2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasıyla milyonlarca öğrenci dersbaşı yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili Gülcan Kış ise kırtasiye, okul kıyafeti, servis, beslenme ve kantin giderlerindeki artışın ailelerin bütçesinde oluşturduğu yüke dikkat çekti.

Devlet okullarında eğitimin Anayasa gereği parasız olduğunu hatırlatan Kış, eğitimle ilgili neredeyse bütün giderlerin ailelere yüklendiğini söyledi.

Kış, “Okullar açıldı ama ‘parasız eğitim’ kâğıt üzerinde kaldı. Çantasından defterine, kıyafetinden servisine, yemeğinden suyuna kadar eğitimin neredeyse her kaleminin faturası ailelere çıkarılıyor” dedi.

Bir çocuğu okula başlatmanın maliyeti 80 bin lirayı aştı

Okula başlangıç maliyetlerinin geçen yıla göre yüzde 23 ile yüzde 29 arasında arttığını belirten Kış, servis kullanan bir lise öğrencisinin başlangıç giderinin 81 bin 524 lirayı, ilkokul öğrencisinin giderinin ise 77 bin 559 lirayı aştığını açıkladı.

Asgari ücretin 28 bin 75 lira olduğu bir dönemde, bir lise öğrencisinin okula başlangıç maliyetinin yaklaşık üç aylık asgari ücrete ulaştığını vurgulayan Kış, şunları söyledi:

“Daha çocuk sırasına oturmadan ailenin önüne 80 bin lirayı aşan bir fatura geliyor. Bu evin kirası değil, mutfak masrafı değil, elektrik, su veya doğal gaz faturası değil. Sadece çocuğunu okula gönderebilmenin bedeli. 28 bin 75 lira asgari ücret alan bir anne baba bu hesabı nasıl yapacak?”

Servis olmasa da kırtasiye ve giyim gideri 26 bin lirayı buluyor

Servis kullanılmasa bile kırtasiye ve giyim giderlerinin aileleri zorladığını ifade eden Kış, bu masrafların ilkokul öğrencisi için 22 bin 566 liraya, lise öğrencisi için ise 26 bin 228 liraya ulaştığını belirtti.

Bazı okullarda ailelerin karşısına kayıt, bağış, temizlik ve materyal adı altında yeni giderler çıkarıldığını dile getiren Kış, şöyle konuştu:

“Defter paralı, kalem paralı, çanta paralı, kıyafet paralı, servis paralı, yemek paralı. Üstelik bazı okullarda velinin karşısına kayıt, bağış, temizlik ve materyal adı altında yeni giderler çıkıyor. O zaman soruyorum: Bu eğitimin neresi parasız?”

“Enflasyon sınıfın kapısına dayandı”

Ağustosta yıllık enflasyonun yüzde 31,51’e ulaştığını hatırlatan Kış; yıllık fiyat artışının gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 33,79, ulaştırmada yüzde 35,08, konut ve enerjide ise yüzde 39,77 olarak gerçekleştiğini belirtti.

Hayat pahalılığının okul giderlerinin tamamına yansıdığını vurgulayan Kış, “Enflasyon yalnızca market rafında değil, artık okul sırasının başında. Gıdadaki artış çocuğun beslenme çantasına, ulaşımdaki artış servis ücretine, hayat pahalılığı kırtasiyeden okul kıyafetine kadar her kaleme yansıyor. Ailelerin geliri aynı hızda artmazken eğitimin maliyeti her geçen yıl büyüyor” dedi.

Kantinde tost ve ayranın yıllık maliyeti 23 bin 400 lira

Yeni eğitim yılıyla birlikte kantin fiyatlarının da aile bütçesindeki yükü artırdığına dikkat çeken Kış, bazı güncel tarifelerde tostun 100, karışık tostun ise 120 liraya kadar çıktığını söyledi.

Bir tost ve ayranın yaklaşık 130 lirayı bulduğunu kaydeden Kış, bir öğrencinin 180 okul günü boyunca her gün yalnızca tost ve ayran tüketmesi durumunda ailesinin cebinden 23 bin 400 lira çıkacağını belirtti. İki çocuklu bir ailede bu tutarın 46 bin 800 liraya ulaştığını ifade etti.

İmamoğlu’na Tuzla Davasında 2 Yıl 1 Ay Hapis ve Siyasi Yasak Kararı
İmamoğlu’na Tuzla Davasında 2 Yıl 1 Ay Hapis ve Siyasi Yasak Kararı
İçeriği Görüntüle

Kış, “Üstelik burada bir çocuğun ihtiyacı olan sağlıklı ve dengeli bir öğünden değil, bir tost ve ayrandan söz ediyoruz” diye konuştu.

“Çocuğun neden yemeğe para verdiğini konuşmalıyız”

Kantin fiyatları tartışmasının ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Kış, devlet okullarında ücretsiz okul yemeği uygulamasının hayata geçirilmesini istedi.

“Biz artık kantindeki tostun 100 lira olmasını konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Asıl soru şu: Devlet okulundaki bir çocuk neden öğle yemeğini satın almak zorunda?” diye soran Kış, şöyle devam etti:

“Bir çocuğun ailesinin geliri, o çocuğun okulda karnının doyup doymayacağını belirleyemez. Her çocuğa her gün en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı ve sıcak yemek ile temiz içme suyu sağlanmalıdır. Beslenme sosyal yardım değildir. Çocuğun sağlıklı gelişiminin ve eğitim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.”

“Bir çocuğun bir öğün yemeği komisyonda bekliyor”

Devlet okullarındaki öğrencilere ücretsiz yemek ve içme suyu sağlanmasına yönelik kanun tekliflerinin TBMM komisyonlarında bekletildiğini hatırlatan Kış, iktidara tekliflerin gündeme alınması çağrısında bulundu.

Kış, “Çocukların okulda aç kalmaması için verilen teklifler komisyonda bekliyor. Bir çocuğun bir öğün sıcak yemeği ertelenemez. Türkiye’nin çocuklarına yemek verecek kaynağı vardır. Mesele kaynak değil, tercih meselesidir. Bütçenin önceliği çocuk olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

Okullarda temizlik ve personel eksikliği

Yeni eğitim yılındaki sorunların yalnızca ailelerin karşılaştığı ekonomik yükten ibaret olmadığını vurgulayan Kış; temizlik personeli eksikliği, kalabalık sınıflar, ikili eğitim, öğretmen açığı ve okul binalarının fiziki durumuna da dikkat çekti.

Deprem güvenliği kapsamında incelenen yüzlerce okuldan 396’sının riskli bulunarak yıkıldığına ilişkin verileri hatırlatan Kış, yıkılan veya güçlendirmeye alınan okulların yerine yeni eğitim yapılarının zamanında tamamlanmamasının bazı bölgelerde ikili eğitime ve kalabalık sınıflara neden olduğunu söyledi.

Kış, “Okulun temizliği velinin cebinden karşılanamaz. Öğretmen açığı ücretli öğretmenlikle kapatılamaz. Çocuklarımız kalabalık ve güvenli olmayan binalarda eğitim görmek zorunda bırakılamaz. Eğitimin bütün ihtiyaçları kamunun sorumluluğundadır” dedi.

“Zil aynı çaldı, çocuklar sınıfa aynı şartlarda girmedi”

Gülcan Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye’nin dört bir yanında okul zili her çocuk için aynı çaldı ama her çocuk o sınıfa aynı şartlarda girmedi. Bir çocuğun çantası doluyken diğerinin ailesi defterin, kalemin hesabını yapıyor. Bir çocuk öğle yemeğini yerken diğeri kantinin önünde cebindeki parayı sayıyor. Bir aile servis ücretini öderken diğeri çocuğunu okula nasıl göndereceğini düşünüyor.

Eğitimde fırsat eşitliği tam da burada başlar. Çocuğun ailesinin geliri; alacağı eğitimi, yiyeceği yemeği, kullanacağı servisi ve sahip olacağı imkânları belirlememeli.

Devlet okulu gerçekten parasız olmalı. Her çocuğa ücretsiz sıcak yemek ve temiz içme suyu sağlanmalı. Okulların temizlik, güvenlik ve personel ihtiyacı genel bütçeden karşılanmalı. Öğretmen açığı kadrolu atamalarla kapatılmalı.

Bir ülkenin çocuklarına ayırdığı kaynak gider değil, geleceğine yaptığı yatırımdır. Hiçbir çocuk yoksulluk nedeniyle eğitimde geride bırakılamaz.”