Suriye’de Kaçırılan Kadınlar İçin TBMM’de Çağrı: “Uluslararası Koruma ve Bağımsız Soruşturma İstiyoruz”

Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS) ve federasyonun ortak basın açıklamasında, Suriye’de özellikle Alevi azınlığa mensup kadınlara yönelik sistematik kaçırma, zorla alıkoyma ve cinsel şiddet iddiaları gündeme getirildi. TBMM’de Yeni Yol Grubu, CHP, DEM Parti, Yeni Parti ve Emek Partisi milletvekillerinin katılımıyla yapılan açıklamada, 11 kadın ve 5 kız çocuğunun hâlâ kayıp olduğu belirtilerek uluslararası topluma bağımsız soruşturma, mağdurların korunması ve sorumluların yargılanması çağrısı yapıldı.

Suriye’de kaçırılan kadınların durumu Meclis gündeminde

Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS) ve federasyonun ortak basın açıklaması, Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirildi. Açıklamaya Yeni Yol Grubu, CHP, DEM Parti, Yeni Parti ve Emek Partisinden milletvekilleri katıldı.

“Suriye’de Kadınların Kaçırılmasını Durdurun!” başlıklı çağrıda, Suriye’de yaşanan rejim değişikliğinin ardından özellikle etnik ve inançsal azınlıklara mensup kadınların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerine dikkat çekildi.

AHRS, 8 Aralık 2024 tarihinde Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) öncülüğündeki grupların yönetimi ele geçirmesiyle başlayan süreçte, yeni yönetimin azınlıkları koruma vaatlerine rağmen sahada tersine gelişmeler yaşandığını savundu.

Açıklamada, 3 Kasım 2026 tarihinde TBMM’de yapılan çağrının, AHRS tarafından Ocak 2025 ile Ağustos 2026 arasındaki olaylara ilişkin hazırlanan raporun ardından gerçekleştirildiği belirtildi.

“101 kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığı belgelendi”

AHRS, saha gönüllüleri, yerel gazeteciler ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen doğrulama çalışmalarının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

Derneğin açıklamasına göre, Suriye’de Ocak 2025 ile Ağustos 2026 arasında 101 kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığı kayıt altına alındı.

Raporda, güvenlik gerekçeleri ve ailelerin kimliklerinin açıklanmasını istememesi nedeniyle kamuoyuna duyurulamayan en az 30 başka doğrulanmış olayın bulunduğu da ifade edildi.

AHRS, bu nedenle açıklanan sayının gerçek toplamı yansıtmadığını, kayıt altına alınamayan olaylarla birlikte mağdur sayısının daha yüksek olabileceğini belirtti.

Kaçırılanların yüzde 87’sinin Alevi olduğu bildirildi

AHRS'nin raporunda yer alan bilgilere göre, belgelenen 101 olayın 87’sinde mağdurlar Alevi azınlığa mensup kadın ve çocuklardan oluşuyor.

Raporda bu oranın yaklaşık yüzde 87 olduğu belirtilerek kaçırılmaların özellikle belirli topluluklar üzerinde yoğunlaştığı savunuldu.

AHRS, söz konusu olayların rastlantısal suçlardan ibaret olmadığını, belirli grupları hedef alan sistematik bir örüntü gösterdiğini ileri sürdü.

Raporda ayrıca kaçırılma olaylarında 9 Sünni, 3 Şii ve 2 Hristiyan kadının da bulunduğu kaydedildi.

32 kadın ve kız çocuğunun hayatını kaybettiği açıklandı

AHRS’nin paylaştığı verilerde, kaçırılan kadın ve kız çocuklarından 32’sinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

Açıklamada, bu ölümlerden 69 yetişkin kadının ve 32 kız çocuğunun kaçırıldığına ilişkin verilerle birlikte söz edildi. Rapora göre bazı mağdurların cinsel şiddete maruz kaldığı, bazılarının ise öldürüldüğü iddia edildi.

AHRS, kaçırılma olaylarının kadınlar ve çocuklar üzerinde ağır fiziksel ve psikolojik sonuçlar doğurduğunu belirterek hayatta kalanların da uzun süreli travmalar yaşadığını bildirdi.

“11 kadın ve 5 kız çocuğu hâlâ kayıp”

AHRS’nin açıklamasında, 11 yetişkin kadın ile 5 kız çocuğunun akıbetinin hâlen bilinmediği ifade edildi.

Rapora göre en az iki mağdur, kaçırıldıktan sonra zorla evlendirildi. Bir olayda ise zorla evlendirilen kadının daha sonra bir çocuk dünyaya getirdiği bildirildi.

Dernek, bu olayların kadınların özgürlüğüne ve bedensel bütünlüğüne yönelik ağır ihlaller oluşturduğunu belirtti.

Kaçırılmaların özellikle Lazkiye ve Tartus’ta yoğunlaştığı belirtildi

Raporda, olayların zaman ve bölge bakımından dağılımına da yer verildi.

AHRS, kaçırılmaların özellikle Suriye’nin kıyı bölgelerinde yer alan Lazkiye ve Tartus’ta yoğunlaştığını açıkladı.

Olayların 2025 yılının mart ve nisan aylarında, ayrıca 2026 yılının temmuz ve ağustos aylarında belirgin biçimde arttığı belirtildi.

Dernek, bu dönemlerde yaşanan gelişmelerin olayların belirli zaman aralıklarında yoğunlaştığını gösterdiğini savundu.

Geçici hükümete ve silahlı gruplara yönelik suçlamalar

AHRS, Suriye’de rejim değişikliğinin ardından kurulan geçici yönetimin kaçırılma olayları karşısındaki tutumunu da eleştirdi.

Açıklamada, geçici hükümetin güvenlik birimlerinin bazı olaylarda etkili soruşturma yürütmediği, kimi vakalarda ise ailelerin şikâyetlerinin sonuçsuz bırakıldığı ileri sürüldü.

Dernek, mağdurların serbest bırakılması ve olayların aydınlatılması konusunda yeterli adım atılmadığını savundu.

AHRS, uluslararası kuruluşların raporlarına atıfta bulunarak Suriye’de sivillere yönelik ihlallerin bağımsız biçimde araştırılması gerektiğini vurguladı.

“İnsanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmelidir”

AHRS, kaçırma, zorla alıkoyma, cinsel şiddet ve zorla evlendirme iddialarının uluslararası insan hakları ve ceza hukuku bakımından soruşturulması gerektiğini belirtti.

Açıklamada, söz konusu eylemlerin yaygın veya sistematik saldırı kapsamında işlendiğinin ortaya konulması hâlinde insanlığa karşı suç oluşturabileceği ifade edildi.

Dernek, bu nedenle uluslararası bağımsız soruşturma mekanizmalarının devreye girmesini ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istedi.

Avrupa Birliği, Almanya ve Türkiye’ye çağrı

AHRS ve federasyonun ortak açıklamasında, uluslararası kamuoyuna yönelik dört temel talep dile getirildi.

Şartlı destek uygulanması: Suriye geçici yönetimine siyasi ve mali destek sağlayan ülkelerin, kadın haklarının korunması ve kaçırma şebekelerinin tasfiye edilmesi konusunda somut koşullar belirlemesi istendi.

Bağımsız soruşturma başlatılması: Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu ve Suriye için Uluslararası, Tarafsız ve Bağımsız Mekanizmanın, kaçırılma iddialarını soruşturması talep edildi.

Sorumluların yargılanması: Kaçırma, işkence, cinsel şiddet ve zorla evlendirme olaylarında sorumluluğu bulunan kişilere yönelik hukuki süreçlerin başlatılması çağrısı yapıldı.

Kaçırılan kadınların serbest bırakılması: Türkiye'nin mevcut diplomatik ilişkilerini kullanarak kayıp kadınların bulunması, serbest bırakılması ve mağdurların korunması için girişimlerde bulunması istendi.

AHRS raporu Birleşmiş Milletlere sunacak

AHRS, 25–27 Kasım 2026 tarihlerinde Cenevre’de düzenlenecek Birleşmiş Milletler Azınlık Sorunları Forumu'nun 19. oturumuna katılacağını duyurdu.

Dernek, hazırladığı raporu uluslararası kamuoyuna sunarak kaçırılma ve zorla alıkoyma iddialarının resmî uluslararası soruşturma süreçlerine taşınmasını amaçladığını bildirdi.

Açıklamada, kayıt altına alınan olayların uluslararası hukukun emredici normları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.

“Kadınların özgürlüğü ve onuru evrensel insan hakları sorumluluğudur”

Suriye İnsan Hakları Topluluğu Yönetim Kurulu adına açıklamada bulunan Başkan Hasan Gazi Öğütçü, Suriye’de kadınlara ve çocuklara yönelik kaçırma suçlarının durdurulması, kayıpların akıbetinin açıklığa kavuşturulması ve mağdurların korunması çağrısını yineledi.

Öğütçü, uluslararası toplumu harekete geçmeye davet ederek şu ifadeleri kullandı:

“Kaçırma, hiçbir koşulda sessiz kalınamayacak bir suçtur; mağdur edilen kadın ve çocukların özgürlüğü ile onuru, tüm siyasi ve toplumsal aidiyetlerin ötesinde evrensel bir insan hakları sorumluluğudur.”

AHRS, açıklamasını Suriye’de kaçırılan kadınların ve çocukların güvenli biçimde ailelerine dönmesi, olayların bağımsız biçimde soruşturulması ve sorumluların hesap vermesi çağrısıyla tamamladı.