Kaos GL Derneği, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nü Arapça, Farsça ve Türkçe açıklamayla karşıladı. Kaos GL Mülteci Hakları Programı’nın kaleme aldığı açıklamanın tamamı şöyle:

“Bugün 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü. Tüm dünyada sağ popülist siyasi figürler, mülteci ve LGBTİ+ karşıtı söylemler üretmeye devam ediyor. Ülkeler, sığınma hakkının reddine varacak şekilde biyoteknolojinin tüm imkanlarıyla ülke sınırlarını “insan geçirmez” hale getiriyor ve mülteciliği ve göçmenliği kriminalize ediyor.

Türkiye’de de, pandemi, ekonomik kriz, deprem felaketi ve seçimlerin zorlu atmosferinde, siyasi figürler, geleneksel ve sosyal medyanın tüm imkanlarını kullanarak, mültecilerin ve LGBTİ+’ların varlıklarını kamuoyuna birer “tehdit” unsuru gibi sunma yarışına girdiler. Her düzeyden ve siyasi partiden figür, mülteci ve LGBTİ+’ları her fırsatta “düşmanlaştırarak” kamuoyunun zihnine korku, nefret imajları aşıladılar, önyargıyı perçinlediler. Bu nefret propagandaları kamusal alanlarda karşılığını buldu ve “düşmanlaştırılan” iki kimliği tek bedende deneyimleyen mülteci LGBTİ+’lar, işyerlerinde, sokak ve evlerde “güvensiz” bir yaşama zorlandılar. 

2024 yılında Türkiye’de mülteci LGBTİ+’lar iş yaşamından dışlanıyor veya işyerlerinde sömürü koşullarına mahkum ediliyorlar. Sokakta nefret saldırılarının odağı haline geliyor ancak cezasızlık kültürü ve sınırdışı edilme korkusu nedeniyle kolluk kuvvetlerine başvurmaktan kaçınıyorlar.

Kaos GL Mülteci Hakları Programı olarak biz, yalnızca “makbul vatandaşların” insan haklarına erişmesine izin verilen; bir arada yaşamanın kültürel ve duygusal zenginliğinden uzaklaştırılan, tek tipli korku ve nefret toplumunu reddediyoruz. Türkiye’de, Filistin’de, Beyrut’ta… her nerede olursa olsun mülteci LGBTİ+’ların, insan hakları normlarının her yerde birer öznesi olduğu gerçeğinin tüm egemenlerce tanınmasını gerektiğinin altını çiziyoruz.

İnsanlık tarihinde her kriz döneminin kendi dayanışma ve tanınma imkanlarını da beraberinde getirdiğini biliyoruz. Bu inançla, evlerinde gizlenmeye ve açlığa hapsedilen mülteci LGBTİ+’ların gökkuşağı renklerini gizlemeden, korkusuzca sokaklarında dolaşabildiği Türkiye toplumunu geri kazanmak için mülteci LGBTİ+’ları ve tüm sivil toplum aktörlerini birlikte politika üretmeye, eylemeye davet ediyoruz.

Çünkü gökkuşağının renklerinde herkese yer var.

Arapça Basın Açıklaması

 kaos-gl-den-multeciler-gunu-aciklamasi-tek-tipli-korku-ve-nefret-toplumunu-reddediyoruz-1

Farsça Basın Açıklaması

kaos-gl-den-multeciler-gunu-aciklamasi-tek-tipli-korku-ve-nefret-toplumunu-reddediyoruz-2 

İngilizce Basın Açıklaması

Today is June 20th, World Refugee Day. Across the world, right-wing populist political figures continue to produce anti-refugee and anti-LGBTI+ rhetoric. Countries are making their borders “impermeable” to people by utilizing all the possibilities of biotechnology, thereby criminalizing refuge and migration to the point of denying the right to asylum.

In Türkiye, amidst the pandemic, economic crisis, earthquake disaster, and the challenging atmosphere of the elections, political figures, using all the tools of traditional and social media, have competed to present the existence of refugees and LGBTI+s to the public as “threats.” Figures from all levels and political parties have instilled images of fear and hatred in the public's mind by “demonizing” refugees and LGBTI+s at every opportunity, reinforcing prejudice. This hate propaganda has found its place in public spaces, forcing refugee LGBTI+s, who experience two “demonized” identities in one body, into an “unsafe” life at workplaces, on the streets, and in homes.

In 2024, refugee LGBTI+s in Türkiye are being excluded from the workforce or condemned to exploitative working conditions in their workplaces. They become the focus of hate attacks on the streets but refrain from approaching law enforcement due to the culture of impunity and fear of deportation.

As the Kaos GL Refugee Rights Program, we reject a society of fear and hatred where only the “acceptable citizens” are allowed to access human rights, distancing us from the cultural and emotional richness of living together. We emphasize that refugee LGBTI+s, wherever they may be – in Türkiye, Palestine, Beirut – must be recognized as subjects of human rights norms everywhere by all hegemons.

İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi, Buruk Mezarlığında 'Beşler Onurumuzdur' Etkinliği Düzenledi İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi, Buruk Mezarlığında 'Beşler Onurumuzdur' Etkinliği Düzenledi

We know that every crisis period in human history also brings its own possibilities for solidarity and recognition. With this belief, we invite refugee LGBTI+s and all civil society actors to produce policies and act together to reclaim a society of Türkiye where refugee LGBTI+s, who are hidden in their homes and trapped in hunger, can walk fearlessly on the streets without hiding the colors of the rainbow.

Because there is room for everyone in the colors of the rainbow.

Editör: Haber Merkezi