Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) nedeniyle 7 ilçede yüz yüze eğitime iki gün ara verilecek. Öğrenciler uzaktan eğitim görecek, belirli koşulları taşıyan kadın kamu çalışanları idari izinli sayılacak. Öte yandan Türkiye, Avustralya ve dünyanın farklı ülkelerinden 49 çevre örgütü, platform ve yerel topluluk, COP31 öncesinde Türkiye ve Avustralya hükümetlerine ortak mektup göndererek kömürden çıkış, yeni madenlerin durdurulması ve emekçileri koruyan adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesini istedi.
COP31 ANTALYA’DA – 7 İLÇEDE EĞİTİM UZAKTAN YAPILACAK
Antalya, dünya iklim diplomasisinin merkezi olacak
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (BMİDÇS) 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirilecek.
İklim krizine karşı uluslararası mücadelenin en önemli müzakere platformlarından biri olan konferansta, küresel sıcaklık artışının sınırlandırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtlardan uzaklaşılması, iklim finansmanı ve iklim değişikliğinin yarattığı kayıp ve zararların karşılanması gibi başlıkların ele alınması bekleniyor.
En az 69 ülkeden devlet başkanı ve üst düzey yetkililerin katılımının beklendiği zirve nedeniyle Antalya'da ulaşım, güvenlik ve kamu hizmetlerine ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılıyor.
Aksu, Döşemealtı, Konyaaltı, Kepez, Manavgat, Muratpaşa ve Serik'te iki gün uzaktan eğitim
Antalya Valiliği'nin aldığı karar doğrultusunda COP31 organizasyonu nedeniyle kentteki yedi ilçede 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde yüz yüze eğitime ara verilecek.
Karar kapsamındaki ilçeler şöyle:
-
Aksu
-
Döşemealtı
-
Konyaaltı
-
Kepez
-
Manavgat
-
Muratpaşa
-
Serik
Bu ilçelerdeki okullarda eğitim faaliyetleri iki gün boyunca uzaktan eğitim yöntemiyle sürdürülecek.
Alınan kararla birlikte öğrenciler okullarına fiziksel olarak gitmeyecek, dersler uzaktan eğitim uygulamaları üzerinden yürütülecek.
Kadın kamu çalışanlarına idari izin düzenlemesi
Antalya Valiliği, eğitime ilişkin kararın yanı sıra kamu çalışanlarını ilgilendiren bir düzenlemeyi de duyurdu.
Buna göre, belirlenen yedi ilçede görev yapan, okul öncesi eğitim veya ilkokul çağında çocuğu bulunan kadın kamu çalışanları, 11-12 Kasım tarihlerinde idari izinli sayılacak.
Düzenleme, yüz yüze eğitime ara verilmesi nedeniyle çocukların bakım ve gözetiminde yaşanabilecek güçlüklerin azaltılmasını amaçlıyor.
14-18 Kasım'da Halkların İklim Zirvesi
Antalya'da resmî COP31 müzakereleri sürerken 14-18 Kasım tarihleri arasında Halkların İklim Zirvesi de düzenlenecek.
Halkların İklim Zirvesi, iklim krizinin yalnızca devletler ve hükümetler arasında yürütülen diplomatik görüşmelerle sınırlı olmadığını; yaşam alanları, geçim kaynakları, çalışma koşulları ve toplumsal eşitsizliklerle doğrudan bağlantılı olduğunu gündeme taşıyacak.
İklim adaleti, ekolojik yıkım, fosil yakıt politikaları ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine katılımı, zirve etrafındaki tartışmaların önemli başlıkları arasında bulunuyor.
COP31'in Antalya'da yapılması, Türkiye'nin iklim politikalarının yanı sıra kömür madenciliği, termik santraller, enerji dönüşümü ve ekolojik mücadelelerin de uluslararası kamuoyunda daha görünür hale gelmesine zemin hazırlıyor.
49 KURUMDAN COP31'E ORTAK MEKTUP – KÖMÜRDEN ÇIKIŞ İÇİN SOMUT TAAHHÜT ÇAĞRISI
Türkiye ve Avustralya hükümetlerine ortak çağrı
COP31 öncesinde Türkiye, Avustralya, Kanada, İngiltere, ABD, Almanya, Güney Afrika, Endonezya ve Kolombiya'nın da aralarında bulunduğu ülkelerden çevre örgütleri, ekoloji platformları ve yerel topluluklar ortak bir mektup yayımladı.
Aralarında Adana Ekoloji Platformu, Antalya Ekoloji Ağı, Afşin-Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu, Kazdağları Ekoloji Platformu ve Muğla Çevre Platformu'nun da bulunduğu 49 kurum, Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Avustralyalı Bakan Chris Bowen'a seslendi.
COP31 Başkanı ve COP31 Müzakereler Başkanı sıfatlarıyla muhatap alınan iki isimden, zirvenin kömürden çıkış konusunda somut ulusal ve uluslararası taahhütlerin geliştirilmesi için değerlendirilmesi istendi.
Ortak mektupta, kömür üretimi ve kullanımının her iki ülkenin enerji politikalarında önemli yer tuttuğuna dikkat çekildi.
İmzacılar, Türkiye ve Avustralya'nın Paris Anlaşması'nın hedefleriyle uyumlu politikalar geliştirerek diğer ülkelere de örnek olabileceğini belirtti.
“Topraklarımızı ve geçim kaynaklarımızı korumak için mücadele ediyoruz”
Ortak mektup, yerel toplulukların iklim krizinden doğrudan etkilenen yaşam alanlarına ve geçim kaynaklarına vurgu yapmasıyla dikkat çekti.
İmzacılar, çağrılarını şu ifadelerle dile getirdi:
“Topraklarımızı ve geçim kaynaklarımızı sürdürülemez bir geleceğin etkilerinden korumak için mücadele eden, aşağıda imzası bulunan yerel topluluklar olarak, 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde hükümetlerinizi bu iklim zirvesinden beklentilerimizi karşılamaya çağırıyoruz.”
Mektupta Türkiye ve Avustralya'nın yalnızca kendi ülkelerindeki emisyonları azaltmakla yetinmemesi, uluslararası iklim politikalarında da öncü bir sorumluluk üstlenmesi gerektiği ifade edildi.
Yeni kömür madenleri açılmasın, termik santral kapasitesi artırılmasın
Ortak mektupta hükümetlerden beklenen temel adımlar üç başlık altında toplandı.
Birinci talep: Kömürden elektrik üretiminin planlı olarak sonlandırılması.
Yeni kömürlü termik santrallere izin verilmemesi, mevcut santrallerin kapasitesinin artırılmaması ve kömürden elektrik üretiminin belirli bir plan çerçevesinde aşamalı olarak sona erdirilmesi istendi.
İkinci talep: Yeni kömür madenciliği faaliyetlerinin durdurulması.
Yeni kömür madenlerinin açılmasının ve mevcut maden sahalarının genişletilmesinin yasaklanması çağrısı yapıldı.
Üçüncü talep: Uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi.
COP31 Başkanlığı'nın kömürsüz bir geleceğe geçiş için ülkeler arasında somut taahhütlere dayanan iş birliğini hızlandırması talep edildi.
İmzacılar, bu adımların küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefinin korunması bakımından gerekli olduğunu vurguladı.
Kömür bölgelerindeki emekçiler ve yerel halk korunmalı
Ortak mektubun öne çıkan başlıklarından biri de enerji dönüşümünün toplumsal ve ekonomik sonuçları oldu.
Çevre örgütleri, kömürden çıkış politikalarının yalnızca santrallerin kapatılması veya madencilik faaliyetlerinin sonlandırılması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Kömür üretiminin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan insanların geçim kaynakları, istihdam olanakları ve ekonomik geleceklerinin de dönüşüm planlarının merkezinde yer alması istendi.
Bu çerçevede adil geçiş yaklaşımına dikkat çekildi.
Adil geçiş; fosil yakıtlardan uzaklaşılırken çalışanların, yerel toplulukların ve ekonomik olarak kömüre bağımlı bölgelerin sosyal ve ekonomik açıdan korunmasını esas alıyor.
Bu yaklaşım, alternatif istihdam alanlarının oluşturulmasını, çalışanların yeni sektörlere geçişinin desteklenmesini ve enerji dönüşümünün maliyetinin yalnızca emekçilere ve yerel halka yüklenmemesini gerektiriyor.
Türkiye ve Avustralya arasında kalıcı iş birliği talebi
Mektupta Türkiye ve Avustralya'nın COP31 dönemindeki iş birliğinin yalnızca zirve süresiyle sınırlı kalmaması gerektiği de vurgulandı.
İki ülkenin kömür bölgelerinde edinilen deneyimleri paylaşması, ortak destek mekanizmaları geliştirmesi ve dönüşüm politikalarını uzun vadeli bir çerçeveye oturtması istendi.
Ortak açıklamada, böyle bir iş birliğinin tek tek ülkelerin yürüttüğü çalışmalardan daha kapsamlı sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
Özellikle kömür bölgelerinde yaşayan toplulukların deneyimlerinin uluslararası politika geliştirme süreçlerine taşınmasının önemine işaret edildi.
1,5 derece hedefi ve yaşanabilir bir gelecek
Mektupta kömürün yüksek karbon salımına yol açan enerji kaynaklarından biri olduğu hatırlatılarak kömürden çıkışın iklim krizine karşı mücadelede temel bir sorumluluk olduğu belirtildi.
İmzacılar, yeni kömür yatırımlarının durdurulması ve mevcut üretimin planlı biçimde azaltılmasıyla Paris Anlaşması'nın 1,5 derece hedefinin korunabileceğini ifade etti.
Açıklamada, kömürden çıkış konusunda gösterilecek kararlılığın uluslararası topluma güçlü bir liderlik ve ortak sorumluluk mesajı vereceği kaydedildi.
Mektup, yerel toplulukların önümüzdeki dönüşüm yıllarında yapıcı katkı sunmaya hazır olduklarının belirtilmesiyle sona erdi.
Ortak mektubu imzalayan 49 kurum ve platform
COP31 öncesinde Türkiye ve Avustralya hükümetlerine gönderilen mektuba imza atan kurumlar, açıklamada yer alan alfabetik sıralamaya göre şöyle:
|
No. |
Kurum / Platform |
Ülke |
|---|---|---|
|
1 |
Alberta Wilderness Association |
Kanada |
|
2 |
Adana Ekoloji Platformu |
Türkiye |
|
3 |
Afşin-Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu |
Türkiye |
|
4 |
Agrida Tarım ve Turizm Derneği |
Türkiye |
|
5 |
Akhisar Çevre Derneği |
Türkiye |
|
6 |
Antalya Beşkonaklılar Derneği |
Türkiye |
|
7 |
Antalya Ekoloji Ağı |
Türkiye |
|
8 |
Avdan Platformu |
Türkiye |
|
9 |
Bathurst Community Climate Action Network (BCCAN) |
Avustralya |
|
10 |
Bursa Su Kollektifi |
Türkiye |
|
11 |
Bushfire Survivors for Climate Action |
Avustralya |
|
12 |
Calgary Climate Hub Association |
Kanada |
|
13 |
Çan Çevre Derneği |
Türkiye |
|
14 |
Çevre ve Tüketiciyi Koruma Derneği |
Türkiye |
|
15 |
Climate Action Burwood/Canada Bay |
Avustralya |
|
16 |
Climate Action Monaro |
Avustralya |
|
17 |
Climate Cymru |
Birleşik Krallık |
|
18 |
Climate Justice Charter Movement (KwaZulu Natal branch) |
Güney Afrika |
|
19 |
Common Threads Indigenous Peoples Organisation |
Avustralya |
|
20 |
Coal Action Network |
Birleşik Krallık |
|
21 |
Denman Aberdeen Muswellbrook Scone Healthy Environment Group |
Avustralya |
|
22 |
Ege Çevre ve Kültür Platformu |
Türkiye |
|
23 |
Ekolojik Yaşam Hareketi Derneği |
Türkiye |
|
24 |
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği |
Türkiye |
|
25 |
Friends of Sirhowy Valley Country Park |
Birleşik Krallık |
|
26 |
Free Bruno |
Kolombiya |
|
27 |
Güney Marmara Adaları Dernekler Platformu |
Türkiye |
|
28 |
Heartwood |
ABD |
|
29 |
Hunter Renewal |
Avustralya |
|
30 |
Idaho Conservation League |
ABD |
|
31 |
İda Dayanışma Derneği |
Türkiye |
|
32 |
Kanopi Hijau Indonesia |
Endonezya |
|
33 |
Karadam Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği |
Türkiye |
|
34 |
Karaman Ekoloji Derneği |
Türkiye |
|
35 |
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği |
Türkiye |
|
36 |
Kazdağları Ekoloji Platformu |
Türkiye |
|
37 |
Montana Environmental Information Center |
ABD |
|
38 |
Mudgee District Environment Group |
Avustralya |
|
39 |
Muğla Çevre Platformu |
Türkiye |
|
40 |
Pacific Climate Warriors |
Pasifik bölgesi |
|
41 |
Parents For Climate |
Avustralya |
|
42 |
People for the Plains Inc |
Avustralya |
|
43 |
RWE und Co. enteignen |
Almanya |
|
44 |
Şarköy Ekolojik Yaşam ve Kültür Derneği |
Türkiye |
|
45 |
Southcoast Health and Sustainability Alliance (SHASA) |
Avustralya |
|
46 |
SWC |
Güney Afrika |
|
47 |
Sydney Knitting Nannas and Friends |
Avustralya |
|
48 |
Trakya Toprağıma Dokunma Platformu |
Türkiye |
|
49 |
United Valleys Action Group (UVAG) |
Birleşik Krallık |
|
50 |
Wildsight |
Kanada |
Editör notu: Gönderilen imzacı listesinde “Pacific Climate Warriors” ve “Parents For Climate” ayrı kuruluşlar olarak değerlendirildiğinde toplam 50 kurum bulunuyor. Bu nedenle haberdeki 49 sayısı, özgün listenin teyidi sonrasında düzeltilmelidir. Ayrıca Valiliğin 11-12 Kasım tarihli eğitim kararının resmî duyuruyla karşılaştırılması önerilir.
COP31'de iklim politikaları kadar toplumsal adalet de tartışılacak
Antalya'da düzenlenecek COP31, bir yandan devletlerin iklim değişikliği karşısındaki sorumluluklarını müzakere edeceği uluslararası bir platform olurken diğer yandan yerel toplulukların yaşam alanları ve geçim kaynakları üzerindeki baskıları gündeme taşıyacak.
Yedi ilçede yüz yüze eğitime ara verilmesi, zirvenin Antalya'daki günlük yaşam üzerindeki doğrudan etkilerinden biri olarak öne çıkıyor.
Uluslararası çevre örgütlerinin ortak mektubu ise iklim zirvesinin yalnızca diplomatik kararlarla sınırlı kalmaması, kömürden çıkışın somut takvimler ve emekçileri koruyan politikalarla desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
COP31 öncesinde yükselen bu çağrı, iklim krizine karşı mücadelenin enerji politikalarının yanı sıra çalışma yaşamı, yerel ekonomi, çevre hakkı ve toplumsal adalet başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.





