Türk Tabipleri Birliği (TTB) Hukuk Bürosu ve Merkez Konseyi, 29 Ağustos 2026 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği değişikliklerine ilişkin değerlendirme yayımladı.
Açıklamada, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın başlangıcından bu yana sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, hekim emeğinin ucuzlatılmasına ve mesleki bağımsızlığın aşındırılmasına karşı çıkıldığı vurgulandı. Sağlık hizmetlerinin ticari bir faaliyet olarak örgütlenmesi ile hekimlerin çalışma koşullarının işletmelerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesinin aynı politikanın birbirini besleyen sonuçları olduğu belirtildi.
TTB, son değişikliklerin yargı kararlarının ardından bazı hükümleri yeniden düzenlediğini ancak işletmelere kolaylıklar sağlanırken hekimlerin çalışma olanaklarını sınırlayan mekanizmaların büyük ölçüde korunduğunu ifade etti.
Akreditasyon sahibi hastanelere üç yıla kadar olağan denetim muafiyeti
TTB’nin değerlendirmesine göre, yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasında yapılan değişiklikle Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) akreditasyonu bulunan özel hastanelere belirli sürelerle olağan denetim muafiyeti getirildi.
Bu süreler platin veya altın kategorideki hastaneler için üç yıl, gümüş kategoridekiler için iki yıl, bronz kategoridekiler için ise bir yıl olarak belirlendi.
Düzenlemenin bütün denetimleri kaldırmadığını belirten TTB, buna rağmen hastanelerin belirli sürelerle olağan denetim dışında tutulmasının kamusal gözetimi daralttığını vurguladı.
Açıklamada, özel hastanelere ruhsatlandırıldıkları tarihten itibaren üç yıl içinde TÜSKA akreditasyonu alma ve belge alamayanlara bilgilendirme tabelası asma zorunluluğu getiren önceki hükümlerin yürütmesinin, Danıştay 10. Dairesinin 18 Eylül 2025 tarihli kararıyla durdurulduğu hatırlatıldı.
TTB, yeni düzenlemeyle zorunlu akreditasyon modelinin yerine olağan denetim muafiyetiyle teşvik edilen bir model getirildiğini belirterek bunu “sağlık sermayesine denetim ayrıcalığı” olarak değerlendirdi.
Konsültan hekim seçiminde çalışma statüsüne dayalı ayrım sürüyor
Yönetmeliğin 17. maddesinin 4. fıkrasında, konsültan hekim davetinde özel sağlık kuruluşlarında kadrolu çalışan hekimlere öncelik veren “öncelikle” ifadesi “tercihen” olarak değiştirildi.
TTB, Danıştay 10. Dairesinin 31 Aralık 2025 tarihli kararında, hastanın dışarıdan istediği hekimi çağırabilme hakkına dikkat çekildiğini aktardı. Açıklamaya göre mahkeme, kadrolu hekimlere öncelik verilmesinin bu hakkı daraltabileceğini; acil veya sevkin tıbben riskli olduğu durumlarda konsültan hekime ulaşmayı geciktirerek yaşam hakkı açısından risk yaratabileceğini değerlendirdi.
TTB, yeni ifadeyle bağlayıcılığın yumuşatıldığını ancak kadrolu hekimler lehindeki yönlendirmenin korunduğunu belirtti. Konsültan hekim seçiminde tıbbi ihtiyaç ve mesleki yetkinliğin yanında çalışma statüsünün ölçüt olarak tutulmasının mesleki özerkliği sınırladığını ifade etti.
Muayenehane hekimleri için vaka bazlı izin mekanizması korundu
TTB’nin dikkat çektiği bir diğer değişiklik, muayenehaneden gelen hastaya sözleşmeli hastanede müdahale yapılamaması durumunda başka bir hastanede işlem yapılmasını düzenleyen 24. maddenin 4. fıkrası oldu.
Yeni düzenlemede, hekimin talep ettiği başka bir hastanede işlem yapılabilmesi için vaka bazlı il sağlık müdürlüğü izni korundu. İznin istenmesine, değerlendirme ölçütlerine ve sürecine; acil durumlar, mesai dışı saatler ve tatil günlerindeki uygulamalara ilişkin usul ve esasların ise Bakanlıkça belirleneceği düzenlendi.
TTB, önceki düzenlemeye ilişkin yargı kararında izin sürecinin belirsizliğinin öne çıktığını hatırlattı. İznin kim tarafından isteneceği, hangi ölçütlerle ve ne kadar sürede değerlendirileceği gibi soruların yeni hükümde de doğrudan yanıtlanmadığını belirtti.
Açıklamada, hastanın müdahaleye erişimini etkileyen izin mekanizması sürdürülürken bu mekanizmayı sınırlandıracak somut güvencelerin yönetmelikte açıklığa kavuşturulmadığı ifade edildi.
Öğretim üyelerine getirilen koşul başka bir ölçütle yeniden düzenlendi
Yönetmeliğin 16. maddesinin 5. fıkrasında, öğretim üyelerinin mesai dışında özel hastanelerde çalışabilmesi için aranan vakıf üniversitesiyle iş birliği protokolü koşulu değiştirildi. Bunun yerine hastanede Bakanlıkça onaylanmış uzmanlık eğitim programı bulunması ölçütü getirildi.
TTB, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 9 Nisan 2026 tarihli kararıyla önceki protokol şartının yürütmesinin durdurulduğunu aktardı. Kurulun, 2547 sayılı Kanun’da bulunmayan bir koşul getirildiği ve düzenlemenin belirsizliğe yol açtığı değerlendirmesini yaptığı belirtildi.
TTB’ye göre, protokol şartının başka bir kurumsal koşulla değiştirilmesi temel sorunu gidermiyor. Açıklamada, yargının eleştirisinin yalnızca protokolün türüne değil, kanundaki çalışma rejimine yönetmelikle ilave koşul getirilmesine yönelik olduğu vurgulandı.
Cihaz ve laboratuvar yükümlülüklerinde hizmet alımı seçenekleri genişletildi
Açıklamada, röntgen cihazı ve laboratuvar yükümlülüklerine ilişkin değişiklikler de ele alındı.
TTB’nin aktardığına göre, özel hastanelerde en az bir seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA röntgen cihazı bulunması zorunlu tutulurken cihazın yerinde hizmet alımıyla temin edilmesi de yeterli kabul edildi.
Hastanelerin hizmet sundukları uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarlarını bulundurma yükümlülüğü korundu. Belirli bir alanda sağlık hizmeti sunan özel hastanelere ise bu yükümlülüğü yerinde hizmet alımıyla karşılama imkânı tanındı.
Laboratuvar açmak isteyen ancak ilgili uzman kadrosu bulunmayan hastanelere, talep etmeleri hâlinde Bakanlıkça ilgili uzmanlık dalında kadro verilmesi de düzenlendi.
TTB, işletmelerin yükümlülüklerini yerine getirme seçeneklerinin artırılmasının hizmetin niteliği, sürekliliği ve hasta güvenliği bakımından kamusal denetimin önemini azaltmadığını belirtti. Bu kolaylıkların hekim emeği ve çalışma koşulları üzerindeki etkilerinin de gözetilmesini istedi.
Fiziki standartlarda sapma payı yüzde 5’e çıkarıldı
TTB’nin açıklamasında yönetmelikteki diğer değişiklikler de sıralandı:
-
Özel hastanelerin asgari fiziki standartlarına ilişkin ölçülerde izin verilen sapma yüzde 2’den yüzde 5’e çıkarıldı.
-
Muayenehanesini kapatan hekimler için “başka bir sağlık kuruluşunda çalışmama” şartı kaldırıldı. 1 Ocak 2025 itibarıyla faal muayenehanesi bulunan hekimlerin, muayenehanelerini kapattıkları ilde en fazla iki özel hastanede kadro dışı geçici çalışmasına izin verildi. Yeniden muayenehane açılması hâlinde bu çalışma hakkının sona ereceği belirtildi.
-
30 Ocak 2025’ten önce ruhsatlandırılmış özel hastaneler, yeni yönetmeliğin fiziki şartlarından kural olarak muaf tutuldu. Ancak 30 Ocak 2025 itibarıyla özel hastanelerde yapılan değişiklikler ile geçici 2. madde kapsamındaki hastanelerin bu muafiyetten yararlanamayacağı ifade edildi.
-
Ruhsat, kadro, birim ve fiziki standartlara ilişkin teknik cetveller güncellendi.
Kota ve hastane sayısı sınırlamalarında değişiklik yapılmadı
TTB, muayenehane hekimlerinin özel hastanelerde hasta tedavi etmesini sınırlayan 24. maddenin 2. fıkrasındaki kota ve muafiyet hükümleri ile geçici 7. maddedeki tarih ve hastane sayısı sınırlamalarının son düzenlemeyle değiştirilmediğini belirtti.
Açıklamada, İstanbul Tabip Odasının 23 Eylül 2026 tarihli duyurusuna da yer verildi. Buna göre, odanın açtığı davada söz konusu sınırlamalar hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararı, İDDK’nin 2 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kaldırıldı.
TTB’nin aktardığı gerekçede, Bakanlığın planlama ve denetim yetkisi esas alınarak sınırlamalar kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun bulundu. Davanın esas yönünden devam ettiği belirtildi.
“Akreditasyon etkin kamusal denetimin yerine geçirilmemeli”
TTB, yargı kararlarında ortaya konulan sorunların sınırlayıcı ifadelerin yumuşatılması veya bir koşulun başka bir koşulla değiştirilmesiyle giderilemeyeceğini vurguladı.
Hekimlerin mesleki bağımsızlığı ile hastaların hekim seçme ve sağlık hizmetine erişim haklarını güvence altına alan açık düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten TTB, “Akreditasyon da etkin kamusal denetimin yerine geçirilmemelidir” çağrısında bulundu.
Açıklama şu ifadelerle tamamlandı:
“TTB olarak sağlık hizmetini sermayenin kâr hesaplarına, hekimliği işletmelerin gereksinimlerine tabi kılan bu yaklaşımı reddediyoruz. Halkın sağlık hakkını, hekimlerin mesleki özerkliğini, bağımsız karar verme ve çalışma haklarını savunmayı, hekim emeğinin değersizleştirilmesine karşı mücadeleyi sürdüreceğimizi tekrar vurguluyoruz.”
TTB’den özel hastaneler yönetmeliğine tepki: İşletmelere denetim muafiyeti, hekimlere idari kısıtlama
Türk Tabipleri Birliği, Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerin akreditasyon sahibi hastanelere olağan denetim muafiyeti tanırken hekimlerin çalışma hakları üzerindeki idari sınırlamaları koruduğunu belirtti. TTB, “Akreditasyon da etkin kamusal denetimin yerine geçirilmemelidir” diyerek mesleki bağımsızlığı ve hastaların sağlık hizmetine erişimini güvence altına alan düzenlemeler istedi.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Hukuk Bürosu ve Merkez Konseyi, 29 Ağustos 2026 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği değişikliklerine ilişkin değerlendirme yayımladı.
Açıklamada, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın başlangıcından bu yana sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, hekim emeğinin ucuzlatılmasına ve mesleki bağımsızlığın aşındırılmasına karşı çıkıldığı vurgulandı. Sağlık hizmetlerinin ticari bir faaliyet olarak örgütlenmesi ile hekimlerin çalışma koşullarının işletmelerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesinin aynı politikanın birbirini besleyen sonuçları olduğu belirtildi.
TTB, son değişikliklerin yargı kararlarının ardından bazı hükümleri yeniden düzenlediğini ancak işletmelere kolaylıklar sağlanırken hekimlerin çalışma olanaklarını sınırlayan mekanizmaların büyük ölçüde korunduğunu ifade etti.
Akreditasyon sahibi hastanelere üç yıla kadar olağan denetim muafiyeti
TTB’nin değerlendirmesine göre, yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasında yapılan değişiklikle Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) akreditasyonu bulunan özel hastanelere belirli sürelerle olağan denetim muafiyeti getirildi.
Bu süreler platin veya altın kategorideki hastaneler için üç yıl, gümüş kategoridekiler için iki yıl, bronz kategoridekiler için ise bir yıl olarak belirlendi.
Düzenlemenin bütün denetimleri kaldırmadığını belirten TTB, buna rağmen hastanelerin belirli sürelerle olağan denetim dışında tutulmasının kamusal gözetimi daralttığını vurguladı.
Açıklamada, özel hastanelere ruhsatlandırıldıkları tarihten itibaren üç yıl içinde TÜSKA akreditasyonu alma ve belge alamayanlara bilgilendirme tabelası asma zorunluluğu getiren önceki hükümlerin yürütmesinin, Danıştay 10. Dairesinin 18 Eylül 2025 tarihli kararıyla durdurulduğu hatırlatıldı.
TTB, yeni düzenlemeyle zorunlu akreditasyon modelinin yerine olağan denetim muafiyetiyle teşvik edilen bir model getirildiğini belirterek bunu “sağlık sermayesine denetim ayrıcalığı” olarak değerlendirdi.
Konsültan hekim seçiminde çalışma statüsüne dayalı ayrım sürüyor
Yönetmeliğin 17. maddesinin 4. fıkrasında, konsültan hekim davetinde özel sağlık kuruluşlarında kadrolu çalışan hekimlere öncelik veren “öncelikle” ifadesi “tercihen” olarak değiştirildi.
TTB, Danıştay 10. Dairesinin 31 Aralık 2025 tarihli kararında, hastanın dışarıdan istediği hekimi çağırabilme hakkına dikkat çekildiğini aktardı. Açıklamaya göre mahkeme, kadrolu hekimlere öncelik verilmesinin bu hakkı daraltabileceğini; acil veya sevkin tıbben riskli olduğu durumlarda konsültan hekime ulaşmayı geciktirerek yaşam hakkı açısından risk yaratabileceğini değerlendirdi.
TTB, yeni ifadeyle bağlayıcılığın yumuşatıldığını ancak kadrolu hekimler lehindeki yönlendirmenin korunduğunu belirtti. Konsültan hekim seçiminde tıbbi ihtiyaç ve mesleki yetkinliğin yanında çalışma statüsünün ölçüt olarak tutulmasının mesleki özerkliği sınırladığını ifade etti.
Muayenehane hekimleri için vaka bazlı izin mekanizması korundu
TTB’nin dikkat çektiği bir diğer değişiklik, muayenehaneden gelen hastaya sözleşmeli hastanede müdahale yapılamaması durumunda başka bir hastanede işlem yapılmasını düzenleyen 24. maddenin 4. fıkrası oldu.
Yeni düzenlemede, hekimin talep ettiği başka bir hastanede işlem yapılabilmesi için vaka bazlı il sağlık müdürlüğü izni korundu. İznin istenmesine, değerlendirme ölçütlerine ve sürecine; acil durumlar, mesai dışı saatler ve tatil günlerindeki uygulamalara ilişkin usul ve esasların ise Bakanlıkça belirleneceği düzenlendi.
TTB, önceki düzenlemeye ilişkin yargı kararında izin sürecinin belirsizliğinin öne çıktığını hatırlattı. İznin kim tarafından isteneceği, hangi ölçütlerle ve ne kadar sürede değerlendirileceği gibi soruların yeni hükümde de doğrudan yanıtlanmadığını belirtti.
Açıklamada, hastanın müdahaleye erişimini etkileyen izin mekanizması sürdürülürken bu mekanizmayı sınırlandıracak somut güvencelerin yönetmelikte açıklığa kavuşturulmadığı ifade edildi.
Öğretim üyelerine getirilen koşul başka bir ölçütle yeniden düzenlendi
Yönetmeliğin 16. maddesinin 5. fıkrasında, öğretim üyelerinin mesai dışında özel hastanelerde çalışabilmesi için aranan vakıf üniversitesiyle iş birliği protokolü koşulu değiştirildi. Bunun yerine hastanede Bakanlıkça onaylanmış uzmanlık eğitim programı bulunması ölçütü getirildi.
TTB, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 9 Nisan 2026 tarihli kararıyla önceki protokol şartının yürütmesinin durdurulduğunu aktardı. Kurulun, 2547 sayılı Kanun’da bulunmayan bir koşul getirildiği ve düzenlemenin belirsizliğe yol açtığı değerlendirmesini yaptığı belirtildi.
TTB’ye göre, protokol şartının başka bir kurumsal koşulla değiştirilmesi temel sorunu gidermiyor. Açıklamada, yargının eleştirisinin yalnızca protokolün türüne değil, kanundaki çalışma rejimine yönetmelikle ilave koşul getirilmesine yönelik olduğu vurgulandı.
Cihaz ve laboratuvar yükümlülüklerinde hizmet alımı seçenekleri genişletildi
Açıklamada, röntgen cihazı ve laboratuvar yükümlülüklerine ilişkin değişiklikler de ele alındı.
TTB’nin aktardığına göre, özel hastanelerde en az bir seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA röntgen cihazı bulunması zorunlu tutulurken cihazın yerinde hizmet alımıyla temin edilmesi de yeterli kabul edildi.
Hastanelerin hizmet sundukları uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarlarını bulundurma yükümlülüğü korundu. Belirli bir alanda sağlık hizmeti sunan özel hastanelere ise bu yükümlülüğü yerinde hizmet alımıyla karşılama imkânı tanındı.
Laboratuvar açmak isteyen ancak ilgili uzman kadrosu bulunmayan hastanelere, talep etmeleri hâlinde Bakanlıkça ilgili uzmanlık dalında kadro verilmesi de düzenlendi.
TTB, işletmelerin yükümlülüklerini yerine getirme seçeneklerinin artırılmasının hizmetin niteliği, sürekliliği ve hasta güvenliği bakımından kamusal denetimin önemini azaltmadığını belirtti. Bu kolaylıkların hekim emeği ve çalışma koşulları üzerindeki etkilerinin de gözetilmesini istedi.
Fiziki standartlarda sapma payı yüzde 5’e çıkarıldı
TTB’nin açıklamasında yönetmelikteki diğer değişiklikler de sıralandı:
-
Özel hastanelerin asgari fiziki standartlarına ilişkin ölçülerde izin verilen sapma yüzde 2’den yüzde 5’e çıkarıldı.
-
Muayenehanesini kapatan hekimler için “başka bir sağlık kuruluşunda çalışmama” şartı kaldırıldı. 1 Ocak 2025 itibarıyla faal muayenehanesi bulunan hekimlerin, muayenehanelerini kapattıkları ilde en fazla iki özel hastanede kadro dışı geçici çalışmasına izin verildi. Yeniden muayenehane açılması hâlinde bu çalışma hakkının sona ereceği belirtildi.
-
30 Ocak 2025’ten önce ruhsatlandırılmış özel hastaneler, yeni yönetmeliğin fiziki şartlarından kural olarak muaf tutuldu. Ancak 30 Ocak 2025 itibarıyla özel hastanelerde yapılan değişiklikler ile geçici 2. madde kapsamındaki hastanelerin bu muafiyetten yararlanamayacağı ifade edildi.
-
Ruhsat, kadro, birim ve fiziki standartlara ilişkin teknik cetveller güncellendi.
Kota ve hastane sayısı sınırlamalarında değişiklik yapılmadı
TTB, muayenehane hekimlerinin özel hastanelerde hasta tedavi etmesini sınırlayan 24. maddenin 2. fıkrasındaki kota ve muafiyet hükümleri ile geçici 7. maddedeki tarih ve hastane sayısı sınırlamalarının son düzenlemeyle değiştirilmediğini belirtti.
Açıklamada, İstanbul Tabip Odasının 23 Eylül 2026 tarihli duyurusuna da yer verildi. Buna göre, odanın açtığı davada söz konusu sınırlamalar hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararı, İDDK’nin 2 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kaldırıldı.
TTB’nin aktardığı gerekçede, Bakanlığın planlama ve denetim yetkisi esas alınarak sınırlamalar kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun bulundu. Davanın esas yönünden devam ettiği belirtildi.
“Akreditasyon etkin kamusal denetimin yerine geçirilmemeli”
TTB, yargı kararlarında ortaya konulan sorunların sınırlayıcı ifadelerin yumuşatılması veya bir koşulun başka bir koşulla değiştirilmesiyle giderilemeyeceğini vurguladı.
Hekimlerin mesleki bağımsızlığı ile hastaların hekim seçme ve sağlık hizmetine erişim haklarını güvence altına alan açık düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten TTB, “Akreditasyon da etkin kamusal denetimin yerine geçirilmemelidir” çağrısında bulundu.
Açıklama şu ifadelerle tamamlandı:
“TTB olarak sağlık hizmetini sermayenin kâr hesaplarına, hekimliği işletmelerin gereksinimlerine tabi kılan bu yaklaşımı reddediyoruz. Halkın sağlık hakkını, hekimlerin mesleki özerkliğini, bağımsız karar verme ve çalışma haklarını savunmayı, hekim emeğinin değersizleştirilmesine karşı mücadeleyi sürdüreceğimizi tekrar vurguluyoruz.”





