Bilim insanlarının geliştirdiği yeni bir iklim hesaplama sistemi, kömür, petrol ve doğal gaz projelerinin yol açacağı sıcaklık artışını, insan ölümlerini, tarımsal kayıpları ve ekosistem tahribatını sayısal olarak ortaya koyuyor. Araştırmacılara göre bu gelişme, fosil yakıt şirketlerinin ve projelere onay veren hükümetlerin iklim krizindeki sorumluluğunun belirlenmesinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
İklim krizinin etkileri dünya genelinde giderek ağırlaşırken, bilim dünyasından fosil yakıt endüstrisinin sorumluluğunu somut verilerle ortaya koyabilecek önemli bir gelişme geldi.
Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) ve New South Wales Üniversitesi (UNSW) bünyesinde çalışan araştırmacılar, yeni kömür, petrol ve doğal gaz projelerinin insan yaşamı ve doğa üzerinde yaratacağı zararları hesaplayabilen açık kaynaklı bir sistem geliştirdi.
Carbon Impacts Tracer (Karbon Etkileri İzleyicisi) adı verilen sistem, bir fosil yakıt projesinden kaynaklanacak karbondioksit emisyonlarını küresel sıcaklık artışıyla ilişkilendiriyor. Ardından bu artışın aşırı sıcaklıklara maruz kalan insan sayısı, buzulların erimesi, tarımsal kayıplar ve sıcaklığa bağlı ölümler gibi sonuçlarını bilimsel araştırmalardan yararlanarak tahmin ediyor.
Araştırmanın sonuçları, 29 Eylül 2026'da The Conversation platformunda Sarah Perkins-Kirkpatrick, Claudia Stepin, Gillian Moon, Maria Nawaz ve Wesley Morgan imzasıyla yayımlandı.
Fosil yakıt şirketlerinin yıllardır kullandığı savunma geçerliliğini yitiriyor
Fosil yakıt şirketleri ve yeni projelere izin veren kamu kurumları, uzun yıllardır tek bir projenin küresel iklim değişikliğine katkısının son derece küçük olduğunu savunuyordu.
Bu yaklaşım, araştırmacılar tarafından okyanusta bir damla savunması olarak tanımlanıyor.
Şirketler, projelerinin atmosfere karbondioksit salacağını kabul etmekle birlikte, bu emisyonların dünya genelindeki toplam salımlar içinde çok küçük kaldığını ve belirli bir çevresel zararın tek bir projeye bağlanamayacağını ileri sürüyordu.
Ancak iklim değişikliğinin belirli olaylar üzerindeki etkisini hesaplayan bilimsel yöntemlerdeki ilerlemeler, bu savunmanın dayanaklarını zayıflatıyor.
Yeni sistem, bir projenin neden olacağı emisyon miktarından hareketle gelecekteki iklim etkilerini hesaplayarak, şirketlerin ve hükümetlerin sorumluluğunun değerlendirilmesine bilimsel bir temel sunuyor.
Tek bir doğal gaz projesi 516 bin insanı aşırı sıcaklıklara maruz bırakabilir
Araştırmacıların üzerinde çalıştığı örneklerden biri, Batı Avustralya'daki Scarborough doğal gaz projesi.
2025 yılında yayımlanan bilimsel çalışmaya göre, projenin neden olacağı toplam 876 milyon ton karbondioksit emisyonunun küresel ölçekte ciddi sonuçlar yaratacağı öngörülüyor.
516 bin
Dünya genelinde benzeri görülmemiş sıcaklıklara ilave maruziyet yaşayacak kişi
484
Avrupa'da 2100 yılına kadar öngörülen ek sıcaklık kaynaklı ölüm
Milyonlarca mercan kolonisi
Büyük Set Resifi'nde gelecekte yaşanacak her kitlesel mercan beyazlaması sırasında ilave kayıp riski
Scarborough projesine ilişkin modelleme sonuçlarıdır; gerçekleşmiş kayıplar değil, geleceğe yönelik bilimsel tahminlerdir.
Araştırmacılar, küresel sıcaklıktaki çok küçük artışların bile milyonlarca insanı ve hassas ekosistemleri etkileyebildiğine dikkat çekiyor.
Her bir trilyon ton karbondioksit dünyayı yaklaşık 0,45 derece ısıtıyor
Yeni hesaplama sisteminin temelinde, Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) ortaya koyduğu bilimsel ilişki bulunuyor.
IPCC değerlendirmelerine göre atmosfere salınan her 1 trilyon ton karbondioksit, küresel ortalama sıcaklığı yaklaşık 0,45 santigrat derece artırıyor.
Bu ilişki, toplam karbondioksit emisyonları ile küresel ısınma arasında yaklaşık doğrusal bir bağlantı bulunduğunu gösteriyor.
Carbon Impacts Tracer, fosil yakıt projelerinin yaşam döngüsü boyunca yaratacağı emisyonları bu bilimsel ilişki üzerinden değerlendiriyor.
Ardından sıcaklık artışının insan sağlığı, doğal yaşam ve ekonomik faaliyetler üzerindeki sonuçlarını hesaplıyor.
Sistem şu aşamada bilimsel kanıtların yeterince güçlü olduğu sekiz farklı zarar alanını kapsıyor. Araştırmacılar, yeni çalışmalarla kanıtlar güçlendikçe daha fazla etki türünün hesaplamalara ekleneceğini belirtiyor.
Bir başka doğal gaz projesi 200 bin insanı daha tehlikeli sıcaklıklarla karşı karşıya bırakabilir
Araştırmada, Avustralyalı enerji şirketi Woodside'ın Browse to North West Shelf doğal gaz projesi de değerlendirildi.
Projenin faaliyet ömrü boyunca yaklaşık 1 milyar 597 milyon ton karbondioksit emisyonuna neden olacağı hesaplanıyor.
Bu miktarın küresel sıcaklığı yaklaşık 0,00072 derece artıracağı öngörülüyor.
İlk bakışta son derece küçük görünen bu artışın, her yıl yaklaşık 200 bin kişinin bir hafta daha tehlikeli sıcaklıklara maruz kalması anlamına gelebileceği belirtiliyor.
Araştırmacılar, küresel ortalama sıcaklıkta binde bir derecenin bile altındaki değişimlerin, dünya nüfusuna ve ekosistemlere yayıldığında ciddi sonuçlar doğurabildiğini vurguluyor.
ExxonMobil'in gelecekteki emisyonları 127 kilometrekarelik buzul kaybıyla ilişkilendiriliyor
Yeni sistem yalnızca tekil projelerin değil, büyük fosil yakıt şirketlerinin gelecekteki faaliyetlerinin etkilerini de hesaplayabiliyor.
Araştırmacılar, 16 büyük fosil yakıt şirketinin 2024-2050 dönemindeki emisyonlarını değerlendirdi.
Buna göre ExxonMobil'in söz konusu dönem için hesaplanan 5 milyar 245 milyon tonluk karbondioksit emisyonunun:
-
Küresel sıcaklığı yaklaşık 0,0024 derece artıracağı,
-
Yaklaşık 127 kilometrekarelik ilave buzul kaybına yol açacağı öngörülüyor.
Bu sonuçlar, şirketlerin iklim krizine katkısının yalnızca emisyon miktarları üzerinden değil, doğrudan çevresel sonuçları üzerinden de değerlendirilebileceğini gösteriyor.
İklim davalarında yeni dönem: Şirketlerin sorumluluğu hesaplanabilecek
Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri, iklim değişikliği nedeniyle ortaya çıkan zararların hukuki sorumluluk açısından değerlendirilmesine sağlayabileceği katkı.
Geçmişte belirli bir şirketin veya fosil yakıt projesinin emisyonları ile yaşanan çevresel zarar arasında doğrudan bağlantı kurulması önemli bilimsel ve hukuki güçlükler yaratıyordu.
Ancak iklim atıf biliminin gelişmesiyle birlikte bu bağlantıların daha güçlü biçimde ortaya konulması mümkün hale geliyor.
Uluslararası Adalet Divanı'nın 2025 yılında iklim değişikliğine ilişkin açıkladığı danışma görüşü de bu tartışmada önemli bir dönüm noktası oluşturdu.
Divan, belirli koşullarda fosil yakıt üretimi ve genişletilmesine ilişkin devlet faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırılık oluşturabileceğini değerlendirdi. Ayrıca sera gazı emisyonları ile iklim zararları arasında nedensellik bağının kurulabileceğini kabul etti.
Carbon Impacts Tracer'ın sunduğu hesaplamaların, iklim davalarında bilimsel kanıtların değerlendirilmesine katkıda bulunabileceği belirtiliyor.
Bununla birlikte bilimsel olarak bir zarar tahmini yapılabilmesi, tek başına hukuki sorumluluğun kesinleştiği anlamına gelmiyor. Sorumluluğun kapsamı ve tazminat yükümlülüğü ilgili hukuki süreçlerde ayrıca değerlendiriliyor.
Türkiye'deki kömür ve enerji projeleri açısından da önem taşıyor
Geliştirilen sistemin Türkiye açısından da dikkat çekici sonuçları olabilir.
Türkiye'de kömürlü termik santraller, yeni maden sahaları ve doğal gaz yatırımları çevresel etkileri bakımından uzun süredir tartışılıyor.
Yeni hesaplama yöntemi, bu projelerin yalnızca bulundukları bölgede yaratabilecekleri yerel çevresel etkilerinin değil, neden oldukları karbondioksit emisyonlarının küresel iklim üzerindeki sonuçlarının da değerlendirilmesine olanak sağlayabilir.
Örneğin bir kömürlü termik santralin faaliyet süresince ortaya çıkaracağı toplam karbondioksit miktarı bilindiğinde, bu emisyonların küresel sıcaklık artışına ve sistemin kapsadığı zarar türlerine olası katkısı hesaplanabilir.
Ancak sistemin, hava kirliliği nedeniyle oluşan yerel sağlık sorunlarını, maden faaliyetlerinin su kaynaklarına etkisini veya belirli bir bölgedeki bütün ekolojik zararları doğrudan ölçmediğinin altını çizmek gerekiyor.
Bu nedenle söz konusu yöntem, çevresel etki değerlendirmelerinin yerine geçen değil, onları iklim boyutuyla tamamlayabilecek yeni bir bilimsel araç niteliği taşıyor.
Bilim insanları: İklim zararları artık görünmez değil
Araştırmacılara göre yeni hesaplama yönteminin en önemli yönü, fosil yakıt projelerinin gelecekte neden olacağı zararları daha somut ve anlaşılır hale getirmesi.
Bu durum yalnızca bilim insanlarını değil, çevre örgütlerini, yerel toplulukları, hukukçuları, sigorta şirketlerini ve kamu karar vericilerini de ilgilendiriyor.
Sistemin açık kaynaklı olması, kullanıcıların herhangi bir ülke, şirket veya proje için emisyon verilerini girerek olası iklim etkilerini hesaplamasına ve bilimsel dayanakları içeren raporlar oluşturmasına imkân tanıyor.
Araştırmacıların ortaya koyduğu temel sonuç ise açık: Tek bir fosil yakıt projesinin küresel emisyonlar içindeki payının küçük olması, o projenin iklim krizine katkısının önemsiz olduğu anlamına gelmiyor.
Bilimsel gelişmeler, kömür, petrol ve doğal gaz yatırımlarının yol açacağı iklim zararlarını ölçülebilir hale getirirken, şirketlerin ve hükümetlerin bu zararlar karşısındaki sorumluluğunun da daha somut biçimde tartışılmasının önünü açıyor.
Kaynak: Sarah Perkins-Kirkpatrick, Claudia Stepin, Gillian Moon, Maria Nawaz ve Wesley Morgan, The Conversation, 29 Eylül 2026. Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) ve University of New South Wales (UNSW). Haber, araştırmacıların makalesi temel alınarak yeniden hazırlanmıştır.





