İklim değişikliğinin yol açtığı deniz seviyesi yükselmesi, her yıl binlerce kilometre yol kat eden göçmen kıyı kuşlarının yaşam alanlarını tehdit ediyor. British Columbia Üniversitesi araştırmacılarının 37 bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı kapsamlı değerlendirme, kıyı ekosistemlerinin daralmasının kuşların beslenme, üreme ve hayatta kalma olanaklarını giderek azalttığını ortaya koyuyor. Bilim insanları, özellikle göç yolları üzerindeki kritik sulak alanların korunması için acil önlem alınması gerektiğini vurguluyor.

İklim değişikliği, dünya genelinde biyolojik çeşitliliği tehdit etmeye devam ederken, yükselen deniz seviyeleri göçmen kıyı kuşlarının geleceği açısından yeni ve ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Her yıl yüzlerce, hatta binlerce kilometre yol kat ederek güvenli üreme alanlarına ve mevsimsel besin kaynaklarına ulaşan göçmen kuşlar, doğal yaşamın en dikkat çekici yolculuklarından birini gerçekleştiriyor. Ancak bu uzun göç hareketleri, türleri çevresel değişikliklere karşı daha savunmasız hâle getirebiliyor.

British Columbia Üniversitesi Koruma Kararları Laboratuvarı'ndan doktora araştırmacısı Jennifer M.T. Magel ile Orman ve Koruma Bilimleri Bölümü Profesörü Tara Martin'in değerlendirmesine göre, deniz seviyesindeki yükselme, kıyı kuşlarının yaşamını doğrudan etkileyen küresel bir tehdide dönüşüyor.

Araştırmacıların Biodiversity and Conservation dergisinde yayımlanan ve 37 bilimsel çalışmanın bulgularını değerlendiren araştırması, deniz seviyesindeki yükselmenin kıyı kuşları üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde ele alıyor.

Kıyı kuşlarının yaşam alanları giderek daralıyor

Kum kuşları, yağmurcunlar ve istiridye avcıları gibi türleri kapsayan kıyı kuşları; kumsallar, tuzlu bataklıklar, gelgit düzlükleri ve kıyı sulak alanlarında yaşıyor.

Bu ekosistemler kuşların beslenmesi, dinlenmesi, yuva yapması ve göç yolculuklarını sürdürebilmesi açısından hayati önem taşıyor.

Ancak deniz seviyesinin yükselmesiyle birlikte bu doğal alanlar giderek küçülüyor.

Normal koşullarda bazı kıyı ekosistemleri, yükselen sulara uyum sağlayarak karaya doğru ilerleyebiliyor. Fakat kentleşme ve kıyı yapılaşması, bu doğal hareketi birçok bölgede engelliyor.

Dünyanın en büyük kentlerinin yarısından fazlasının kıyılara 100 kilometreden daha yakın olması, sorunun boyutlarını ortaya koyuyor.

Yerleşim alanlarını, yolları, limanları ve ekonomik faaliyetleri korumak amacıyla inşa edilen deniz duvarları, setler ve diğer kıyı yapıları, doğal yaşam alanlarının iç kesimlere doğru genişlemesini önlüyor.

Bilim insanları bu durumu “kıyı sıkışması” (coastal squeeze) olarak tanımlıyor.

Bir tarafta yükselen deniz suları, diğer tarafta insan yapımı engeller arasında kalan kıyı ekosistemleri giderek daralıyor ve bazı bölgelerde tamamen ortadan kalkma tehlikesiyle karşılaşıyor.

Beslenme, üreme ve hayatta kalma koşulları değişiyor

Kıyı habitatlarının kaybı, göçmen kuşlar açısından yalnızca yaşam alanlarının küçülmesi anlamına gelmiyor.

Araştırmaya göre deniz seviyesindeki yükselme, kuşların yaşam döngüsünün birçok aşamasını etkileyebiliyor.

Beslenme alanlarının azalması, kuşların ihtiyaç duydukları enerji kaynaklarına erişimini güçleştirirken yuvalama alanlarının daralması üreme başarısını olumsuz etkileyebiliyor.

Ayrıca sınırlı alanlarda daha fazla kuşun bir araya gelmesi, besin ve yaşam alanları üzerindeki rekabeti artırıyor.

Deniz seviyesindeki değişimler, kuşların beslendiği küçük omurgasız canlıların dağılımını da etkileyebiliyor. Gelgit düzenindeki değişiklikler ise kuşların beslenmeye ayırabildiği süreyi değiştirebiliyor.

Bu etkiler, özellikle uzun mesafeli göç yapan ve yolculuk sırasında belirli kıyı alanlarında beslenerek enerji depolamak zorunda olan türler açısından büyük önem taşıyor.

37 bilimsel araştırmanın sonuçları endişe verici

Bilim insanlarının incelediği 37 araştırmadan 21'i, deniz seviyesindeki yükselmenin kıyı kuşlarının yaşam alanları üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracağını öngörüyor.

Bu çalışmalar, habitatların yüzölçümünün küçülmesi ve ekolojik kalitesinin bozulması gibi sonuçlara dikkat çekiyor.

İncelenen araştırmaların 17'si ise kıyı kuşlarının popülasyonları veya bireysel yaşam koşulları üzerinde olumsuz etkiler bekliyor. Bunlar arasında kuş sayılarının azalması ve hayatta kalma oranlarının düşmesi bulunuyor.

Araştırmacılar, farklı bilimsel çalışmaların ortaya koyduğu bu bulguların, yükselen deniz seviyelerinin göçmen kıyı kuşları açısından ciddi bir koruma sorunu oluşturduğunu gösterdiğini belirtiyor.

ABD, Meksika ve Doğu Asya'daki kritik göç alanları risk altında

Araştırma, uluslararası öneme sahip bazı kıyı sulak alanlarının deniz seviyesindeki yükselmeden önemli ölçüde etkilenebileceğini ortaya koyuyor.

Risk altındaki bölgeler arasında ABD'deki San Francisco Körfezi ve Humboldt Körfezi, Meksika'daki Colorado Nehri Deltası ve Marismas Nacionales sulak alanları ile Doğu Asya'daki Sarı Deniz kıyıları bulunuyor.

Bu alanların her biri, yıl boyunca 150 bin ile bir milyonun üzerinde kıyı kuşuna ev sahipliği yapabiliyor.

Söz konusu bölgeler, göçmen kuşların uzun yolculukları sırasında yoğun biçimde kullandıkları dinlenme ve beslenme noktaları olarak öne çıkıyor.

Bilim insanlarına göre bu tür alanların kaybedilmesi, yalnızca belirli bölgelerde yaşayan kuşları değil, farklı kıtalar arasında göç eden çok sayıda türü ve bunların popülasyonlarını etkileyebilir.

Özellikle göç yollarının daraldığı ve çok sayıda kuşun kısa süre içinde aynı bölgede toplandığı alanlarda yaşanacak habitat kayıpları, kuş popülasyonları üzerinde daha ağır sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle araştırmacılar, uluslararası göç güzergâhları üzerindeki kritik kıyı alanlarının korunmasına öncelik verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kıyı ekosistemlerinin korunması insanlar için de hayati önem taşıyor

Araştırmacılar, kıyı ekosistemlerinin korunmasının yalnızca göçmen kuşların geleceği açısından değil, insan topluluklarının yaşamı bakımından da büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Kıyı sulak alanları binlerce canlı türüne yaşam ortamı sağlarken doğal afetlere karşı koruma, suyun filtrelenmesi ve karbon depolanması gibi önemli ekosistem hizmetleri sunuyor.

Özellikle tuzlu bataklıklar ve diğer kıyı sulak alanları, dalga enerjisinin azaltılmasına ve kıyı erozyonunun sınırlandırılmasına katkıda bulunabiliyor.

Aynı zamanda bu alanlar, atmosferdeki karbonun doğal yollarla tutulmasında önemli rol oynuyor.

Dolayısıyla kıyı ekosistemlerinin kaybı, biyolojik çeşitlilik üzerinde olduğu kadar iklim değişikliğiyle mücadele ve kıyı yerleşimlerinin korunması açısından da olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

Beton duvarlar yerine doğayla uyumlu çözümler öneriliyor

Bilim insanları, kıyıların korunması amacıyla sürekli yeni setler ve beton yapılar inşa edilmesinin doğal ekosistemlerin uyum kapasitesini sınırlayabileceğini belirtiyor.

Bunun yerine insan yerleşimlerini korurken kıyı ekosistemlerinin devamlılığını da sağlayan doğa temelli çözümlere öncelik verilmesi öneriliyor.

Araştırmada öne çıkan yaklaşımlardan biri, bazı kıyı bölgelerinde altyapının planlı biçimde iç kesimlere taşınması.

“Planlı geri çekilme” (managed retreat) olarak adlandırılan bu yöntemde, kıyıdaki yapıların ve altyapının uygun alanlara taşınmasıyla doğal ekosistemlerin deniz seviyesindeki yükselmeye uyum sağlayabilmesi amaçlanıyor.

Bu yaklaşım, kıyı sulak alanlarının zaman içinde karaya doğru ilerlemesine olanak tanıyabiliyor.

Bir diğer yöntem ise tarama faaliyetleri sırasında çıkarılan tortu ve sedimentlerin kullanılması.

Araştırmacılar, bu malzemelerden yararlanılarak mevcut kıyı habitatlarının güçlendirilmesi veya yeni yaşam alanlarının oluşturulması üzerinde çalışıldığını aktarıyor.

Ancak uygulanacak yöntemlerin her bölgenin coğrafi, ekolojik ve toplumsal koşullarına göre belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Bilim insanlarından acil koruma çağrısı

Araştırmanın yazarları Jennifer M.T. Magel ve Tara Martin, deniz seviyesindeki yükselmenin etkilerine karşı zaman kaybedilmeden harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor.

Araştırmacılara göre göçmen kıyı kuşlarının korunması için yalnızca belirli türlere yönelik çalışmalar yeterli değil. Kuşların göç boyunca kullandıkları kıyı ekosistemlerinin bütüncül biçimde korunması gerekiyor.

Özellikle farklı ülkelerin sınırları içinde bulunan göç güzergâhlarının korunmasında uluslararası iş birliği büyük önem taşıyor.

Deniz seviyesindeki yükselmeye karşı alınacak önlemlerin gecikmesi, kuşların beslenme ve üreme alanlarının daha fazla daralmasına yol açabilir.

Araştırmacılar, gelecek kuşakların da doğanın en etkileyici olaylarından biri olan uzun mesafeli kuş göçlerine tanıklık edebilmesi için kıyı ekosistemlerinin korunmasının zorunlu olduğunu belirtiyor.

Araştırma ve kaynak: Jennifer M.T. Magel ve Tara Martin, University of British Columbia.

Makale: Rising seas threaten the world’s migratory shorebirds – The Conversation

Bilimsel çalışma: Biodiversity and Conservation – Araştırmanın bilimsel yayını