6 Şubat Depremlerinin 3. Yılında Eğitim Raporu Adana’da Açıklandı

Eğitim Sen, 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılında deprem bölgesindeki eğitimin durumuna ilişkin hazırladığı kapsamlı raporu Adana’da kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada, yıkılan ve hasar gören okulların büyük bölümünün hâlâ tamamlanamadığı, konteyner sınıfların sürdüğü ve eğitimde eşitsizliklerin derinleştiği vurgulandı.

Eğitim Enkaz Altında: 6 Şubat Depremlerinin 3. Yılında Deprem Bölgesinde Eğitim Hâlâ Krizde

Eğitim Sen, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında deprem bölgesindeki eğitimin durumuna ilişkin kapsamlı bir rapor açıkladı. Adana’da yapılan basın toplantısında konuşan Eğitim Sen MYK Yöneticisi Özlem Tolu, yıkılan okulların büyük bölümünün hâlâ tamamlanmadığını, konteyner sınıfların kalıcılaştığını ve eğitim hakkının eşitsizlikler içinde fiilen ortadan kaldırıldığını vurguladı.

Eğitim Sen Adana’da Raporunu Açıkladı

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yılı dolayısıyla, “Deprem Bölgesindeki İllerde Eğitimin Durumu Raporu” kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklama, Eğitim Sen Adana Şube binasında yapıldı. Basın toplantısına Eğitim Sen MYK Yöneticisi Özlem Tolu, KESK’e bağlı sendikaların yöneticileri ve çok sayıda eğitim emekçisi katıldı.

Açılış konuşmasını Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek yaptı. Ardından söz alan Özlem Tolu, Eğitim Sen tarafından hazırlanan kapsamlı raporu sundu.

Whatsapp Image 2026 02 06 At 13.06.34

“Enkaz Altında Kalan Yalnızca Kentler Değil”

Özlem Tolu, 6 Şubat depremlerinin yaklaşık 14 milyon insanın yaşadığı 11 ili doğrudan etkilediğini, 50 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiğini hatırlattı. Yaşananların yalnızca bir “doğal afet” olmadığını vurgulayan Tolu, şunları söyledi:

“Bu felaket, bilime dayanmayan planlama, alınmayan önlemler ve kriz anındaki yetersiz müdahaleler nedeniyle büyük bir toplumsal yıkıma dönüştü. Enkaz altında kalan yalnızca kentler değil; liyakatsizlik, bilim ve tekniğe düşman anlayış oldu.”

Üç Yılda Hiçbir Ders Çıkarılmadı

Deprem sonrası en temel beklentinin sorumluların hesap vermesi ve benzer felaketlerin önlenmesi olduğunu belirten Tolu, aradan geçen üç yılda bunun gerçekleşmediğini ifade etti. Yeniden inşa sürecinin plansız ilerlediğini, beklenen İstanbul depremine karşı da ciddi bir hazırlık olmadığını söyleyen Tolu, İzmir ve Balıkesir’de yaşanan son depremlerin ihmalkârlığın sürdüğünü gösterdiğini dile getirdi.

11 İlde 4 Milyon Öğrenci Doğrudan Etkilendi

Raporda yer alan verilere göre, deprem bölgesindeki 11 ilde yaklaşık 4 milyon öğrenci ve 200 bin öğretmen doğrudan etkilendi. Türkiye genelinde her 5 öğrenciden 1’i ve öğretmenlerin yaklaşık beşte biri deprem bölgesinde bulunuyor.

Eğitimin anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Tolu, üç yıl sonunda eğitim hakkının kamusal bir anlayışla ele alınmadığını belirtti. Yıkılan ya da hasar alan okul binalarının yalnızca üçte birinin tamamlanabildiğini, tamamlanan okullarda ise temel altyapı sorunlarının devam ettiğini söyledi.

Konteyner Sınıflar, Çamur İçindeki Yollar

Adıyaman, Maraş, Hatay ve Malatya başta olmak üzere birçok ilde on binlerce öğrenci hâlâ konteyner sınıflarda eğitim görüyor. Elektrik, su, ısınma, internet ve temizlik gibi temel ihtiyaçların karşılanamadığını belirten Tolu, okullara ulaşım yollarının da ciddi riskler barındırdığını ifade etti.

“Bu koşullar eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırmakta, eşitsizlikleri derinleştirmektedir.”

Adana’da Eğitim: Rakamlar Büyük, Sorunlar Daha Büyük

Raporda Adana’ya özel değerlendirmelere de yer verildi. 2025/26 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Adana’da 1.546 eğitim kurumu, 34.860 öğretmen ve 496.218 öğrenci bulunuyor. Ancak bu rakamların, kentin eğitimde yaşadığı ağır sorunları gizleyemediği vurgulandı.

Depremde hasar alan 68 okul için alınan yıkım ve güçlendirme kararlarının kamuoyundan gizlendiği, bazı raporların değiştirilerek okulların “sağlam” gösterildiği belirtildi.

Hasarlı Okullar, Bitmeyen İnşaatlar

Raporda örnek olarak şu okullar sıralandı:

  • Şambayadı Şehit İsmet Fatih Alagöz Ortaokulu: Ağır hasarlı, yıkım kararı var.
  • Sıtkı Kulak Ortaokulu: Yıkıldı, molozlar kaldırıldı ancak yeni inşaat başlamadı.
  • Ramazan Atıl Anadolu Lisesi: Orta hasarlı, güçlendirme kararı alınmasına rağmen yaklaşık üç yıl atıl kaldı; başlatılan çalışmalar da tamamlanamadı.
  • Şehit Ebubekir Durmuş Ortaokulu ve Hacı Nazım Turgut İlkokulu: Orta hasarlı raporları değiştirilerek “sağlam” gösterildi, öğrenciler bir yıl boyunca riskli binalarda eğitim gördü.

Bu tablo, Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün şeffaflıktan uzak tutumunu ve kaynak yönetimindeki yetersizliklerini gözler önüne seriyor.

İkili Eğitim ve Kayıp Ders Saatleri

Deprem sonrası başka okullara taşınan öğrencilerin dışlandığını belirten Tolu, ikili öğretim uygulamasıyla ders sürelerinin 40 dakikadan 30 dakikaya düşürüldüğünü söyledi. Bu durumun ortaöğretimde öğrenciler için yılda yaklaşık 360 ders saati kayıp anlamına geldiğini vurguladı.

Bu kaybın, TYT ve AYT gibi sınavlara dayalı bir sistemde eğitimde fırsat eşitsizliğini daha da artırdığına dikkat çekildi.

Yoksulluk, Temizlik ve Güvenlik Sorunu

Adana’daki okullarda temizlik personeli eksikliği, güvenlik açığı, ücretsiz yemek ve temiz su desteğinin olmaması da raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. OECD ülkeleri içinde çocuk yoksulluğunun en yüksek olduğu ülkelerden biri olan Türkiye’de, öğrencilerin açlık ve yetersiz beslenmeyle eğitim görmek zorunda kaldığı ifade edildi.

Fiziki Yapı ve Barınma: Geçici Alanlar Gettolaştı

DEM Partili Ayten Kordu’dan 6 Şubat Depremleri İçin Meclis Araştırması Talebi
DEM Partili Ayten Kordu’dan 6 Şubat Depremleri İçin Meclis Araştırması Talebi
İçeriği Görüntüle

Raporda, deprem sonrası “geçici” olarak kurulan barınma alanlarının denetimsiz gettolara dönüştüğü vurgulandı. Konteyner kentlerde asayiş, güvenlik ve çocukların korunmasına dair ciddi riskler oluştuğu belirtildi.

Kalıcı konut teslimlerinin altyapı ve okul yatırımlarıyla eş zamanlı yürütülmemesi nedeniyle ailelerin çocuklarını kilometrelerce uzaktaki konteyner okullara göndermek zorunda kaldığı ifade edildi.

Öğrenme Yoksulluğu Derinleşiyor

Deprem bölgesinde özellikle ilkokul düzeyinde öğrenme yoksulluğunun derinleştiği tespit edildi. Deprem döneminde okula başlayan çocukların okuma-yazma ve temel matematik becerilerinin Türkiye ortalamasının kritik düzeyde gerisinde kaldığı vurgulandı.

Özel gereksinimli öğrenciler için ise tablo çok daha ağır. Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinin yetersizliği ve rehabilitasyon süreçlerinin aksaması, bu öğrencilerin eğitimden tamamen kopma riskini artırıyor.

Eğitim Emekçileri Bölgeden Ayrılıyor

Barınma ve yaşam koşullarının düzeltilmemesi, deprem bölgesinde ciddi bir nitelikli öğretmen kaybına yol açtı. Deneyimli öğretmenlerin tayinlerle bölgeden ayrıldığı, okulların büyük ölçüde aday veya ücretli öğretmenlerle ayakta kalmaya çalıştığı belirtildi.

Yüksek enflasyon ortamında deprem bölgesinde çalışan eğitim emekçilerine verilen tazminatların yetersizliği, “tükenmişlik sendromunu” derinleştiriyor.

Genel Değerlendirme: Kamusal Eğitim Terk Edildi

Raporda, depremle birlikte eğitim hakkına erişimdeki eşitsizliklerin daha da derinleştiği, yüz binlerce çocuğun eğitim dışına itildiği ifade edildi. Bağış adı altında alınan ücretler, geçici istihdam modelleri ve konteyner okulların kalıcılaştırılması, kamusal eğitim anlayışının terk edildiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Eğitim Sen’in Talepleri

Eğitim Sen, başta şu talepleri sıraladı:

  • Konteyner okullar kapatılmalı, depreme dayanıklı kalıcı okul binaları yapılmalı.
  • Tüm öğrencilere ücretsiz yemek, temiz su, ulaşım ve dijital erişim sağlanmalı.
  • Eğitim emekçileri için kadrolu ve güvenceli istihdam hayata geçirilmeli.
  • MESEM uygulamalarına ve çocuk emeği sömürüsüne son verilmeli.
  • Cemaat ve vakıflarla yapılan tüm protokoller iptal edilmeli.
  • Kamu harcamalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanmalı.

Eğitim Sen, deprem bölgesinde eğitimin normalleşmesi için kamusal, bilimsel ve eşitlikçi bir eğitim politikasının acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Muhabir: Güven BOĞA