Antalya’da 9 Kasım’da başlayacak Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31) öncesinde Uluslararası Af Örgütü, dünya liderlerine fosil yakıtlardan hızlı, adil ve finanse edilen bir çıkış için somut kararlar alma çağrısında bulundu. Örgüt, Türkiye ve Avustralya’nın iklim liderliği konusunda önemli bir sınav vereceğini belirterek, çevre savunucularının ve iklim aktivistlerinin zirveye özgürce katılabilmesinin güvence altına alınmasını istedi.

Antalya’nın ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde Uluslararası Af Örgütü, iklim krizinin giderek ağırlaşan sonuçlarına karşı dünya liderlerini harekete geçmeye çağırdı.

Örgüt, fosil yakıt sektörüne verilen desteğin sona erdirilmesini, sera gazı emisyonlarının hızla azaltılmasını ve iklim krizinden en fazla etkilenen toplulukların karar alma süreçlerine doğrudan katılmasını talep etti.

Uluslararası Af Örgütü, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda insan haklarını, ekonomik adaleti ve gelecek kuşakların yaşamını ilgilendiren küresel bir sorun olduğuna dikkat çekti.

“İklim krizi bilgi eksikliğinden değil, siyasi cesaret eksikliğinden kaynaklanıyor”

Uluslararası Af Örgütü İklim, Ekonomik ve Sosyal Adalet ve Kurumsal Hesap Verebilirlik Program Direktörü Marta Schaaf, 30 yılı aşkın süredir devam eden uluslararası iklim müzakerelerine rağmen devletlerin gerekli adımları atmadığını belirtti.

Schaaf, dünya liderlerinin artık geleceğe yönelik vaatlerin arkasına saklanamayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

“Dünyanın iklim uyarıları tükenmiyor, bahaneleri tükeniyor. 30 yılı aşkın süredir devam eden iklim müzakerelerinin ardından devletler, gelecekte eyleme geçme vaatlerinin arkasına daha fazla saklanamaz ve fosil yakıt sektöründeki müttefikleriyle yüzleşmekten kaçınamaz. İklim krizi bilgi eksikliğinden değil, siyasi cesaret eksikliğinden kaynaklanıyor.”

Schaaf, şirketlerin siyasi karar alma süreçleri üzerindeki etkisinin kırılması gerektiğini belirterek, fosil yakıt çağının sona erdirilmesi çağrısını yineledi.

BM uyardı: Dünya 1,5 derecelik sınırı aşma yolunda

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) COP31 öncesindeki değerlendirmesi, küresel sıcaklık artışının Paris Anlaşması kapsamında belirlenen 1,5 derece sınırını aşma yolunda olduğunu ortaya koydu.

Uluslararası Af Örgütü, özellikle tarihsel olarak iklim krizine en fazla katkıda bulunan devletlerin emisyonları azaltmakta yetersiz kaldığını vurguladı.

Kuraklık, orman yangınları, şiddetli fırtınalar, seller, buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle dünyanın birçok bölgesinde toplulukların ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığı belirtildi.

Örgüte göre sıcaklıklardaki her 0,1 derecelik ilave artış, insan hakları üzerindeki olumsuz etkileri derinleştiriyor. Ayrıca belirli iklim eşiklerinin aşılması, sıcaklıklar ilerleyen yıllarda düşürülse bile geri döndürülemeyecek zararlara yol açabilecek.

Uluslararası Adalet Divanı’nın kararı hatırlatıldı

Açıklamada, Uluslararası Adalet Divanı’nın devletlerin iklim değişikliğinden kaynaklanan ciddi zararları önleme konusundaki uluslararası hukuk yükümlülüklerine dikkat çekildi.

Devletlerin iklim değişikliğine neden olan faaliyetleri düzenlemek, günümüz ve gelecek kuşakları korumak ve uluslararası işbirliğini geliştirmekle yükümlü olduğu vurgulandı.

Uluslararası Af Örgütü, COP31’in bu yükümlülüklerin somut politikalara dönüşüp dönüşmeyeceğinin görüleceği önemli bir sınav olacağını belirtti.

“İklim krizine en az neden olanlar en ağır bedeli ödüyor”

İklim krizinin ülkeler ve toplumlar arasında eşitsiz sonuçlar yarattığına dikkat çekilen açıklamada, Himalayalar’daki buzul çökmesi sonucu Nepal ve Tibet’te yaşanan seller örnek gösterildi.

Düşük gelirli ülkelerin iklim krizine karşı mücadelede yeterli ekonomik kaynaklara sahip olmadığı, buna karşılık krizden en ağır biçimde etkilenen bölgeler arasında bulunduğu belirtildi.

Marta Schaaf, iklim adaletinin uluslararası dayanışma olmadan sağlanamayacağını ifade ederek şöyle konuştu:

“Hiçbir ülke bu krizle tek başına mücadele edemez. Küresel ısınmaya en az yol açanlar genellikle en ağır zararlarla karşılaşıyor. COP31, bu derin adaletsizliği yansıtan bir kolektif eylem kararıyla sonuçlanmalı.”

COP31 için altı temel talep

Uluslararası Af Örgütü, Antalya’daki zirvenin yalnızca yeni hedeflerin açıklandığı bir toplantı olmaması, uygulanabilir kararlarla sonuçlanması gerektiğini belirtti.

Örgütün öne çıkardığı talepler şöyle:

  1. Adil geçiş mekanizması: İnsan haklarını koruyacak ve fosil yakıtlardan çıkış sürecini yönlendirecek güçlü bir Belem-Antalya Adil Geçiş Mekanizması kurulması.

  2. Toplumsal cinsiyet eşitliği: Kadın çevre savunucularını koruyacak düzenlemelerle birlikte Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı’nın uygulanması.

  3. Halkın katılımı: İkinci Küresel Durum Değerlendirmesi’nin insan haklarını esas alması ve etkilenen toplulukların karar süreçlerine katılması.

  4. Kayıp ve zararların karşılanması: İklim krizinin yol açtığı kayıp ve zararların ayrı bir gündem maddesi olarak ele alınması ve ilgili fonun güçlendirilmesi.

  5. İklim finansmanı: Yüksek gelirli ülkelerin, düşük gelirli ülkelere yönelik finansman desteğini artırması ve Paris Anlaşması’nın 9.1 maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmesi.

  6. BM iklim yönetiminde reform: Uluslararası iklim müzakerelerinin daha etkili, katılımcı ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması.

Örgüt ayrıca fosil yakıt şirketlerinin ve bu şirketleri finanse eden kuruluşların daha yüksek vergilendirilmesini, ultra zengin kesimlerin iklim finansmanına daha fazla katkı sağlamasını istedi.

Türkiye ve Avustralya’ya fosil yakıt eleştirisi

COP31 kapsamında Türkiye ve Avustralya’nın üstlendiği liderlik rollerine dikkat çeken Uluslararası Af Örgütü, iki ülkenin de fosil yakıt politikaları nedeniyle eleştirildiğini belirtti.

Türkiye’nin enerji üretiminde kömüre önemli ölçüde bağımlı olmaya devam ettiği ve fosil gaz üretimini genişletmeyi planladığı ifade edildi.

Avustralya’nın ise dünyanın en büyük kömür ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatçıları arasında bulunduğu hatırlatıldı.

Örgüt, iki ülkenin COP31’de fosil yakıtlardan çıkışı hızlandıracak kararların önünü açması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, fosil yakıt şirketlerinin ekonomik ve siyasi etkisinin iklim müzakerelerini yönlendirmesine izin verilmemesi gerektiği belirtildi.

Bu amaçla çıkar çatışmalarını önleyen, şeffaf ve güçlü bir hesap verebilirlik mekanizması oluşturulması istendi.

Türkiye’ye çağrı: Çevre savunucularının protesto hakkı korunmalı

Uluslararası Af Örgütü’nün açıklamasında Türkiye’ye yönelik insan hakları çağrısı da önemli yer tuttu.

Antalya’da gerçekleştirilecek zirve boyunca çevre savunucularının, iklim aktivistlerinin, yerli halkların ve sivil toplum örgütlerinin toplantılara özgürce katılabilmesi gerektiği vurgulandı.

Örgüt, barışçıl gösterilerin engellenmemesini, katılımcıların ayrımcılık, taciz ve misilleme korkusu yaşamadan görüşlerini ifade edebilmesini istedi.

LGBTİ+’lar, kadın çevre savunucuları ve ayrımcılığa maruz kalan diğer grupların etkin biçimde korunması gerektiği de belirtildi.

Dünyanın farklı bölgelerinde çevre savunucularının topraklarını, geçim kaynaklarını ve yaşam alanlarını korumak için mücadele ettiği hatırlatılarak, bu toplulukların karar alma süreçlerinden dışlanmasına karşı çıkıldı.

Marta Schaaf, iklim adaleti ile demokratik haklar arasındaki ilişkiye dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“İklim adaleti, onu talep etme özgürlüğü olmadan sağlanamaz. Türkiye ve COP31'e katılan tüm devletler barışçıl protestoları korumalı ve etkilenen toplulukların müzakerelerde fosil yakıt sektöründen daha fazla söz sahibi olmasını sağlamalı.”

Yapay zekâ veri merkezlerinin enerji tüketimine de dikkat çekildi

Açıklamada, fosil yakıtlardan çıkış sürecinin yeni çevresel sorunlar yaratmaması gerektiği de vurgulandı.

Elektrifikasyonun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla desteklenmesi, işçilerin ve yerli halkların haklarının korunması istendi.

Özellikle yapay zekâ veri merkezlerinin artan enerji taleplerinin yeni fosil yakıt yatırımlarına gerekçe oluşturmasının önlenmesi gerektiği ifade edildi.

Uluslararası Af Örgütü, enerji dönüşümünün yalnızca teknolojik değişimle sınırlı kalmaması, sosyal adalet ve insan hakları ilkeleri temelinde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti.

Uluslararası Af Örgütü 10 Kasım’da Antalya’da basın toplantısı düzenleyecek

Uluslararası Af Örgütü, COP31 kapsamında 10 Kasım 2026 Salı günü saat 12.00-12.30 arasında “İnsan Hakları Olmadan İklim Adaleti Olmaz: Uluslararası Af Örgütü’nün COP31’e Çağrıları” başlıklı bir basın toplantısı gerçekleştirecek.

Toplantı, COP31 Mavi Alan'da, D4 Bölgesi'ndeki Yunus Emre Basın Toplantısı Salonu 2’de yapılacak.

Toplantıda iklim politikaları ile yükselen otoriterlik arasındaki ilişki, iklim dezenformasyonu, şirketlerin siyasi etkisi, Z kuşağının iklim protestoları ve Türkiye’de çevre savunucularının hakları ele alınacak.

Uluslararası Af Örgütü delegasyonu, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da bulunacak.

Delegasyonda Marta Schaaf, İklim Adaleti Politika Danışmanı Ann Harrison, İklim Adaleti Kıdemli Kampanya Sorumlusu Camile Cortez ile örgütün farklı ülkelerdeki temsilcileri ve Türkiye ile Madagaskar’dan çevre savunucuları yer alacak.

Uluslararası Af Örgütü’nün COP31 öncesindeki temel mesajı ise açık: İklim krizine karşı mücadele, fosil yakıtlardan çıkışın yanı sıra insan haklarının korunmasını, ekonomik adaleti ve halkların karar süreçlerine katılımını da güvence altına almalı.

Kaynak: Uluslararası Af Örgütü’nün COP31 öncesi basın açıklaması, 8 Kasım 2026.