DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, 2027 yılı bütçe görüşmeleri öncesinde yaptığı açıklamada, savunma ve silahlanmaya ayrılan kaynakları eleştirerek kadınların ekonomik bağımsızlığını, eşitliğini ve özgürlüğünü esas alan bir bütçe çağrısında bulundu. Türkoğlu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde somut hukuki adımlar atılmasını isterken kadın cinayetleri, cezasızlık politikaları, cezaevlerindeki hak ihlalleri ve eşbaşkanlık sistemine yönelik tartışmaları da değerlendirdi.

DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, 6 Kasım 2026 tarihinde partisinin genel merkezinde Kadın Meclisi toplantısı öncesinde basın açıklaması yaptı.

Türkiye'nin barış, demokratikleşme ve bütçe politikalarının birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Türkoğlu, kadınların ekonomik ve toplumsal yaşamda karşı karşıya kaldığı eşitsizliklerin giderilmesi için kamu kaynaklarının yeniden dağıtılması gerektiğini söyledi.

Türkoğlu, konuşmasına yaşamını yitiren önceki dönem Kadın Meclisi üyesi Nesrin Aslan'ı anarak başladı. Aslan'ın kadınların özgürlük, eşitlik ve sosyalizm mücadelesine katkılarını hatırlatan Türkoğlu, mücadele mirasını sürdüreceklerini ifade etti.

“Kadınlar olmadan hiçbir barış süreci şekillenemez”

31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansını değerlendiren Türkoğlu, farklı kimliklerden, halklardan, inançlardan ve siyasi görüşlerden kadınların bir araya gelmesinin barış süreci açısından önemli olduğunu söyledi.

Konferansın sonuçlarının Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne katkı sunacağını belirten Türkoğlu, kadınların yalnızca barışın destekleyicisi değil, aynı zamanda müzakere ve karar süreçlerinin doğrudan öznesi olması gerektiğini vurguladı.

Türkoğlu, kadınların barış için yol haritasının hazır olduğunu ifade ederek konferansta ortaya çıkan değerlendirmelerin demokratik toplumun inşası bakımından önemli bir belge niteliği taşıyacağını dile getirdi.

Barış Annelerinin taleplerine destek

Ankara'da barış talebiyle nöbet tutan Barış Annelerinin çalışmalarına değinen Türkoğlu, çatışmaların yarattığı acıları en derinden yaşayan annelerin barış mücadelesinde önemli bir rol üstlendiğini söyledi.

Barış Annelerinin siyasi partilerle görüşerek sürece katkı sunulmasını istediğini hatırlatan Türkoğlu, Abdullah Öcalan'ın özgür ve eşit koşullarda çalışmalarını sürdürebilmesi ve siyasi tutukluların serbest bırakılması yönündeki taleplerini desteklediklerini açıkladı.

Yakın zamanda yaşamını yitiren Barış Annesi Elif Aslan'ı da anan Türkoğlu, barışın toplumun bütün kesimleri için zorunlu bir ihtiyaç olduğunu belirtti.

“Barış sürecinde somut hukuki adımlar atılmalı”

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin yalnızca açıklamalarla ilerleyemeyeceğini söyleyen Türkoğlu, hukuki ve kurumsal düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Türkoğlu, Abdullah Öcalan'ın gazeteciler, akademisyenler, kadın örgütleri ve hak savunucularıyla görüşebileceği koşulların oluşturulmasını istedi.

Çerçeve yasa çalışmalarının tamamlayıcı düzenlemelerle desteklenmesi, ilgili kurulların faaliyete geçirilmesi ve Meclis ortak raporundaki demokratikleşme önerilerinin yasalaştırılması gerektiğini savundu.

Cezaevlerindeki hak ihlallerine de dikkat çeken Türkoğlu, hasta tutukluların durumunun barış sürecinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.

Kayseri Bünyan Cezaevi'nde bulunan Evin Zapsu'nun ağır sağlık sorunları yaşadığını ifade eden Türkoğlu, Zapsu ve diğer hasta tutukluların serbest bırakılmasını istedi.

“Kadınları öldüren yalnızca erkekler değil, cezasızlık politikalarıdır”

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkoğlu, ekim ayında en az 20 kadının öldürüldüğünü, 32 kadın ve 9 çocuğun ölümünün ise basına şüpheli olarak yansıdığını söyledi.

Afyon'da yaşanan silahlı saldırılara değinen Türkoğlu, üç kadının yaşamını yitirdiğini, bir kadının ağır yaralandığını belirterek yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diledi.

Kadın cinayetlerinin önlenememesinin yalnızca bireysel suçlarla açıklanamayacağını savunan Türkoğlu, koruma kararlarının uygulanmaması ve şiddet faillerine yönelik yaptırımların yetersizliğini eleştirdi.

Türkoğlu, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için verilen tedbir kararlarının ne ölçüde uygulandığına ilişkin verilerin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.

Hakkari'de bir çocuğa yönelik cinsel istismar iddialarını da gündeme getiren Türkoğlu, olayın takipçisi olacaklarını belirtti.

Nafaka ve miras hakkı tartışmalarına tepki

Kadınların ekonomik ve hukuki haklarının korunmasının önemine değinen Türkoğlu, yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemelerin 13. Yargı Paketi'nden çıkarılmasını kadın hareketinin örgütlü mücadelesinin sonucu olarak değerlendirdi.

Miras hakkına yönelik tartışmaları da eleştiren Türkoğlu, sanatçı Jülide Kural üzerinden yürütülen tartışmaların kadınların bağımsız kimliğini görmezden geldiğini savundu.

Türkoğlu, Kural'a dayanışma mesajı göndererek kadınların kendi yaşamları ve emekleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Fon vurgunlarına göz yuman herkes yargılanmalı”

Ekonomik kaynakların kullanımına ilişkin eleştirilerde bulunan Türkoğlu, fon soruşturmaları ve kamu kaynaklarının kullanımındaki usulsüzlük iddialarının yalnızca birkaç kişinin yargılanmasıyla sınırlandırılmaması gerektiğini belirtti.

Türkoğlu, ekonomik sorunlar nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan kadınlar ile kamu kaynaklarından yararlanarak servetini büyüten kesimler arasındaki eşitsizliğe dikkat çekti.

Fon usulsüzlüklerine olanak sağlayanların da yargı önünde hesap vermesi gerektiğini savundu.

“Kadınların güçlendirilmesine ayrılan kaynak yetersiz”

Bütçe görüşmelerini değerlendiren Türkoğlu, kamu kaynaklarının önemli bölümünün silahlanma ve savunma sanayisine ayrılmasına karşı çıktı.

Kadının Güçlendirilmesi Programı'na ayrılan bütçenin üç katının Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Programı'na ayrıldığını belirten Türkoğlu, bu tercihin kadınları bağımsız bireyler olarak değil, aile politikalarının bir parçası olarak değerlendiren yaklaşımı yansıttığını savundu.

Türkoğlu, bütçeye yönelik itirazlarını Meclis komisyonlarından Genel Kurul görüşmelerine kadar sürdüreceklerini belirtti.

“Barışın bütçesi silaha değil yaşama; eşitsizliğe değil adalete; kadınları eve kapatan politikalara değil kadınların özgürleşmesine kaynak ayırmalıdır” sözleriyle bütçe taleplerini özetledi.

Kadınlardan kreş, sosyal güvence ve kamusal bakım hizmeti talebi

DEM Parti Kadın Meclisinin 25 Ekim'de İstanbul'da akademisyenler, kadın örgütleri, şiddetle mücadele kurumları ve sivil toplum temsilcileriyle bütçe çalıştayı gerçekleştirdiğini hatırlatan Türkoğlu, farklı kentlerde çalışan kadınlarla da buluştuklarını söyledi.

Bu görüşmelerde kadınların öncelikli taleplerinin ücretsiz ve erişilebilir kreş hizmetleri, ev içi bakım emeğinin kamusal sorumluluk olarak üstlenilmesi, ev emekçilerinin sosyal güvenceye kavuşturulması ve güvenceli istihdam olduğu aktarıldı.

Türkoğlu, sosyal yardımların siyasi tercihlere bağlı uygulamalar olmaktan çıkarılarak hak temelli biçimde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

Kadına yönelik şiddetle mücadele için sığınakların, danışma merkezlerinin ve destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması gerektiğini de vurguladı.

Sayıştay'ın eşbaşkanlık değerlendirmesine itiraz

Sayıştay'ın Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine ilişkin raporunda eşbaşkanlık uygulamasına yönelik değerlendirmelere tepki gösteren Türkoğlu, eşbaşkanlık sisteminin kadınların siyasal temsilinde önemli bir kazanım olduğunu söyledi.

Raporda eşbaşkanlık uygulamasının yasal dayanağı ve idari hiyerarşi bakımından ele alındığını belirten Türkoğlu, kadınların eşit temsiline dayanan bu sistemden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

“Eşbaşkanlık mor çizgimizdir” diyen Türkoğlu, uygulamanın savunulmaya devam edileceğini söyledi.

8 Kasım'da Dilovası'nda kadın işçiler için yürüyüş

Konuşmasının sonunda Dilovası'ndaki Ravive Kozmetik fabrikasında yaşanan patlamaya ve devam eden yargı sürecine değinen Türkoğlu, üçü çocuk, üçü kadın olmak üzere yedi işçinin yaşamını yitirdiği olayda sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Davada gerçekleşen tahliyeleri eleştiren Türkoğlu, iş cinayetlerinde cezasızlığın önlenmesini istedi.

DEM Parti Kadın Meclisinin, 8 Kasım Pazar günü saat 14.30'da Dilovası Merkez Camisi önünde gerçekleştirilecek anma ve yürüyüşe kadın kortejiyle katılacağını duyurdu.

Türkoğlu ayrıca 8 Kasım'ın “Kadın İşçi Cinayetleri ile Uluslararası Mücadele Günü” ilan edilmesi çağrısında bulundu.

Kadınların yaşam hakkı, çalışma koşulları ve ekonomik özgürlüklerinin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Türkoğlu, açıklamasını kadın dayanışmasını büyütme çağrısıyla tamamladı.