Birleşmiş Milletler, 2026 yılının sonuna doğru etkisini artırması beklenen El Niño hava olayının şimdiye kadar kaydedilen en güçlü örneklerden biri olabileceği uyarısında bulundu. Dünya Meteoroloji Örgütü, Pasifik Okyanusu’ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin 3,8 derece üzerine çıkabileceğini açıklarken, BM insani yardım yetkilileri aşırı sıcaklıklar, kuraklık, seller ve kasırgaların milyonlarca insanın yaşamını tehdit edebileceğine dikkat çekti. Yaklaşık 50 milyon kişinin artan açlık riskiyle karşılaşabileceği belirtilirken, acil müdahaleler için 50 milyon doların üzerinde kaynak ayrıldığı duyuruldu.
Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve insani yardım yetkilileri, küresel iklim sisteminde olağanüstü sonuçlar doğurabilecek El Niño hava olayına karşı uluslararası topluma acil harekete geçme çağrısı yaptı.
21 Ekim Çarşamba günü yapılan açıklamalarda, 2026 yılının son aylarında zirveye ulaşması beklenen El Niño'nun yalnızca hava sıcaklıklarını değil, yağış düzenlerini, tarımsal üretimi, gıda güvenliğini ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını etkileyebileceği vurgulandı.
BM yetkililerine göre özellikle Afrika, Latin Amerika, Asya ve Pasifik ülkeleri, birbirini tetikleyebilecek iklim kaynaklı afetlerle karşı karşıya kalabilir.
Pasifik Okyanusu'nda 3,8 derecelik olağanüstü sıcaklık artışı beklentisi
Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Sekreteri Celeste Saulo, son iklim tahminlerinin El Niño'nun alışılmış sınırların çok ötesine geçebileceğini gösterdiğini açıkladı.
WMO'nun Küresel Mevsimsel İklim Güncellemesi'nde yer alan tahminlere göre, tropikal Pasifik Okyanusu'ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının Kasım 2026 ile Ocak 2027 arasında uzun dönem ortalamasının 3,8 derece üzerine çıkabileceği belirtildi.
El Niño'nun izlenmesinde kullanılan temel göstergelerden biri, tropikal Pasifik'teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normal değerlerden sapması olarak kabul ediliyor. Belirli koşulların sağlanmasıyla 0,5 derecelik pozitif sapma bile El Niño gelişiminin göstergesi olabiliyor.
Ancak BM'nin aktardığı 3,8 derecelik olası sapma, geçmişte gözlemlenen güçlü El Niño olaylarının da ötesinde bir büyüklüğe işaret ediyor.
Saulo, gelişmeleri şu sözlerle değerlendirdi:
“Mevcut El Niño, gücü bakımından benzeri görülmemiş bir olay olabilir. Son kırk yıldır kullandığımız izleme grafiklerinin sınırlarını kelimenin tam anlamıyla aşabilir. 2026 yılının sonuna doğru zirveye ulaşacak ancak etkileri bundan çok daha uzun süre hissedilecek.”
“Kayıtlarımızın ve istatistiklerimizin ötesindeyiz”
WMO Genel Sekreteri, geçmişte deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin yaklaşık 3 derece üzerine çıktığı güçlü El Niño dönemlerinin dünya genelinde ciddi sonuçlar doğurduğunu hatırlattı.
Yeni tahminlerin bu sınırın da aşılabileceğine işaret ettiğini belirten Saulo, geçmiş gözlemlerin böylesine güçlü bir olayın bütün sonuçlarını öngörmek için yeterli olmayabileceğini ifade etti.
Saulo, aşırı hava olaylarının şimdiden yaşandığını belirterek El Niño güçlendikçe bunların çoğalabileceğini ve birbirini tetikleyen krizlere dönüşebileceğini söyledi.
Bununla birlikte iklim tahminlerinin ve erken uyarı sistemlerinin insan yaşamını korumak açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı.
“Güçlü bir El Niño mutlaka insani felakete dönüşmek zorunda değil. İnsanların hayatlarını kurtarmak ve geçim kaynaklarını korumak için bilimsel tahminlere ve erken uyarı sistemlerine sahibiz.”
BM: Devasa bir yıkım dalgası kıtaları etkileyebilir
BM Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher da yaklaşan El Niño'nun büyüklüğüne dikkat çekerek dünyanın birçok bölgesinde aynı anda ciddi insani krizler yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Fletcher, hava olayını devasa bir güç olarak tanımladı ve Latin Amerika, Doğu ve Güney Afrika, Asya ve Pasifik bölgelerinde aşırı sıcaklık, kuraklık ve sellerin ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Özellikle ekonomik kaynakları sınırlı, tarımsal üretime bağımlı ve mevcut insani krizlerle mücadele eden ülkelerin çok daha büyük risk altında olduğu ifade edildi.
BM yetkilileri, El Niño'nun etkilerinin her bölgede aynı olmayacağını vurguluyor. Bazı ülkelerde uzun süreli kuraklık yaşanırken başka bölgelerde şiddetli yağışlar, taşkınlar ve tropikal fırtınalar görülebilecek.
Bu durumun tarım, hayvancılık, içme suyu kaynakları, ulaşım altyapısı ve halk sağlığı üzerinde geniş kapsamlı sonuçlar yaratabileceği değerlendiriliyor.
50 milyon insan için açlık tehlikesi
BM'nin en dikkat çekici uyarılarından biri, El Niño nedeniyle yaklaşık 50 milyon kişinin artan açlık riskiyle karşı karşıya kalabileceği yönünde oldu.
Kuraklık nedeniyle tarımsal üretimin azalması, aşırı yağışların ekili alanlara zarar vermesi ve hayvan varlığının kaybedilmesi, özellikle gıda güvencesinin kırılgan olduğu ülkelerde açlık sorununu derinleştirebilir.
Aşırı hava olaylarının gıda üretimini azaltmasının yanı sıra ürünlerin taşınmasını, depolanmasını ve pazarlara ulaştırılmasını da zorlaştırabileceği belirtiliyor.
Fletcher, Afrika Kalkınma Bankası'nın değerlendirmelerine atıfta bulunarak El Niño'nun Afrika ülkelerine ekonomik maliyetinin 10 ila 20 milyar dolar arasında olabileceğini açıkladı.
Aynı değerlendirmeye göre, iklim kaynaklı bu sarsıntı Afrika ülkelerinin gayrisafi yurt içi hasılalarında yüzde 1 ila 2 arasında düşüşe yol açabilir.
Bu kayıpların yalnızca afetlerin doğrudan verdiği zararlardan kaynaklanmayacağı, tarımsal üretimde azalma, ticari faaliyetlerde kesinti ve altyapı hasarlarının da ekonomik etkileri büyütebileceği ifade ediliyor.
Önümüzdeki iki hafta kritik: Somali, Etiyopya ve Kenya için acil çağrı
BM Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, önümüzdeki iki haftanın olası insani felaketlerin önlenmesi açısından belirleyici olacağını söyledi.
Özellikle Somali, Etiyopya ve Kenya'da şiddetli yağışlar başlamadan önce finansman sağlanması ve acil yardım malzemelerinin bölgeye ulaştırılması gerektiğini belirtti.
Doğu Afrika'da sellerin yerleşim alanlarına, tarım arazilerine ve ulaşım altyapısına zarar vermesi olasılığına karşı önleyici çalışmaların hızlandırılması isteniyor.
Güney Afrika bölgesinde ise öncelikler arasında çiftçilere tohum ulaştırılması ve hayvan varlığının korunması bulunuyor.
Orta Amerika ülkelerinde tarımsal üretim ve geçim kaynaklarının güvence altına alınması gerektiği belirtilirken, Asya ve Pasifik ülkelerinin kuraklık, sel ve kasırga gibi farklı iklim şoklarına hazırlanması çağrısı yapıldı.
Fletcher, bilimsel uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmamasının kabul edilemeyeceğini belirterek şöyle konuştu:
“Bu krizin yaklaştığını görmek, uzmanların tahminlerini duymak ve buna rağmen tehlike altındaki insanları koruma fırsatını boşa harcamak olağanüstü bir başarısızlık olur.”
BM'den 11 ülkeye 50 milyon doların üzerinde acil kaynak
Birleşmiş Milletler, olası felaketlerin etkilerini azaltmak amacıyla ilk mali adımları da attı.
Tom Fletcher, BM Merkezi Acil Müdahale Fonu'ndan (CERF) 50 milyon doların üzerinde kaynak serbest bırakıldığını açıkladı.
Kaynağın El Niño'nun etkilerine karşı ön safta bulunan 11 ülkedeki hazırlık ve dayanıklılık çalışmalarını desteklemek için kullanılacağı belirtildi.
Destek sağlanacak ülkeler arasında Çad, El Salvador, Etiyopya, Somali ve Güney Sudan da bulunuyor.
Bu finansmanın amacı, afetler meydana geldikten sonra yalnızca acil yardım ulaştırmak yerine risk altındaki toplulukların önceden hazırlanmasını sağlamak.
BM, erken müdahalelerin hem can kayıplarını azaltabileceğini hem de ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek çok daha yüksek insani yardım maliyetlerinin önüne geçebileceğini vurguluyor.
Hürmüz Boğazı ve Karadeniz'deki krizler insani yardımı zorlaştırıyor
El Niño uyarısı, dünya genelinde devam eden savaşların ve uluslararası tedarik zincirlerindeki aksaklıkların insani yardım faaliyetlerini zorlaştırdığı bir döneme denk geliyor.
Fletcher, İran ile ABD arasındaki savaşla bağlantılı Hürmüz Boğazı'ndaki sorunların ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin etkilediği Karadeniz'deki tedarik koşullarının küresel insani yardım sistemi üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti.
Bu iki stratejik bölgedeki aksaklıklar, enerji ve gıda taşımacılığından insani yardım malzemelerinin ulaştırılmasına kadar birçok alanı etkileyebiliyor.
BM'ye göre iklim kaynaklı yeni afetlerin mevcut lojistik sorunlarla birleşmesi, yardım kuruluşlarının faaliyetlerini daha da güçleştirebilir.
Fletcher, El Niño'nun etkilerinin yalnızca birkaç hafta veya ayla sınırlı kalmayabileceğini, bazı toplulukların aylarca, hatta yıllarca sürecek sonuçlarla karşılaşabileceğini ifade etti.
Şili'den Yemen'e: BM ülkeleri afetlere nasıl hazırlıyor?
Birleşmiş Milletler kuruluşları, yaklaşan El Niño riskine karşı farklı ülkelerde yürütülen afet hazırlık çalışmalarını da kamuoyuyla paylaştı.
Bu çalışmaların ortak noktası, afetler gerçekleştikten sonra müdahale etmek yerine yerleşim alanlarının ve altyapının önceden daha güvenli hale getirilmesi.
Şili: Sel ve çamur akıntılarına karşı dev bariyerler
Şili'de değişen yağış düzenleri bazı bölgelerde can kayıplarına neden olan sellere yol açtı.
Ülkenin kuzeyindeki Antofagasta bölgesinde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), şiddetli yağışlarla oluşan çamur ve enkaz akıntılarını durdurmak amacıyla büyük koruma bariyerlerinin inşa edilmesine destek verdi.
Bu altyapı çalışmalarının, yerleşim alanlarının taşkınlardan korunmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
Madagaskar: Beş yıllık afet ve barınma planı
Hint Okyanusu'nda bulunan Madagaskar, tekrarlayan tropikal siklonlar nedeniyle yüksek afet riski taşıyan ülkeler arasında yer alıyor.
Ülkede barınma alanındaki ulusal insani yardım koordinasyon yapısı, beş yıllık bir eylem planını içeren strateji üzerinde çalışıyor.
Atsimo Andrefana ve Androy bölgelerinde 2025 yılının başından itibaren pilot uygulamaların yürütüldüğü bildirildi.
Çalışmalarla afetlerden etkilenen topluluklar için daha dayanıklı barınma çözümlerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.
Nijerya: Çatışma ve iklim krizine karşı güvenli barınma
Nijerya'da silahlı çatışmaların ve iklim kaynaklı afetlerin birlikte yaşandığı bölgelerde güvenli barınma koşullarının geliştirilmesi hedefleniyor.
BM Afet Riskini Azaltma Ofisi (UNDRR) ile Küresel Barınma Kümesi, Haziran 2025'te hükümet temsilcilerini, insani yardım kuruluşlarını ve çevre alanında çalışan kurumları bir araya getirdi.
Toplantılarda, çatışma ve iklim şoklarından etkilenen bölgelerde daha güvenli barınma alanları oluşturulmasına yönelik yol haritası üzerinde çalışılmaya başlandı.
Bu faaliyetlerin, uluslararası yardım kaynaklarındaki kesintilere rağmen sürdürüldüğü belirtildi.
Yemen: 100 binden fazla hane selden etkilendi
Uzun yıllardır savaş ve insani krizlerle karşı karşıya bulunan Yemen, iklim kaynaklı afetler bakımından da yüksek risk taşıyor.
Ülkede dört milyondan fazla insanın yerinden edildiği, bunların önemli bir bölümünün sel riski bulunan alanlarda yaşadığı belirtiliyor.
Yalnızca 2024 yılında meydana gelen ani sellerin 100 binden fazla haneyi etkilediği bildirildi.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), UNDRR ve ortak kuruluşlar, yerel toplulukların katılımıyla yürütülen selden korunma çalışmalarını destekliyor.
Bu projeler arasında Al-Hazm bölgesinde inşa edilen 2,5 kilometrelik sel yönlendirme kanalı da bulunuyor.
Kanalın, şiddetli yağışlar sırasında oluşan su akışını yerleşim alanlarından uzaklaştırarak olası zararları azaltması amaçlanıyor.
El Niño nedir, dünyayı nasıl etkiliyor?
El Niño, tropikal Pasifik Okyanusu'nun orta ve doğu kesimlerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının olağan değerlerin üzerine çıkmasıyla bağlantılı doğal bir iklim olayıdır.
El Niño-Güney Salınımı (ENSO) adı verilen daha geniş iklim sisteminin sıcak evresini oluşturur.
Okyanus sıcaklıklarındaki değişim, atmosfer dolaşımını etkileyerek dünyanın farklı bölgelerindeki yağış ve sıcaklık düzenlerini değiştirebilir.
El Niño dönemlerinde bazı bölgelerde kuraklık riski artarken başka bölgelerde normalin üzerinde yağışlar ve seller görülebilir. Etkilerin büyüklüğü, olayın gücünün yanı sıra mevsimsel koşullara ve diğer iklim etkenlerine de bağlıdır.
El Niño'nun küresel ortalama sıcaklıklar üzerinde artırıcı etkisi olabilse de tek başına bütün aşırı hava olaylarının nedeni olarak değerlendirilemez.
Bilim insanları, insan kaynaklı küresel ısınmanın oluşturduğu daha sıcak iklim koşullarında güçlü El Niño olaylarının etkilerinin daha ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye ve Akdeniz Bölgesi açısından ne anlama geliyor?
El Niño'nun etkileri yalnızca Pasifik Okyanusu çevresindeki ülkelerle sınırlı kalmıyor. Atmosfer dolaşımındaki değişiklikler dünyanın farklı bölgelerinde mevsimsel hava koşullarını etkileyebiliyor.
Türkiye ve Akdeniz Havzası açısından da yağış düzenleri, sıcaklık değişimleri, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerindeki olası etkilerin izlenmesi önem taşıyor.
Ancak El Niño'nun Türkiye'de mutlaka kuraklık, sel veya belirli bir sıcaklık artışı yaratacağı söylenemez. Bölgesel sonuçların değerlendirilmesi için güncel meteorolojik tahminler ve yerel iklim koşullarının birlikte incelenmesi gerekiyor.
Özellikle tarımsal üretim, su yönetimi ve afet hazırlıkları açısından erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, küresel iklim dalgalanmalarının yaratabileceği riskleri azaltmada önem taşıyor.
BM'nin çağrısı: Felaket yaşanmadan harekete geçilmeli
Birleşmiş Milletler'in açıklamalarında öne çıkan temel mesaj, yaklaşan iklim tehlikesinin yalnızca meteorolojik bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiği oldu.
El Niño'nun gıda güvenliği, yoksulluk, göç, halk sağlığı ve ekonomik istikrar üzerinde birbirini besleyen sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.
WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo ile BM Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, bilimsel tahminlerin ve erken uyarı sistemlerinin mevcut olduğunu, asıl ihtiyacın bu bilgilerin zamanında harekete geçirilmesi olduğunu belirtti.
BM, uluslararası topluma finansman sağlama, afet hazırlıklarını hızlandırma ve kırılgan toplulukları koruma çağrısında bulunurken, önümüzdeki haftalarda alınacak kararların milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti.
Yaklaşan El Niño'nun boyutu konusunda yapılan uyarılar, iklim krizine karşı mücadelenin yalnızca uzun vadeli çevre politikalarından ibaret olmadığını; aynı zamanda acil insani yardım, gıda güvenliği ve afetlere hazırlık meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.





