Oğlu 15 Temmuz sonrasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen insan hakları savunucusu Sevinç Çakır, Nisan 2024’ten bu yana Adalet Bakanlığı önünde adalet nöbeti tutuyor. Çerçeve yasa tartışmaları sürerken askerî öğrencilerin, erlerin, kursiyer teğmenlerin ve KHK’lıların unutulmamasını isteyen Çakır, “Ben sadece kendi evladım için değil, özgürlüğünden ve geleceğinden edilen herkes için buradayım” dedi.

Adalet Bakanlığı Önünden Çerçeve Yasa Çağrısı: “Askerî Öğrenciler, Erler, Kursiyer Teğmenler ve KHK’lılar Unutulmasın!”

Nisan 2024’ten bu yana haftanın beş günü Adalet Bakanlığı önünde adalet nöbeti tuttuğunu belirten insan hakları savunucusu Sevinç Çakır, TBMM gündemindeki çerçeve yasa tartışmalarında askerî öğrencilerin, erlerin, kursiyer teğmenlerin ve KHK ile ihraç edilenlerin yaşadıkları sorunların da ele alınmasını istedi. 15 Temmuz sonrasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen oğlunun adil yargılanma hakkı için mücadele ettiğini söyleyen Çakır, “Ben sadece kendi evladım için değil, özgürlüğünden, işinden ve geleceğinden edilen herkes için buradayım” dedi.

Türkiye'de toplumsal barış, demokratikleşme ve hukuk reformlarına ilişkin tartışmalar sürerken, Ankara'da Adalet Bakanlığı önünde uzun süredir adalet nöbeti tuttuğunu belirten bir annenin çağrısı, yargı süreçleri ve hak ihlali iddialarını yeniden gündeme taşıdı.

İnsan hakları savunucusu, BAVDER ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi üyesi Sevinç Çakır, kamuoyunda tartışılan çerçeve yasa çalışmalarının yalnızca belirli başlıklarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından yargılanan askerî öğrencilerin, erlerin ve kursiyer teğmenlerin dosyalarının da adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini istedi.

Çakır, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kamu görevinden çıkarılanların yaşadığı sorunların da hukuk reformu gündeminde yer alması gerektiğini vurguladı.

Whatsapp Image 2026 10 08 At 11.46.53 (2)

“Bir anne olarak her gün Adalet Bakanlığı önünden sesleniyorum”

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından oğlunun tutuklandığını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edildiğini anlatan Çakır, oğlunun darbe girişimine herhangi bir katılımının veya suç teşkil eden eyleminin bulunmadığını savundu.

Oğluna verilen mahkûmiyet kararının hukuka uygun olmadığını düşündüğünü belirten Çakır, yaklaşık on yıldır sürdürdüğü adalet arayışını şöyle anlattı:

“Türkiye’nin yeni bir toplumsal barış ve demokratikleşme sürecini konuştuğu, Meclis çatısı altında çerçeve yasa ve hukuk reformlarının tartışıldığı bugünlerde; ben bir anne, bir insan hakları savunucusu olarak her gün durduğum yerden, Adalet Bakanlığı’nın önünden sesleniyorum.”

Çakır, oğlunun yargı sürecinin ardından yalnızca kendi ailesinin yaşadıklarına odaklanmadığını, benzer hukuki sorunlarla karşı karşıya olduğunu düşündüğü ailelerin de sesini duyurmaya çalıştığını ifade etti.

Nisan 2024’ten bu yana haftanın beş günü adalet nöbetinde

Sevinç Çakır, Nisan 2024'ten itibaren haftanın beş günü Adalet Bakanlığı önünde “Adalet Nöbeti” tuttuğunu belirtti.

Yazın kavurucu sıcaklarında, kışın soğuğunda sürdürdüğünü anlattığı nöbetin, yalnızca bireysel bir hak arayışı olmadığını dile getiren Çakır, askerî öğrencilerin, erlerin, kursiyer teğmenlerin ve KHK ile ihraç edilenlerin ailelerinin de sesini duyurmak istediğini söyledi.

Çakır, uzun süredir devam eden nöbetinin basında yeterince yer bulmadığını, siyasi çevrelerin de gündeme getirdiği sorunlara gereken ilgiyi göstermediğini düşündüğünü ifade etti.

Ailelerin yıllardır hukuki süreçlerin sonuçlarını beklediğini belirten Çakır, yaşanan belirsizliklerin yalnızca cezaevindeki kişileri değil, onların anne, baba, eş ve çocuklarını da etkilediğine dikkat çekti.

“Toplumsal barış konuşulurken bu dosyalar görmezden gelinmemeli”

TBMM'de yürütülen çerçeve yasa tartışmalarını toplumsal barış açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiren Çakır, hukuki düzenlemelerin kapsamına ilişkin beklentilerini dile getirdi.

Çakır'a göre, toplumsal barışın kalıcı biçimde sağlanabilmesi için geçmişteki yargılamalara ilişkin hak ihlali iddialarının da hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda incelenmesi gerekiyor.

“Gerçek bir helalleşme ve toplumsal barış, ancak haksız yargılamalar ve KHK uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan sorunların giderilmesiyle mümkündür” diyen Çakır, yargı süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi talebinin hukukun temel güvenceleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirtti.

Çakır, çerçeve yasa tartışmalarının toplumun farklı kesimlerinde adalet beklentisi oluşturduğunu ifade ederek, askerî öğrenciler ve KHK'lıların durumunun da bu tartışmalarda görünür olması çağrısında bulundu.

Askerî öğrenciler, erler ve kursiyer teğmenler için yeniden inceleme talebi

Sevinç Çakır'ın çağrısının önemli başlıklarından birini, 15 Temmuz sonrasında yargılanarak ağır hapis cezalarına mahkûm edilen askerî öğrenciler, erler ve kursiyer teğmenlerin dosyaları oluşturuyor.

Çakır, bu davalarda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini düşündüğü dosyaların bireysel olarak yeniden incelenmesini talep etti.

Yargılamalarda kişisel ceza sorumluluğu, somut deliller, suçun unsurları ve sanıkların olaylardaki bireysel konumlarının titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çakır, şu talepleri dile getirdi:

  • Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülen dosyaların, hukuken mümkün olan başvuru ve yeniden yargılama yolları çerçevesinde incelenmesi.

  • Askerî öğrenciler, erler ve kursiyer teğmenler hakkındaki mahkûmiyet kararlarının, bireysel ceza sorumluluğu ve somut deliller temelinde değerlendirilmesi.

  • Hak ihlali tespit edilen dosyalarda etkili hukuki giderim yollarının işletilmesi.

  • KHK ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin başvurularının hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmesi ve hak ihlali tespit edilenlerin haklarının iadesi.

Çakır, taleplerinin herhangi bir kişi veya dosya hakkında yargısal inceleme yapılmadan hüküm verilmesi anlamına gelmediğini; adil yargılanma güvencelerinin eksiksiz uygulanmasını istediğini vurguladı.

“KHK ile ihraç edilenlerin hakları da gündeme alınmalı”

Açıklamasında KHK ile kamu görevinden çıkarılanların yaşadıkları sorunlara da yer veren Çakır, mesleklerinden uzaklaştırılan kişilerin çalışma yaşamı, ekonomik güvenceleri ve sosyal hakları bakımından karşılaştıkları güçlüklerin giderilmesini istedi.

Çakır, yargı kararlarının ve idari işlemlerin siyasi koşullardan bağımsız, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, hukuka aykırılığı tespit edilen işlemlerin sonuçlarının ortadan kaldırılmasının önemine işaret etti.

Hak arama yollarının etkili biçimde işletilmesini isteyen Çakır, kamu görevine dönüş, özlük hakları ve diğer hukuki taleplerin bireysel durumlar dikkate alınarak değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

“Sadece kendi evladım için değil, bütün aileler için oradayım”

Açıklamasının sonunda bir anne olarak yaşadığı acının kendisini başka ailelerin adalet arayışına da ortak ettiğini ifade eden Sevinç Çakır, nöbetini sürdürmekte kararlı olduğunu belirtti.

Çakır, Adalet Bakanlığı önünden yaptığı çağrıyı şu sözlerle tamamladı:

“Ben her gün Adalet Bakanlığı önünde nöbet tutarken sadece kendi evladım için değil; özgürlüğünden, işinden ve geleceğinden edilen tüm askerî öğrenciler, erler, kursiyer teğmenler ve KHK mağdurları için oradayım. Gerçek bir toplumsal barış ve helalleşme, ancak adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması ve haksız yere cezaevinde tutulan masumların özgürlüklerine kavuşmasıyla mümkündür.”

Çakır'ın çağrısı, toplumsal barış ve hukuk reformu tartışmaları devam ederken, geçmiş yargılamalara ilişkin hak ihlali iddialarının ve KHK uygulamalarının sonuçlarının da gündeme alınması talebini öne çıkarıyor.