CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan AKP’nin 2B arazi sorunlarının çözümü olarak sunduğu ancak “torba kanun” tekniğiyle birçok kanunda değişiklik yapılmasını neden olacak Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni eleştirdi. Başevirgen, “Toprak Koruma Kanunu’nda ceza katsayıları bir gecede 250 kat artırılıyor. Veteriner Hekimlere 600 bin TL’ye varan cezalar verilmesinin önü açılıyor. Şeker pancarını ‘sözleşmesiz’ eken çiftçinin üzerine jandarma ve polis gönderilebiliyor. Çiftçiye, hasat ettiği ürünün bedeli kadar ceza kesiliyor. DSİ’nin sorumlulukları belediyelere yıkılıyor. Bu teklif, hukuki güvenliği yok etmekte, mülkiyet hakkını aşındırmakta ve gıda güvenliğini riske atmaktadır. Bu metin bir ‘reform’ değil, bir ‘ceza ve tahsilat’ metnidir. Bu haliyle yasalaşması durumunda, sahada üretim yapan çiftçi, esnaf ve veteriner hekim kalmayacaktır” dedi.

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Komisyonda konuşan, CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, kanun teklifinin vatandaşların yaşadığı 2B arazileriyle ilgili sorunların çözümü açısından önemli olabileceğini ancak iktidarın, “torba kanun” tekniğiyle yine birbiriyle alakası olmayan birçok kanunu tek bir torbaya koyarak değişiklik yapmasını eleştirdi.

“TOPRAK KORUMA KANUNU’NDA CEZA KATSAYILARI BİR GECEDE 250 KAT ARTIRILIYOR”

Tarım arazilerinin korunmasından alkol satış kurallarına, mülkiyet uyuşmazlıklarından hayvancılığa, Atatürk Orman Çiftliği Kanunundan, DSİ düzenlemelerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan kanunlarda değişikliğe gidildiğine dikkat çeken Başevirgen, “Ayrıca, Adalet, Sanayi ve Plan Bütçe Komisyonları tali komisyon olarak atanmasına rağmen teklif, hiçbir komisyonda görüşülmeden doğrudan bizim önümüze getiriliyor. Bu durum Meclis denetimini zorlaştırıyor, her düzenlemenin ayrı ayrı tartışılmasını engelliyor ve şeffaflığı azaltıyor” dedi.

27 maddelik bu "Torba Kanun" teklifinin, Türkiye’nin üretim ekosistemine, mülkiyet hukukuna ve sosyal barışına yönelik ağır bir “mali ve idari kuşatma” metni olduğunu belirten Başevirgen, "Bu teklif, hukuk tarihimizde görülmemiş orantısızlıkta cezalar içeriyor. Toprak Koruma Kanunu’nda ceza katsayıları bir gecede 250 kat artırılıyor. Hayvancılıkta bir belgesi eksik diye hayvan başına 7 bin 863 TL ceza kesilmesi öngörülüyor. Veteriner Hekimlere 600 bin TL’ye varan cezalar verilmesinin önü açılıyor” diye konuştu.

“KENDİ TOPRAĞINDA ÜRETİM YAPAN KÖYLÜYE, ÇİFTÇİYE, ÜRETİCİYE ‘KAÇAKÇI’ MUAMELESİ YAPILIYOR”

Teklifin özellikle Şeker Kanunu düzenlemeleri açısından büyük sıkıntı içerdiğini söyleyen Başevirgen, “Stratejik bir gıda ürünü olan şeker pancarını ‘sözleşmesiz’ eken çiftçinin üzerine jandarma ve polis gönderiliyor. Çiftçiye, hasat ettiği ürünün bedeli kadar ceza kesiliyor. Kendi toprağında üretim yapan köylüye, çiftçiye, üreticiye ‘kaçakçı’ muamelesi yapılıyor. Orman Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle ‘Küresel iklim değişikliği’ gibi süslü kavramların arkasına sığınılarak, devlet ormanları ‘karbon piyasası’ adı altında şirketlerin kullanımına açılıyor” açıklamasını yaptı.

“BU DÜZENLEME KAMU HARCAMALARINI MERKEZİ BÜTÇEDEN YEREL BÜTÇEYE KAYDIRMA OPERASYONUNUN BİR PARÇASIDIR”

CHP'li Gülcan Kış, “14 KÖYÜN ORTASINA ÇİMENTO FABRİKASI DAYATIYORSUNUZ!”
CHP'li Gülcan Kış, “14 KÖYÜN ORTASINA ÇİMENTO FABRİKASI DAYATIYORSUNUZ!”
İçeriği Görüntüle

DSİ’nin sorumluluklarının belediyelere yıkılmaya çalışıldığına da dikkat çeken Başevirgen, “Bu teklifle mevcutta DSİ’nin sorumluluğunda olan ancak halkın fiilen kullandığı binlerce kilometrelik yolun, 6 ay içinde belediyelere veya il özel idarelerine devredilmesi emrediliyor. Yani DSİ yollarının bakım yükü, zaten zor durumda olan belediyelere yıkılıyor. Bu düzenleme kamu harcamalarını merkezi bütçeden yerel bütçeye kaydırma operasyonunun bir parçasıdır. Devlet, servis yollarının bakım yükünden kurtulurken, belediyeleri teknik ve mali olarak zor bir duruma sokuyor. Belediyeler ve İl Özel İdareleri, 6 ay gibi kısa bir sürede, planlamadıkları devasa bir yol ağının bakım, onarım, asfalt ve karla mücadele sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacak. Bu durum, yerel yönetimlerin hizmet kalitesini düşürür ve diğer yatırımların durmasına neden olur” dedi.

“BU METİN BİR ‘REFORM’ DEĞİL, BİR ‘CEZA VE TAHSİLAT’ METNİDİR”

Düzenlemenin sadece “tarımsal amaçlı” faaliyet gösteren kooperatifler için bir açık kapı bıraktığını ancak bunun da bakanlık iznine bağlandığını hatırlatan Başevirgen, “Bakanlığın ‘tarımsal amaçlı’ tanımını nasıl yapacağı ve hangi kooperatife izin verip hangisine vermeyeceği ucu açık bir takdir yetkisidir. Bu durum, kooperatifler arasında ayrımcılık yapılmasına veya siyasi/bürokratik yakınlıklara göre izin süreçlerinin işlemesine zemin hazırlayabilir. İzin süreçlerinin uzaması, tarımsal yatırımları geciktirebilir” ifadelerini kullandı.

Teklifin, alkolü yasaklarla ‘mutlak bir görünmezlik’ seviyesine taşımayı hedeflediğini belirten Başevirgen, “Bu düzenleme, sadece doğrudan reklamı değil, her türlü çağrışımı, isim benzerliğini ve kurumsal kimlik kullanımını da yasak kapsamına alıyor. Firmalara yeni maliyet kalemleri oluşturuyor. Sonuç olarak önümüze getirilen bu teklif, hukuki güvenliği yok etmekte, mülkiyet hakkını aşındırmakta ve gıda güvenliğini riske atmaktadır. Bu metin bir ‘reform’ değil, bir ‘ceza ve tahsilat’ metnidir. Bu haliyle yasalaşması durumunda, sahada üretim yapan çiftçi, esnaf ve veteriner hekim kalmayacaktır” dedi.

Muhabir: Haber Merkezi