Uluslararası Af Örgütü’nden ABD-İsrail ve İran çatışmalarında tüm taraflara çağrı:
Sivilleri koruyun ve uluslararası hukuka uyun
İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarının ve sonrasında İran’ın bölge genelinde seri şekilde gerçekleştirdiği misillemelerin ardından Orta Doğu’da bölgesel çatışmalar hızla genişliyor. Askeri operasyonlar bölge geneline yayıldı ve şu an 10’dan fazla ülkeyi kapsıyor. Uluslararası Af Örgütü tüm tarafların, özellikle sivillere ve sivil yapılara yönelik kasıtlı, gelişigüzel ve orantısız müdahaleler gibi hukuka aykırı saldırıları durdurarak, sivilleri korumaları ve uluslararası insancıl hukuka uymaları için acil bir çağrı yayımladı.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Uluslararası barış ve güvenliğin temellerini tehdit eden çatışma taraflarının hukuka aykırı eylemlerinin bedelini siviller ödememeli. Bölge genelinde siviller zaten art arda gelen çatışma döngülerine ve uluslararası hukuk suçlarına maruz kaldı. Sivilleri korumak şu an en yüksek öncelik olmalıyken, daha da anlamsız öldürmelere ve baskılara maruz kalıyorlar” dedi.
“Çatışmanın tarafları acilen, sivilleri hedef alan saldırılar, gelişigüzel ve orantısız müdahaleler ve yoğun nüfuslu bölgelerde geniş alan etkili patlayıcı silahların kullanımı da dahil, hukuka aykırı saldırılardan kaçınmalı ve bunlara son vermeli” diyen Callamard, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uzun süreli uluslararası çatışma tehdidi güçlenirken, uluslararası insan hakları hukukuna ve uluslararası insancıl hukuka uyulması şimdi her zamankinden daha acil bir zorunluluk. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gösterilecek başarısızlık, zaten yıkıcı boyutlardaki insani bedeli daha da artıracak ve bölgeyi bir başka insani ve insan hakları felaketine sürükleyecek. Çatışmanın taraflarının hukuksuz eylemleri, özellikle de etkili devletlerce gerçekleştirilenler birçok ülkede sivilleri tehlikeye atmakla kalmıyor, insan haklarının, küresel barış ve güvenliğin korunması için elzem olan küresel normların aşınmasını da hızlandırıyor. Uluslararası toplumu, askeri gerilimin daha da tırmanmasını önlemek, sivillerin daha fazla zarar görmesini engellemek ve onlarca yıldır baskılara maruz kalan halklara karşı uluslararası hukuk kapsamında başka suçların işlenmesini durdurmak için diplomatik çabaları artırmaya çağırıyoruz.”
Okula yönelik bombalama için soruşturma çağrısı
3 Mart’ta İran Kızılayı, saldırıların başlamasından bu yana İran’da 787 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. 28 Şubat’ta İran yetkililerinin açıkladığına göre, Minab kentinde bir okulun vurulması sonucu öldürülen 165 kişiden yaklaşık 150’si ilkokul öğrencileriydi. BM, okulun bombalanmasını “insancıl hukukun ağır ihlali” olarak tanımladı. UNESCO ise eğitim kurumlarına yönelik saldırıların öğrencileri ve öğretmenleri tehlikeye attığı ve uluslararası insancıl hukuk kapsamında garanti edilen korumaları zayıflattığı uyarısında bulundu. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, bu “korkunç” olaya ilişkin hızlı, tarafsız ve kapsamlı bir soruşturma çağrısı yaptı. Uluslararası Af Örgütü, okulu vuran saldırıdan sonra kaydedilen altı videoyu doğruladı. Videolar, kısmen çöken binadan yükselen siyah dumanları, enkazda ölü ve yaralıları arayan kurtarma görevlilerini ve kazı makinelerini göstermektedir. Okulun girişinden çekilen görüntüler, okul bahçesinin çevresini belirleyen duvarları ve okul binasını gösteriyor ve arka planda, yakındaki İran Devrim Muhafızları Yerleşkesi yönünde dumanlar yükseldiği görülüyor. İran Sağlık Konseyi Başkanı’nın açıklamasına göre, İsrail ve ABD saldırılarında 10 sağlık merkezi hasar gördü.
İran yetkilileri, 28 Şubat’ta bir kez daha internet erişimini keserek, milyonlarca kişinin silahlı çatışmalarla ilgili önemli bilgilere erişimini, yakınlarıyla iletişim kurmalarını engelledi, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku kapsamındaki ihlallerle ilgili bilgi akışını durdurdu. Silahlı çatışmalar, Ocak 2026 ayaklanması bağlamında gözaltına alınan binlerce protestocu ve muhalif de dahil, İran genelindeki tutukluların akıbeti ve güvenliği konusundaki kaygıları artırdı. Bu kaygılar; insan hakları savunucularının, cezaevlerinin ve mahkumların tutulduğu diğer merkezlerin yakınındaki patlamaların yanı sıra İsrail’in 12 günlük savaş sırasında Tahran’daki Evin Cezaevi’ne yönelik saldırısına ilişkin raporlardan kaynaklanıyor. Uluslararası Af Örgütü, İran yetkililerini, keyfi olarak alıkonulan herkesi derhal serbest bırakmaya ve tüm mahkumların güvenliğini sağlamak için insani gerekçelerle geçici tahliye de dahil olmak üzere etkili tedbirler almaya çağırıyor.
İsrail, Gazze Şeridi’nin tamamını etkin biçimde kuşatma altına aldı
Medya ve kurtarma kuruluşlarının açıkladığına göre, İsrail’de İran saldırıları sonucu en az 10 kişi öldürüldü, onlarca kişi yaralandı. Yerel yetkililerin açıklamalarına göre, İran saldırıları aynı zamanda Tel Aviv’de en az 40 binaya zarar verdi. Ayrıca Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine yönelik, Hamaney’in öldürülmesine karşı misilleme olduğunu açıkladığı roket saldırılarının ardından, İsrail ordusu 2 Mart gecesi, Beyrut’un dış mahalleleri de dahil Lübnan’daki saldırılarını ciddi şekilde artırdı. Lübnan yetkililerinin açıkladığına göre, 3 Mart itibariyle İsrail’in Lübnan’daki hava saldırılarında en az 40 kişi öldürüldü, 246 kişi yaralandı. Çatışmaların son günlerde şiddetlenmesinden önce, İsrail Kasım 2024’teki ateşkes anlaşmasından bu yana Lübnan’ın güneyine neredeyse her gün saldırı düzenledi ve 127’si sivil en az 380 kişiyi öldürdü.
İsrail yetkililerinin 2 Mart gece yarısından sonra yayımladıkları yeni toplu “tahliye” uyarısı, Lübnan genelinde yüz binlerce sivili bir kez daha yerinden etti. Muğlak ifadeler içeren geniş kapsamlı uyarı paniğe, yolların tıkanmasına ve birçok kişinin bir kez daha yerinden edilmesine yol açtı. 2 Mart’ta İsrail ordusu, Hizbullah bağlantılı finans kuruluşlarını vurdu. İsrail, Ekim 2024’te de Hizbullah bağlantılı finans kuruluşlarının şubelerini hedef almış; Uluslararası Af Örgütü saldırıların uluslararası insancıl hukuk ihlali olabileceğini açıklayarak, bu tür saldırıların savaş suçu olarak soruşturulması çağrısı yapmıştı.
Öte yandan İsrail, İşgal Altındaki Filistin Toprağı genelinde seyahat özgürlüğü üzerindeki aşırı sert kısıtlamaları daha da artırarak, Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria’daki köyler ve kasabalar arasında dolaşımı bilfiil engelliyor. Yetkililer, Kerem Şalom/Kerem Ebu Salim ve Refah sınır kapıları da dahil İşgal Altındaki Filistin Toprağı’na giriş-çıkışları sağlayan tüm sınır kapılarını kapatarak, hayat kurtarıcı insani yardımları da engelledi ve Gazze Şeridi’nin tamamını etkin bir biçimde kuşatma altına aldı. Kerem Şalom/Kerem Ebu Salim sınır kapısı 3 Mart’ta tekrar açıldı. Bu keyfi uygulamalar, İsrail’in hukuksuz işgali ve apartheid sistemi altında yaşayan Filistinlilerin ızdırabını vahim bir şekilde artırıyor ve Filistinlilerin hâlâ İsrail’in devam eden soykırımına maruz kaldığı Gazze’deki çok katmanlı insani krizi daha da derinleştiriyor.
Ayrıca Irak’ta, kendisini İslami Direniş olarak tanımlayan İran yanlısı milis gruplarından Seraya Evliya El Dam, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Erbil kentinde ve sonra başkent Bağdat’ta özellikle ABD askeri tesislerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarının sorumluluğunu üstlendi. İranlı Kürt muhalif grupların açıklamalarına göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun uyarılarının ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki konumları insansız hava aracı saldırılarıyla hedef alındı. Uluslararası Af Örgütü taraflarla ilgili süreci yakından takip ediyor ve tüm tarafları uluslararası insancıl hukuka bağlı kalmaya çağırıyor.





