Birleşmiş Milletler raporu, IŞİD’in Afganistan, Pakistan ve Orta Asya’da faaliyet gösteren kolu IŞİD-Horasan Vilayeti’nin propagandayı eleman kazanma, finansman sağlama ve operasyonlarını destekleme aracı olarak kullandığını ortaya koydu. Raporda Sahel’deki JNIM, Somali’deki Eş-Şebab ve Pakistan’daki TTP’nin faaliyetlerine de dikkat çekildi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Terörle Mücadele Komitesi Yürütme Direktörlüğü (CTED), örgütlerin propaganda yöntemlerini devletlerin aldığı önlemlerden daha hızlı geliştirdiği uyarısında bulundu.

CTED tarafından yayımlanan Eylül 2026 tarihli eğilim raporunda, propagandanın yalnızca mesaj verme veya ideolojik içerik yayma aracı olmaktan çıktığı belirtildi.

Rapora göre propaganda; örgütlenme, eleman kazanma, finansman sağlama, hâkimiyet kurma ve operasyon planlama süreçlerinin temel bileşenlerinden biri haline geldi.

IŞİD-Horasan’ın faaliyetleri mercek altında

Raporda, IŞİD’in Afganistan, Pakistan ve Orta Asya bölgesinde faaliyet gösteren kolu IŞİD-Horasan Vilayeti’nin propaganda faaliyetlerine özel olarak dikkat çekildi.

Uluslararası kaynaklarda ISIL-K veya ISIS-K kısaltmalarıyla da anılan IŞİD-Horasan’ın, propaganda çalışmalarını örgütün diğer temel faaliyetleriyle giderek daha fazla bütünleştirdiği bildirildi.

IŞİD-Horasan’ın yanı sıra Sahel bölgesindeki El Kaide bağlantılı JNIM, Somali’deki Eş-Şebab ve Pakistan’daki TTP’nin faaliyetleri de raporda incelendi.

BM uzmanlarının değerlendirmesine göre bu örgütler propagandayı yerel sorunları kendi amaçları doğrultusunda kullanmak, meşruiyet sağlamaya çalışmak, finansman toplamak, yönetim faaliyetlerini desteklemek ve otorite algısı oluşturmak için kullanıyor.

BM’den “hızlanma farkı” uyarısı

Raporda, örgütlerin değişen dijital koşullara hızlı biçimde uyum sağladığı ancak ülkelerin mevzuat ve politika geliştirme süreçlerinin aynı hızda ilerlemediği belirtildi.

Bu durum “hızlanma farkı” olarak tanımlanırken, örgütlerin propaganda stratejilerini değiştirme hızı ile üye devletlerin mevzuat ve politikalarını uygulama süreçleri arasındaki mesafenin giderek açıldığı kaydedildi.

Propagandanın uzun süredir örgütlerin stratejilerinde önemli bir yere sahip olduğu belirtilen raporda, kullanılan yöntemlerin kapsamının ve ölçeğinin önemli ölçüde değiştiği ifade edildi. Propagandanın artık geçmiş dönemlere kıyasla daha merkezi, bütünleşmiş ve değişen koşullara uyarlanabilir bir yapıya kavuştuğu vurgulandı.

Çocuklar ve gençler dijital ortamlarda hedef alınıyor

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden birini çocuklara ve gençlere yönelik dijital faaliyetler oluşturdu.

Örgütlerin gençlere yalnızca sosyal medya aracılığıyla değil, oyun platformları ve ortak ilgi alanları etrafında kurulan çevrimiçi topluluklar üzerinden de ulaşmaya çalıştığı bildirildi.

Bazı yapıların şiddet içerikli oyunlar tasarladığı veya mevcut oyunları kendi anlatılarını yaymak amacıyla değiştirdiği aktarıldı. Böylece şiddet yanlısı mesajların, gençlerin aşina olduğu eğlence biçimlerinin içine yerleştirildiği kaydedildi.

İran’dan Körfez’de yeni hamle: ABD’ye füze tehdidi
İran’dan Körfez’de yeni hamle: ABD’ye füze tehdidi
İçeriği Görüntüle

Yapay zekâ propaganda faaliyetlerinde kullanılıyor

CTED raporunda, örgütlerin yapay zekâ teknolojilerinden yararlanması da büyüyen tehditlerden biri olarak gösterildi.

Discord ve Twitch gibi alternatif çevrimiçi ortamların yanı sıra oyun topluluklarının da propaganda ve eleman kazanma faaliyetlerinde kullanılabildiğine dikkat çekildi.

Yapay zekânın farklı dillere uyarlanmış içeriklerin daha hızlı üretilmesi, mesajların belirli kitlelere göre şekillendirilmesi ve propagandanın geniş çevrelere ulaştırılması açısından yeni olanaklar sağladığı değerlendirildi.

Şiddet görüntüleri radikalleşme aracı olarak kullanılıyor

Raporda infaz görüntüleri, toplu can kayıplarını gösteren kayıtlar ve diğer ağır şiddet içeriklerinin çevrimiçi radikalleşme süreçlerinde kullanıldığı bildirildi.

Şiddeti sıradanlaştıran ve yaşamı değersizleştiren nihilist dijital alt kültürlerin özellikle gençler üzerinde etkili olabileceği uyarısında bulunuldu. Bu içeriklerin korku yaratmanın yanı sıra şiddete karşı duyarsızlaştırma amacıyla da dolaşıma sokulduğu belirtildi.

Farklı ideolojik anlatılar birbirine karışıyor

BM raporunda tespit edilen bir başka eğilim ise farklı şiddet yanlısı ideolojiler arasındaki sınırların dijital ortamda giderek belirsizleşmesi oldu.

Bazı propaganda içeriklerinde farklı coğrafyalara ve ideolojik yapılara ait sembollerin, söylemlerin ve şikâyetlerin bir araya getirildiği kaydedildi. Bu yöntemle içeriklerin daha geniş kitlelerde karşılık bulmasının ve farklı toplumsal kesimlere ulaşmasının hedeflendiği belirtildi.

Propaganda örgütsel altyapıya dönüştü

Rapora göre propagandanın yalnızca internet ortamında yayılan içeriklerden ibaret görülmesi, tehdidin boyutunun eksik değerlendirilmesine yol açıyor.

Propaganda artık örgütlerin eleman kazanmasından finansman sağlamasına, yerel sorunları kullanmasından operasyon hazırlıklarına kadar uzanan bütünlüklü yapının bir parçası olarak işlev görüyor.

CTED, etkili bir mücadele yürütülebilmesi için propagandanın yalnızca zararlı içerik başlığı altında değil, örgüt faaliyetlerini mümkün kılan temel bir operasyonel araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Raporda ayrıca propaganda ile mücadele kapsamında alınacak bütün önlemlerin uluslararası insan hakları hukukuna uygun olması gerektiğinin altı çizildi.