Adana Tabip Odası ve SES Adana Şubesi TTB Mrkez Konseyine açılan davanın durşmaıs öncesi Şehir Hastanesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamaya TTB İkinci Başkanı Doç Dr. Ali İhsan Ökten ve KESK Adana şubeler platformu destek verdi. Açıklamayı Adana Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ahmet Suntur okudu.

Suntur açıklamasında şu ifadelere yer verdi.

DİSKAR, Geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 811 bin kişi arttı DİSKAR, Geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 811 bin kişi arttı

TTB’Yİ YARGI ELİYLE SUSTURMAYA ÇALIŞMAK KABUL EDİLEMEZ. HUKUK DIŞI DAVANAME BİR AN ÖNCE GERİ ÇEKİLMELİDİR!

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey (TTB-MK) üyelerinin görevden alınmasına yönelik davanamenin son duruşması 10 Kasım 2023’de görüldü.  Yeni duruşma tarihi, 30 Kasım olarak belirlendi.  Mahkeme hâkiminin usul ve belge eksikliğini gerekçe göstererek bu kadar kısa süreye ertelemesi olağan uygulamaların dışında olup karar duruşması olma ihtimalini yükseltmektedir.

TTB; Anayasal güvencesi olan, 6023 sayılı yasa ile kurulmuş kamu kurumu niteliğinde hekimlerin örgütlü sesi, demokratik meslek örgütüdür. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarında vurguladığı gibi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının işlevi sadece meslektaşlar arasındaki ilişkileri düzenlemekle sınırlı değildir. Bu kuruluşlara çoğulcu demokratik ortamın gelişimine ilişkin rollerinin önemi nedeniyle kamusal nitelik kazandırılmıştır. TTB kanununda yer alan “amaç dışı faaliyet” vurgusu 12 Eylül darbesi sonucu getirilmiş meslek örgütlerini zapturapt altına almayı hedefleyen, otoriter anlayışların yansımalarıdır.

Hekimlik insanlık tarihi kadar eski olmasının yanında evrensel bir meslektir. Hekimliğin ilkeleri eski çağlara kadar gider, ama bir o kadar da günceldir. Savaşa, çatışmalara, insana zarar veren, insan eliyle gerçekleştirilen her türlü olağandışı duruma karşı durmak ve barış dilini kullanmak hekimlerin etik görevidir.

TTB yöneticileri 12 Eylül’den bu yana birçok hukuk dışı uygulamalardan nasibini almış, değişik dönemlerde yaptıkları açıklamalar nedeniyle yargılanmışlardır. 1985’de dönemin TTB Başkanı Nusret Fişek’in “ölüm cezası hekimlik mesleği ile bağdaşmaz”, 2001 TTB-Yüksek Onur Kurulu’nun "Bilinci açık olan bir açlık grevcisinin zorla beslenmesi hem uluslararası hekimlik değerlerine aykırıdır”,  2018 yılında dönemin TTB-Merkez Konseyi tarafından “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” açıklamaları bunlara örnektir. Bu tarihi yargılanmalarda TTB; barışı, demokrasiyi, sağlıklı yaşam hakkını, mesleğin evrensel etik değerlerini savunarak bu davaların hukuksuzluğunu ortaya çıkarmışlardır. TTB ve örgütsel bütünlüğü bu hukuk dışı baskı süreçlerini her daim dayanışma ve mücadele ile aşmıştır. Dün olduğu gibi bugün de tüm bu süreçlerde örgütümüzün en önemli gücü ve dayanağı hekimler ve onların meslek örgütü Tabip odalarıdır. Bizlerle birlikte dayanışma gösteren emek demokrasi güçlerine müteşekkiriz.

30 Kasım’da görülecek davaname de TTB’nin maruz kaldığı tarihi davalardan bir tanesidir. TTB Başkanı’nın Adli Tıp Uzmanı olarak yaptığı açıklamalar bahane edilerek, somut hiçbir belge olmadan, tüm TTB-MK üyeleri görevden alınmak istenmektedir. Bu durum TTB örgütsel bütünlüğüne ve seçimle oluşan yapısına müdahale anlamına gelmektedir. Hukuki yönü olmayan bu davanın amacı; kamuoyu önünde hekimlerin örgütlü gücü TTB’yi itibarsızlaştırma, suçlu ilan etmek için algı yaratma ve yargı eliyle TTB’yi dizayn etmektir. Siyasi otorite, muhalif gördüğü kişi, kurum ve kuruluşlara sıklıkla yargı eliyle bu yöntemi uygulamakta hatta beğenmediği yargı kararları üzerinden yüksek yargı organlarını birbiriyle karşı karşıya getirmektedir. Bütün bunlar toplumun yargıya güvenini azaltmakta, kamuoyu vicdanında adalet duygusunu zedelemektedir. Bu davanamenin bir an önce geri çekilmesi ve TTB’nin demokratik yönetsel mekanizmalarına müdahalenin son bulmasını talep ediyoruz.

TTB 2. Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, TTB Yöneticilerine Yönelik Açılan Davayı Kınadı.

TTB MK’NİN ÖRGÜTSEL BÜTÜNLÜĞÜNE YÖNELİK YAPILACAK HER TÜRLÜ MÜDAHALEYİ KABUL ETMİYORUZ

TTB 6023 sayılı yasa ile kurulmuş bir anayasal mesleki ve demokratik bağımsız bir kitle örgütüdür. Mevcut gücünü iktidarlardan değil, tabip odalarından, hekimlerden, demokrasiden, hak, hukuk, adalet ve halktan alır.  

TTB sadece günümüzde değil, geçmişte de birçok iktidarın hedefi konumuna gelmiştir. Pandemide tüm varlıklarını ortaya koymalarına rağmen  pandeminin şeffaf yönetilmediğini, verileri sakladığını, gerçek verileri sayısal olarak azalttığını tespit eden TTB merkez konsey yönetimi yine iktidarın hedefi haline gelerek, görevden alınma ve kapatılma tehdidi ile karşı karşıya gelmiştir. Şimdi yine ne olduğunu bilmediğimiz bir suçlama ile MK görevden alınmak istenmektedir.

Peki TTB neden hedefte;

· İyi, nitelikli, ücretsiz ve herkese eşit sağlık hizmeti istediği için,

· Toplumsal, koruyucu sağlık hizmetlerini  öncelediği için

· Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı çıktığı için,

· Şehir hastanelerine ödenecek miktarın  ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini 25 yıl ipotek almasına karşı çıktığı için,

· 5 dakikada bir muayenenin hasta ve hekim haklarına karşı olduğu için,

· Hekimlerin ekonomik ve özlük haklarına sahip çıktığı için,

· Tıp eğitiminin niteliksizleşmesine karşı çıktığı için,

· Üniversitelerde bilimsel özgürlüğü ve özerkliği savunduğu için,

· Sağlıkta yeni ve etkin bir şiddet yasasını  çıkarmadıkları için,  

· Malpraktis yasasının hekimlerin ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğunu vurguladığı için,

· Performansa, döner sermayeye, çalışma barışının bozulmasına karşı çıktığı için,

· Yeni bir proje olarak sunulan Beyaz Reformun aslında Sağlıkta Dönüşüm Projesinin bir devamı olduğunu ve  sağlık hizmetlerini daha da geriye götüreceğini belirttiği için,

Türk Tabipleri Birliği (TTB) bu topraklarda 70 yıldır hekimlerin örgütlü sesi, kolektif iradeyle sağlık alanında mücadele yürüten anayasal korunma altında kamu kurumu niteliğinde bir örgüttür. TTB’ye müdahale demokrasiye, adalete, halkın sağlığına, hekim haklarına karşı yapılan bir müdahale olacaktır.

Her şeye rağmen  Türk Tabipleri Birliği’nin başta merkez konsey olmak üzere tüm organlarında görev alan hekimler söz konusu kısıtlılık, baskı, tehdit, haklarında dava açılma,  gözaltı ve tutuklamalara rağmen, mesleğin etik ilkelerinden sapmadan, hiçbir taviz vermeden doğruları savunmaya ve uygulamaya devam edecektir.  

SES Adana Şube Eş Başkanı Belgin Işık, TTB Yöneticilerine Yönelik Açılan Davayı Kınadı.

Editör: Haber Merkezi