Dünyanın dört bir yanından ekoloji hareketleri, sendikalar, kadın ve gençlik örgütleri ile insan hakları savunucuları, 14-18 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi’nde bir araya gelecek. 32 ülkeden konuşmacıların katılacağı, 130’u aşkın kurumun yaklaşık 150 etkinlik düzenleyeceği zirvede; ekolojik yıkım, fosil yakıtlardan çıkış, enerji demokrasisi, gıda egemenliği, toplumsal eşitsizlikler, savaş ve barış politikaları ele alınacak. COP31 sürecine alternatif bir halk buluşması olarak düzenlenen zirve, 14 Kasım Küresel Eylem Günü’nde gerçekleştirilecek yürüyüş ve mitingle başlayacak.
İklim krizine, doğa talanına, toplumsal eşitsizliklere ve savaş politikalarına karşı mücadele eden uluslararası hareketler, kasım ayında Antalya’da buluşmaya hazırlanıyor. Halkların İklim Zirvesi (Peoples’ Climate Summit), iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını; ekonomik, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan kapsamlı bir programla gerçekleştirilecek.
2021 yılında İskoçya’nın Glasgow kentinde, 2025 yılında ise Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen buluşmaların devamı niteliğindeki zirve, bu yıl 300’e yakın uluslararası ve 200’ü aşkın yerel kurumun desteğiyle Antalya’da yapılacak.
14-18 Kasım tarihleri arasında Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek zirvede, 130’dan fazla kurumun katkısıyla yaklaşık 150 tematik oturum, panel, forum, atölye ve kültür-sanat etkinliği düzenlenecek.
Organizatörler, zirvenin önceki buluşmalarda kabul edilen sonuç deklarasyonlarının taleplerini ileri taşımayı ve bu taleplerin somut politikalara dönüşmesine katkı sağlamayı amaçladığını belirtiyor.
32 ülkeden iklim adaleti savunucuları katılacak
Halkların İklim Zirvesi, farklı coğrafyalarda ekolojik yıkıma, hak ihlallerine ve toplumsal eşitsizliklere karşı mücadele eden hareketleri aynı platformda buluşturacak.
Program kapsamında ABD, Arjantin, Belçika, Brezilya, Tayvan, Danimarka, Ekvador, Endonezya, Filipinler, Fransa, Güney Afrika, Haiti, Hindistan, İrlanda, İspanya, İngiltere, Kanada, Kamerun, Kenya, Kolombiya, Malavi, Mısır, Nepal, Nijerya, Pakistan, Peru, Ruanda, Rusya, Şili, Tanzanya, Ukrayna ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 32 ülkeden konuşmacılar yer alacak.
Zirvenin temel hedeflerinden biri, farklı ülkelerde birbirinden bağımsız gibi görünen toplumsal mücadelelerin ortak nedenlerini görünür kılmak olacak.
Fransa’da eğitim sistemindeki sorunlara ve eşitsizliklere karşı mücadele eden liselilerin talepleri ile İspanya’da 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın evinden çıkarılmasının ardından büyüyen konut hakkı eylemleri de bu kapsamda gündeme taşınacak.
Eğitim, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçların piyasa koşullarına bırakılmasının yarattığı eşitsizlikler, sosyal hizmetler yerine savaş politikalarına ayrılan bütçeler ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlar, iklim adaleti perspektifiyle tartışılacak.
Katılımcılar, farklı ülkelerdeki mücadeleleri ortaklaştırarak “Gelecek bizim elimizde” mesajını uluslararası düzeyde duyurmayı hedefliyor.
İklim krizi demokrasi, emek ve barış mücadeleleriyle birlikte ele alınacak
Zirvenin gündemi yalnızca küresel sıcaklık artışı ve sera gazı emisyonlarıyla sınırlı olmayacak.
İklim adaleti, insan hakları, halkların özgürleşmesi, fosil yakıtlardan çıkış, enerji demokrasisi ve gıda egemenliği gibi konular, toplumsal ve ekonomik ilişkilerle birlikte değerlendirilecek.
İklim politikaları adı altında uygulanan ancak ekolojik yıkımı sürdürdüğü savunulan yöntemler, “sahte çözümler” ve şirketlerin çevreci görünmek amacıyla başvurduğu yeşil yıkama uygulamaları da tartışma başlıkları arasında bulunuyor.
Zirve kapsamında dünyanın farklı bölgelerinde yürütülen ekoloji direnişlerinin kadın özgürlüğü, emek hakları, kent hakkı, demokrasi ve barış mücadeleleriyle buluşturulması amaçlanıyor.
14 Kasım’da Antalya’da büyük iklim mitingi düzenlenecek
Halkların İklim Zirvesi’nin kitlesel açılışı, 14 Kasım Küresel Eylem Günü kapsamında gerçekleştirilecek.
Antalya Emek ve Demokrasi Güçlerinin çağrısıyla düzenlenecek yürüyüş ve mitinge, Türkiye’den ve dünyanın farklı kıtalarından toplumsal hareketlerin katılması bekleniyor.
Mitingde ekolojik yıkıma, fosil yakıt bağımlılığına, doğa talanına, eşitsizliklere ve savaş politikalarına karşı ortak taleplerin dile getirilmesi hedefleniyor.
Zirvenin uluslararası toplantıları ise 15-18 Kasım tarihleri arasında Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde devam edecek.
Sendikalar enerji demokrasisi ve adil geçiş için buluşacak
Ana zirve programı öncesinde, 12-14 Kasım tarihlerinde sendikaların katılımıyla uluslararası bir Emek Meclisi gerçekleştirilecek.
Enerji Demokrasisi için Sendikalar'ın (TUED) çağrısıyla düzenlenecek buluşmada, yerel ve uluslararası sendika temsilcileri enerji politikalarının çalışanlar ve toplum üzerindeki etkilerini değerlendirecek.
Toplantılarda fosil yakıtlardan çıkış, işçi hakları, enerji yoksulluğu, kamusal enerji politikaları, enerji demokrasisi ve adil geçiş konuları ele alınacak.
Özellikle fosil yakıtlara dayalı sektörlerde çalışan emekçilerin haklarının korunması, enerji dönüşümünün toplumsal maliyetlerinin adil biçimde paylaşılması ve enerjiye erişimin temel bir hak olarak değerlendirilmesi tartışmaların merkezinde yer alacak.
Dört gün boyunca dört temel başlık tartışılacak
15-18 Kasım tarihleri arasında her sabah üç saat sürecek ortak oturumların ardından eş zamanlı paneller, atölyeler, forumlar ve söyleşiler gerçekleştirilecek.
Zirvenin ana oturumları dört temel başlık etrafında şekillenecek:
|
Tarih |
Ana oturum |
|---|---|
|
15 Kasım Pazar |
Ekolojik Yıkımlara Karşı Doğanın Hakları |
|
16 Kasım Pazartesi |
Fosil Yakıtlardan Çıkış ve Enerji Demokrasisi |
|
17 Kasım Salı |
Demokrasi, Anti-Militarizm ve Barış |
|
18 Kasım Çarşamba |
Gıda Egemenliği ve Agroekoloji |
Bu oturumlarda doğanın korunması, ekonomik sömürü mekanizmaları, enerji sistemlerinin demokratikleştirilmesi, militarizmin toplumsal ve ekolojik sonuçları ile endüstriyel tarıma alternatif gıda üretim modelleri değerlendirilecek.
Türkiye’deki doğa mücadeleleri uluslararası hareketlerle buluşacak
Zirvenin önemli başlıklarından birini Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerinde yürütülen yerel ekoloji mücadeleleri oluşturacak.
Toprağımızı Vermiyoruz kampanyasının ev sahipliğinde gerçekleştirilecek buluşmalarda, madencilik faaliyetleri, su kaynaklarının korunması, toprak mücadeleleri, kent hakkı, barınma ve halk sağlığı sorunları ele alınacak.
Ekolojik yıkımın yanı sıra yoksullaşma, göç, yerinden edilme ve insanların yaşadıkları topraklarla bağlarının kopması gibi sorunlar da tartışılacak.
Farklı ülkelerden katılımcılar, yerel direnişlerin deneyimlerini paylaşarak ortak mücadele yöntemleri ve uluslararası dayanışma olanakları üzerinde duracak.
İklim krizinin tarihsel sorumluluğu ve iklim tazminatı gündemde
Zirvede iklim krizinin ortaya çıkmasında ülkelerin ve ekonomik sistemlerin tarihsel sorumlulukları da kapsamlı biçimde tartışılacak.
İklim borcu, kayıp ve zararlar ile iklim tazminatı başlıkları altında, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen toplumların yaşadığı ekonomik ve sosyal kayıplar değerlendirilecek.
Bu tartışmalarda halkların kendi geleceklerini belirleme hakkı ve iklim politikalarının oluşturulmasında söz sahibi olması gerektiği üzerinde durulacak.
İklim krizinin etkilerini ağır biçimde yaşayan toplumların taleplerinin uluslararası müzakerelerde nasıl karşılık bulabileceği de zirvenin gündeminde olacak.
Ekolojik yıkımın sorumluları Eko-Divan’da ele alınacak
Halkların İklim Zirvesi kapsamında düzenlenecek dikkat çekici etkinliklerden biri de Eko-Divan olacak.
Doğanın yalnızca insanlar tarafından kullanılan bir kaynak olarak değil, hak sahibi bir varlık olarak kabul edilmesi yaklaşımıyla gerçekleştirilecek etkinlikte, ekokırım olarak tanımlanan ağır ekolojik yıkımlar tartışılacak.
Canlı ve cansız varlıkların hak sahibi olması, doğanın hukuki özne olarak tanınması ve korunması ilkeleri çerçevesinde ekolojik yıkıma yol açan faaliyetler, bu faaliyetlerin sorumluları ve ortaya çıkan sonuçlar değerlendirilecek.
Eko-Divan, doğanın haklarının tanınmasına yönelik uluslararası tartışmaların da bir parçası olacak.
Savaş, militarizm ve Filistin meselesi tartışılacak
Zirvede iklim adaleti ile barış mücadelesi arasındaki ilişki de önemli bir yer tutacak.
Organizatörler, savaşların ve militarist politikaların yalnızca insan yaşamı üzerinde değil, doğal yaşam alanları ve ekolojik sistemler üzerinde de yıkıcı sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Bu kapsamda halkların savaşlara ve militarizme karşı ortak mücadele olanakları değerlendirilecek.
Programda Filistin'e ilişkin geniş katılımlı bir etkinlik de düzenlenecek. Etkinlikte işgal koşulları, halkların özgürlük mücadelesi ve iklim adaleti arasındaki ilişkiler ele alınacak.
Zirvenin yaklaşımı, barışın ve halkların kendi geleceklerini belirleme hakkının iklim adaletinden ayrı düşünülemeyeceği görüşüne dayanıyor.
Kadınların özgürlük mücadelesi ve bakım emeği ele alınacak
İklim krizinin kadınlar üzerindeki etkileri ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri de zirvenin temel tartışma alanlarından biri olacak.
Program kapsamında ekolojik yıkımın kadınların yaşam koşullarına etkileri, bakım emeği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadınların doğa mücadelelerindeki rolü üzerine sunumlar gerçekleştirilecek.
Kadınların özgürlük mücadelesi ile ekoloji hareketleri arasındaki ortaklıklar tartışılarak uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi amaçlanacak.
Plastik kirliliği, atık ticareti ve nükleer enerji masaya yatırılacak
Zirvenin çevre politikalarına ilişkin önemli gündemlerinden birini plastik kirliliği ve uluslararası atık ticareti oluşturacak.
Farklı ülkelerden katılımcılar, plastik üretiminin ve tüketiminin yarattığı sorunları, sıfır atık politikalarını, atık ticaretini ve şirketlerin çevre kirliliğinden doğan sorumluluklarını değerlendirecek.
Plastik kirliliğine karşı kalıcı ve gerçek çözümler geliştirilmesi, uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi ve çevresel sorumluluğun şirketler tarafından üstlenilmesi tartışılacak.
Zirvede ayrıca nükleer enerji politikaları ele alınarak nükleersiz bir yaşamın mümkün olup olmadığı ve alternatif enerji yaklaşımları üzerinde durulacak.
COP31 kararları halkların bakış açısıyla değerlendirilecek
Antalya’daki buluşmanın önemli hedeflerinden biri de Birleşmiş Milletler iklim müzakerelerini halkların talepleri doğrultusunda izlemek ve değerlendirmek olacak.
COP31 izleme ve değerlendirme toplantılarında karbon piyasaları, iklim finansmanı, uluslararası iklim taahhütleri ve resmî müzakere süreçleri ele alınacak.
Katılımcılar, iklim krizine karşı geliştirilen mevcut politikaların yeterliliğini ve bu politikaların toplumlar üzerindeki etkilerini sorgulayacak.
Özellikle piyasa temelli iklim politikalarına alternatif olarak kamusal, demokratik ve toplumsal ihtiyaçları esas alan çözüm önerilerinin geliştirilmesi hedeflenecek.
Zirve, resmî iklim müzakerelerinin ötesinde halkların doğrudan söz sahibi olabileceği uluslararası bir mücadele zemini oluşturmayı amaçlıyor.
Kültür ve sanat etkinlikleriyle iklim mücadelesi görünür olacak
Halkların İklim Zirvesi, siyasi ve akademik tartışmaların yanı sıra kapsamlı bir kültür-sanat programına da ev sahipliği yapacak.
Her akşam film ve belgesel gösterimleri, tiyatro etkinlikleri, konserler ve müzik dinletileri gerçekleştirilecek.
Mimar Sinan Kongre Merkezi’nin fuaye alanlarında ise gün boyunca el işi, sanat, artivizm ve kukla atölyeleri düzenlenecek.
Beden ve hareket çalışmaları, pandomim, performans ve dans etkinlikleri de programın bir parçası olacak. Katılımcılar, zirve boyunca hazırlanacak enstalasyonları ve sergileri ziyaret edebilecek.
Kültür-sanat etkinlikleri aracılığıyla ekolojik sorunların farklı ifade biçimleriyle görünür kılınması ve iklim adaleti mücadelesinin daha geniş toplumsal kesimlere ulaştırılması amaçlanıyor.
Antalya’dan dünyaya ortak mücadele mesajı
Halkların İklim Zirvesi, dünyanın farklı bölgelerinde sürdürülen ekoloji, emek, kadın, gençlik, demokrasi ve barış mücadelelerini ortak bir uluslararası zeminde buluşturmayı hedefliyor.
Zirvenin temel yaklaşımında, iklim krizine karşı mücadelenin yalnızca sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla sınırlı kalamayacağı; doğanın haklarının korunması, ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi, kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi ve halkların karar alma süreçlerine katılması gerektiği görüşü bulunuyor.
Organizatörler, Glasgow ve Belém buluşmalarında ortaya konulan taleplerin Antalya’da daha ileri taşınmasını ve ortak mücadele programlarının geliştirilmesini amaçlıyor.
14 Kasım’daki kitlesel yürüyüş ve mitingle başlayacak buluşma, 18 Kasım’a kadar devam edecek oturumlar ve etkinliklerle sona erecek.
Zirvenin ortak mesajı ise iklim adaletinin, demokrasi, barış, eşitlik ve halkların özgürleşme mücadelesiyle birlikte ele alınması gerektiği olacak.
Zirve programı ve iletişim bilgileri
Halkların İklim Zirvesi’nin programına ilişkin güncellemeler hiz2026.org/haberler adresinden takip edilebilecek.
Basın, bilgi ve röportaj talepleri için [email protected] e-posta adresi ve +90 545 367 53 21 numaralı telefon üzerinden iletişim kurulabilecek.





