Kenya’da 191 Kişinin Ölümünden Sorumlu Tarikat Liderine 200 Yıl Hapis

Kenya’da müritlerine “İsa’ya kavuşmak için aç kalmalarını” söyleyen Good News International Kilisesi lideri Paul Mackenzie, 190’ı çocuk 191 kişinin ölümünden sorumlu tutularak 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ülkede 2023 yılında ortaya çıkarılan toplu mezarlarda 448 kişinin cesedine ulaşılırken, başka bir bölgede bulunan 52 kişinin ölümüyle ilgili soruşturma da sürüyor. İnsan hakları savunucuları, yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği olayda devlet kurumlarının sorumluluğunun da araştırılmasını istiyor.

190 çocuk ve bir yetişkinin ölümünden mahkûm edildi

Kenya’da yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği ve dünya kamuoyunda büyük yankı uyandıran Shakahola toplu ölümleri davasında karar açıklandı.

Kenya’nın kıyı kenti Mombasa’daki Yüksek Mahkeme, Good News International Kilisesi’nin lideri Paul Mackenzie’yi 190 çocuk ve bir yetişkinin ölümünden sorumlu bularak 200 yıl hapis cezasına mahkûm etti.

6 Kasım Cuma günü açıklanan kararda, Mackenzie’nin takipçilerini İsa’ya kavuşacakları inancıyla uzun süre aç kalmaya yönlendirdiği, onları toplumdan uzak bir bölgede yaşamaya zorladığı ve ölümle sonuçlanan uygulamaların örgütlenmesinde belirleyici rol oynadığı belirtildi.

Davaya bakan Yargıç Diana Kavedza, Mackenzie’nin takipçilerini uzak bir bölgeye taşıyarak ölümle sonuçlanan açlık uygulamalarını yönlendirmesi nedeniyle olayların başlıca cezai sorumlusu olduğunu vurguladı.

Mahkeme, yaşanan ölümlerin tesadüfi olmadığını, sistematik biçimde gerçekleştirilen eylemler sonucunda meydana geldiğini değerlendirdi.

448 kişinin cesedi toplu mezarlardan çıkarıldı

Kenya’yı sarsan olaylar, 2023 yılında ülkenin kıyı kesimindeki Kilifi bölgesinde ortaya çıkarıldı.

Yetkililer, Mackenzie’nin takipçilerinin yaşadığı yaklaşık 320 hektarlık Chakama Çiftliği ve çevresinde yürüttükleri kazılarda 448 kişinin cesedine ulaştı.

Shakahola olarak bilinen bölgede yaşayan tarikat üyelerinin, yerel halktan ve kamu kurumlarının denetiminden uzak biçimde, çamurdan yapılmış kulübelerde barındıkları belirlendi.

Kazılarda ortaya çıkarılan cesetlerin bir kısmı kimlik tespiti amacıyla adli incelemeye alındı. Kimliği kesin olarak belirlenen 60'tan fazla kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek yeniden defnedildi.

Ancak çok sayıda kişinin kimliği hâlâ belirlenemedi. Bazı cenazeler ise aileleri tarafından teslim alınmadı.

Olay, yalnızca Kenya’da değil, uluslararası kamuoyunda da inanç istismarı, çocukların korunması ve devletin denetim sorumluluğu açısından geniş tartışmalara yol açtı.

Mahkeme: 183 kişi açlıktan, sekiz kişi doğrudan öldürüldü

Yargıç Diana Kavedza, karar duruşmasında 191 kişinin ölüm nedenlerine ilişkin adli bulguları da açıkladı.

Mahkemenin değerlendirmesine göre, 183 kişi uzun süre yiyecekten tamamen yoksun bırakılmaları sonucunda açlıktan yaşamını yitirdi. Diğer sekiz kişinin ise doğrudan öldürme eylemleri sonucunda hayatını kaybettiği belirlendi.

Kavedza, ölümleri “soğukkanlılıkla ve hesaplanarak işlenmiş cinayetler” olarak nitelendirdi.

Sanıkların bir kısmının kendi çocuklarını da kaybettiklerini belirterek ileri sürdükleri savunmalar mahkeme tarafından kabul edilmedi.

Yargıç, kendi çocuklarını kaybetmiş olmalarının başka çocukların ölümüne katılmalarından doğan cezai sorumluluğu ortadan kaldırmadığını ifade etti.

Mahkeme ayrıca sanıkların pişmanlık göstermediğine dikkat çekti. Bazı sanıkların, yargılama sırasında dahi ölene kadar aç kalmaya hazır olduklarını söyledikleri aktarıldı.

29 sanık suçlu bulundu

Paul Mackenzie ile birlikte, aralarında açlık uygulamalarını denetleyen görevliler ve toplu mezarların gizlenmesinde rol oynadığı belirtilen kişilerin de bulunduğu 28 takipçisi yargılandı.

19 Ekim’de mahkeme, toplam 29 sanığı 191 kişinin ölümünden suçlu buldu.

Sanıklardan biri suçunu kabul ederek mahkemeden cezasında indirim yapılmasını istedi. Diğer sanıklar ise suçlamaları reddetti.

Mackenzie’nin yardımcısı olarak görev yapan din adamı Smart Mwakalama da 160 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

Duruşma sırasında Mackenzie’nin zaman zaman gülümsediği ve yardımcısıyla sohbet ettiği bildirildi.

Savcılık, Mackenzie için ölüm cezası, diğer sanıklar için ise ömür boyu hapis cezası verilmesini talep etmişti.

Kenya hukukunda ölüm cezası bulunmasına rağmen ülkede 1987 yılından bu yana hiçbir idam infaz edilmedi.

Başka bir bölgede 52 kişinin ölümü de araştırılıyor

Mackenzie hakkındaki yargı süreçleri, 191 kişinin ölümüyle sınırlı değil.

Tarikat lideri, Shakahola bölgesinden yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki başka bir yerleşimde cesetleri bulunan 52 kişinin ölümünden de sorumlu tutuluyor.

Bu dosyayla birlikte Mackenzie’nin bağlantılı olduğu iddia edilen toplam ölüm sayısı 500’e ulaşıyor.

Ancak ikinci dosyadaki suçlamalar henüz kesinleşmiş değil. Mackenzie, söz konusu ölümlerle ilgili suçlamaları reddediyor.

Çocuklarını kaybeden babadan tepki: “Peki ya çocuklar?”

Mahkeme kararının ardından yaşamını yitirenlerin yakınları, verilen cezayı ve yaşadıkları kayıpları değerlendirdi.

Altı çocuğunu kaybeden 48 yaşındaki Stephen Mwiti, eşinin çocuklarını Shakahola’ya götürdüğünü ve burada aç bırakılarak yaşamlarını yitirdiklerini anlattı.

Mwiti’nin eşi de davada mahkûm edilen kişiler arasında bulunuyor.

Yetişkinlerin kendi iradeleriyle aç kalmayı kabul etmiş olabileceklerini belirten Mwiti, çocukların bu kararlara katılma imkânı bulunmadığına dikkat çekti:

“Yetişkinler aç kalmayı kabul etmiş olsa bile peki ya çocuklar?”

Altı çocuğunu kaybetmenin acısını hiçbir mahkeme kararının ortadan kaldıramayacağını söyleyen Mwiti, Mackenzie’nin bir daha benzer olaylara neden olamayacak şekilde cezalandırılmasını istedi.

“Çocuklarımı kaybettim. Mackenzie ve suç ortaklarına ne olursa olsun onları geri getiremeyeceğim. Bir daha dışarı çıkıp başka ölümlere neden olmaması için ölüm cezasına ya da ömür boyu hapse mahkûm edilmesini bekliyorum.”

“Hiçbir şey acımızı hafifletemez”

Olayda iki torununu kaybeden 62 yaşındaki öğretmen Francis Wanje de mahkeme kararının ardından açıklama yaptı.

Mackenzie’nin ölüm cezasına çarptırılmasını beklediğini belirten Wanje, yaşananların önlenebileceğini savundu.

“Hiçbir şey acımızı hafifletemez” diyen Wanje, özellikle yetkililerin zamanında müdahale etmemesine tepki gösterdi.

Wanje, kamu kurumlarına yönelik eleştirisini şu sözlerle dile getirdi:

“Yetkililere karşı büyük bir öfke duyuyorum. Eğer zamanında harekete geçmiş olsalardı bugün burada olmazdık.”

Ailelerin açıklamaları, Shakahola’da yaşananların yalnızca faillerin cezalandırılmasıyla kapanmayacağını, ihmallerin de araştırılması gerektiğini ortaya koydu.

Mackenzie’nin oğlu: “Kendi ailesini bile korumadı”

Paul Mackenzie’nin oğlu Dan Mackenzie de babasının kurduğu inanç sisteminin kendi ailesinde ağır kayıplara neden olduğunu anlattı.

Shakahola’ya gitmeyi reddettiğini belirten Dan Mackenzie, cennete ulaşmak için aç kalmak gerektiği yönündeki öğretilere artık inanmadığı için kiliseden ayrıldığını söyledi.

“Shakahola’ya gitmedim çünkü cennete gitmekle ilgili anlatılanlara artık inanmıyordum. Bu yüzden kiliseden ayrıldım ve kendi hayatımı kurdum.”

Dan Mackenzie, olaylarda arkadaşlarını ve küçük erkek kardeşini kaybettiğini de açıkladı.

Mahkemenin verdiği kararı, yaşamını yitirenlerin aileleri açısından adalet arayışında önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.

İnsan hakları örgütleri: Devletin sorumluluğu da araştırılmalı

Kenya İnsan Hakları Komisyonu Hızlı Müdahale Birimi Başkanı Ojiro Odhiambo, mahkûmiyet kararını önemli bir adım olarak değerlendirmekle birlikte hesap verebilirliğin yalnızca tarikat üyeleriyle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirtti.

Odhiambo, yerel yöneticilerin, polislerin, istihbarat görevlilerinin ve dini kurum temsilcilerinin olaylar öncesindeki uyarı işaretlerini yeterince dikkate almadıklarını savundu.

Olayların uzun süre devam edebilmesinin kamu kurumlarının denetim ve müdahale mekanizmalarındaki eksikliklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Odhiambo, “Bütün bu insanlar halkı yüzüstü bıraktı” dedi.

İnsan hakları savunucuları, yüzlerce kişinin toplumdan izole edilerek açlığa sürüklenmesinin nasıl bu kadar uzun süre fark edilmediği veya önlenemediği sorusunun yanıtlanmasını istiyor.

Özellikle çocukların korunmasına ilişkin mekanizmaların neden işlemediği, soruşturulması istenen temel konular arasında yer alıyor.

Dünyadaki diğer toplu tarikat ölümlerini hatırlattı

Kenya’daki olayın boyutu, geçmişte dini ve kıyamet inançları etrafında örgütlenen topluluklarda yaşanan kitlesel ölümleri yeniden gündeme getirdi.

2000 yılında Uganda’da kıyamet beklentisi etrafında örgütlenen bir dini toplulukla bağlantılı olaylarda 700’den fazla kişi yaşamını yitirmişti.

1978 yılında ise Guyana’daki Jonestown yerleşiminde, ABD’li tarikat lideri Jim Jones’un yönettiği toplulukta 900’den fazla insan hayatını kaybetmişti. Ölümlerin büyük bölümü zehirli içecek tüketilmesi sonucunda meydana gelmiş, çocuklar da kurbanlar arasında yer almıştı.

Kenya’daki Shakahola ölümleri, bu tarihsel olaylarla birlikte, kapalı topluluklarda liderlerin mutlak otorite kurmasının ve bireylerin yaşam hakkını tehdit eden uygulamaların denetlenememesinin sonuçları açısından değerlendiriliyor.

Shakahola davası: Adalet arayışı devam ediyor

Paul Mackenzie’ye verilen 200 yıllık hapis cezası, Kenya’da yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği Shakahola olaylarına ilişkin yargı sürecinde önemli bir aşamayı oluşturuyor.

Ancak henüz kimliği belirlenemeyen cenazeler, devam eden diğer ölüm soruşturmaları ve kamu görevlilerinin olası ihmallerine ilişkin tartışmalar, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmadığını gösteriyor.

Çocuklarını, torunlarını ve yakınlarını kaybeden aileler açısından ise mahkeme kararının ötesinde yanıt bekleyen sorular bulunuyor: Yüzlerce insanın açlığa sürüklenmesi neden zamanında engellenemedi? Çocukların yaşam hakkı neden korunamadı? Yetkililere ulaşan uyarılar neden etkili bir müdahaleye dönüşmedi?

Kenya’daki insan hakları örgütleri, sorumluluk zincirinin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasını ve benzer olayların yeniden yaşanmaması için etkili önlemler alınmasını talep ediyor.

Kaynak: Reuters ve Agence France-Presse (AFP) tarafından aktarılan haber ve mahkeme açıklamaları.