Mersin Limanı’nda taşeron şirkette çalışırken sendikalı oldukları gerekçesiyle işten atıldıklarını belirten 180’in üzerindeki işçi, 103 gündür direniyor. İşçiler, “işe iade ve sendikal hak” talepleri karşılanana kadar mücadeleyi büyüteceklerini duyurdu.

Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği’ne (MIP) bağlı Özgüneş Taşımacılık’ta çalışan ve TÜMTİS’te örgütlendikleri için işten çıkarıldıklarını ifade eden 180’in üzerindeki liman işçisi, 103 gündür süren direnişlerini kararlılıkla sürdürüyor. MIP binası önünde gerçekleştirilen basın açıklaması ve yürüyüşe sendika temsilcileri, siyasi parti üyeleri, demokratik kitle örgütleri ve işçilerin aileleri katıldı. Çocuklarıyla birlikte yürüyen işçiler, sloganlarla hem taleplerini hem de tepkilerini dile getirdi.
Direnişin 103’üncü gününde yapılan açıklamalarda, taşeron sisteminin yarattığı güvencesizlik, sendikal örgütlenmeye dönük baskılar ve işçilerin maruz kaldığı hak ihlalleri bir kez daha gündeme taşındı.
Kenan Öztürk: “Bu düzen kölelik düzenidir, sorumlu MIP’tir”
TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk, konuşmasında limanda yıllardır süren taşeronlaşma politikalarını sert sözlerle eleştirdi. İşçilerin uzun yıllar boyunca ağır koşullarda çalıştırıldığını belirten Öztürk, bu durumu “kölelik düzeni” olarak tanımladı.
Öztürk, işçilerin günde 12-13 saat çalıştırıldığını, çoğu zaman fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ve sosyal haklardan mahrum bırakıldığını ifade ederek şunları söyledi:
“Bu işçiler 10-15 yıl boyunca limanda emek verdi. Ama en temel haklarını kullanıp sendikaya üye olduklarında kapının önüne konuldular.”
Taşeron sisteminin bilinçli bir tercih olduğunu savunan Öztürk, limandaki alt işverenlerin “paravan” olduğunu ve asıl sorumlunun MIP olduğunu vurguladı. Geçmişte de benzer süreçlerin yaşandığını hatırlatan Öztürk, 2011 yılında verilen mücadele sonucunda işçilerin kadroya alındığını ancak aynı politikaların yeniden devreye sokulduğunu söyledi.
Öztürk ayrıca Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı rapora dikkat çekerek, işten çıkarmaların sendikal faaliyet nedeniyle gerçekleştiğinin tespit edildiğini belirtti. MIP yönetimine seslenen Öztürk, uluslararası sendikal ağlar üzerinden şirketin teşhir edileceğini ve önümüzdeki günlerde küresel bir kampanya başlatılacağını duyurdu:
“Bu mücadele işçiler işe dönene kadar sürecek. Haklıyız ve kazanacağız.”
Perihan Koca: “Bu sadece ekmek değil, sınıf ve onur mücadelesidir”
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, konuşmasında direnişin yalnızca ekonomik bir talep değil, aynı zamanda bir “onur ve haysiyet mücadelesi” olduğunun altını çizdi.
Koca, işçilerin en temel hakları olan sendikalaşma hakkını kullandıkları için işten atıldığını belirterek Türkiye’de emek-sermaye ilişkilerindeki adaletsizliğe dikkat çekti:
“Bu ülkede işçiye ayrı, sermayeye ayrı hukuk uygulanıyor. İşçiye kölelik koşulları reva görülürken, sermayeye dokunulmazlık sağlanıyor.”
Liman işçilerinin ağır ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı insanca yaşamak istediklerini vurgulayan Koca, işçilerin yeni yıla işsiz girdiğini hatırlattı. Mücadelenin büyüyerek devam edeceğini ifade eden Koca, şu mesajı verdi:
“İşçiler işe iade edilene, sendikal haklar tanınana kadar bu direnişin yanındayız. Bu mücadele zafere ulaşana kadar birlikte yürüyeceğiz.”
Savaş Gürkan: “Ortada sistematik bir sendikasızlaştırma var”
TÜMTİS Mersin Şube Başkanı Savaş Gürkan, konuşmasında sürecin hukuki ve tarihsel boyutuna dikkat çekti. Mersin Limanı’nın 2007 yılında özelleştirilmesinin ardından sendikal yapının dağıtıldığını belirten Gürkan, taşeron ve güvencesiz çalışma modelinin bu süreçte kurumsallaştığını ifade etti.
2011 yılında verilen mücadeleyle sendikal örgütlülüğün yeniden sağlandığını hatırlatan Gürkan, bugün yaşananların bu kazanımların tasfiye edilmesi anlamına geldiğini söyledi.
Gürkan, işçilerin forklift hizmetleri ve yükleme-boşaltma gibi limanın asli işlerinde çalışmasına rağmen taşeron üzerinden istihdam edildiğini vurgulayarak bunun hukuka aykırı olduğunu belirtti. Çalışma Bakanlığı raporlarına da değinen Gürkan, şu bilgileri paylaştı:
- İşçilerin sendikal faaliyet nedeniyle işten çıkarıldığı tespit edildi
- MIP’in sendikasızlaştırma amacıyla taşeron sözleşmesini sonlandırdığı belirlendi
- Şirkete idari para cezası uygulandı
- Sendika üyesi olmayan işçilerin başka taşeronlara kaydırıldığı ortaya çıktı
Gürkan, tüm bu gelişmelerin “danışıklı ve hileli bir taşeron ilişkisi”ni ortaya koyduğunu ifade etti.
Konuşmasının sonunda işçilerin taleplerini net biçimde sıralayan Gürkan şöyle konuştu:
“Atılan işçiler kadrolu ve sendikalı olarak geri alınmalıdır. Tüm hak kayıpları karşılanmalıdır. Taleplerimiz karşılanana kadar buradayız, mücadeleye devam edeceğiz.”
Kemal Göksoy: “Bu direniş gelecek kuşaklara bırakılan bir mirastır”
DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Kemal Göksoy ise konuşmasında eylemlere katılan çocuklara dikkat çekti. İşçilerin çocuklarının da direniş alanında yer aldığını belirten Göksoy, bunun yalnızca bugünün değil geleceğin de meselesi olduğunu söyledi.
“Bu çocuklar bugün yaşananları unutmayacak. Babalarının verdiği mücadeleyi hatırlayacaklar.”
Göksoy, sendikaların ve emek örgütlerinin işçilerin yanında olmaya devam edeceğini belirterek, birlik ve dayanışma vurgusu yaptı.
Yürüyüş ve ortak mesaj: “Bu mücadele bitmeyecek”
Basın açıklamasının ardından işçiler, Mersin Limanı A Kapısı’ndan MIP yönetim binasına kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Aileleri ve çocuklarıyla birlikte yürüyen işçiler, attıkları sloganlarla hem tepkilerini hem de kararlılıklarını ortaya koydu.
Direniş alanında yapılan konuşmaların ortak mesajı ise netti:
- İşe iade sağlanana kadar mücadele sürecek
- Sendikal haklar tanınana kadar geri adım atılmayacak
- Taşeron sistemine karşı mücadele büyütülecek
103 gündür devam eden direniş, işçiler tarafından yalnızca bir iş mücadelesi değil; “ekmek, onur ve gelecek” mücadelesi olarak tanımlanıyor. Sendika temsilcileri ise sürecin ulusal ve uluslararası düzeyde büyütüleceğini ve MIP üzerindeki baskının artırılacağını vurguluyor.






