Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu (AHEK), 10 Ekim 2026’da Ankara Tabip Odası’nda düzenlediği basın açıklamasında aile hekimlerinin sözleşme, ücret ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerini kamuoyuyla paylaştı.

Basın açıklamasına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip ile Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ayşegül Ateş Tarla, Dr. Naki Bulut, Dr. Mehmet Şerif Demir ve Dr. Ali Kanatlı katıldı. Açıklamayı TTB AHEK Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Sibel Uyan okudu.

“Hırsıza değil, sağlığa bütçe” çağrısının öne çıktığı açıklamada, kamu kaynaklarının toplumun sağlık ihtiyaçları için kullanılması istendi. Sağlık Bakanlığı’nın sözleşme koşulları, performansa bağlı ücret sistemi ve koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan kaynaklar eleştirildi.

“Sözleşmenin Bütün Koşullarını Bakanlık Belirliyor”

Dr. Sibel Uyan, aile hekimlerinin iki yılda bir yenilenen sözleşmelerine ilişkin taleplerini belirlemek üzere Ankara’da bir araya geldiklerini söyledi.

Sağlık Bakanlığı’nın sözleşmelerin bütün koşullarını tek taraflı belirlediğini ifade eden Uyan, aile hekimlerine dayatıldığını belirttiği bu uygulamaya karşı görüşlerini ve mücadele yollarını paylaşmak için açıklama yaptıklarını dile getirdi.

AHEK, aile hekimlerinin çalışma koşullarını doğrudan etkileyen sözleşmelerde sağlık emekçilerinin taleplerinin karşılık bulmasını istedi.

Hekime Başvuru Sayısı Üzerinden Sağlık Politikalarına Eleştiri

Uyan, açıklamada aktarılan Sağlık Bakanlığı 2025 Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerine göre, bir yılda hekimlere 1 milyar 138 milyon başvuru yapıldığını belirtti. Bu başvuruların yüzde 41,3’ünün birinci basamak, yüzde 58,7’sinin ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında gerçekleştiğini ifade etti.

Kişi başına yıllık başvuru sayısının birinci basamakta 5,4, hastanelerde 7,8 olmak üzere toplam 13,2’ye ulaştığını söyleyen Uyan, bu sayının açıklamada 6,5 olarak belirtilen OECD ortalamasının iki katından fazla olduğuna dikkat çekti.

Uyan, Sağlık Bakanı Dr. Kemal Memişoğlu’nun bütçe görüşmelerinde 2025’in ilk on ayında yaklaşık 16 milyon MR ve 17 milyon BT çekildiğini açıkladığını da hatırlatarak şu soruları yöneltti:

“Sağlık Bakanlığı koruyucu hekimlikten ve nitelikli sağlık hizmetinden uzaklaşan tedavi edici sağlık politikalarını neden tercih ediyor? Bu tercihten kimler zarar görüyor, kimler kazanç sağlıyor? Ne kadar işe yarıyor? Bir insan neden defalarca hastanelere gitmek zorunda kalıyor?”

“227 Milyar Lira, Birinci Basamak Bütçesinin Yüzde 56’sı”

AHEK’in açıklamasında, sağlık hizmetlerinin yaklaşık yüzde 40’ının birinci basamakta ve ağırlıklı olarak aile sağlığı merkezlerinde sunulduğu belirtilmesine rağmen koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli bütçe ayrılmadığı savunuldu.

Uyan, 2026 Sağlık Bakanlığı bütçe tahminlerine atıfla, koruyucu sağlık hizmetlerinin Bakanlık bütçesindeki payının yüzde 27,54 olduğunu ifade etti.

Fon skandalına ilişkin değerlendirmesinde ise 650 kişinin Sermaye Piyasası Kurulu’nun tasfiye kararından hemen önce yüksek kazançlarla toplam 227 milyar lira çektiğini belirten Uyan, bu tutarın birinci basamak sağlık hizmetlerine ayrılan bütçenin yüzde 56’sına denk geldiğini söyledi.

AHEK, bu karşılaştırmayla kamu kaynaklarının kullanımına dikkat çekerek sağlık hizmetlerine ayrılan bütçenin artırılmasını istedi.

Bakanlığa Bin Yeni ASM ve Deprem Güvenliği Soruları

Açıklamada, Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun 2026 bütçe görüşmelerinde duyurduğu bin yeni aile sağlığı merkezi projesinin hangi aşamada olduğu soruldu.

Uyan, proje ve inşaat aşamasındaki ASM’lerin nerede bulunduğunun açıklanmasını isterken, mevcut merkezlerin fiziki koşullarına ve deprem güvenliğine de dikkat çekti.

Sağlık emekçilerinin uygun olmayan binalarda çalıştığını, yurttaşların da aynı koşullarda hizmet aldığını belirten AHEK, aile sağlığı merkezlerinin kamu eliyle yapılmasını, donatılmasını ve depreme dayanıklı hâle getirilmesini talep etti.

HPV Aşısı ve Aşı Tereddüdü Gündeme Taşındı

AHEK, HPV aşısının genişletilmiş aşılama programına alınmamasını da eleştirdi. Açıklamada, rahim ağzı kanserinden korunmada etkili olan aşının neden hâlâ programa dahil edilmediği soruldu.

Aşı kapsayıcılığındaki düşüşe dikkat çeken Uyan, bu durumun Sağlık Bakanlığı istatistiklerine de yansıdığını belirterek aşı tereddüdünü gidermek için neden yeterli adım atılmadığını gündeme getirdi.

Aile hekimleri, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin yalnızca açıklamalarla değil, bütçe ve uygulamalarla desteklenmesini istedi.

“Sağlık Emekçileri Yoksulluk Sınırının Altında Hizmet Veriyor”

Dr. Sibel Uyan, ekonomik koşulların hem toplum sağlığını hem de sağlık emekçilerinin yaşamını etkilediğini vurguladı.

Açıklamada, eylül itibarıyla yıllık enflasyonun ENAG’a göre yüzde 46,6, TÜİK’e göre yüzde 29,7 olduğu aktarıldı. TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırmasına atıfla açlık sınırının 37 bin 800 lira 92 kuruşa, yoksulluk sınırının ise 123 bin 130 liraya ulaştığı belirtildi.

Beslenme, barınma, ısınma ve ulaşım gibi ihtiyaçlarını yeterince karşılayamayan milyonlarca insanın derin yoksulluk yaşadığını ifade eden Uyan, sağlık emekçilerinin de yoksulluk sınırının altında gelirle hizmet vermek zorunda bırakıldığını söyledi.

Vergi Kesintileri ve Performans Kriterlerine Tepki

Aile hekimlerine uygulanan yüzde 35’lik vergi kesintisini ve 16 farklı performans kriterini eleştiren Uyan, hasta memnuniyetine dayalı uygulamaların sağlık hizmetini müşteri ilişkisine dönüştürdüğünü savundu.

Yapay zekâ destekli Risk Esaslı Denetim Sistemi’nin ilaç yazım süreçlerinde baskı oluşturduğunu belirten Uyan; uygunsuz talepleri karşılamayan ve keyfi hastane randevusu almayan hekimlerin şiddetle karşılaşabildiğine dikkat çekti.

Ağır hastalıklar nedeniyle tedavi gören aile hekimlerinin 180 günlük mazeret süresinin ardından sözleşme feshiyle karşılaşmasını da eleştiren Uyan, mevcut sağlık yönetiminin iflas ettiğini savundu.

“Sağlık İçin Toplumun Temel İhtiyaçları Karşılanmalı”

TTB AHEK, eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmetinin temel bir hak olduğunu vurguladı.

Toplum sağlığının yalnızca sağlık kuruluşlarında verilen hizmetle korunamayacağını belirten açıklamada; insanların temel hak ve ihtiyaçlarının yeterli düzeyde karşılanması gerektiği ifade edildi. Kamu kaynaklarının belirli bir kesime değil, toplumun tamamına ihtiyaçları doğrultusunda ayrılması istendi.

Tek Ücret, Vergide Adalet ve Güvenceli Çalışma Talebi

Aile hekimleri, birinci basamak sağlık hizmetlerini kamu eliyle yapılmış ve donatılmış, depreme dayanıklı ASM binalarında sunma taleplerini yineledi.

AHEK’in ücret ve çalışma koşullarına ilişkin talepleri arasında, her ay yoksulluk sınırının en az iki katı tutarında tek ücret ödenmesi, vergide adalet sağlanması ve performansa bağlı olmayan güvenceli çalışma yer aldı.

Dr. Sibel Uyan, açıklamayı mücadele ve dayanışma çağrısıyla tamamladı:

“Aile hekimleri olarak; her ay yoksulluk sınırının en az iki katı tek ücret, vergide adalet, performansa bağlı olmayan, güvenceli işte birinci basamak sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Halkımızdan da destek bekliyoruz.”