Kongrede konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, demokratik cumhuriyet ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri Kürt sorununun demokratik çözümü, KHK’lilerin haklarının iadesi, siyasi tutukluluklar, emek mücadelesi ve hukuksal reform çağrılarını gündeme taşıdı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adana İl Örgütü, 3. Olağanüstü Kongresi’ni Adana’da bir müzikholde gerçekleştirdi. DEM Parti bayraklarıyla donatılan salonda düzenlenen kongreye DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, parti yöneticileri, Adana Demokratik Kurumlar Platformu bileşenleri, siyasi parti ve sendika temsilcileri, demokratik kitle örgütleri, muhtarlar, belediye meclis üyeleri ve partililer katıldı.

Kongre, divan seçimi ve saygı duruşuyla başladı. Divan başkanlığını DEM Parti Parti Meclisi (PM) Üyesi Seyfettin Aydemir üstlendi.

Kongrede Seyfettin Aydemir, DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı Yakup Ataş, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, KESK Adana Şubeler Platformu adına Tarım Orkam-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Eser Demirçin, Yeşil Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Münir Korkmaz, Adana Halkevi adına Yasin Aytaç ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şube Başkanı Av. Yasemin Dora Şeker konuştu.

Konuşmaların ardından faaliyet ve mali raporlar okunarak seçimlere geçildi. Tek listeyle gerçekleştirilen seçim sonucunda Yakup Ataş ve Emine Adıbelli, DEM Parti Adana İl Eşbaşkanlığına seçildi.

Whatsapp Image 2026 11 08 At 16.47.06

Seyfettin Aydemir: “İktidar söylemlerin ötesine geçmeli”

Kongrenin divan başkanlığını yapan DEM Parti PM Üyesi Seyfettin Aydemir, konuşmasında Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dikkat çekti.

Türkiye'nin tarihsel öneme sahip bir dönemden geçtiğini belirten Aydemir, yaklaşık iki yıldır devam eden süreçte Kürt tarafının önemli adımlar attığını ancak iktidarın somut karşılık vermediğini savundu.

Aydemir, Abdullah Öcalan'ın başlattığı sürecin ilerlemesi için gerekli girişimlerde bulunulduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Bu süreç boyunca başta Sayın Öcalan olmak üzere Kürt halkı bu sürecin ilerlemesi için elinden geleni yaptı. Gereken adımları attı. Ne yazık ki bugüne kadar iktidarın söylemler dışında hiçbir adım atmadığını görüyoruz.”

Aydemir, mevcut yasaların uygulanması konusunda da sorunlar yaşandığını belirterek iktidarın barış sürecine ilişkin somut adımlar atması gerektiğini söyledi.

Whatsapp Image 2026 11 08 At 14.21.03

Yakup Ataş: “Kürt sorunu demokratik, hukuki ve siyasi yöntemlerle çözülmeli”

Kongrenin açılışında Kürtçe konuşan DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı Yakup Ataş, katılımcıları selamlayarak Kürt halkının özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri andı.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin yaklaşık iki yıldır devam ettiğini hatırlatan Ataş, bu süre içinde önemli adımlar atıldığını ancak devletin aynı doğrultuda hareket etmediğini savundu.

Ataş, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun geleceği açısından önem taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Kürt sorunu demokratik, hukuki ve siyasi yöntemlerle çözülmediği sürece ne Türkiye'de ne de Ortadoğu'da onurlu bir yaşam kurulabilir. Bu durum yüz yıldır yaşanıyor. Bu bir gerçekliktir ve gözler önündedir.”

Abdullah Öcalan'ın süreçteki rolüne dikkat çeken Ataş, Öcalan'ın özgür çalışma ve yaşam koşullarına sahip olması gerektiğini söyledi.

“Sayın Abdullah Öcalan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin mimarı ve siyasi koordinatörüdür. Sürecin siyasi ve toplumsal bir sonuca ulaşabilmesi için Sayın Öcalan'ın özgür şart ve koşullarda tarihî rolünü yerine getirmesi gerekmektedir.”

Devlete duyulan güven konusundaki tartışmalara da değinen Ataş, halkın örgütlü gücüne güvendiklerini ifade etti.

“Bizim güvenimiz halkımızadır. Hapishanelerde direnen arkadaşlarımızadır. Sayın Öcalan'adır. Her şeyden önce her Kürt bireyinin kendisine ve kendi gücüne güvenmesi gerekir.”

Ataş, sürgün, tutuklama ve inkâr politikalarının Kürt halkının kaderi olmadığını belirterek kongrenin birlik ve özgürlük mücadelesine katkı sunmasını diledi.

Whatsapp Image 2026 11 08 At 16.47.10

Sezai Temelli: “Barıştan başka yol yok, demokratik cumhuriyeti tabandan kuracağız”

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, kongrede yaptığı kapsamlı konuşmada ekonomik krizden bölgesel eşitsizliklere, 2027 bütçesinden Kürt sorununun demokratik çözümüne kadar birçok konuyu değerlendirdi.

“Adana göç alması gerekirken göç veriyor”

Adana'nın tarımsal ve sanayi potansiyeline rağmen ağır ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Temelli, çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle ürünlerini tarladan kaldıramadığını söyledi.

“Adana deyince insanın aklına hep zenginlik gelir. Çukurovasıyla, tarımıyla, sanayisiyle. Ama dönüp baktığımızda Adana'da bugün bunu görmek çok mümkün değil.”

Temelli, Adana'nın işsizlik ve göç sorunlarına dikkat çekerek “İşsizliğin olmaması gereken bir kent işsizlikle boğuşuyor. Göç alması gereken bir kent göç veriyor” dedi.

Bölgesel eşitsizliklerin yalnızca Adana'yı değil, doğu ve güneydoğu illerini de etkilediğini belirten Temelli, tarım, eğitim, sağlık ve kalkınma alanlarında ciddi farklılıklar bulunduğunu ifade etti.

“2027 bütçesi barışa değil, silahlanmaya kaynak ayırıyor”

Temelli, TBMM'de görüşülen 2027 bütçesinin bölgesel eşitsizlikleri giderecek bir yaklaşım içermediğini savundu.

Savunma harcamalarının bir önceki yıla göre yüzde 60 artırıldığını ileri süren Temelli, barış sürecinin devam ettiği bir dönemde askerî harcamaların yükseltilmesini eleştirdi.

“Barışa duyarlı bir bütçe yapmak yerine hâlâ bir silahlanma bütçesi yapılıyor. Halka, yoksula duyarlı bir bütçe yapmak yerine sermaye lehine bütçe yapılıyor.”

Türkiye gündemindeki fon soruşturmasına da değinen Temelli, yaşananları ekonomi politikalarının sonucu olarak değerlendirdi.

Yoksulluğu bir şiddet biçimi olarak nitelendiren Temelli, ekonomik kaynakların emekçiler, emekliler, kadınlar ve toplumun dar gelirli kesimleri için kullanılması gerektiğini söyledi.

“Müzakere demokratikleşmeli, yasal adımlar atılmalı”

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin yalnızca silah bırakılmasıyla sınırlı kalamayacağını belirten Temelli, demokratik siyaset alanının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.

10 Ağustos 2026'da TBMM'den 467 oyla geçtiğini belirttiği çerçeve yasanın uygulanması çağrısında bulunan Temelli, infaz mevzuatı, Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nda değişiklikler yapılmasını istedi.

“Müzakere sadece yasa yapmak için hayata geçirilmemiştir. Müzakere demokratikleşmelidir. Sayın Öcalan'ın çalışma ve yaşam koşulları özgürleşmelidir.”

Temelli, Abdullah Öcalan'ın akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler ve toplumun farklı kesimleriyle görüşebilmesi gerektiğini savundu.

Whatsapp Image 2026 11 08 At 16.47.18

“KHK hukuksuzlukları sona ermeli, AİHM ve AYM kararları uygulanmalı”

Konuşmasında siyasi tutukluluklara ve yargı kararlarına da değinen Temelli, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Can Atalay'ın serbest bırakılması gerektiğini söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını isteyen Temelli, KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin durumuna da dikkat çekti.

“Bu ülkenin büyük mağduriyetlerinden biri de kanun hükmünde kararname ile işinden, aşından, yurdundan olanlardır. Artık kanun hükmünde kararname ile yaratılmış bu haksızlık son bulmalıdır.”

Barış akademisyenlerinin üniversitelerine dönmesini isteyen Temelli, toplumsal barışın geçmişte yaşanan hak ihlallerinin giderilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.

Konuşmasının sonunda Demokratik Cumhuriyet hedefini anlatan Temelli, demokratikleşmenin yalnızca yukarıdan yapılacak anayasal düzenlemelerle gerçekleşemeyeceğini söyledi.

“Demokratik Cumhuriyet öyle yukarıdan anayasa yazmakla, öyle yukarıdan düzenlemelerle olmaz. Tabandan olur. Taban demokrasisinden olur.”

Temelli, halk meclisleri, yerel yönetimler ve toplumsal örgütlenme yoluyla demokratik cumhuriyetin inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Konuşmasını Yılmaz Güney'in “Kazanacağız, mutlaka kazanacağız” sözleriyle tamamladı.

Sezai Temelli'nin konuşmasının ayrıntıları: Sezai Temelli Adana'dan Seslendi: Barıştan Başka Yol Yok

Whatsapp Image 2026 11 08 At 16.47.08

KESK Adana: “Barış, demokrasi ve emek mücadelesi birbirinden ayrılamaz”

KESK Adana Şubeler Platformu adına konuşan Tarım Orkam-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Eser Demirçin, barış, demokrasi ve emek mücadelesinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Türkiye'de emekçilerin giderek yoksullaştığını, demokratik hak ve özgürlüklerin daraltıldığını belirten Demirçin, ekonomik hakların korunabilmesi için demokratik bir ortamın gerekli olduğunu söyledi.

“Ekmek mücadelesi ile demokrasi mücadelesi, barış talebi ile özgürlük talebi birbirinden ayrı düşünülemez.”

Demirçin, Kürt sorununun demokratik çözümünün Türkiye'nin demokratikleşmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

“11 kişiye verilen toplam 45 yıl 6 aylık ceza hepimizi ilgilendiriyor”

Demirçin, 10 Ekim 2015 Ankara Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesinde Adana'da düzenlenen yürüyüş girişimi nedeniyle yargılanan 11 kişiye verilen hapis cezalarını da gündeme getirdi.

Yedi kişiye 4 yıl 6'şar ay, dört kişiye ise 3 yıl 6'şar ay olmak üzere toplam 45 yıl 6 ay hapis cezası verildiğini hatırlatan Demirçin, kararların istinaf mahkemesi tarafından hukuka uygun bulunduğunu belirtti.

Bazı hükümler bakımından yargı sürecinin devam ettiğini söyleyen Demirçin, kararların demokratik protesto hakkını ilgilendirdiğini vurguladı.

“Barışı savunmak suç değildir. Barış için bir araya gelmek, demokratik bir toplumun en temel haklarından biridir.”

“KHK'lilerin hakları iade edilmeden toplumsal adalet sağlanamaz”

OHAL döneminde çıkarılan KHK'lerle kamu görevinden uzaklaştırılanların durumuna değinen Demirçin, ihraç edilenlerin görevlerine dönmesi ve haklarının iade edilmesi gerektiğini söyledi.

“KHK'lerle yaratılan hukuksuzluklar giderilmeden, kamu emekçilerinin hakları iade edilmeden, toplumsal adalet ve demokratikleşme süreci tamamlanmış sayılamaz.”

KESK'in yürüttüğü Adalet Nöbeti'nin yalnızca işe dönüş talebi olmadığını belirten Demirçin, bu mücadelenin hukukun üstünlüğünü ve sendikal dayanışmayı savunduğunu ifade etti.

12 Aralık Ankara mitingine çağrı

Demirçin, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin 12 Aralık'ta Ankara'da düzenleyeceği “İnsanca Ücret, Halk İçin Bütçe, Demokratik Türkiye” mitingine de çağrıda bulundu.

Mitingin yalnızca ücret artışı talebinden ibaret olmadığını belirten Demirçin, gelirde ve vergide adalet, kamusal hizmetlerin korunması ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

“Bu ülkenin ihtiyacı daha fazla kutuplaşma değil, toplumsal barıştır. Daha fazla baskı değil, özgürlüktür. Daha fazla yoksulluk değil, adil bölüşümdür. Daha fazla hukuksuzluk değil, herkes için adalettir.”

KESK'in kongre konuşmasının ayrıntıları: KESK Adana, DEM Parti Kongresi'nde Barış, Demokrasi ve Emek Taleplerini Dile Getirdi

Münir Korkmaz: “Barış yalnızca Kürtlerin değil, Türkiye'nin meselesidir”

Yeşil Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Münir Korkmaz, konuşmasına DEM Parti'nin kongresini Yeşil Sol Parti MYK ve Adana İl Örgütü adına kutlayarak başladı.

Barış ve demokratikleşme sürecinin yalnızca PKK'nin silah bırakması ve kendisini feshetmesiyle sınırlandırılmaması gerektiğini belirten Korkmaz, iktidarın kamuoyunda böyle bir algı oluşturmaya çalıştığını savundu.

Korkmaz, demokratikleşme olmadan silah bırakanların toplumsal ve siyasal yaşama katılmasının mümkün olmayacağını ifade etti.

“Eğer ülkede demokratikleşme olmazsa, antidemokratik yasalar değiştirilmezse, demokratik siyasetin önü açılmazsa insanlar niye gelsinler Türkiye'ye?”

Barış sürecinin önünde engeller bulunduğunu belirten Korkmaz, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ve hasta mahpusların durumuna dikkat çekti.

Adana'da barış talebi nedeniyle 11 kişinin hapis cezasına çarptırılmasını da eleştiren Korkmaz, barış sürecinin demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesiyle desteklenmesi gerektiğini söyledi.

“Barış sadece Kürtlerin meselesi değil arkadaşlar. Barış Türkiye'nin meselesi.”

Korkmaz, barış sürecinin yalnızca DEM Parti'nin sorumluluğuna bırakılamayacağını belirterek Türkiye'deki bütün demokrasi güçlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

“Türkiye'deki demokrasi güçlerinin hepsi barışa sahip çıkmalı. Birlikte eşit, özgür, demokratik bir ülkeyi beraber kurmalıyız.”

Yeşil Sol Parti'nin demokratikleşme ve barış mücadelesinde sorumluluk üstlenmeye devam edeceğini belirten Korkmaz, dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.

Whatsapp Image 2026 11 08 At 16.47.05 (1)

Yasin Aytaç: “Demokrasi fabrikada, mahallede, okulda ve sokakta kurulmalı”

Adana Halkevi adına konuşan Yasin Aytaç, Türkiye'nin derin bir ekonomik, sosyal ve toplumsal krizden geçtiğini söyledi.

Emekçilerin yoksullaştığını, emeklilerin geçinemediğini ve gençlerin gelecek kaygısıyla karşı karşıya kaldığını belirten Aytaç, kadınların şiddete, doğanın ise rant politikalarına maruz bırakıldığını ifade etti.

Kayyım uygulamalarıyla halkın seçilmiş iradesinin yok sayıldığını savunan Aytaç, demokratik siyasetin baskı altında tutulduğunu söyledi.

“Böylesi bir dönemde barış ve demokrasi mücadelesini emek ve sınıf mücadelesinden bağımsız düşünemeyiz.”

Kürt halkının eşit yurttaşlık talepleriyle Türkiye işçi sınıfının ekonomik ve sosyal hak mücadelesinin ortak bir zemine sahip olduğunu belirten Aytaç, Halkevleri'nin temel taleplerini sıraladı.

Parasız ve bilimsel eğitim, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetleri, insanca yaşamaya yetecek ücret ve barınma hakkının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

Aytaç, demokrasinin yalnızca parlamenter temsille sınırlı olmadığını vurguladı:

“Gerçek demokrasi yalnızca parlamentoda değil, fabrikada, mahallede, okullarda ve sokakta halkın söz ve karar sahibi olmasıyla mümkündür.”

Toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini belirten Aytaç, “Ayrışmayı değil dayanışmayı, rekabeti değil ortak mücadeleyi büyütmeliyiz” dedi.

Aytaç, konuşmasını halkların eşitliği, emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesine ilişkin dayanışma mesajlarıyla tamamladı.

Whatsapp Image 2026 11 08 At 16.47.04

İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker: “Barış süreci şeffaf ve hukuki güvencelere dayalı yürütülmeli”

İnsan Hakları Derneği Adana Şube Başkanı Av. Yasemin Dora Şeker, konuşmasında barış sürecinin insan hakları ve hukuk devleti ilkeleri temelinde ilerlemesi gerektiğini vurguladı.

Sürecin daha güven verici adımlarla yürütülmesini isteyen Şeker, barış talebinde bulunanların hâlâ cezalandırıldığı bir ortamda toplumsal güvenin oluşmasının zor olduğunu söyledi.

Şeker, uluslararası çatışma çözümü deneyimlerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek hukuki düzenlemelerin açık, öngörülebilir ve denetlenebilir olmasının önemine dikkat çekti.

“Çerçeve yasadaki belirsizlikler giderilmeli”

Barış süreci kapsamında çıkarıldığını belirttiği çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şeker, düzenlemenin bazı hükümlerinin belirsizlikler ve çelişkiler içerdiğini savundu.

Yasanın bazı kişileri kapsarken bazılarını kapsam dışında bırakmasının sorun oluşturduğunu belirten Şeker, düzenlemelerin hukuki güvenlik ve eşitlik ilkelerine uygun olması gerektiğini söyledi.

“Çerçeve yasanın denetlenebilir, şeffaf şekilde topluma hesap verilebilir şekilde hukuki güvencelere bağlanması gerekiyor.”

Şeker, soruşturma ve kovuşturmaların sona erdirilmesiyle bağlantılı denetim süreçlerinin de açık ve öngörülebilir biçimde düzenlenmesini istedi.

“Hasta mahpuslar serbest bırakılmalı, kayyım uygulamaları sona ermeli”

İHD'nin öncelikli taleplerinden birinin hasta mahpusların serbest bırakılması olduğunu belirten Şeker, bu konunun insani ve vicdani bir sorumluluk olduğunu söyledi.

Barış sürecinin demokratikleşme ve hukuksal reformlarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Şeker, kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi, ifade ve basın özgürlüğünün genişletilmesi, toplantı ve gösteri hakkı önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulundu.

Seçilmiş siyasetçilerin serbest bırakılmasını isteyen Şeker, Kürt kimliği, Kürtçe, kültürel haklar ve eşit yurttaşlık konularının demokratik siyaset içerisinde çözülmesi gerektiğini ifade etti.

“Geçmişle yüzleşmeden toplumsal barış sağlanamaz”

Şeker, konuşmasının önemli bir bölümünü geçmişle yüzleşme, hakikat, adalet ve toplumsal onarım konularına ayırdı.

“Geçmişle yüzleşmenin gerçekleşmediği bir sürecin beraberinde başarı getirmeyeceğini, toplumsal barışın gerçekleşmesine de imkân vermeyeceğini söylüyoruz.”

İnsan hakları örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının barış sürecini izleyecek mekanizmalarda yer alması gerektiğini belirten Şeker, Meclis bünyesinde oluşturulacak izleme komisyonlarına sivil toplumun katılımının önemine dikkat çekti.

Şeker, hakikat, adalet, yüzleşme ve toplumsal onarım için geçiş dönemi düzenlemelerinin yapılmasını istedi.

İnfaz Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun çeşitli hükümlerinde değişiklik yapılması gerektiğini belirten Şeker, barış sürecinin başarıya ulaşabilmesi için hukuksal reformların zorunlu olduğunu savundu.

Şeker, konuşmasını demokratikleşmenin önündeki engellerin kaldırılması için ortak mücadelenin büyütülmesi çağrısıyla tamamladı.

Kongrede tek listeyle seçime gidildi: Yakup Ataş ve Emine Adıbelli eşbaşkan seçildi

Konuşmaların tamamlanmasının ardından kongrenin gündemindeki faaliyet ve mali raporlar okundu.

Raporların görüşülmesinden sonra seçimlere geçildi. Tek listeyle gerçekleştirilen seçim sonucunda Yakup Ataş ve Emine Adıbelli, DEM Parti Adana İl Örgütü'nün yeni dönem eşbaşkanları oldu.

Kongrede yapılan konuşmalarda barış sürecinin demokratik ve hukuki güvencelerle ilerletilmesi, Kürt sorununun demokratik çözümü, siyasi tutuklulukların sona ermesi, hasta mahpusların serbest bırakılması, KHK'lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin haklarının iadesi ve ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi talepleri öne çıktı.

KESK'in 12 Aralık Ankara mitingine yönelik çağrısının da dile getirildiği kongrede, emek ve demokrasi örgütleri barış, demokratikleşme ve toplumsal adalet konularında görüşlerini paylaştı.

DEM Parti Adana İl Örgütü'nün 3. Olağanüstü Kongresi, yeni eşbaşkanların belirlenmesiyle tamamlandı.