Şırnak’ta 6 Ocak’tan bu yana gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama operasyonlarında 19 çocuk, çocuk hakları ve uluslararası ilkeler gereği “son çare” olması gereken tutuklama kararlarının ardından Diyarbakır ve Hatay’daki cezaevlerine sevk edildi. DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan ile Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, uygulamaların çocuk adalet sistemini fiilen askıya aldığını belirterek Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na bağlı Çocuk Hakları Alt Komisyonu’na başvurdu.
Başvuruda, Şırnak il merkezi ve ilçelerinde bugüne kadar toplam 60 kişinin gözaltına alındığı, bunların 37’sinin çocuk olduğu belirtildi. Gözaltına alınanlardan 33 kişi tutuklanırken, tutuklananların 19’unun çocuk olması dikkat çekti. Dilekçede, tutuklama kararlarının çocuklara özgü, bireyselleştirilmiş ve denetlenebilir gerekçelere dayanmadığı, bu haliyle tutuklamanın koruyucu bir tedbir olmaktan çıkarak cezalandırıcı bir uygulamaya dönüştüğü vurgulandı.
Tutuklama yetmedi, sevklerle ihlal derinleşti
Vekillerin başvurusunda, Şırnak’ta çocukların barındırılabildiği T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu bulunmasına rağmen, tutuklanan 19 çocuğun tamamının Diyarbakır ve Hatay’daki cezaevlerine sevk edildiği kaydedildi. Bu sevklerin basit bir idari işlem olmadığına dikkat çekilen dilekçede, çocukların tutuklama ve uzak illere sevk şeklinde işleyen “zincirleme işlemlerle” çok katmanlı bir hak ihlaline maruz bırakıldığı ifade edildi.
Eğitim ve aile hayatı fiilen askıya alındı
Sevk edilen çocukların neredeyse tamamının eğitim hayatına devam eden çocuklar olduğuna işaret edilen başvuruda, yüzlerce kilometre uzak cezaevlerine gönderilmelerinin eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırdığı, psikososyal gelişimi zedelediği ve travmatik etkileri derinleştirdiği belirtildi. Çocukların eğitimlerine nasıl devam edeceğine ya da pedagojik destek mekanizmalarının nasıl işletileceğine dair herhangi bir planlamanın bulunmadığı da vurgulandı.
Uzak illere sevklerin aile hayatını da fiilen ortadan kaldırdığına dikkat çekilen dilekçede, ekonomik koşullar nedeniyle ailelerin düzenli ziyaret imkanından yoksun bırakıldığı, bu durumun yalnızca çocukları değil aileleri de cezalandırdığı kaydedildi.
“Zorunluluk değil, idari tercih”
Başvuruda, sevklerin hangi zorunlu gerekçelere dayandığının açıklanmadığına işaret edilerek, çocuğun üstün yararının nasıl gözetildiğine, aile bağlarının ve eğitimin sürekliliğinin nasıl korunacağına dair herhangi bir gerekçelendirme bulunmadığı ifade edildi. Bu yönüyle uygulamanın zorunlu bir güvenlik tedbiri değil, idari bir tercih olduğu vurgulandı.
Komisyona çağrı
Uysal ve Güneş, Çocuk Hakları Alt Komisyonu’ndan sevk kararlarının gerekçelerinin yerinde ve ivedilikle incelenmesini talep etti. Başvuruda ayrıca, çocukların ailelerine en yakın ceza infaz kurumlarına nakledilmesi ve çocuk adalet sisteminin temel ilkeleri gereği tutuksuz yargılanmaları yönünde Komisyonun harekete geçmesi çağrısı yapıldı.


