Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, yaptığı yazılı açıklamada sendikaların iktidarla kurduğu ilişkiyi sert sözlerle eleştirdi. “Sendikanın pusulası üyelerinin alın teridir” diyen Balcan, emek gündeminin yerini siyasal övgülerin aldığı bir yapının sendikacılık değil, “yan büro” anlayışı olduğunu söyledi.
Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, sendikal hareketin yönüne ilişkin dikkat çeken bir basın açıklaması yaptı. Sendikaların temel varlık nedeninin emekçiyi temsil etmek olduğunu vurgulayan Balcan, son dönemde bazı sendikal yapılarda görülen iktidar ve işverenle “uyumlu görüntülerin” ciddi bir temsil krizine işaret ettiğini belirtti.
Balcan, “Bir sendikanın pusulası, üyelerinin alın teridir. Eğer o pusula emeğin haklarını değil de iktidarın ya da işverenin salonlarını gösteriyorsa; orada bir hak mücadelesinden değil, ancak bir halkla ilişkiler faaliyetinden söz edilebilir” ifadelerini kullandı.
“Masanın İki Tarafı Tek Ses Olduğunda Denge Bozulur”
Sendikaların işçi ile işveren/iktidar arasında denge unsuru olması gerektiğini kaydeden Balcan, eleştirel mesafenin ortadan kalkmasının sendikal kimliği zedelediğini söyledi.
“Kongre kongre gezip karşılıklı övgüler dizmek sendikacılık değildir” diyen Balcan, şu değerlendirmede bulundu:
“Sendika, doğası gereği bir itiraz makamıdır. Alkışların yükseldiği, eleştirinin sustuğu ve taleplerin ‘rica’ seviyesine indirildiği her yapı, emekçinin gözünde bir sivil toplum örgütü olmaktan çıkar, bir yan büroya dönüşür.”
“Manşetlerde Emekçinin Gündemi Yok”
Balcan açıklamasında, sendikaların gündeminin değiştiğine dikkat çekti. Yüksek enflasyon karşısında eriyen ücretler, artan iş cinayetleri ve güvencesizlik gibi temel sorunların geri plana itildiğini savunan Balcan, şu soruları yöneltti:
- “Manşetlerde neden işçinin mutfağındaki yangın yok?”
- “Neden maaşların alım gücü değil de siyasal başarı hikâyeleri konuşuluyor?”
- “Neden iş cinayetleri yerine lüks kongre salonlarının görkemi öne çıkıyor?”
Balcan, “Eğer emekçinin gündemi manşetlerde yer almıyorsa, sendika kendi varlık sebebine ihanet ediyor demektir” dedi.
“İtiraz Etmeyen Sendika, Koruyucu Zırh Olamaz”
İktidarın sendikaları kendine benzetme çabasının uzun vadede sendikal hareketi zayıflatacağını ifade eden Balcan, bağımsızlığın altını çizdi.
“İtiraz etmeyen, sadece onaylayan bir sendikal yapı; emekçi için koruyucu bir zırh değil, hareket alanını daraltan bir prangadır” diyen Balcan, sendikaların gücünü siyasal iktidarın lütfundan değil, üyelerinin iradesinden alması gerektiğini vurguladı.
“Özgür Sendika, Güçlü Emekçi Demektir”
Açıklamasının sonunda sendikal bağımsızlığın bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirten Balcan, şu ifadeleri kullandı:
“Sendikalar yan büro olmaktan kurtulup yeniden emekçinin evi haline gelmelidir. Emekçinin gündemi manşete taşınmadığı sürece, hiçbir kongre, hiçbir nutuk ve hiçbir güzelleme asgari geçim derdini ortadan kaldırmayacaktır. İktidarın gölgesinde büyüyen sendika, güneş açınca kurur.”





