DP Sözcüsü Altıntaş: Türkiye ithalat cenneti haline geldi

 

“Çiftçiyi, köylüyü, esnafı döverek fiyatları düşüremezsiniz”

 

“Yerli zeytinyağına Suriye zeytinyağı karıştırılmasına göz yumuluyor”

DEM Partili Oduncu: Batman’da tutuklanan üç yaşlı anne çıplak aramaya maruz kaldı DEM Partili Oduncu: Batman’da tutuklanan üç yaşlı anne çıplak aramaya maruz kaldı

Demokrat Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada iktidarın dış ticaret politikalarını eleştirerek, “Biz vergi gelirlerimizi artırmak için mi ithalatı bu kadar serbestleştirip pompalıyoruz, bunu anlamakta sıkıntı çekiyorum” ifadelerini kullandı.

“Mevcut vergi düzeni, devletle millet arasındaki kardeşliği, barışıklığı ve uzlaşmayı sağlamıyor!”

(DP Basın Merkezi –3 Kasım 2023) Demokrat Parti (DP) Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde söz alarak, Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletin bozulduğunu ve bu durumun iç barışı tehdit eder noktaya geldiğini belirtti.

Altıntaş, zeytinyağında ihracat yasaklarıyla fiyatları indirmenin mümkün olmadığını vurgulayarak, “Fiyatları arttıran mesele maliyetlerdeki artıştır. Çiftçiyi, üreticiyi, köylüyü, esnafı dövmek suretiyle fiyatları düşüreceğinizi düşünüyorsanız, geçici bir süre düşürseniz bile bir müddet sonra yeniden bu fiyatlar patlamak suretiyle esasen vuracağı kitle tüketicidir.” ifadelerini kullandı.

İzmir Milletvekili Altıntaş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bütçe, tüyü bitmemiş yetimin hakkıdır; bütçe, hayatımızın üç yüz altmış beş günüdür; bütçe, devletimizin imkân ve kabiliyetidir. Bir demokraside devlet ve millet barışıklığının temeli vatandaşın ödediği vasıtasız vergilerin gayrisafi millî hasılaya oranıyla ölçülür. 1979 yılında Türkiye'nin nüfusu 40 milyon 500 bin, gayrisafi millî hasılası 136,9 milyar TL; gerçek usulde gelir vergisi mükellef sayısı 1 milyon 200 bin, alınan vergi ise 14,7 milyar TL'dir. Bu, gayrisafi millî hasılanın yüzde 10,7'sine denk gelmektedir.

2022 yılında kaynakta kesilen vergi geliri mükellefleri hariç tutulduğunda gerçek usulde gelir vergisi mükellef sayısı ancak nüfus 1 kattan fazla artmış olmasına rağmen 1,9 milyona çıkmış, alınan vergi ise 183,6 milyar lira olmuştur. 2022 yılı gayrisafi millî hasılasını 8,7 trilyon lira olarak kabul edersek dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin ödediği vergi gayrisafi millî hasılanın yüzde 2,1'ine denk gelmektedir. Bu da vergi düzeninin devlet ile millet arasındaki kardeşliği, barışıklığı ve uzlaşmayı ne kadar sağlayıp sağlamadığının örneğidir.

“Gelir dağılımındaki adaletin bozulması iç barışı da tehdit eder noktaya gelmiştir”

1979 koşullarında ÖTV yok, KDV yok, peşin vergi yok, yollarda jandarma, polis, vergi denetimi yok, kontrol yok, fiş yok, e-fatura yok, SWIFT denetimi yok ama buna rağmen yılsonunda defterini eline alıp gidip muhasebecisiyle devletine vereceği vergiyi getirip veren gönüllü bir vatandaş kitlesi var. Bu, bugün bizim, devleti yöneten insanlar olarak hepimizin şapkayı önümüze koyarak ciddi ciddi düşünmemiz gereken bir rakamdır. Çünkü bununla birlikte Türkiye'de gelir dağılımındaki adalet de şiddetle bozulmuş, gelir dağılımındaki adaletin bozulması iç barışı da tehdit eder noktaya gelmiştir.

Sayın Bakanın huzurunda söylemek istiyorum: Türkiye bir ithalat cennetidir, bunun en açık ifadesi KDV tahsilat rakamlarında gözükmektedir. Bu yıl eylül ayı sonu itibarıyla tahsil edilen KDV'nin 341 milyar lirası dâhilde tahakkuk edendir, 643 milyar lirası ithalattan alınan KDV'dir. Biz vergi gelirlerimizi artırmak için mi bu kadar ithalatı serbestleştirip pompalıyoruz, bunu anlamakta çok sıkıntı çekiyorum. Değerli arkadaşlar, ülkenin toplam vergi gelirleri içerisinde KDV'nin oranı yüzde 22'ye yakındır.

“Serbest bölgeler ve dâhilde işleme rejimi, kontrolsüz uygulamalar nedeniyle fayda sağlamak yerine zarar getirir hâle gelmiştir”

Ticaret Bakanlığı’nın Türkiye'nin ticaretinin düzenlenmesinde iç ve dış ticarette bağlı kurumlarıyla beraber tartışılmaz önemli görevleri vardır. Bu önemli görevleri ifa eden kurumlardan bir tanesi serbest bölgeler ve dâhilde işleme rejimidir. Çok iyi niyetlerle ihracatımızı teşvik için getirilmiş olan bu iki müessese bugünkü kontrolsüz uygulamaların sonunda ekonomiye ve ticarete fayda sağlamak yerine zarar getirir hâle gelmiştir. Bugün -görünür görünmez "ithalat cenneti" dedim, bir şey söylemek istiyorum- Suriye'den zeytinyağı ithal edilmektedir. Türkiye, dünyanın en önemli zeytinyağı üreticilerinden biri olmasına rağmen, zeytinyağı üretiminin başkenti sayılabilecek Ayvalık, Ege, Akhisar ve başka yerlerde bir tek lisanslı deposu bile bulunmayan Ticaret Bakanlığı’nın Suriye'deki zeytinyağını depolamak ve oradan Türkiye'ye nakletmek için kurduğu depolar mevcuttur. İhraç kayıtlı olarak Türkiye'ye getirilen bu zeytinyağının kalitesi bizim zeytinyağlarımızdan bozuk olmakla beraber, yurt içindeki zeytinyağına karıştırılarak satılmasına göz yumulmakta, bununla sadece fiyatların indirilmesi hedeflenmektedir. Bu yolla fiyatları indirmek mümkün değildir. Fiyatları arttıran mesele maliyetlerdeki artıştır. İthalat yapmak yoluyla, çiftçiyi, üreticiyi, köylüyü, esnafı dövmek suretiyle fiyatları düşüreceğinizi düşünüyorsanız, geçici bir süre düşürseniz bile bir müddet sonra yeniden bu fiyatlar patlamak suretiyle esasen vuracağı kitle tüketicidir. Bu tür bir yöntemin kimseye hiçbir faydası yoktur.

“Problemlerin sebebi dış güçler değil kendi beceriksizliğiniz!”

Bugün burada görüştüğümüz bütçenin detaylarına baktığımızda, burada elde edilen gelir politik mi dağıtılıyor, adaletli mi dağıtılıyor, kıyaslama imkânımız var mı, mukayese imkânımız var mı, kendi bölgemizle alakalı ne gibi yatırımlar planlanmıştır, kendi bölgemizdeki hangi yatırımlara kaynak ayrılmıştır bunları görmek mümkün değildir. Transferler kalemi oldukça kapalıdır ve her şeyden öte neresine bakarsanız bakın doğru bir hesaplama yöntemi belirleyemediğimiz için, kendi kendimize "Hata nerede?" diye sorma kabiliyetini bulamadığınızdan sebepler diye sonuçlarla uğraşıyoruz. Elde ettiğimiz kötü sonuçların faturasını milletin üstüne yıktığımız zaman da bu problemleri kendi beceriksizliğimize değil, dış güçlere vesaire yerlere havale ederek memleketteki ekonomiyi düzeltebileceğimizi zannediyoruz. Bu tür değerlendirmelerin sonunda yaptığımız orta vadeli planların, beş yıllık planların, bütçelerin hepsi yetersiz rakamlar olur.”

Editör: Haber Merkezi