İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenin yaşamını yitirdiği bıçaklı saldırının ardından yaptığı açıklamada, yayın yasağı kararını eleştirdi; şiddetin yalnızca fiziki önlemlerle değil, toplumsal barış ve eşitlik temelli politikalarla önlenebileceğini vurguladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırıda eğitim emekçisi öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesi ve bir öğretmen ile bir öğrencinin yaralanmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, yaşanan olayın okullarda şiddetin ulaştığı boyutu ve güvenlik sorununu bir kez daha gözler önüne serdiği belirtildi.
“Yayın yasağı, sorumluluğun üzerini örter”
İHD, olaya ilişkin yayın yasağı getirilmesini eleştirerek, bunun şiddetin önlenmesine dair yükümlülüklerin tartışılmasını engellediğini ve esas nedenlerin konuşulmasının önüne geçtiğini ifade etti. Açıklamada, “Yayın yasağı, şiddetin önlenmesi yükümlülüğünün üstünün örtülmesi anlamına gelmekte olup kabul edilemez niteliktedir” denildi.
“Şiddeti besleyen politik dil ve kültürel iklim”
Dernek, şiddetin yaşamın birçok alanında yaygınlaşmasının temel nedenlerinden birinin şiddeti normalleştiren politik dil olduğuna dikkat çekti. Kitle iletişim araçları ve dijital platformlarda şiddetin sürekli görünür kılınmasının, kimi zaman kahramanlık ya da güç göstergesi olarak sunulmasının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde normalleştirici bir etki yarattığı vurgulandı.
Uyuşturucu kullanım yaşının ortaokul seviyelerine kadar düştüğüne ve okullara sirayet eden çeteleşme olgularına işaret edilen açıklamada, öğrenciler ve öğretmenler açısından can güvenliği risklerinin ciddi boyutlara ulaştığı ifade edildi.
“Güvenli eğitim yalnızca fiziki önlemle sağlanamaz”
İHD İstanbul Şubesi, okulların demir kapılarla kapatılması, duvarların dikenli tellerle çevrilmesi gibi uygulamaların tek başına güvenli eğitim ortamı yaratamayacağını belirtti. Güvenliğin ancak psikolojik, sosyal ve pedagojik boyutları kapsayan bütüncül politikalarla sağlanabileceği kaydedildi.
Okullarda yaşanan şiddetin toplumdan bağımsız bir olgu olmadığına dikkat çekilen açıklamada, günlük siyasal söylemlerde üretilen şiddet dilinin ve medyada yeniden üretilen toplumsal şiddetin okul ortamına da yansıdığı ifade edildi. Bu nedenle şiddet vakalarının yalnızca bireysel davranış sorunları olarak değil, daha geniş bir toplumsal bağlam içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
“Devletin yükümlülüğü bütüncül politikalar üretmektir”
Açıklamada, şiddetin tekrar eden bir döngü haline gelmesinin engellenmesinin başta devletin sorumluluğunda olduğu belirtilerek, yalnızca güvenlik tedbirleri değil; toplumsal barışı, toplumsal cinsiyet eşitliğini, diyaloğu ve güven kültürünü inşa edecek politikaların hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.
Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere seslenen İHD İstanbul Şubesi, okullarda şiddeti önlemeye yönelik somut, etkili ve sürdürülebilir politikalar geliştirilmesini istedi.
Dernek, kamuoyunu da şiddet dilini yeniden üreten kültürel kalıplarla yüzleşmeye, ötekileştirici ve kutuplaştırıcı söylemlere karşı ortak bir duruş sergilemeye davet ederek, “Şiddeti normalleştiren her sözün ve pratiğin karşısında şiddetsiz bir dünyayı hep birlikte savunalım” çağrısında bulundu.





