DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, depremlerde ve diğer afetlerde yakınlarını kaybeden ailelerin oluşturduğu Adalet Peşinde Aileleri Platformu’nun Adalet Bakanlığı önünde sürdürdüğü Adalet Nöbeti’ne destek ziyaretinde bulundu.
Ailelerin 11 gündür Adalet Bakanı ile görüşmek için beklediğini belirten Hatimoğulları, yaşanan büyük acının sözlerle anlatılamayacağını söyledi. Resmî verilere göre 53 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Hatimoğulları, gerçek kaybın bu rakamın üzerinde olduğunu ifade etti.
“Doğal afetler değil, kuralsız yapılar öldürür”
Depremlerde yaşanan can kayıplarının önlenebilir olduğuna dikkat çeken Hatimoğulları, yapı güvenliği, kamu denetimi ve imar politikalarının önemini vurguladı.

Hatimoğulları, şunları söyledi:
“Çekilen acıların ne kadar büyük olduğunu anlatmakta hangi cümleyi kursak kifayetsiz kalır. Resmî rakamlara göre 53 bin ama bunun çok üzerinde canımızı kaybettiğimiz çok büyük bir deprem yaşadık. Bu gündemi her konuştuğumuzda hep şunu söyledik: Doğal afetler öldürmez, kuralsız yapılmış bina öldürür. Demirinden, çimentosundan rant için çalınmış binalar öldürür. Denetimsizlik öldürdü, devletin denetimsizliği öldürdü.”
Yaşanan yıkımı “katliam” olarak nitelendiren Hatimoğulları, rant politikaları ile denetim eksikliğinin ortaya çıkan ağır sonuçlarda belirleyici olduğunu savundu.
“Depreme dayanıklı binalar yapıldığında insanlar ölmez”
Depreme karşı gerekli tedbirlerin alınması halinde büyük sarsıntıların kitlesel can kayıplarıyla sonuçlanmayacağını belirten Hatimoğulları, Japonya örneğini verdi.
Hatimoğulları, “Japonya’da 9 ya da 10 büyüklüğünde bir deprem olsa dahi birçok kentte yıkım yaşanmıyorsa, bu depreme dayanıklı binalar yapılması ve yapıların devlet tarafından denetlenmesi sayesindedir” dedi.
6 ve 20 Şubat depremlerinin başta Maraş ve Hatay olmak üzere çok geniş bir bölgede ağır yıkıma neden olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, depremde yakınlarını kaybeden ailelerin müteahhitlerin, kamu görevlilerinin ve denetim sorumluluğu bulunan bütün kişilerin yargılanmasını istediğini söyledi.
“Aileler başka acılar yaşanmasın diye mücadele ediyor”
Adalet arayan ailelerin yalnızca kendi kayıpları için değil, benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadele ettiğini belirten Hatimoğulları, nöbetin önemli bir toplumsal sorumluluk taşıdığını ifade etti.
Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“İnsanlar yakınlarını, çocuklarını, annelerini ve babalarını kaybetti. Yaşamını yitiren insanları geri getiremeyeceklerini elbette biliyorlar. Buna rağmen ‘Bizim yaşadığımızı başkaları yaşamasın’ diyerek mücadele ediyorlar. Bu büyük bir toplumsal duyarlılıktır.”
Farklı olaylarda yakınlarını kaybeden aileler arasında güçlü bir dayanışma köprüsü kurulduğunu kaydeden Hatimoğulları, Kırklareli’ndeki selde çocuğunu, kızını ve damadını kaybeden bir annenin de nöbete katıldığını aktardı.
Hatimoğulları, söz konusu annenin, “Adalet peşindeki ailelerin yanında kendim için de adalet aramak istiyorum” dediğini belirtti.
Güvenlik güçlerine “mat ve sandalye” çağrısı
Adalet Bakanlığı önünde bekleyen ailelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasına izin verilmesini isteyen Hatimoğulları, güvenlik güçlerine de seslendi.
Maraş’taki bir deprem anmasında, ailesini kaybeden bir polisin konuşması sırasında ağladığını hatırlatan Hatimoğulları, afetlerin toplumun bütün kesimlerini etkilediğini söyledi.
Hatimoğulları, şu çağrıda bulundu:
“Burada oturma eylemi gerçekleştiren ailelerin etrafındaki güvenlik güçlerine sesleniyorum: Bir matı, bir piknik sandalyesini bu insanlara fazla görmeyin. Bu acıları sizler de yaşadınız. Ailelerimize Ankara’da, akşamın soğuğunda bir matı fazla görmeyin. Bu ailelerin hiç kimseye zararı yok. Tam tersine toplumsal duyarlılık ve sorumluluk bilincini büyütüyorlar.”
“Adalet Bakanı daha güçlü inisiyatif almalı”
Ailelerin taleplerinin açık olduğunu belirten Hatimoğulları, Adalet Bakanlığına deprem dosyalarında daha güçlü bir inisiyatif alma çağrısı yaptı.
Birçok olaya ilişkin bilirkişi raporları, şikâyetler ve dava dosyalarının adliyelerde bulunduğunu ifade eden Hatimoğulları, ailelerin yalnızca Bakan veya Bakan Yardımcısı ile görüşmek istemediğini; görüşmenin ardından adaletin sağlanacağına ilişkin somut adımlar ve güvence beklediğini söyledi.
Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Bu dosyaların cezasızlıkla sonuçlanmaması için aileler 11 gündür oturma eyleminde. Ümit ediyoruz ki bu görüşme bir an önce gerçekleşir. Ancak mesele yalnızca Adalet Bakanı ya da yardımcısıyla görüşmek değildir. Aileler, bu görüşmenin ardından gerçekten adaletin yerini bulacağına dair söz almak istiyor.”
“Ailelerin taleplerine somut karşılık verilmeli”
Kendisinin de bir depremzede olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, adalet talebini hem depremzedeler hem DEM Parti hem de bütün toplum adına dile getirdiğini belirtti.
Hatimoğulları, “Adalet ve hak yerini bulmalıdır. Adalet peşindeki ailelerimizin talepleri, sesi ve soluğu duyulmalı; bu taleplere somut biçimde karşılık verilmelidir” ifadelerini kullandı.
Yargıya çağrı: Sorumluları korumayın
Konuşmasında yargı makamlarına da seslenen Hatimoğulları, ekonomik ve siyasi gücü bulunan kişilerin korunmaması gerektiğini söyledi.
Rönesans Rezidans başta olmak üzere çok sayıda yapının yüzlerce kişiye mezar olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, sorumluluğu bulunan müteahhitler ile diğer kişi ve kurumların etkili şekilde yargılanmasını istedi.
Hatimoğulları, şunları kaydetti:
“Bugüne kadar zenginler, ağalar, beyler ve müteahhitler korundu. Rönesans gibi yüzlerce insanın mezarı haline gelen siteleri yapan müteahhitler korundu. Korumayın onları, adalet yerini bulsun. Cezasızlık sistemi ve adaletsizlik ortadan kalksın. Gerekli cezai yaptırımlar mutlaka uygulansın.”
“Haklı mücadelenizin sonuna kadar yanındayız”
Adalet arayan ailelerin depremde yaşanan acıların unutulmasını engellediğini belirten Hatimoğulları, yürütülen nöbetin yaşam hakkını savunan bir mücadele olduğunu söyledi.
Ailelere teşekkür eden Hatimoğulları, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Siz, depremde yaşanan acıların unutulmasını engelleyerek toplumu duyarlı kılıyorsunuz. Bu konunun gündemden düşmemesini sağlıyorsunuz. Bundan sonra hiç kimse ölmesin diye mücadele ediyorsunuz. Partim ve bütün toplum adına hepinize teşekkür ediyorum. Haklı mücadelenizin sonuna kadar yanındayız. Mücadeleniz mücadelemizdir ve mutlaka adalet yerini bulacaktır.”





