Yemen’in Kızıldeniz kıyısında ilerleyen Husilerin stratejik Meyyun Adası ile Moha Limanı’nı kontrol altına aldığı bildirildi. Babülmendep Boğazı çevresindeki çatışmalar Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarla yeni bir aşamaya taşınırken, Birleşmiş Milletler temmuz ayından bu yana en az 76 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı. Petrol fiyatlarının 108 doları aşması üzerine BRICS ülkeleri enerji ve ticaret akışının korunması çağrısında bulundu.
Yemen’de Husiler ile Suudi Arabistan’ın desteklediği uluslararası toplum tarafından tanınan hükümete bağlı güçler arasındaki çatışmalar, dünya deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından Babülmendep Boğazı çevresinde yoğunlaştı.
Husiler ile Suudi Arabistan’ın karşılıklı saldırılar düzenlediği bildirilirken, Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riski büyüyor. Çatışmaların merkezinde, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan Babülmendep Boğazı bulunuyor.
Husilerin Moha Limanı’nın ardından boğazın ortasındaki stratejik Meyyun Adası’nı da ele geçirdiği belirtiliyor. Bu gelişme, grubun Babülmendep üzerinden geçen ticari ve askerî gemi trafiği üzerindeki etkisini önemli ölçüde artırdı.
Husiler Meyyun Adası’nı ele geçirdi
Perim adıyla da bilinen 13 kilometrekare büyüklüğündeki volkanik Meyyun Adası, Babülmendep Boğazı’nın ortasında bulunuyor ve geçiş güzergâhını iki ayrı kanala ayırıyor.
Adanın kontrolü, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki deniz trafiğinin yakından izlenmesine ve belirli ölçüde hedef alınmasına imkân sağlıyor. Husilerin adanın yanı sıra Yemen’in çevredeki kıyı şeridini ve Moha Limanı’nı kontrol etmesi, gruba önemli bir askerî ve jeopolitik üstünlük kazandırıyor.
Güvenlik uzmanı Wolfgang Pusztai, Husilerin istemeleri durumunda Babülmendep’teki deniz trafiğini durdurabilecek gerçek bir kapasiteye ulaştığını söyledi. Ancak Meyyun Adası’nın uzun süre elde tutulup tutulamayacağı belirsizliğini koruyor.
King’s College London’dan Andreas Krieg’e göre Husiler, yakın kıyı bölgelerini kontrol etmeleri nedeniyle adayı kısa vadede savunabilecek durumda. Buna karşılık ada, uzun vadede denizden gerçekleştirilecek kapsamlı bir askerî harekâta karşı savunulması zor bir konumda bulunuyor.
Babülmendep neden önemli?
Afrika Boynuzu ile Arap Yarımadası arasında yer alan Babülmendep Boğazı, Akdeniz ile Hint Okyanusu arasındaki en kısa deniz yolunun parçalarından biri.
Asya’dan Avrupa’ya giden gemiler Aden Körfezi’nden Babülmendep’e, oradan Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’na ulaşıyor. Boğazın kapanması ya da güvenli geçişin ortadan kalkması durumunda gemilerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşması gerekiyor.
Bu rota değişikliği:
- Taşıma sürelerini uzatıyor,
- Yakıt ve sigorta maliyetlerini artırıyor,
- Enerji ve emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor,
- Küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açıyor.
Bu nedenle Babülmendep’teki çatışmalar yalnızca Yemen ve Suudi Arabistan’ı değil, Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki ticaretin tamamını yakından ilgilendiriyor.
Suudi Arabistan ile karşılıklı saldırılar
Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişinin ardından Suudi Arabistan ile karşılıklı saldırılar yoğunlaştı. Suudi Arabistan yönetimi, Yemen’den fırlatılan bir mühimmatın ülkenin güneybatısındaki Cizan bölgesine isabet ettiğini, iki kişinin yaralandığını ve bir caminin zarar gördüğünü açıkladı.
Suudi Arabistan’ın desteklediği Yemen hükümetine bağlı güçler ise Husilerin kontrolüne geçen Moha’daki araç ve mevzileri hedef aldıklarını duyurdu. Çatışmaların Babülmendep çevresinde sürmesi, ticari gemilerin yanı sıra Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik riskleri de artırıyor.
Husiler, dışarıdan yeni bir askerî müdahale olması halinde Babülmendep Boğazı’nı tamamen kapatabilecekleri uyarısında bulunmuştu. Ancak İranlı yetkililer, grubun Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişini destekleyen açıklamalar yapmalarına rağmen boğazın yakın zamanda kapatılacağı yönünde doğrudan bir mesaj vermedi.
Trump: Husiler Washington’ı aradı
ABD Başkanı Donald Trump, Husilerin Washington yönetimiyle iletişime geçerek ABD’nin Yemen’deki çatışmalara müdahil olmamasını istediğini ileri sürdü.
Trump’ın açıklamasına göre Husiler, Yemen’in uluslararası toplum tarafından tanınan hükümetine karşı yürüttükleri çatışmada ABD’nin doğrudan askerî müdahalede bulunmamasını talep etti.
Husilerden Trump’ın açıklamasını doğrulayan ayrıntılı bir açıklama gelmezken, Washington’ın çatışmaya nasıl yaklaşacağı belirsizliğini koruyor. ABD’nin olası bir müdahalesi, Yemen’deki iç savaşı İran ile bölge ülkeleri arasındaki daha geniş çaplı çatışmanın doğrudan bir cephesine dönüştürebilir.
Yemen’de en az 76 bin kişi yerinden edildi
Savaşın en ağır sonuçlarını yine siviller yaşıyor. Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü, temmuz ayından bu yana Yemen’de en az 76 bin kişinin evini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.
IOM, yerinden edilenlerin sayısının yalnızca son bir hafta içinde dört katına çıktığını ve krizin “saat başı kötüleştiğini” bildirdi. Kuruma göre aileler çoğu zaman gece saatlerinde kaçıyor ve güvenli bir yere ulaşamıyor.
Yerinden edilmeler özellikle Yemen’in batı kıyısı ile Taiz çevresinde yoğunlaştı. Yaklaşık 8 bin 300 hanenin, başka bir ifadeyle 50 bine yakın kişinin yalnızca Taiz’deki ilçelerden ayrıldığı belirtildi.
BM verileri, son haftalardaki hızlı kötüleşmeyi de ortaya koyuyor. Yerinden edilenlerin sayısı önce 18 bin 500, ardından 46 bin olarak açıklanmış; son değerlendirmede ise 76 bine yükselmişti.
Yardım kuruluşları ihtiyaçlara yetişemiyor
Çatışmalar nedeniyle kamplarından ikinci kez ayrılmak zorunda kalan ailelerin önemli bölümünün barınma, temiz su, gıda ve sağlık hizmetlerine erişemediği bildiriliyor.
Yemen’in yaklaşık 35 milyonluk nüfusunun 22,3 milyonunun insani yardım ve korunma desteğine ihtiyaç duyduğu tahmin ediliyor. Ülke genelinde daha önce yerinden edilmiş kişilerin sayısı ise 5,2 milyon olarak veriliyor.
Taiz’deki kampların yeni gelen aileleri barındıracak kapasitesinin bulunmadığı, çok sayıda kadın ve çocuğun plastik örtülerin altında yaşadığı belirtiliyor. Yerel yardım kuruluşları, finansman yetersizliği nedeniyle yalnızca sınırlı sayıda aileye ulaşabildiklerini açıkladı.
Resmî adı Ensarullah olan Husiler, Yemen’in kuzeyindeki Saada bölgesinde ortaya çıkan, Zeydi Şii topluluğu içinde güç kazanan siyasi ve silahlı bir hareket.
Adını hareketin önde gelen isimlerinden Hüseyin Bedreddin el-Husi’den alan grup, 2000’li yıllarda Yemen merkezi yönetimiyle defalarca çatıştı. Husiler 2014 yılında başkent Sana’yı ele geçirerek ülkenin büyük bölümünde fiilî yönetim kurdu.
Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015’te Yemen hükümetini desteklemek amacıyla askerî müdahale başlattı. Yıllarca süren savaş, Yemen’de devlet yapısının parçalanmasına ve dünyanın en ağır insani krizlerinden birinin ortaya çıkmasına yol açtı.
Husiler bugün başkent Sana dâhil olmak üzere Yemen’in kuzeyi ve batısındaki geniş bölgeleri kontrol ediyor. İran’ın Husilere siyasi ve askerî destek verdiği belirtiliyor. Tahran, desteğinin niteliğine ilişkin bazı suçlamaları reddetse de hareket, bölgedeki İran ekseninin önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Husiler son yıllarda füze, silahlı insansız hava aracı ve insansız deniz aracı kapasitesini geliştirdi. Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırılarıyla bölgesel denklemin ötesinde küresel deniz ticaretini etkileyebilecek bir aktöre dönüştü.
Petrol fiyatları 108 doların üzerine çıktı
Babülmendep ve bölgedeki diğer deniz geçişlerinde yaşanabilecek aksamalar, enerji piyasalarında da kaygıya yol açtı. Küresel petrol fiyatları hafta içinde kısa süreliğine varil başına 108 doların üzerine çıktı.
Fiyat artışında, bölgedeki savaşın petrol sevkiyatını aksatabileceği ve deniz taşımacılığında darboğaz oluşturabileceği yönündeki endişeler etkili oldu.
Yeni Delhi’de gerçekleştirilen BRICS Zirvesi’nde enerji arzı ve ticaret yollarının güvenliği gündeme geldi. BRICS ülkeleri, küresel ticaretin, tedarik zincirlerinin ve enerji sevkiyatının uluslararası hukuk çerçevesinde kesintisiz sürdürülmesi için ortak hareket edilmesi çağrısı yaptı.
Zirvenin ortak bildirisinde Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasından “derin kaygı” duyulduğu belirtilerek bütün taraflara azami itidal çağrısında bulunuldu.
Güney Lübnan’da büyük patlama
Bölgedeki gerilim Yemen’le sınırlı kalmadı. Lübnan Ulusal Haber Ajansı, İsrail güçlerinin ülkenin güneyindeki Hiyam kasabasında büyük bir patlama gerçekleştirdiğini bildirdi.
Patlamanın çevredeki bazı kasabalarda pencereleri kırdığı aktarıldı. ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkese rağmen İsrail’in güney Lübnan’daki hava saldırıları ve kara operasyonlarının devam ettiği belirtiliyor.
Babülmendep’teki çatışmalar, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar ve güney Lübnan’daki askerî hareketlilik, İran çevresindeki savaşın yeni cephelere yayılabileceğine ilişkin endişeleri büyütüyor.




