DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İstanbul’da düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un Kürt meselesinin ele alınış biçiminde değişiklik yaratacağını söyledi. Bakırhan, yasanın tüm sorunları bir anda çözmeyeceğini ancak demokratik ve hukuki çözüm açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirtti.

“Kimlik, dil ve yerel yönetim meseleleri demokratik zeminde konuşulacak”

Bakırhan, yeni yasanın şiddet yerine Kürt meselesinin demokratik, siyasal ve hukuki zeminde ele alınmasının önünü açacağını ifade etti.

Bakırhan, “Geçmişte olduğu gibi kimlik meselesini, dil meselesini, yerel yönetimler meselesini, düşünce ve ifade meselesini, ekonomide adalet meselesini ve benzer meseleleri artık demokratik zeminde, siyasal zeminde konuşmayı sağlayan bir yasadır” dedi.

“Cezaevindeki siyasetçiler demokratik zeminde siyaset yapabilecek”

Yasanın hayata geçmesiyle birlikte cezaevindeki siyasi tutukluların ve hükümlülerin yeniden demokratik siyaset zeminine dönmesinin mümkün olacağını savunan Bakırhan, şöyle konuştu:

“Şimdi bu yasa ne yapacak? Bu yasayla birlikte ne olacak biliyor musunuz? Dağdaki çocuklarınız, kardeşleriniz; cezaevindeki Figen Yüksekdağlar, Selahattin Demirtaşlar, Nazmi Gürler, Ayşe Gökkanlar, Leyla Güvenler ve 4 bine yakın cezaevindeki tutsak arkadaşımızın, kardeşimizin bizimle beraber demokratik zeminde siyaset yapmasını sağlayacak.”

“Sürgündekiler ülkelerine dönecek”

Bakırhan, yasanın sürgünde yaşayan Kürt siyasetçilerin ve yurttaşların ülkeye dönüşünün de önünü açacağını belirterek, “Sürgündeki Hatip Dicleler, Remzi Kartallar, Mürsel Aydoğanlar, Fatma Kurtalanlar ve Mahmur gibi yerlerde yaşayan on binlerce insanımız ülkesine, yurduna dönecek. Bizim yanımıza, bizimle birlikte siyaset yapmak için dönecekler” ifadelerini kullandı.

“Bu yasa bütün meselelerimizi çözecek mi? Hayır”

Yasanın Kürt meselesinin bütün başlıklarını tek başına çözeceği yönündeki beklentilere de değinen Bakırhan, bunun bir başlangıç olduğunu vurguladı.

“Bütün meselelerimiz bu yasayla çözülecek mi? Hayır” diyen Bakırhan, yasanın temel amacının şiddeti sona erdirmek ve meselenin siyasi ve hukuki zeminde tartışılmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Bakırhan, yasayı eleştirenlere de seslenerek, “Sağda solda bu yasayı küçümseyenler, ‘Dil yok, kimlik yok, kayyımlar devam ediyor’ diyen kardeşlerime sesleniyorum: Bu yasa o yasa değil. Ama sizin dediğiniz bu talepleri karşılayacak yasalar da çıkacak. O yasaları da beraber göreceğiz” dedi.

“Dil özgürlüğü ve yerel demokrasi için mücadele edeceğiz”

Bakırhan, önümüzdeki dönemde dil özgürlüğü, yerel demokrasi, düşünce ve ifade özgürlüğü ile ekonomik adalet başlıklarının da gündeme geleceğini söyledi.

“Bir gün burada dilin özgür olduğu, yerel demokrasinin olduğu, Kürtlerin düşünce ve ifadelerini özgürce dile getirdikleri, kimsenin düşünce ve söylemlerinden dolayı cezaevine girmediği; Kocaeli’nde olduğu gibi Siirt’te de, Şırnak’ta da devletin yatırım yaptığı, Kürtlerin yaşamış olduğu en büyük sorunlardan biri olan ekonomik sorun konusunda ekonomik adaletin sağlandığı yasaları ve gündemleri de birlikte konuşacağız” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, bu başlıkların hemen bugün çözülemeyeceğini ancak yeni dönemde mücadelenin temel gündemlerinden biri olacağını belirtti.

“Kürt meselesinin ele alınış biçimi değişiyor”

Yasanın Kürt meselesine yaklaşımda önemli bir değişiklik getirdiğini savunan Bakırhan, geçmişte inkâr ve çatışma ekseninde yürüyen sürecin artık Meclis zeminine taşındığını söyledi.

“Bu yasa Kürt meselesini ele alış biçimini değiştiriyor. Bugüne kadar neydi? Dilini isteyen herkese terörist deniliyordu, cezaevine atılıyordu” diyen Bakırhan, uzun yıllar cezaevinde kalan siyasetçileri örnek gösterdi.

Bakırhan, “Halil Aksoy buradadır. 70’li yaşlardadır. Belki 60 yaşında genç gösteriyor. Ömrünü cezaevlerinde geçirdi. Niye? Dinine ve kimliğine sahip çıktığı için” ifadelerini kullandı.

“100 yıllık inkâr ve çatışma sürecinden Meclis zeminine”

Kürt meselesinin tarihsel olarak inkâr ve çatışma ekseninde ele alındığını belirten Bakırhan, Meclis’te oluşan yeni zeminin önemine dikkat çekti.

“100 yıldır ne oldu? 100 yıldır inkâr vardı. İnkârın karşısında şiddet ve çatışmalı süreç vardı. Şimdi ilk defa Meclis’te 467 milletvekili artık bu meseleyi siyasetle, hukukla, Meclis zemininde çözelim dedi” diye konuştu.

Bakırhan, Kürt meselesinin Meclis’te tartışılmasının ve çözüm amacıyla kurumsal mekanizmalar oluşturulmasının başlı başına önemli olduğunu belirterek, “Kürt meselesi ilk defa Meclis zemininde karşılığını bulmuştur. Kürt meselesi ilk defa Meclis zemininde kabul edilmiştir” dedi.

“Bu yasa çözümün kendisi değil, ilk adımıdır”

Bakırhan, yasanın Kürt meselesinin nihai çözümü olmadığını ancak çözüm yolunda önemli bir eşik oluşturduğunu vurguladı.

“Bu yasa Kürt meselesinin varlığını kabul eden ama bugün çözümünü tartışmayan, bu ilk aşamadan sonra Kürt meselesinin çözümünü de tartışacak bir meseledir” diyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yine tekrar ediyorum: Bu yasa çözümün kendisi değil, çözümün önündeki ilk adımdır. Çözümün önüne döşenen ilk taştır.”

Bakırhan, “Bu yasa tek başına Kürt meselesinin çözümü değil. Tek başına bütün meselelerimizi çözen bir yasa değil. Ama bu yasa bir ilktir. Bu yasa bir son değil, bu yasa bir başlangıçtır” ifadelerini kullandı.

“İkinci, üçüncü ve sonraki aşamalar için birlikte mücadele edeceğiz”

Bakırhan, yasanın ardından yeni yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi için toplumun farklı kesimlerinin birlikte mücadele etmesi gerektiğini belirtti.

“İnşallah bundan sonra da bu yasadan sonra diğer yasaların da çıkması için dün olduğu gibi bugün de İstanbul’daki emekçiler, yoksullar, sosyalistler, Kürtler, kadınlar, gençler birlikte mücadele ederek ikinci, üçüncü ve daha sonraki aşamaları da gerçekleştirerek Kürt meselesinin hak ettiği şekilde çözümünü sağlayacaktır” dedi.

“Ne yasa çıktı, mesele bitti demek doğru; ne de bu adımı yok saymak”

Bakın, “Yasa çıktı, mesele bitti” demek doğru değil. Çünkü henüz yolun başındayız. Ama bu adımı yok saymak da doğru değil. Biraz önce söylediğim gibi bu adım tarihidir, önemlidir. Yakından takip edeceğiz ve birlikte büyütmeye çalışacağız.

Bakın, geçen gün Meclis’te Takip ve Değerlendirme Kurulu kuruldu. Bu çok önemlidir. Bu Takip ve Değerlendirme Kurulu ne yapacak? Sadece silahların bırakılmasını denetlemeyecek. Aynı zamanda bu meselenin çözülmesi için de takip ve denetleme görevi üstlenecek.

Yine alt komisyonların kurulması kararı verildi. Bu alt komisyonlardan biri de Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’dur.

“Sayın Öcalan’ın kurulda yer almasını bekliyoruz”

Beklentimiz odur ki Sayın Öcalan da Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nda yer alacaktır. Umarım kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, Kürtlerin bu taleplerini dikkate alarak Sayın Öcalan’ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nda yer almasını sağlar.

Niye?

Çünkü Sayın Öcalan’ın önemi sadece silahsızlanma açısından değildir. Türk-Kürt ilişkilerini demokratik zemine çekerek güçlü bir birlikteliği sağlayacak bir birikime ve inanca sahiptir.

Açık söylüyorum: Sayın Öcalan’ın emeği, katkısı, cesareti ve sorumluluğu olmasaydı belki bugün başka bir şeyi konuşuyor olacaktık.

Onun için Sayın Öcalan sadece silahsızlanma için değil, Türk-Kürt ilişkilerinin yeniden güncellenerek Türklerin, Kürtlerin ve bu ülkede yaşayan diğer milliyetlerden ve inançlardan halkların demokratik bir zeminde yaşamasını sağlayacak bir iradeye, birikime ve perspektife sahiptir.

Onun için Sayın Öcalan önemlidir.

“Bu yasa bir ilkse, demek ki işimiz bitmedi”

Şimdi değerli arkadaşlar, bu yasa bir ilkse demek ki işimiz bitmedi.

İstanbul’da daha çok toplanacağız. Daha çok sokakta hakkımızı, hukukumuzu arayacağız. Daha çok anadilimizi, kimliğimizi, kültürümüzü savunmaya devam edeceğiz.

Daha çok yerel demokrasi isteyeceğiz. Daha çok ekonomide adalet isteyeceğiz.

O açıdan bize büyük görevler düşüyor.

“Eski dille, eski yöntemlerle bu süreci başarıya ulaştırmak imkânsız”

Nedir bu görevler? Biraz ondan bahsetmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, eski dille, eski usulle, eski yöntemlerle bu süreci başarıya ulaştırmak imkânsızdır.

Bunu sadece biz, DEM Parti ve bileşenleri için söylemiyorum. Aynı zamanda iktidar için de, bürokrasi için de, hükümet için de geçerlidir.

Yeni bir dile, yeni bir yaklaşıma, yeni bir üsluba, yeni bir çözüm mantığına artık ihtiyaç olduğunu belirtmek istiyorum.

“Bu süreçte halkın özne olmasını sağlamalıyız”

Bu süreçte görevimiz nedir?

Sizin özne olmanızı sağlamaktır.

Halkımızın kendisi bu süreçten sonra artık özne olmalıdır.

Bakın, biz ne yaptık? İl örgütümüz aracılığıyla size çağrı yaptık. Burada bir toplantı aldık.

Sadece bilgilendirilen bir toplum olmamalısınız. Aynı zamanda talep eden bir toplum olmalısınız.

“Gelin bu süreci anlatın. Gelin bu süreci tartışalım. Bu süreçte kaygılarım var, bu sürece eleştirilerim var, bu süreçte hâlâ kafamın netleşmediği noktalar var” diyeceksiniz.

Partinizi, yönetiminizi, vekillerinizi siz ayağınıza çağıracaksınız. Biz gelip bugüne kadar yürütmüş olduğumuz mücadele konusunda sizi bilgilendireceğiz.

Evet, sadece talep eden değil, örgütleyen, bu süreci inşa eden sizler olacaksınız.

“Barışın ne kadar değerli olduğunu siz anlatacaksınız”

Gidip bu sürece eleştirisi olanlara bugün anlattıklarımızı anlatması gereken sizlersiniz.

Barışın ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu anlatması gereken sizlersiniz.

Bin yıldır bu topraklarda yaşayan Kürtlerin farklı bir dilinin olduğunu, kimliğinin olduğunu; bu dilin annesinin ak sütü gibi helal olduğunu ve Kürtlerin bu dili yaşatması, öğretmesi ve kullanması gerektiğini siz anlatacaksınız.

Allah aşkına, bin yıldır buradayız.

Birileri “Bunlar terörist, bölücü, ayrılıkçı” diyor. 80 yıl önce gelmiş, yurdun sahibi olmuş. O bizim ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı emrediyor.

Dolayısıyla sizlere büyük görev ve sorumluluklar düşüyor.

“Talep edersek karşılığını alırız, örgütlersek sürecin hukukunu oluşturabiliriz”

Talep edersek karşılığını alırız. İnşa edersek bu süreci hukuki zemine taşıyabiliriz. Örgütlersek bunun hukukunu oluşturabiliriz.

Ama yerimizde oturup, “Zaten DEM Parti çalışıyor, DEM Parti’nin heyeti tartışıyor, bize gerek yok” dediğimiz zaman, emin olun süreci başarılı bir şekilde götüremeyebiliriz.

Anadilden yerel yönetimlere, cezaevlerinden yaşanan bütün sorunlara kadar bu süreci birlikte inşa edecek, birlikte örgütleyeceğiz. İnşallah mücadelemizle birlikte bunları da bir an önce sağlayacağız.

“İlk aşamayı silahsızlanma ve siyasi zeminde tartışmayla sağladık”

Onun için bu sürece ilişkin kısaca bunları söylüyorum. Rahat olun.

Sürecin birinci aşaması silahsızlanma ve meselenin Meclis ve siyaset zemininde tartışılmasıydı. Onu sağladık.

İkinci aşama ise demokratik hak ve özgürlüklerimiz, taleplerimiz, dilimiz, kimliğimiz, yerel demokrasi; kayyımlar, Van Belediyesi, Mardin Belediyesi, Siirt Belediyesi ve diğer belediyelerimizdir.

Bu aşamalarda da bizi büyük bir görev ve sorumluluk bekliyor.

“İkinci aşamada da birlikte mücadele edecek miyiz?”

Peki, biz bunları söylüyoruz ama siz sesinizi çıkarmıyorsunuz. İkinci aşamada, yine birinci aşamada olduğu gibi birlikte mücadele edecek miyiz?

Birlikte sokaklarda, Meclis’te, yaşamın her alanında daha güçlü, daha büyük bir sesle taleplerimizi haykıracak mıyız?

Onu vallahi İstanbullulara biz soruyoruz. Bunun da cevabını ben merak ediyorum.

Var mısınız?

Alihan Kuriş hakkında cinayet soruşturması: Arif Ahmet Denizolgun’un ölümü yeniden inceleniyor
Alihan Kuriş hakkında cinayet soruşturması: Arif Ahmet Denizolgun’un ölümü yeniden inceleniyor
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Güven BOĞA