücadeleye davet etti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, “Ekolojik Yıkım ve Sağlık Tehditlerine Karşı Halkların İklim Zirvesi’ndeyiz!” başlıklı açıklamasında, iklim krizinin doğanın yanı sıra doğrudan toplum sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.

Hekimlik değerleri ve yaşamı savunma sorumluluğuyla hareket ettiklerini belirten TTB, Antalya’da düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi’nde iklim adaleti talebini birlikte büyütme çağrısında bulundu.

“İklim krizi tüm halkın sağlığını tehdit ediyor”

TTB, iklim krizinin tartışmasız bir bilimsel gerçeklik olduğunu belirterek artan hava sıcaklıkları, aşırı hava olayları, salgın hastalıkların yayılım alanlarının genişlemesi ve gıda güvenliğinin tehlikeye girmesinin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Açıklamada, bu gelişmelerin başta dezavantajlı gruplar olmak üzere tüm halkın sağlığını tehdit ettiği ifade edildi. Ekolojik yıkımla mücadelenin, sağlık hakkının savunulmasının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.

COP zirvelerine eleştiri: “Dar çıkarların pazarlık masası”

TTB Merkez Konseyi, Birleşmiş Milletler tarafından 30 yıldır düzenlenen ve 190’ın üzerinde devletin katıldığı iklim zirvelerini de eleştirdi.

Açıklamada, COP toplantılarının fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı kararların alınmadığı, şirketlerin ve devletlerin dar çıkarlarına sıkışmış pazarlık masaları olarak kaldığı savunuldu.

Kapitalist üretim tarzı, sömürgeci ilişkiler, patriyarka ve doğayı metalaştıran birikim rejiminin gezegeni ve insan yaşamını geri dönüşü olmayan bir yıkımın eşiğine getirdiğini belirten TTB, mevcut iklim politikalarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu küresel kriz; sahte piyasa çözümleriyle, karbon ticaretiyle veya finansallaştırılmış iklim politikalarıyla çözülemez. Gerçek çözüm halkların ortak mücadelesindedir.”

Halkların ihtiyaçlarını merkeze alan alternatif

TTB, Türkiye’de düzenlenecek COP31 ile eş zamanlı olarak hayata geçirileceğini belirttiği Halkların İklim Zirvesi’ni, sermayenin çıkarları yerine halkların ihtiyaçlarını ve iklim adaletini merkeze alan “tarihi bir alternatif” olarak değerlendirdi.

Doğanın bir kaynak deposu olarak görülmediği ve ekolojik yıkımın son bulduğu bir yaşamın birlikte kurulabileceğini vurgulayan Birlik, gerçek çözüm yollarının ortak mücadeleyle geliştirilebileceğini ifade etti.

“Sağlık hakkı savunucuları olarak mücadelenin ön safındayız”

Ekolojik yıkımın önlenmesi, toplum sağlığının korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılmasının temel ön koşulunun iklim adaleti olduğunu belirten TTB, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Sağlık hakkı savunucuları olarak bu mücadelenin en ön safında yer alıyor, halkın sağlığı ve gezegenin geleceği için ses yükseltiyoruz.”

TTB Merkez Konseyi, tüm hekimleri, emek ve demokrasi güçlerini, yaşam savunucularını ve yurttaşları 14–18 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi’nde buluşmaya çağırdı.

“İklim krizinin çözümü ertelenemez” vurgusunun yapıldığı açıklama, “Birleşen halklar kazanacak, yaşam sürecek!” sözleriyle tamamlandı.