Türkiye, Polonya, Fransa ve Portekiz ortaklığında yürütülen Waldorf Pedagojisi temelli uluslararası proje, erken çocukluk döneminde cinsiyetçi kalıpları kırmayı hedefliyor. Proje Koordinatörü Gülperi Fatih, “Çocuklar cinsiyet eşitsizliğiyle doğmaz; bu kalıpları çevreden öğrenir” diyor.

Erken çocukluk döneminde cinsiyet eşitliğini güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası bir eğitim projesi hayata geçirildi. Waldorf Pedagojisi temelli proje; Türkiye, Polonya, Fransa ve Portekiz ortaklığında yürütülüyor. Proje Koordinatörü ve Cumhuriyet Anaokulu öğretmeni Gülperi Fatih, çalışmanın çıkış noktasının okul öncesi eğitimde uzun yıllardır gözlemlenen görünmez eşitsizlikler olduğunu söyledi.

Fatih, çocukların dünyaya cinsiyetçi kalıplarla gelmediğini vurgulayarak, “Sınıflarda çoğu zaman iyi niyetle oluşturulan ‘kızlara uygun–erkeklere uygun’ oyunlar, materyaller ve beklentiler çocukların potansiyelini daha en baştan sınırlandırıyor. Bu ayrımlar fark edilmediği için normalleşiyor” dedi.

Whatsapp Image 2026 02 10 At 08.44.43

“Önce çocuk olarak görmek gerekiyor”

Projede tercih edilen Waldorf Pedagojisi’nin cinsiyet eşitliği açısından güçlü bir zemin sunduğunu belirten Fatih, bu yaklaşımın çocuğu kız ya da erkek kimliğiyle değil, bütüncül bir varlık olarak ele aldığını ifade etti.
“Waldorf Pedagojisi rekabet yerine iş birliğini, kalıplar yerine yaratıcılığı esas alır. Sanat, oyun ve doğa öğrenmenin merkezindedir. Bu yapı, ‘erkeksi’ ya da ‘kadınsı’ olarak kodlanan ayrımları doğal biçimde ortadan kaldırır. Biz de bu pedagojik yaklaşımı bilinçli bir eşitlik perspektifiyle birleştirdik” diye konuştu.

Eşitsizlikler 3–6 yaşta kök salıyor

Projenin özellikle 3–6 yaş aralığını hedeflemesinin bilinçli bir tercih olduğunu vurgulayan Fatih, bu dönemin çocukların kimlik algısının şekillendiği kritik bir evre olduğuna dikkat çekti.
“Bu yaşlarda zihin henüz kalıplaşmamış durumda. Eşitlikçi bir dil, materyal ve öğrenme ortamı sunulduğunda çocuklar kendilerini özgürce ifade edebiliyor. Aksi halde ilerleyen yıllarda kırılması çok daha zor olan kalıplar yerleşiyor” dedi.

Dört ülkeden ortak deneyim

Polonya, Fransa ve Portekiz ile kurulan iş birliğinin projeye yalnızca teknik değil, pedagojik ve kültürel bir derinlik kattığını belirten Fatih, her ülkenin kendi deneyimiyle süreci zenginleştirdiğini söyledi.
Polonya’nın doğa temelli eğitim yaklaşımı, Fransa’nın metodoloji geliştirme deneyimi, Portekiz’in kapsayıcı okul iklimi ve Türkiye’nin sahadaki erken çocukluk pratiğinin bir araya getirildiğini aktaran Fatih, “Tek bir modeli dayatmak yerine, karşılıklı öğrenmeye dayalı ortak bir dil kurmayı amaçladık” dedi.

Çocuk–öğretmen–ebeveyn birlikte dönüştürülecek

Projenin yalnızca çocukları değil; öğretmenleri ve ebeveynleri de kapsayan bütüncül bir dönüşümü hedeflediğini belirten Fatih, süreci “çocuk–öğretmen–ebeveyn ekosistemi” olarak tanımladı.
“Çocuklar için güvenli ve özgür öğrenme ortamları oluştururken, öğretmenler için Waldorf Pedagojisi ile cinsiyet eşitliğini birlikte ele alan ortak öğrenme süreçleri tasarladık. Ebeveynler ise pasif izleyici değil, sürecin aktif öznesi haline geliyor” dedi.

Türkiye’de okul öncesine özgü araçlar yetersiz

Türkiye’de erken çocukluk dönemine yönelik cinsiyet eşitliği araçlarının sınırlı olduğuna dikkat çeken Fatih, öğretmenlerin çoğu zaman yeterli rehber ve materyale ulaşamadığını söyledi.
“Bu proje; sınıfta kullanılabilecek somut materyaller üretiyor, bütüncül bir pedagojik çerçeve sunuyor ve aile boyutunu güçlendiriyor. Bu yönüyle önemli bir boşluğu dolduruyor” ifadelerini kullandı.

Avrupa ve Orta Asya'da 450.000'den fazla çocuk yatılı bakımevlerinde yaşıyor
Avrupa ve Orta Asya'da 450.000'den fazla çocuk yatılı bakımevlerinde yaşıyor
İçeriği Görüntüle

Hedef: adil ve kapsayıcı bir eğitim kültürü

18 ay sürecek proje sonunda kısa vadede sınıflarda eşitlikçi bir dilin yerleşmesi, çocukların meslek hayallerini cinsiyet kalıpları olmadan kurabilmesi hedefleniyor. Orta vadede okulların stratejik planlarına cinsiyet eşitliği perspektifinin dahil edilmesi, uzun vadede ise kapsayıcı ve demokratik bir eğitim kültürünün oluşması amaçlanıyor.

Fatih, proje tamamlandıktan sonra tüm materyallerin dijital olarak erişime açık kalacağını belirterek, “Öğretmen rehberleri ve ebeveyn akademileri sürdürülecek. Eşitlik ek bir ders değil, eğitimin kalbidir. Erken çocuklukta cinsiyet eşitliğine yapılan yatırım, geleceğe yapılan en güçlü yatırımdır. Çünkü her çocuk özgürce büyümeyi hak eder” dedi.

Muhabir: Güven BOĞA