Anayasa Mahkemesinin (AYM), cezaevlerinde yayınlara erişim ve mahpuslara ait yazılı belgelerin alıkonulması konusunda verdiği pilot karar, 6 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

AYM Genel Kurulu, 19 Şubat 2026 tarihli “Bişar Bilen ve diğerleri” kararında, yedi başvurucunun farklı cezaevlerinde karşılaştığı uygulamaları birlikte değerlendirdi. Mahkeme, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi.

Kararda, cezaevi idarelerinin yayın ve kişisel belgeleri alıkoyma yetkisine ilişkin açık bir kanuni düzenleme bulunmaması ile yayınlara erişimde süren uygulama sorunları üzerinde duruldu.

Kitaplardan kişisel ajanda ve öykü çalışmasına uzanan müdahaleler

Başvurular; Tarsus, Rize, Kocaeli, Akhisar, Elazığ, Bolu ve Van’daki ceza infaz kurumlarında yaşanan olayları kapsıyor.

Dosyalarda, nakil sırasında getirilen veya posta ve kargo yoluyla gönderilen kitapların mahpuslara verilmemesi, gazete ve dergilerin alıkonulması, odada bulunan bir kitabın emanet deposuna kaldırılması gibi uygulamalar yer aldı.

Kocaeli’de bir mahpusun kişisel ajandasının kendisine verilmemesi ve Van’da bir mahpusun fotokopi çektirmek amacıyla cezaevi idaresine sunduğu 121 sayfalık öykü çalışmasının sakıncalı bulunarak alıkonulması da incelendi.

Cezaevi kurulları bu işlemleri yayınların içeriği, kurum güvenliği veya müstehcenlik gibi gerekçelere dayandırdı. Başvurucuların infaz hâkimliklerine yaptıkları şikâyetler ve sonraki itirazları reddedildi.

AYM: Mevcut hükümler kişisel belgelere el koyma yetkisi vermiyor

AYM, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un süreli ve süresiz yayınlardan yararlanmayı düzenleyen 62. maddesi ile kişisel eşyalara ilişkin 35. maddesini değerlendirdi.

Mahkeme, bu hükümler ve ilgili alt mevzuatın, mahpuslara ait kişisel belgelerin cezaevi idaresince alınmasına veya alıkonulmasına açık bir dayanak oluşturmadığını belirtti.

Kararda, dışarıdan gönderilen yayınlardan yararlanma koşullarını düzenleyen hükümlerin, mahpusların kendi tasarruflarında bulunan belgelere el koyma yetkisi şeklinde yorumlanamayacağı vurgulandı.

Bu nedenle başvuru konusu kişisel belgelere yönelik müdahalelerin kanuni dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşıldı.

Yayının verilmemesi ile alıkonulması ayrı değerlendirildi

AYM, dışarıdan gelen bir yayının mahpusa verilmemesi ile bu yayının cezaevi idaresince alıkonulmasının ayrı hukuki işlemler olduğuna dikkat çekti.

Kanunda belirli nitelikteki yayınların hükümlüye verilmeyeceği düzenlense de bu yayınların sonrasında nasıl saklanacağı, hangi işleme tabi tutulacağı ve akıbetlerinin ne olacağı konusunda yeterli açıklık bulunmadığı belirtildi.

Cezaevi idarelerinin aynı tür işlemler için “muhafaza altına alma”, “arşive kaldırma”, “emanet deposuna kaldırma” ve “alıkoyma” gibi farklı ifadeler kullandığını kaydeden Mahkeme, bu kararların hukuki sonuçlarının belirli ve öngörülebilir olmadığını değerlendirdi.

Önceki ihlal kararlarına rağmen sorun devam ediyor

AYM, cezaevlerinde süreli ve süresiz yayınlara erişim konusunda daha önce de çok sayıda ihlal kararı verildiğini hatırlattı.

Buna rağmen yayınların mahpuslara tesliminde yeknesak, hakkaniyete uygun ve AYM’nin belirlediği ölçütleri karşılayan bir uygulamanın sağlanamadığı belirtildi. Etkin bir denetim mekanizmasının kurulmamış olması nedeniyle uygulamadan kaynaklanan yapısal sorunun sürdüğü tespit edildi.

Mahkeme, sorunun yalnızca başvurucuların dosyalarıyla sınırlı kalmadığını ve benzer başvuruların gelmeye devam ettiğini vurgulayarak pilot karar usulünü uyguladı.

TBMM ve Adalet Bakanlığına bildirim yapılacak

AYM, ihlale neden olan yapısal sorunun çözülmesi için durumun Türkiye Büyük Millet Meclisine ve Adalet Bakanlığına bildirilmesine karar verdi.

Kararda, yayın ve belgelerin alıkonulmasına ilişkin kanuni düzenleme eksikliğinin giderilmesi gerektiği belirtildi. Yapılacak düzenlemenin el koyma yetkisi tanıması halinde, Anayasa’nın bu işlem için öngördüğü güvencelerin dikkate alınmasının zorunlu olduğu vurgulandı.

Önceden verilmiş alıkoyma kararlarının yeni düzenlemeye göre gözden geçirilmesine imkân sağlayacak bir başvuru yolunun veya geçiş hükmünün oluşturulabileceği de ifade edildi.

Benzer başvuruların incelenmesi bir yıl ertelendi

Mahkeme, aynı konuda yapılmış ve sonrasında yapılacak başvuruların incelenmesini, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren bir yıl süreyle erteledi.

İlgililerin, başvuru numaraları AYM’nin internet sitesinde ilan edilerek bilgilendirilmesine karar verildi.

Kararda açıklanan pilot karar yaklaşımı, benzer ihlallerin her dosyada ayrı ayrı tespit edilmesinin yanında, bu ihlalleri doğuran yapısal sorunun ilgili makamlar tarafından giderilmesini amaçlıyor.

Yedi başvurucuya manevi tazminat

AYM, başvuruculara şu tutarlarda manevi tazminat ödenmesine hükmetti:

  • Nimetullah Tunç: 1.000 TL

  • Ayberk Demirdöğen: 10.000 TL

  • Aydın Çelik: 10.000 TL

  • Bişar Bilen: 20.000 TL

  • Mehmet Nesih Sarıkaya: 20.000 TL

  • Erdal Kotan: 30.000 TL

  • Tamer Korkmaz: 30.000 TL

Toplam 121 bin TL manevi tazminat kararlaştırıldı. Nimetullah Tunç’a ayrıca 40 bin TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin ödenmesine hükmedildi.

Karar, yayınların otomatik iadesi anlamına gelmiyor

AYM, ihlal kararının kapsamına ilişkin bir açıklama da yaptı. Mahkeme, kanuni düzenleme eksikliğinin tespit edilmesinin, emanet deposuna alınan yayın ve belgelerin başka bir işleme gerek kalmadan doğrudan mahpuslara verilmesi sonucunu doğurmadığını belirtti.

Kararın bir örneğinin ilgili infaz hâkimliklerine ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine de karar verildi.