DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Genel Kurulu'nda görüşmeleri süren "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" üzerine yaptığı kapsamlı konuşmada, teklifin Kürt meselesinin çözümü ve toplumsal barış açısından tarihsel bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Meclis'in çatışma yerine siyaseti ve hukuku esas alan yeni bir dönemin kapısını araladığını savunan Bakırhan, "Evlatlarını yitiren ailelere sesleniyorum; evlatlarınızın hatırasına gösterilecek en büyük hürmet, başka hiçbir evladın ölmemesi ve zarar görmemesidir" dedi. Bakırhan, ekim ayında başlayacak yasama döneminde demokratikleşmeyi esas alan kapsamlı reformların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

TBMM Genel Kurulu'nda "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin görüşmeleri sürerken, DEM Parti adına kürsüye çıkan Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, yaklaşık bir asırdır devam eden Kürt meselesinin ilk kez olağan yasama süreçleri içinde kapsamlı biçimde ele alındığını belirtti.

Konuşmasına, barış için mücadele edenleri ve yaşamını yitiren TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder'i anarak başlayan Bakırhan, görüşülen teklifin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren tarihsel bir dönemeç niteliği taşıdığını ifade etti.

"Bu teklif yeni bir istikametin pusulasıdır"

Türkiye'nin uzun yıllardır güvenlik eksenli politikalarla çözmeye çalıştığı Kürt meselesinin artık siyaset ve hukuk zemininde ele alınmaya başlandığını söyleyen Bakırhan, Meclis'in bu süreçte üstleneceği rolün belirleyici olacağını vurguladı.

"Bugün ülkemizin kaderini ilgilendiren önemli bir gündemi görüşmek için bir aradayız. Bir asırlık Kürt meselesi çatışmanın gölgesinde taşındı. Şimdi ise bu mesele ilk kez Meclis'in iradesiyle, hukukun ve siyasetin diliyle konuşuluyor" diyen Bakırhan, görüşülen kanun teklifini "Türkiye'nin yeni istikamete yönelmesinin pusulası" olarak tanımladı.

"Geçmişin acı sayfalarını kapatma fırsatı"

Cumhuriyet'in ilk dönemlerinden itibaren Kürt meselesinin sıkıyönetim, olağanüstü hal ve güvenlik politikalarıyla yönetildiğini savunan Bakırhan, bunun hem Kürtlere hem de Türkiye'nin tamamına ağır bedeller ödettiğini söyledi.

Takrir-i Sükûn Kanunu'ndan olağanüstü hal uygulamalarına kadar uzanan sürecin istisnai yönetim anlayışını kalıcı hale getirdiğini öne süren Bakırhan, bugün gelinen noktada geçmişin acılarını geride bırakabilecek tarihsel bir fırsat yakalandığını ifade etti.

"Artık acı ve inkâr dolu sayfaları kapatabilecek bir eşikteyiz. Bu dönem, kullandığımız dili ve kurduğumuz cümleleri değiştirmemiz gereken yeni bir dönemdir" dedi.

"Meclis yeni tarihin önünü açmalıdır"

Kanun teklifinin geçmiş dönemlerden farklı olarak gerekçesi yazılmış, tartışılabilir ve itiraz edilebilir bir yasama metni olduğunu dile getiren Bakırhan, Kürt meselesinin ilk kez olağan parlamenter süreçler içinde konuşulduğunu belirtti.

Ali Bozan, Bakan Kurum’a sordu: Mersin’de fahiş kira artışlarına karşı hangi önlemler alınacak?
Ali Bozan, Bakan Kurum’a sordu: Mersin’de fahiş kira artışlarına karşı hangi önlemler alınacak?
İçeriği Görüntüle

Parlamentonun tarihsel sorumluluk taşıdığını söyleyen Bakırhan, "Bugün tarihsel bir düğüm ilk kez siyaset eliyle çözülmeye başlanıyor. Parlamento ortak geleceğin önünü açmalıdır" ifadelerini kullandı.

Türk-Kürt ortak tarihine vurgu yaptı

Konuşmasının önemli bölümünü Türkler ile Kürtlerin ortak tarihine ayıran Bakırhan, Anadolu ile Mezopotamya arasında yüzyıllardır süren ortak yaşam kültürünün yeniden demokratik ilkeler temelinde güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Amasya Genelgesi'nden Erzurum Kongresi'ne, Birinci Meclis'ten 1921 Anayasası'na kadar birçok tarihsel döneme atıfta bulunan Bakırhan, 1921 Anayasası'nın yerel yönetimlere alan açan anlayışının daha sonra terk edildiğini savundu.

Türklerle Kürtlerin tarihsel ortaklığının yeniden güçlendirilmesinin yalnızca Türkiye açısından değil, bölgesel istikrar açısından da önem taşıdğunu belirtti.

Öcalan, Erdoğan, Bahçeli ve Kurtulmuş'a teşekkür

Bakırhan, konuşmasında çözüm sürecinin bugünkü aşamaya gelmesine katkı sunduğunu düşündüğü isimlere de teşekkür etti.

27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısıyla Abdullah Öcalan'ın sürecin başlamasında önemli rol oynadığını söyleyen Bakırhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de süreçte üstlendikleri rolün teslim edilmesi gerektiğini ifade etti.

"Bu yasa bir ayrıcalık yasası değildir"

Teklifin herhangi bir kesime ayrıcalık tanımadığını belirten Bakırhan, düzenlemenin çatışmaların sona erdirilmesine yönelik ilk hukuki adım olduğunu söyledi.

Sürecin bir pazarlık ya da taviz olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, "Bu sürecin tek kazananı Türkiye olacaktır. Barış bir müsabaka değildir. Kimsenin kaybettiği bir süreç olmayacaktır" dedi.

Türk vatandaşlarına seslenen Bakırhan, süreç sonunda ülkenin bütünlüğünün güçleneceğini savunarak, "Sizden eksilen hiçbir şey olmayacak. Aksine Türkiye büyüyecek ve güçlenecektir" ifadelerini kullandı.

"Biz buradayız çünkü vatan ortaktır"

Kürtlerin ayrılmak gibi bir hedef taşımadığını söyleyen Bakırhan, DEM Parti'nin TBMM çatısı altında siyaset yapmasının ortak gelecek iradesinin göstergesi olduğunu belirtti.

"Biz bu Meclis'teyiz çünkü bu vatan ortaktır, gelecek ortaktır" diyen Bakırhan, çözümün demokratik siyaset içinde aranması gerektiğini kaydetti.

Evlatlarını kaybeden ailelere çağrı

Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde çatışmalarda çocuklarını kaybeden ailelere seslenen Bakırhan, acıların yarıştırılmaması gerektiğini söyledi.

"Evlatlarını yitiren ailelere sesleniyorum. Evlatlarınızın hatırasına gösterilecek en büyük hürmet, başka hiçbir evladın ölmemesi ve zarar görmemesidir. Acılarınızı asla yarıştırmayacağız. Acı hangi evde yaşanmış olursa olsun hepimizindir" dedi.

Kürtlere de seslendi

Bakırhan, Kürt toplumunda geçmiş deneyimlerden kaynaklanan güvensizliklerin farkında olduklarını belirterek, demokratik hak mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

"Kimliğimizin eritilmesi değil, varlığımızın hukukla buluşması için mücadele ediyoruz. Kürt halkının demokratik hakları için mücadelemizi daha güçlü sürdüreceğiz. Ancak bugün öncelikli görevimiz hepimizi yakan çatışma ateşini söndürmektir" ifadelerini kullandı.

Ekim ayı için demokratik reform çağrısı

Konuşmasının sonunda yeni yasama yılına işaret eden Bakırhan, çerçeve yasanın yalnızca başlangıç olduğunu vurguladı.

Ekim ayında Meclis açıldığında demokratikleşme, hukuk devleti ve temel haklar konusunda kapsamlı reformların gündeme alınması gerektiğini belirten Bakırhan, bu sürecin yalnızca Kürtleri değil, Alevileri, kadınları, işçileri ve hak ihlaline uğrayan tüm toplumsal kesimleri kapsaması gerektiğini söyledi.

Meclis'in yeni dönemde demokratik entegrasyonu, özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü güçlendirecek düzenlemeleri hayata geçirmesi çağrısında bulunan Bakırhan, barışın kalıcı hale gelmesinin demokratikleşmeyle mümkün olacağını ifade etti.

Muhabir: Haber Merkezi