İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi, Halk TV’ye kayyum atanmasına, kanal binasında polis araması yapılmasına ve canlı yayının durdurulmasına tepki gösterdi. İHD, basın ve ifade özgürlüğünün anayasal güvence altında olduğunu hatırlatarak, “Bir kişinin mali suç iddiaları nedeniyle soruşturulması, sahibi olduğu basın kuruluşunun yayın bağımsızlığına müdahaleyi kendiliğinden haklı göstermez” açıklamasında bulundu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen mali soruşturma kapsamında Halk TV’ye kayyum atanmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

İHD, Halk TV binasında gerçekleştirilen polis aramasına ve kanalın canlı haber yayınının durdurulmasına karşı çıkarak, söz konusu uygulamaların basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve gazetecilerin mesleki bağımsızlığı açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti.

Dernek, açıklamasında yalnızca Halk TV’ye yönelik müdahaleye değil, son dönemde farklı medya kuruluşlarına uygulanan erişim engellerine ve gazetecilere yönelik adli tedbirlere de dikkat çekti.

“Basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir saldırıdır”

İHD Genel Merkezi, Halk TV’ye yönelik işlemleri kabul etmediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen mali soruşturma kapsamında Halk TV’ye kayyum atanmasını, kanal binasında polis araması yapılmasını ve canlı haber yayınının durdurulmasını kabul etmiyoruz. Bu müdahale; basın ve ifade özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve basın çalışanlarının mesleki bağımsızlığına yönelik ağır bir saldırıdır.”

İHD diğer medya kuruluşlarına yönelik engelleri de hatırlattı

Türkiye'de basın üzerindeki baskıların giderek ağırlaştığını savunan İHD, farklı medya kuruluşlarına yönelik uygulamaların toplumun haber alma olanaklarını daralttığını vurguladı.

Açıklamada, TELE1’e kayyum atanması, T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri ile Kısa Dalga, bianet, Mezopotamya Ajansı, Evrensel ve soL Haber’in sosyal medya hesaplarına yönelik engellemeler örnek gösterildi.

İHD, bu uygulamaların bağımsız ve eleştirel haberciliğin sürdürülmesini zorlaştırdığına dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Basın kuruluşlarının susturulmasını ve gazetecilerin tutuklama ve ev hapsi uygulamalarıyla baskı altına alınmasını kabul etmiyoruz.”

“Mali soruşturma, yayın bağımsızlığına müdahaleyi haklı göstermez”

İHD açıklamasında, basın özgürlüğünün ulusal ve uluslararası hukuk tarafından güvence altına alındığı hatırlatıldı.

Anayasa’nın 26. maddesinin ifade özgürlüğünü, 28. maddesinin basın özgürlüğünü düzenlediği; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin ise ifade ve haber alma özgürlüğünü koruduğu belirtildi.

Dernek, bir medya kuruluşunun sahibine yönelik mali suç iddialarının, kuruluşun yayın faaliyetlerine müdahale edilmesi için tek başına yeterli gerekçe oluşturamayacağını vurguladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bir kişinin mali suç iddiaları nedeniyle soruşturulması, sahibi olduğu basın kuruluşunun yayın bağımsızlığına müdahaleyi kendiliğinden haklı göstermez. Soruşturmalar masumiyet karinesine ve ölçülülük ilkesine uygun yürütülmeli; halkın bilgiye erişimi engellenmemelidir.”

İHD, soruşturma süreçlerinde hukukun temel ilkelerine uyulması ve gazetecilik faaliyetlerinin korunması gerektiğini belirtti.

“Eleştirel seslerin susturulması barışın toplumsallaşmasını engelliyor”

İHD'nin açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlık ise basın özgürlüğü ile Türkiye'de yürütülen barış ve demokratikleşme tartışmaları arasındaki ilişki oldu.

Dernek, demokratikleşmenin yalnızca siyasi açıklamalarla değil, temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla mümkün olabileceğine işaret etti.

Açıklamada şu değerlendirme yapıldı:

“Bir taraftan barış ve demokratikleşmeden söz edilirken diğer taraftan eleştirel seslerin susturulması, barışın toplumsallaşmasını engellemektedir. Özgür basının baskı altına alındığı bir ortamda demokratikleşme iradesinin inandırıcılığı da zedelenmektedir.”

İHD, basın özgürlüğünün demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, farklı görüşlerin kamusal alanda ifade edilebilmesinin önemine dikkat çekti.

Fon dolandırıcılığı tartışmalarına dikkat çekildi

İHD Genel Merkezi, Halk TV’ye yönelik operasyonun zamanlamasına ilişkin de değerlendirmede bulundu.

Açıklamada, operasyonun kamuoyunda fon dolandırıcılığı iddialarının yoğun biçimde tartışıldığı bir döneme denk gelmesinin düşündürücü olduğu ifade edildi.

Dernek, bu değerlendirmesiyle operasyonun zamanlamasına ilişkin soru işaretlerini gündeme taşırken, soruşturma süreçlerinin hukuki güvenceler çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini yineledi.

İHD'den çağrı: “Kayyum kararı kaldırılsın, yayın engelleri sona ersin”

İnsan Hakları Derneği, açıklamasının son bölümünde Halk TV’ye yönelik kayyum kararının kaldırılmasını ve canlı haber yayınının önündeki engellerin sona erdirilmesini istedi.

Hukuki itirazların bağımsız ve tarafsız biçimde incelenmesi gerektiğini belirten İHD, diğer basın kuruluşlarına yönelik erişim engellerinin de kaldırılması çağrısında bulundu.

Dernek, taleplerini şu sözlerle dile getirdi:

“İnsan Hakları Derneği olarak basın üzerindeki baskılara, sindirme ve susturma politikalarına karşı tutumumuz nettir. Halk TV’ye yönelik kayyum kararının kaldırılmasını, canlı haber yayınının önündeki engellerin sona erdirilmesini ve hukuki itirazların bağımsız ve tarafsız biçimde incelenmesini talep ediyoruz. Diğer basın kuruluşlarına yönelik erişim engellerinden ve yayın özgürlüğünü hedef alan uygulamalardan da derhal vazgeçilmelidir.”

“Halk TV çalışanlarıyla ve tüm gazetecilerle dayanışma içindeyiz”

İHD Genel Merkezi, açıklamasını Halk TV çalışanlarına ve basın özgürlüğü konusunda baskı altında olduğunu belirttiği gazetecilere dayanışma mesajı vererek tamamladı:

“Halk TV çalışanlarıyla ve baskı altındaki tüm gazetecilerle dayanışma içindeyiz.”