Eğitim-İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, Mersin Adliyesi’nde görülen ÇEDES davasının ardından yaptığı açıklamada, projeye dair “gönüllülük”, “veli onayı” ve “pedagojik yeterlilik” tartışmalarının yargı önünde netleşeceğini söyledi. “Dini Eğitimi Engellemek” suçlamasıyla ceza alan sendika üyelerinin bağımsız yargıya emanet edildiğini belirten Tekin, “ÇEDES gerçekten çevre ve değerler eğitimi mi, yoksa dini eğitim mi? Kararı yargı verecek” dedi.

Eğitim-İş Mersin Şubesi ve Eğitim-İş Genel Merkezi’nin müdahil olduğu ve kamuoyunda “ÇEDES soruşturması” olarak bilinen davanın duruşması, 17 Şubat 2026 Salı günü Mersin Adliyesi’nde görüldü. Dava, “Dini Eğitimi Engellemek” suçlamasıyla ceza alan Eğitim-İş üyeleri Ali Doğan ve Esin Azize Sor hakkında yürütülen sürecin hukuki boyutunu içeriyor.

Eğitim-İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, duruşma sonrası yaptığı değerlendirmede, dava sürecinin yalnızca iki eğitim emekçisinin yargılanmasından ibaret olmadığını, aynı zamanda eğitim sisteminde laiklik, gönüllülük ve pedagojik yeterlilik ilkelerinin de tartışmaya açıldığını vurguladı.

ÇEDES Projesi Karaduvar’da Nasıl Başladı?

Kamuoyuna “ÇEDES” (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) adıyla sunulan proje, Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Karaduvar Mahallesi’ndeki İsa Öner Anadolu Lisesi’nde uygulanmaya başlandı.

Eğitim-İş’in aktardığına göre süreç, Mersin İl Müftülüğü’nden gelen ve pedagojik formasyona sahip olmadığı belirtilen kişilerin okulda etkinlik yürütmesiyle başladı.

Ali Doğan’ın, sorumluluğu altındaki öğrencileri ve aynı okulda öğrenim gören oğlunu bu kişilere teslim etmemesi üzerine idari ceza aldığı ifade edildi. Sendika, söz konusu görevlilerin üniversite düzeyinde eğitim almadığını ve pedagojik yeterliliklerinin bulunmadığını savunuyor.

“Gönüllülük” Tartışması ve Veli İtirazları

Eğitim-İş’e göre proje gönüllülük esasına dayalı olarak tanıtılmasına rağmen, velilerden açık ve yazılı izin alınmadı. Karaduvar Mahallesi’nde bazı velilerin çocuklarını projeye dahil etmek istemediği, buna rağmen dilekçelerin işleme konulmadığı öne sürüldü.

Sendika ayrıca, projeye katılmayan üyelerinin ve çocuklarını projeye dahil etmek istemeyen velilerin “okulu kışkırtmakla” suçlandığını belirtti. Okul müdürünün ise sürecin merkezinde yer aldığı ve uygulamaların usul ve esas yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edildi.

“Dini Eğitimi Engellemek” Suçlaması

Dava dosyasındaki en dikkat çekici unsur ise eğitim emekçilerinin “Dini Eğitimi Engellemek” suçlamasıyla cezalandırılmış olması. Eğitim-İş yönetimi, bu suçlamanın projenin gerçek niteliğini ortaya koyduğunu savunuyor.

Yakup Tekin, “Eğer bu proje yalnızca çevre ve değerler eğitimi ise neden öğretmenlerimize ‘dini eğitimi engellemek’ suçlaması yöneltiliyor?” diye sordu.

Sendika, şu soruları kamuoyunun ve yargının takdirine bıraktı:

  • ÇEDES gerçekten çevre ve değerler eğitimi midir?

  • Yoksa pedagojik açıdan çocukların ruhsal gelişimini etkileyebilecek içerikte dini bir eğitim midir?

  • Bu eğitim, halihazırda görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri tarafından verilemez miydi?

  • Veli izin belgeleri alınarak ve şeffaf biçimde yürütülemez miydi?

“Bağımsız Yargıya Emanet”

Eğitim-İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, sürecin yalnızca sendikal bir mesele değil, laik ve bilimsel eğitim hakkının savunusu olduğunu belirterek, “Üyelerimizi bağımsız Türk yargısına emanet ediyoruz. Yargıdan çıkacak sonuç, ÇEDES’in mahiyetini de ortaya koyacaktır” dedi.

Seyhan İlçe Millî Eğitim Müdürü Murat Çelik’ten İstanbul Lider Koleji’ne Ziyaret
Seyhan İlçe Millî Eğitim Müdürü Murat Çelik’ten İstanbul Lider Koleji’ne Ziyaret
İçeriği Görüntüle

Davanın ilerleyen aşamalarında mahkemenin vereceği kararın, yalnızca Mersin’deki uygulamayı değil, Türkiye genelindeki benzer projelerin hukuki çerçevesini de etkilemesi bekleniyor.

Gözler şimdi yargıdan çıkacak kararda: ÇEDES bir çevre ve değerler eğitimi mi, yoksa dini eğitim uygulaması mı? Kararı mahkeme verecek.

Muhabir: Güven BOĞA