ABD’de 2026 ara seçimlerinde Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi ağır kayıplar yaşarken, Demokratların geleneksel Cumhuriyetçi eyaletlerde elde ettiği başarılar ülkenin siyasi dengelerini değiştirdi. Leiden Üniversitesi’nden Andrew Gawthorpe’a göre seçim sonuçları, Trump’ın iç politikadaki hareket alanını daraltırken dış politikada daha öngörülemez bir dönemin kapısını aralayabilir. İran’la savaş, ticaret tarifeleri ve Washington’ın uluslararası ilişkileri yeni dönemin temel tartışma başlıkları arasında yer alıyor.
ABD’de 2026 ara seçimlerinin sonuçları, yalnızca Kongre’deki güç dengelerini değil, ülkenin önümüzdeki yıllardaki siyasi yönelimini ve dünya ile ilişkilerini de tartışmaya açtı.
Leiden Üniversitesi Tarih ve Uluslararası Çalışmalar Bölümü öğretim görevlisi Andrew Gawthorpe, The Conversation için kaleme aldığı “Donald Trump’ın Cumhuriyetçileri Ağır Bir Yenilgi Aldı: Bu Dünya İçin Ne Anlama Geliyor?” başlıklı analizinde, seçim sonuçlarının Amerikan siyasetinde uzun yıllardır devam eden bazı eğilimleri değiştirebileceğini değerlendiriyor.
Gawthorpe’un analizinde özellikle iki soruya odaklanılıyor: Cumhuriyetçilerin seçim kayıpları Trump’ın siyasi geleceğini nasıl etkileyecek ve Kongre’de değişen dengeler ABD’nin dış politikasını ne ölçüde değiştirebilecek?
Cumhuriyetçiler yalnızca kritik bölgelerde değil, güçlü oldukları eyaletlerde de kaybetti
3 Kasım'da yapılan ara seçimlerde Demokratlar, Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu elde etti. Cumhuriyetçiler ise yalnızca iki parti arasında rekabetin yoğun olduğu seçim çevrelerinde değil, uzun yıllardır kendi siyasi kaleleri olarak gördükleri eyaletlerde de önemli kayıplar yaşadı.
Associated Press ve Reuters'ın seçim değerlendirmeleri, Demokratların özellikle Teksas, Güney Carolina, Kansas ve Iowa gibi Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde elde ettiği sonuçların dikkat çekici olduğunu ortaya koydu.
Gawthorpe'a göre seçimlerin en önemli özelliklerinden biri, Cumhuriyetçilerin seçim çevresi sınırlarını kendi lehlerine yeniden düzenledikleri bazı bölgelerde dahi yenilgiye uğraması.
Bu tablo, Amerikan siyasetinde uzun yıllardır geçerli olan coğrafi ve demografik oy verme eğilimlerinin değişmeye başladığına işaret ediyor.
Seçmenin gündeminde hayat pahalılığı, İran savaşı ve yolsuzluk tartışmaları vardı
Gawthorpe, Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinin arkasında ekonomik ve siyasi nedenlerin bulunduğunu belirtiyor.
Araştırmacıya göre aylardır yapılan kamuoyu araştırmaları, seçmenlerin özellikle artan fiyatlardan, İran'daki savaştan ve Trump yönetimine yönelik yolsuzluk iddialarından rahatsız olduğunu gösteriyordu.
Trump, başkanlık seçimlerinde ekonomik istikrar ve güçlü bir yönetim vaat etmişti. Ancak Gawthorpe, yönetimin ilk iki yılında ekonomik sorunlara çözüm üretmek yerine seçmenlerin yalnızca bir bölümünün desteklediği ideolojik politikalara ağırlık verdiğini savunuyor.
Seçim sonuçları üzerine yapılan diğer değerlendirmelerde de yüksek yaşam maliyetleri, akaryakıt fiyatları ve İran savaşının ekonomik etkileri öne çıktı.
Gawthorpe'a göre Trump yönetimi, seçmenlerden gelen uyarıları yeterince dikkate almadı ve bunun siyasi karşılığı sandıkta ortaya çıktı.
Teksas'taki tarihi sonuç Amerikan siyasetinde yeni bir döneme işaret ediyor
Seçimlerin en dikkat çekici sonuçlarından biri Teksas'ta yaşandı.
Demokrat aday James Talarico, Cumhuriyetçi Ken Paxton'ı yenerek ABD Senatosu'na seçildi. Böylece Demokratlar, 1988'den bu yana ilk kez Teksas'ta bir Senato seçimini kazandı.
Teksas, 1976'da Jimmy Carter'ın zaferinden bu yana başkanlık seçimlerinde Demokrat bir adayı desteklememişti. Bu nedenle Talarico'nun başarısı, yalnızca bir Senato sandalyesinin el değiştirmesinden daha geniş bir siyasi anlam taşıyor.
Gawthorpe, Teksas'ın kalıcı biçimde iki parti arasında rekabetin yaşandığı bir eyalete dönüşmesinin, gelecekteki başkanlık seçimlerinin siyasi hesaplarını değiştirebileceğini değerlendiriyor.
Bu gelişme Cumhuriyetçi Parti içinde de yeni tartışmaların önünü açabilir.
Özellikle Trump'ın “Make America Great Again” (Amerika'yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin milliyetçi ve kutuplaştırıcı siyasi çizgisinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde parti içi tartışmaların önemli başlıklarından biri olabilir.
Demokratlar açısından ise temel mesele, seçimlerde elde edilen geniş desteğin kalıcı bir siyasi dönüşüme nasıl dönüştürüleceği.
Trump'ın iç politikadaki gücü azalırken dış politikadaki yetkileri sürüyor
Gawthorpe'un analizinin merkezinde, seçim sonuçlarının ABD dış politikasına etkileri bulunuyor.
Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesi, Trump yönetiminin yeni iç politika düzenlemelerini hayata geçirmesini zorlaştıracak. Ancak aynı durumun dış politikada geçerli olması beklenmiyor.
ABD Anayasası Kongre'ye savaş ilan etme, bütçeyi denetleme ve Senato aracılığıyla uluslararası antlaşmaları onaylama gibi önemli yetkiler tanıyor. Bununla birlikte başkanlar, askeri operasyonlar ve diplomatik ilişkiler konusunda geniş bir hareket alanına sahip.
Trump'ın başkanlık görevinin Ocak 2029'a kadar devam edecek olması, seçim yenilgisine rağmen dış politikada belirleyici aktör olmaya devam edeceği anlamına geliyor.
Gawthorpe, Amerikan siyasi tarihinde ara seçimlerde partileri ağır kayıplar yaşayan başkanların dış politikaya daha fazla yönelme eğilimi gösterdiğini hatırlatıyor.
İç politikada Kongre engeliyle karşılaşan başkanlar, uluslararası ilişkilerde daha fazla inisiyatif kullanabiliyor.
Bu nedenle araştırmacı, Trump'ın seçimlerden sonraki dönemde dış politikaya daha fazla ağırlık verebileceğini değerlendiriyor.
İran savaşı ve ticaret politikalarında belirsizlik
Analizde özellikle İran savaşı ve Trump yönetiminin uyguladığı gümrük tarifeleri üzerinde duruluyor.
Gawthorpe'a göre Trump, ara seçimler yaklaşırken İran'la daha büyük bir askeri çatışmadan kaçınmaya ve ticaret savaşlarında uzlaşma aramaya yöneldi.
Ancak seçimlerin geride kalmasıyla birlikte bu politikaların iç siyasi maliyetini hesaplama zorunluluğu da farklılaşabilir.
Araştırmacı, Trump'ın bundan sonraki dönemde İran konusunda daha sert adımlar atabileceğini ve uluslararası ticaret ilişkilerinde yeniden gerilim yaratabilecek kararlar alabileceğini belirtiyor.
Bununla birlikte bu değerlendirme, kesinleşmiş bir politika değişikliğine değil, başkanın seçim sonrasında sahip olduğu hareket alanına ilişkin bir olasılığa dayanıyor.
Gawthorpe'un dikkat çektiği temel risk, iç politikada güç kaybeden bir başkanın dış politikada daha fazla inisiyatif kullanarak siyasi gündemi değiştirmeye çalışması.
Demokratlar Trump'ın kararlarını ne kadar sınırlayabilecek?
Demokratların Kongre'nin iki kanadında çoğunluğu elde etmesi, Trump yönetiminin denetlenmesi açısından yeni olanaklar yaratıyor.
Ancak çoğunluk sahibi olmak, başkanın bütün kararlarını engelleyebilmek anlamına gelmiyor.
Örneğin Kongre, İran'daki askeri faaliyetlere ayrılan kaynakları sınırlayan veya başkanın gümrük tarifeleri üzerindeki yetkilerini daraltan düzenlemeler yapabilir.
Fakat Trump'ın bu düzenlemeleri veto etmesi durumunda, vetonun aşılması için hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da üçte iki çoğunluk gerekiyor.
Demokratların seçim başarılarına rağmen bu düzeyde bir çoğunluğa sahip olmaması, Cumhuriyetçi üyelerin desteğini önemli hale getiriyor.
Bu noktada Gawthorpe, seçim yenilgisinin Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin Trump'a yönelik tutumunu değiştirip değiştirmeyeceğini temel sorulardan biri olarak değerlendiriyor.
Cumhuriyetçi üyelerin bir bölümünün Demokratlarla birlikte hareket etmesi, başkanın özellikle savaş ve ticaret politikaları üzerindeki Kongre denetimini güçlendirebilir.
Trump yönetimine yönelik soruşturmalar gündeme gelebilir
Demokratların Kongre çoğunluğuyla birlikte elde edeceği en önemli yetkilerden biri, yürütme organının faaliyetlerini araştırma ve denetleme kapasitesinin genişlemesi olacak.
Gawthorpe, yeni dönemde Trump yönetimine yönelik kapsamlı Kongre soruşturmalarının başlatılabileceğini belirtiyor.
Bu soruşturmaların özellikle İran savaşı, Trump'ın yabancı devlet yöneticileriyle mali ilişkileri ve Pentagon'un yönetimi üzerinde yoğunlaşabileceğini değerlendiriyor.
Savunma Bakanı Pete Hegseth'in faaliyetleri de olası denetim süreçlerinin önemli başlıkları arasında gösteriliyor.
Analizde, Hegseth'in hakkında gündeme gelebilecek bir azil süreciyle karşılaşmak yerine istifa edebileceği veya görevden alınabileceği yönündeki spekülasyonlara da yer veriliyor.
Ancak bu olasılıklar henüz gerçekleşmiş kararlar değil. Kongre soruşturmalarının kapsamı ve siyasi sonuçları, yeni çoğunluğun atacağı adımlara bağlı olacak.
Demokratların zaferi kendi iç tartışmalarını da sona erdirmedi
Seçim sonuçları Demokrat Parti açısından önemli bir siyasi başarı oluştururken, partinin gelecekte izleyeceği politikalar konusunda farklı yaklaşımlar bulunuyor.
Associated Press'in 6 Kasım tarihli değerlendirmesine göre, ilerici adayların ve merkezde konumlanan Demokratların farklı eyaletlerde elde ettiği başarılar, parti içindeki her iki eğilimin de kendi siyasi stratejilerini savunmasına olanak sağlıyor.
Demokratların önündeki gündemde sağlık harcamaları, sosyal yardımlar, hayat pahalılığı ve Trump yönetiminin ekonomi politikaları bulunuyor.
Dolayısıyla seçim sonuçları, yalnızca Cumhuriyetçilerin geleceğini değil, Demokratların nasıl bir siyasi program etrafında birleşeceğini de tartışmaya açmış durumda.
Dünya için asıl soru: Trump seçim yenilgisinden nasıl bir sonuç çıkaracak?
Gawthorpe'a göre ABD dış politikasının geleceğini yalnızca Kongre'deki sandalye dağılımıyla açıklamak mümkün değil.
Trump'ın danışman kadrosundaki değişiklikler, Cumhuriyetçi Parti içindeki tartışmalar ve Demokratların denetim girişimleri başkanın kararlarını etkileyebilir. Ancak dış politikanın yönünü belirleyecek temel unsur, Trump'ın bu gelişmelere vereceği karşılık olacak.
Araştırmacı, Trump'ın siyasi baskılar karşısında karar alma yetkilerini sınırlamaya her zaman istekli davranmadığını savunuyor.
Bu nedenle seçim sonuçlarının Trump yönetimini daha uzlaşmacı bir dış politikaya yönelteceği varsayımının güvenilir olmadığını belirtiyor.
Aksine, iç politikada yaşanan kayıpların uluslararası alanda daha sert ve öngörülemez adımlara yol açabileceği ihtimalinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.
Analizin temel sonucu, Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinin Trump'ın iç politikadaki gücünü sınırlandırmasına karşın ABD'nin dış politikasında kısa vadede bir yumuşama garantisi vermediği yönünde.
İran savaşı, uluslararası ticaret, askeri ilişkiler ve Washington'ın müttefikleriyle kuracağı ilişkiler bakımından önümüzdeki dönem, Kongre ile Beyaz Saray arasındaki güç mücadelesinin sonuçlarının yakından izleneceği bir süreç olacak.
Kaynak: Andrew Gawthorpe, Leiden Üniversitesi Tarih ve Uluslararası Çalışmalar Bölümü öğretim görevlisi, The Conversation, “Donald Trump’s Republicans suffer landslide defeat – what this means for the world”. Haber, yazarın analizini esas alarak Türkçe haber formatında yeniden hazırlanmış; seçim sonuçları Reuters, Associated Press ve diğer haber kaynaklarıyla karşılaştırılmıştır.
Andrew Gawthorpe'un özgün makalesi





