DEM Parti İzmir Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi İbrahim Akın, Avrupa’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarına dikkat çekerek iktidarın “Sıfır Atık” politikasını eleştirdi. Akın, “Sıfır Atık, başkasının çöpünü ithal edip kirliliğin bedelini bu ülkenin insanlarına ödetmek değildir” dedi. Avrupa Komisyonu ve uluslararası çevre kuruluşlarının verileri de Türkiye’nin Avrupa Birliği kaynaklı plastik atık ihracatında başlıca varış noktası olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’nin plastik atık ithalatı, çevre politikaları ve halk sağlığı açısından yeniden tartışma konusu oldu. DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarına tepki göstererek hükümetin çevre politikaları ile atık ithalatına yönelik uygulamaları arasında çelişki bulunduğunu savundu.
Akın, bir yılda Avrupa’dan Türkiye’ye 650 bin ton plastik atık getirildiğini belirterek, iktidarın çevreyi koruma söylemlerine rağmen Türkiye’yi Avrupa’nın plastik atık deposuna dönüştürdüğünü ileri sürdü.
Ancak uluslararası veriler, açıklamada belirtilen 650 bin tonluk miktarın kapsamı açısından önemli bir ayrıntıya işaret ediyor. Avrupa Komisyonu'nun 18 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı değerlendirmeye göre, 2025 yılında yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarı yaklaşık 510 bin ton oldu. İngiltere gibi AB dışındaki Avrupa ülkelerinden yapılan sevkiyatlar ise bu rakama dahil değil. Dolayısıyla 650 bin tonluk iddianın hangi ülkeleri ve dönemi kapsadığı ayrıca netleştirilmeyi gerektiriyor.
Akın: “Sıfır Atık gibi kampanyalarla vitrin oluşturuluyor”
İbrahim Akın, açıklamasında hükümetin “Sıfır Atık” çalışmalarını eleştirerek çevre koruma politikalarının yalnızca kampanyalarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
İktidarın bir yandan çevreci söylemler kullandığını, diğer yandan plastik atık ithalatının devam etmesine izin verdiğini belirten Akın, şu ifadeleri kullandı:
“İktidar, bir yandan çevreci olduğu yönünde nutuklar atıyor, diğer yandan Türkiye’yi Avrupa’nın plastik atık deposuna dönüştürmeye devam ediyor. ‘Sıfır Atık’ gibi süslü ve cilalı ama içi boş kampanyalarla vitrin oluşturan iktidarın çöp ve atık konusundaki asıl yüzü işte budur!”
Akın, geri dönüşüm faaliyetlerinin çevresel sorumlulukların yerine getirilmesi için tek başına yeterli olmadığını belirterek atık ithalatının doğa ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin dikkate alınmasını istedi.
“‘Sıfır Atık’, başkasının çöpünü ithal edip kirliliğin bedelini bu ülkenin insanlarına ödetmek değildir! Geri dönüşüm tabelaları asmakla doğanın korunamayacağı açıktır.”
Akın, açıklamasının devamında Avrupa kaynaklı atıkların Türkiye’ye gönderilmesinin çevresel sorumluluğun başka ülkelere aktarılması anlamına geldiğini savundu.
“Avrupa’nın çöpünü getirerek sorumluluktan kaçarken iktidar, Türkiye’nin doğasını ve geleceğini korumak yerine bu düzene kapı açıyor. Doğayı korumakla övünüp ülkeyi Avrupa’nın çöplüğüne dönüştüremezsiniz!”
Avrupa Komisyonu: Türkiye, AB plastik atıklarının başlıca adresi
Avrupa Komisyonu tarafından Eylül 2026'da yayımlanan değerlendirme, Türkiye’nin plastik atık ticaretindeki konumuna ilişkin önemli veriler içeriyor.
Komisyonun açıklamasına göre Avrupa Birliği, 2025 yılında toplam yaklaşık 1,4 milyon ton plastik atık ihraç etti. Bunun yaklaşık 510 bin tonu Türkiye’ye gönderildi.
Bu rakam, AB'nin ihraç ettiği plastik atıkların yaklaşık yüzde 36'sının Türkiye'ye yöneldiği anlamına geliyor.
Komisyon ayrıca Türkiye’nin, AB plastik atıklarının gönderildiği OECD ülkeleri arasında başlıca varış noktası olduğunu belirtti.
Avrupa Komisyonu'nun değerlendirmesinde yalnızca ithalat miktarına değil, atıkların Türkiye'de nasıl yönetildiğine ilişkin sorunlara da dikkat çekildi. Atıkların işlenmesi, geri kazanılması ve çevresel etkilerinin izlenmesi konusunda daha fazla bilgiye ihtiyaç bulunduğu kaydedildi.
Komisyon, Türkiye'nin plastik atık ithalatına ilişkin mevzuatını güçlendirdiğini, denetimleri artırdığını ve daha yüksek para cezaları uygulamaya başladığını da kabul etti. Bununla birlikte, düzenlemelerin sahada ne ölçüde uygulandığı ve ithal atıkların çevre üzerindeki etkilerinin nasıl önlendiği konusunda eksiklikler bulunduğunu bildirdi.
Greenpeace: Plastik atık ithalatı 2025 yılında rekor kırdı
Greenpeace Türkiye'nin 3 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı “Söylemin Ardındaki Gerçek: Türkiye’nin Sıfır Atık Politikasının Görünmeyen Yüzü” başlıklı politika bilgi notu da plastik atık ithalatındaki artışa dikkat çekti.
Kuruluşun verilerine göre, Avrupa Birliği'nden Türkiye'ye gönderilen plastik atık miktarı 2024 yılında 426 bin ton düzeyindeyken 2025 yılında 503 bin tona yükseldi. Bu, yaklaşık yüzde 19'luk artış anlamına geliyor.
Greenpeace, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin plastik atık ihracatında açık ara en büyük alıcı konumuna geldiğini belirterek plastik üretiminin kaynağında azaltılması ve atık ithalatının yasaklanması çağrısında bulundu.
AB'den Türkiye'ye plastik atık ihracatı
Basel Action Network ve Greenpeace verileri. Avrupa Komisyonunun 2025 tahmini yaklaşık 510 bin tondur.
015030045060020242025
Kaynak: Basel Action Network ve Greenpeace Türkiye. Değerler bin ton cinsindendir.
Adana'daki araştırma: Sulama kanallarında ciddi mikroplastik kirliliği
Türkiye'nin plastik atık ithalatının çevresel etkileri konusunda en dikkat çekici bilimsel bulgulardan biri Adana'dan geldi.
2026 yılında Environmental Monitoring and Assessment dergisinde yayımlanan, Sedat Gündoğdu ve Salim Avcıoğlu imzalı bilimsel araştırmada, Adana'daki plastik geri dönüşüm tesislerinin atık su deşarjlarının sulama kanalları üzerindeki etkileri incelendi.
Araştırmada alınan su örneklerinde litre başına 16,5 ile 2 bin 174,5 arasında mikroplastik parçacığı tespit edildi. Bazı örnekleme noktalarında tesislerin aşağı akışındaki mikroplastik yoğunluğunun yukarı akışa göre 132 kata kadar arttığı belirlendi.
Çalışmada, polietilen, polipropilen ve PET gibi plastik türlerine rastlandı. Özellikle bazı endüstriyel plastik parçacıklarının yalnızca tesislerin aşağı akışında bulunması, geri dönüşüm faaliyetleriyle kirlilik arasındaki bağlantıyı destekleyen bulgular arasında değerlendirildi.
Araştırmacılar, plastik geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan denetimsiz deşarjların tarımsal sulama sistemleri açısından ciddi bir çevresel risk oluşturduğunu belirtti.
İngiliz basını Adana'daki plastik atık sorununu gündeme taşıdı
İngiliz gazetesi The Guardian, 6 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı araştırma haberinde, İngiltere'den Türkiye'ye gönderilen plastik atıkların Adana'daki çevresel etkilerini ele aldı.
Haberde, uluslararası çevre kuruluşu Environmental Investigation Agency'nin incelediği verilere dayanılarak, Mayıs 2021 ile Temmuz 2024 arasında 13 İngiliz şirketinin Adana'daki Kemal Deniz geri dönüşüm bölgesine 545 sevkiyatla yaklaşık 52 bin ton plastik atık gönderdiği aktarıldı.
Araştırmada, geri dönüşüm tesislerinin yakınındaki tarım alanları, sulama kanalları ve bölgede yaşayan insanların karşılaştığı çevresel sorunlar incelendi.
Özellikle plastik parçacıklarının sulama sularına karışmasının tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından oluşturabileceği risklere dikkat çekildi.
Bununla birlikte, söz konusu atıkların İngiltere'den gönderilmesinin tek başına yasa dışı bir işlem anlamına gelmediği; temel sorunun atıkların varış noktasında çevreye zarar vermeden işlenip işlenmediği olduğu vurgulandı.
Avrupa plastik atık ihracatında kuralları sıkılaştırıyor
Avrupa Birliği'nin 2024 yılında kabul ettiği yeni Atık Sevkiyatı Tüzüğü, plastik atıkların birlik dışına gönderilmesine yönelik daha sıkı düzenlemeler getiriyor.
Yeni düzenlemeye göre 21 Kasım 2026 tarihinden itibaren OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatı yasaklanacak. Ancak Türkiye OECD üyesi olduğu için bu yasak doğrudan Türkiye'yi kapsamıyor.
Türkiye gibi OECD üyesi ülkelere yapılan plastik atık sevkiyatları ise daha sıkı izleme, denetim ve çevresel uygunluk şartlarına tabi olacak.
Avrupa Komisyonu, atıkların çevreye duyarlı biçimde yönetilmediğinin belirlenmesi durumunda belirli ülkelere yönelik ihracatın askıya alınabileceğini bildiriyor.
Bu düzenleme, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde Avrupa'nın plastik atık ticaretindeki konumunun nasıl değişeceği sorusunu da gündeme getiriyor.
“Sıfır Atık” politikası ile ithalat tartışması
Türkiye'de yürütülen Sıfır Atık politikası, atık oluşumunun azaltılmasını, kaynakların verimli kullanılmasını, atıkların ayrı toplanmasını ve geri dönüşümün yaygınlaştırılmasını hedefliyor.
Geri dönüşüm sektörü açısından bakıldığında ise uygun nitelikteki plastik atıkların ithalatı, sanayiye ikincil ham madde sağlayabilen ekonomik bir faaliyet olarak değerlendiriliyor. Ancak bu yaklaşım, ithal edilen atıkların gerçekten geri dönüştürülmesi ve geriye kalan malzemenin çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi koşuluna dayanıyor.
Çevre örgütleri ise Türkiye'nin kendi plastik atıklarını toplama ve işleme kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini, dışarıdan gelen yüksek miktardaki atığın denetim ve altyapı üzerinde ek yük oluşturduğunu savunuyor.
Avrupa Komisyonu'nun Eylül 2026 değerlendirmesinde de Türkiye'nin mevzuat ve denetim alanında attığı adımlar teslim edilirken veri şeffaflığı, uygulama ve çevresel gözetim konularındaki eksikliklerin sürdüğü belirtildi.
COP31 öncesinde plastik atık politikası gündemde
Türkiye'nin Kasım 2026'da ev sahipliği yapacağı COP31 iklim zirvesi öncesinde plastik üretimi, atık ticareti ve geri dönüşüm politikalarına yönelik tartışmaların önemi artıyor.
Greenpeace Türkiye, COP31 sürecinde Sıfır Atık yaklaşımının yalnızca geri dönüşüm faaliyetleri üzerinden değil, plastik üretiminin azaltılması ve atık ithalatının sınırlandırılması üzerinden de ele alınmasını istiyor.
Greenpeace Türkiye
İbrahim Akın'ın açıklaması da bu tartışmaların siyasi boyutunu yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye'nin Avrupa'dan ithal ettiği plastik atıkların hangi tesislerde işlendiği, ne kadarının geri dönüştürüldüğü, ne kadarının bertaraf edildiği ve bu faaliyetlerin çevre üzerindeki etkilerinin nasıl denetlendiği soruları önemini koruyor.
Avrupa Komisyonu'nun raporunda da işaret edilen veri eksiklikleri, bu soruların kamuoyuna açık ve doğrulanabilir bilgilerle yanıtlanması gerektiğini gösteriyor.
Akın'ın “Doğayı korumakla övünüp ülkeyi Avrupa'nın çöplüğüne dönüştüremezsiniz” sözleriyle dile getirdiği eleştiri, Türkiye'nin Sıfır Atık hedefleri ile uluslararası plastik atık ticaretindeki rolü arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açmış durumda.
Haberin dayandığı uluslararası kaynaklar
-
Avrupa Komisyonu – 18 Eylül 2026 plastik atık değerlendirmesi (İngilizce)
-
Basel Action Network – 2025 plastik atık ihracatı verileri (İngilizce)
-
Gündoğdu ve Avcıoğlu – Adana sulama kanallarındaki mikroplastik kirliliği araştırması (İngilizce)
-
The Guardian – Adana ve İngiltere'nin plastik atık ihracatı (İngilizce)
Editoryal not: Haberde 650 bin ton rakamı İbrahim Akın'ın açıklaması olarak aktarılmıştır. Doğrulanabilen 2025 AB verileri yaklaşık 503–510 bin ton düzeyindedir. İki rakamın aynı coğrafi kapsamı temsil ettiği varsayılmamalıdır.





