Evlilik birliğinin taraflara getirdiği en önemli yükümlülüklerden biri sadakat yükümlülüğüdür. Eşler evlilik birliğinin devamı süresince birbirlerine sadık kalmak zorundadır.

Sadakat yükümlülüğü denilince akla ne gelmelidir?

Kanunda sadakat yükümlülüğünün bir tanımına yer verilmemiş ve sadece eşlerin birbirlerine sadık olmakla yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır. Öğretide ise sadakat yükümlülüğü, eşlerin birbirlerine karşı tam ve sınırsız olarak bağlı olmaları şeklinde açıklanmaktadır.

Zinanın diğer adı aldatmadır. Halk arasındaki tabirle bahsedecek olursak evli kişinin hayatında duygusal anlamda başka birinin olmaması gerekir.

Sadakat yükümlülüğü neden vardır?

Sadakat yükümlüğünün en temelinde cinsel sadakat bulunmaktadır. Tarafların müşterek çocuklarının karşılıklı sevgi, saygı ve güven ortamı içerisinde yetişmesi gerekmektedir. Özellikle cinsel yönden sadakat yükümlüğünün amacı soybağı karışıklığının önlenmesidir.

Zina nedir?

Evli bir kadının kocasından başka bir erkekle, evli bir kadının da karısından başka bir kadınla cinsel ilişki içerisinde bulunmasıdır.

Zinanın evlilik birliği içerisindeki olumsuz etkisi yadsınamaz. Büyük aşklarla başlayan evliliklerde zina olduğu zaman evlilikler bitmekte ve aldatılan taraf, aldatan taraftan geri dönüşümsüz bir şekilde nefret edebilmektedir. Taraflardan biri ihanete uğramakta ve bu aşamadan sonra hissizleşmektedir.

Aldatılan taraf, sebepsiz yere kendisini suçlu hissedebilmektedir ve kendisine ''Ben ona yetemedim mi'' sorusunu yöneltebilmektedir.

Müvekkilimden duyduğum hazin bir cümleden bahsetmek istiyorum.

''Bir sabah şehir dışından eşime sürpriz yapmak için erken gelmiştim. Odaya girdiğimde eşimi başka bir adamla gördüm. İçimde korkunç bir nefret ve tiksinme belirdi. Eşim ne kadar sarhoştum deyip inkar etse de odadan hızla çıkmak istedim.''

Aldatılan kişi genellikle ilk etapta fiziksel şiddet uygulamak ister. Ancak tinsel açıdan fiziksel şiddet uygulamayı yanlış buluyorsa hislerini eyleme dökemez.

Başka bir müvekkilimden duyduğum cümle ise; ''kendini zehirli dikenlerini fırlatarak koruyan bir kirpiyi canlı canlı yutmuşken, tüm dikenlerini içinizde fırlatması hissini verir insana''

Aldatılmak, ilişkide iki kişiyken üç kişi olmaktır. Hatta bazen dört, beş altı, yedi.....

Müvekkilimden duyduğum bir cümle; ''Sevgiyle, saygıyla, hayallerle kurduğumuz iki kişilik dünyamız yerle bir oldu, taş üstünde taş kalmadı..''

Müvekkilimden duyduğum bir cümle; ''Mideme taş gibi bir cisim oturdu, boğazım düğümlendi, bacaklarım uyuştu, uykularım kaçtı, ben bunu hak etmemiştim, nasıl yaptı..''

Müvekkilimden duyduğum bir cümle; ''İçime nefret tohumları ekildi, sevmekle nefret etmeyi birbirine karıştırdım, gururum ayaklar altına alındı, aldığım nefes yetmedi, odaya sığamıyorum.''

Uzmanlar bir kişinin aldatılma riskinin İstanbul trafiğinde kaza yapma oranı kadar olduğunu belirtiyor ve şöyle ekliyorlar: "çok iyi araba kullansanız da, kaza riski her zaman var.'' Evlilikler için de aldatma riski bu kadar yaygındır, hasar da bu kadar çok, zarar da bu kadar fazla.

Zina suç mudur?

Zina, suç teşkil etmemektedir. Zina, etik dışı bir durum olsa da yalnızca boşanma sebebidir.

Kanun koyucu tarafından TMK m.161 hükmünde ” Eşlerden biri zina ederse boşanma davası açabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesinin şartları nelerdir?

Zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesinin dört şartı bulunmaktadır.

*Evlilik birliğinin kurulmuş olması
*Eşinden başka bir kişiyle cinsel ilişkide bulunma
*Zinayı gerçekleştiren eşin affedilmemiş olması
*Zinanın rıza ile gerçekleşmiş olması

Resmi nikahı olmayan yalnızca imam nikahı olan eş zina sebebiyle boşanma davası açabilir mi?

Dini nikah (imam nikahı) ile gerçekleştirilen birlikteliklerde TMK m. 161 kapsamında zinadan bahsedilmesi mümkün değildir. Geçerli bir evlilik ilişkisinden bahsedilebilmesi için resmi nikahın gerçekleşmiş olması gerekir. Dolayısıyla taraflar kendi aralarında yalnızca imam nikahı kıymışlarsa, aldatılan taraf zina sebebiyle boşanma davası açamaz çünkü hukuken geçerli bir evlilikten bahsedilemez.

Eşlerden birinin henüz evli olmadığı dönemde başka biriyle yaşadığı cinsel birliktelik, zina olarak değerlendirilebilir mi?

Bu durumda aldatılan eş, zina sebebiyle değil, diğer eşin evlilik öncesi yaşadığı cinsel birlikteliği öğrendikten sonra aldatan eşe karşı güveni kırıldığı için evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı olarak dava açabilir.

Zina eylemi hangi durumda gerçeklemiş sayılır?

Zina eyleminin gerçekleşmesi için tek bir defa eşlerden birinin karşı cinsle ilişki içerisine girmesi yeterli olup, eylemin tekrar ve süreklilik arz etmesine gerek yoktur. Yani kadının, kocasından başka; kocanın ise karısından başka biriyle tek bir defa dahi olsa cinsel ilişki içerisinde bulunmuş olması zinanın varlığı için yeterlidir.

Aldatma eyleminin süreklilik arz etmesi koşulu aranmamaktadır.

Boşanma davası devam ederken eşlerin birbirlerine karşı olan sadakat yükümlülüğü devam eder mi?

Bu husus doktrinde tartışmalıdır. Bu konuda iki farklı görüş bulunmaktadır.

Görüşlerden biri der ki; boşanma aşamasındaki eşlerin halen evli olduğu ve evlilikten doğan tüm yükümlülüklere uymak zorunda olduğu görüşüdür.

Diğer görüş ise; boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin birbirlerine karşı olan sadakat yükümlülüğünün bittiği yönündedir.

Kanaatimizce ikinci görüş daha doğrudur. Boşanma davası açıldıktan sonra iki taraf da üçüncü bir kişiyle duygusal ve cinsel anlamda birliktelik yaşayabilir.

Bayıltma, zorlama, tehdit gibi rızası dışında eşe karşı gerçekleştirilen cinsel eylemler zina olarak değerlendirilir mi?

Zinanın boşanma davasına konu olabilmesi için eylemi gerçekleştiren kişinin rızasıyla, isteyerek ve bilerek bu eylemin gerçekleşmesi gerekmektedir. Zina eyleminde kabahati ve kusuru bulunmayan eşe karşı zina sebebiyle boşanma davası açılamaz. Dolayısıyla eşlerden biri cebir, tehdit veya baskı altında cinsel ilişkiye zorlanmışsa zina sebebiyle boşanma davası açılamaz.

Eşlerden biri, üçüncü bir kişi tarafından zorla alıkonulmuş olabilir veya eşlerden birinin içeceğine uyku hapı atılmış olabilir. Bu gibi durumlarda zımni veya örtülü bir rızadan bahsedilemeyeceğinden zina eyleminden de bahsedilemez.

Zinadan bahsedilebilmesi için cinsel ilişkinin mutlaka farklı cinsten kişiyle mi gerçeklemiş olması gerekir?

Bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. Kimi hukukçular farklı cinsten kişiyle cinsel ilişkinin gerçeklemiş olması koşulunu aramaktadır. Yani kadının, kocasından başka bir erkekle; kocanın ise karısından başka bir kadınla isteyerek gerçekleştirdiği cinsel ilişki koşulunu aramaktadır.

Ancak İzmir 16.Aile Mahkemesi bu konuda yeni bir içtihat oluşturmuş ve erkek erkeğe gerçekleştirilen cinsel ilişkiyi de zina kabul etmiştir. Hatta ve hatta karar Yargıtay 2.Hukuk Dairesi tarafından da onanmıştır.

Kanaatimizce de zinadan bahsedilebilmesi için cinsel ilişkinin mutlaka farklı cinsel bir kişiyle gerçekleşmiş olması şart olarak aranmamalıdır. Erkek erkeğe gerçekleştirilen cinsel ilişki de zina olarak kabul edilmelidir. Cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin eşin, diğer eşe karşı sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı kıstası göz önüne alınmalıdır.

Affeden tarafın zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı bulunur mu?

TMK m.161/3 hükmü ”Affeden tarafın dava hakkı yoktur” diyerek affeden eşin dava açamayacağını belirtmiştir. Zina sebebiyle boşanma davasında ”affetme” kavramından bahsedilebilmesi için affetmenin zina eyleminden sonraki bir tarihte gerçekleşmesi gerekmektedir.

Ancak önemle belirtmek gerekir ki af, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Taraflardan biri aldatıldığını öğrendikten sonra evlilik birliğine devam etmek yönünde bir şart sunuyorsa aftan bahsedilemez.

Mesela taraflardan biri ''Başka bir şehre taşınırsak seninle evliliğime devam ederim'' şeklinde bir beyanda bulunmuşsa bir şarttan bahsedilir ve af durumundan bahsedilemez. Cümle içerisinde ise bağlacı bulunuyorsa bir şart olduğu varsayılır.

Affın açık olmasının gerekliliği yoktur. Aldatıldığını öğrenen taraf, eşine küsmüş olsa dahi aynı evde yaşamaya devam ediyorsa evlilik birliğini devam ettirdiği kabul edilir ve örtülü bir aftan bahsedilir.

Sonuç olarak açık veya örtülü bir beyanla da olsa evlilik birliğine devam eden taraf affetmiş sayılır.

Zina ispatlanmak zorunda mıdır?

Öncelikle belirtmek isteriz ki iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir.

Eşinin zina eylemini gerçekleştirdiğini iddia eden taraf TMK m. 6 ya göre bu iddialarını ispat etmekle yükümlüdür. Yani zina iddiası ispatı gerektiren bir iddiadır, bu iddiada bulunan tarafın iddialarını ispat etmesi gerekmektedir.

Bu yüzden aldatıldığını iddia eden eş, ispat etmek zorundadır.

Ancak zinanın ispatı biraz zordur. Çünkü kadının, kocasından başka biriyle; kocanın da karısından başka biriyle cinsel ilişki yaşamış olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Bunun dışında Yargıtay'ın güncel kararları ışığında değerlendirme yapıldığında da görülecektir ki; kişinin eşinden başka biriyle geceyi aynı otelde geçirmiş olması zinanın varlığı için yeterli delil kabul edilecektir.

Zinanın ispatı nasıl olur?

Zinanın ispatı her türlü delille mümkündür. Tanık beyanları, video kayıtları, ses kayıtları, mesaj kayıtları, ekran görüntüleri, mesaj kayıtları vb. Deliller zina sebebiyle açılacak boşanma davasında ispat aracı olarak kullanılabilecek niteliktedir.

Tarafın zina fiilini işlediğini kabul etmesi boşanma için yeterli midir?

 Zina eylemini gerçekleştiren tarafın boşanma davasında gerçekleştirdiği eylemi kabul etmesi delil olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu kabule dayanılarak boşanmaya karar verilemez. TMK m. 184/3 hükmü ” Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hakimi bağlamaz .” diyerek gerçekleşen fiilin ikrarına dayanılarak karar verilemeyeceğini belirtmiştir.

Yargıtay bir kararında da ” Dava zina hukuki sebebine dayanılarak açılmıştır. Mücerret tarafların ikrarına dayanılarak boşanmaya karar verilemez. …(Y2.HD, 10/09/2001 T. ,9914/11437 E.K) ”  diyerek ikrarın hakimi bağlamayacağı hususunu belirtmiştir.

Zinanın ispatı için yemin önerilebilir mi?

Zinanın ispatı konusunda kanun koyucu TMK m. 184/2 hükmünde ”hakim, bu olgular üzerine gerek resen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.” diyerek zinanın ispatı için taraflara yemin önerilemeyeceğini belirtmiştir.

Eşlerden birinin başkasıyla yaşaması zinanın varlığını gösterir mi?

Eşlerden birinin, karşı cinsten bir kişiyle birlikte yaşaması zinanın varlığını gösteren bir olgudur. Evlilik birliği içerisindeki taraflardan erkeğin başka bir kadınla ya da kadının başka bir erkekle birlikte yaşaması zinanın varlığını gösterir.

Otel kayıtları ve uçak biletleri zinanın ispatı için kullanılır mı?

Eşlerden birin karşı cinsle tatile gitmesi, otelde birlikte kalması, cinsel ilişkinin yaşandığını gösterir emarelerdir. Dolayısıyla otel kayıtlarının, uçak biletlerinin zinanın ispatı için kullanılması mümkündür.

Yargıtay bir kararında karşı cinsle birlikte otelde kalınmasının cinsel ilişkinin gerçekleştirildiğine pek muhtemel bakılan durum (Y2.HD , 15/10/2018 T. , 2016/24076 E. , 2018/10959 K.) diyerek karşı cinsle otelde kalınmasının zinanın ispatı için yeterli olduğunu belirtmiştir.

Sonuç olarak cinsel ilişkinin yaşandığı kesin olarak ispat edilemese bile kişinin, karşı cinsten biriyle geceyi aynı otelde geçirmiş olması durumunda zinanın varlığı var kabul edilir.

Eşin karşı cinsle telefonla konuşması zinanın ispatı için kullanılır mı?

Halk arasında yanlış bilinen birtakım olgular bulunmaktadır. Özellikle vurgulamak isteriz ki güven sarsıcı davranış ile zina birbirine karıştırılmamalıdır.

Eşlerden birinin, karşı cinsten biriyle sık sık telefon görüşmesi yapması güven sarsıcı davranış kabul edilmektedir. Eşlerden birinin, karşı cinsten biriyle kamuya açık alanda görüşmesi güven sarsıcı davranış kabul edilmektedir. Zinanın ispatının zorluğu bu noktada devreye girmektedir. Şayet müstehcen fotoğraflar yoksa veyahut cinsel ilişkinin yaşanmış olduğu ispat edilemiyorsa güven sarsıcı davranış var kabul edilmektedir.

Uygulamada bazı kişiler eşinin kendisini aldattığından emin olsa dahi yargılama içerisinde zina hususunu ispat etmekte zorluk yaşayabiliyor. Delilleri somutlaştırdıktan sonra zina sebebiyle boşanma davası açmak bu yüzden en mantıklı yol.

Zina sebebiyle boşanma davasında hak düşürücü süreler nasıldır?

Zina sebebiyle boşanma davasında kanun koyucu hak düşürücü süreleri TMK m. 161/2 hükmünde ” Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.” diyerek belirtmiştir. Kanun koyucunun belirttiği bu süreler içerisinde zina sebebiyle boşanma davası açılması gerekmektedir.

Ancak eylem birden çok gerçekleşmişse hak düşürücü süreler, son eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren başlamaktadır.

Yargıda hak düşürücü süre oldukça önem arz etmektedir. Dava, hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesi mümkün değildir.


Zina Sebebiyle Boşanma Davası Yargıtay Kararları

Zina Sebebiyle Boşanma Davası Hakkında Yargıtay Kararları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/3791 sayılı kararına göre;

“Davacı-karşı davalı erkek, davalı-karşı davacı kadın aleyhine evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1-2) hukuki sebebine dayalı boşanma davası açmış, Davalı-karşı davacı kadında davacı-karşı davalı erkek aleyhine evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1-2) hukuki sebebine dayalı karşı boşanma davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda kadının davasının reddine, davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal sebebine dayalı olarak boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı erkeğin zina (aldatma) hukuki sebebine dayalı davası olmadığı gibi bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah da bulunmamaktadır. Bu durumda, davacı-karşı davalının davası evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1-2) hukuki sebebine dayalı olduğuna göre, delillerin bu çerçevede değerlendirilerek, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi gereğince kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir (HMK m.26).”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Karar : 2016/15885 sayılı kararına göre;

“Davacı-karşı davalı kadın, zina (aldatma)(TMK m.161) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebeplerine dayanarak boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. Davacı-karşı davalı, davalı-karşı davacının aldatması nedeniyle hem özel hem de genel sebebe dayanarak boşanma talep edebilir. Mahkemece evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı dava kabul edilmiş, zina sebebine dayalı boşanma davası konusunda ise bir karar verilmemiştir. Zina (aldatma) hukuki sebebine dayalı taleple ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”


KAYSERİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI : Ad- Soyad (T.C Kimlik Numarası)

                  Adres

VEKİLİ : Av. Ad-Soyad

                Adres

DAVALI : Ad-Soyad (T.C Kimlik Numarası)

                   Adres

KONU : Zina nedeniyle boşanma, maddi ve manevi tazminat, velayet ve iştirak nafakası talepli dava dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR:

(Bu kısım maddeler halinde Kanun Koyucunun belirtmiş olduğu usul kapsamında somut olayın içeriği gözetilerek doldurulmalıdır.)

1-) Taraflar …/…/… tarihinde evlenmiş olup bu evliliklerinden … müşterek çocukları bulunmaktadır. Müşterek çocuklardan biri …. doğumlu olup diğeri …. doğumludur. Davacının mesleği …… olup aylık geliri … TL’dir, davalı ise ……… olup aylık geliri … TL’dir.

2-) Tarafların evliliği davalının tam kusurlu olması nedeniyle sarsılmış, evlilik taraflar için çekilmez bir hal almıştır. Davalının, davacı müvekkili aylardır aldattığını ve başka birisiyle ilişkisi olduğunu öğrenmiştir. (Bu kısımda iddia edilen hususa ilişkin yaşanan olaylar, delillendirilerek açıklanmalıdır.)

3-) Davalının, davacıyı aldattığı mahkemeye sunulan ve toplanılacak olan delillerle sabitlenecektir.

İşbu sebeple, tarafların zina nedenine dayalı olarak boşanmalarına, müşterek çocukların velayetinin dava devam ederken tedbiren ve dava sonunda kesin olarak müvekkil anneye verilmesine, davacı müvekkile …. TL maddi, ……. TL manevi tazminat ile müşterek çocuklara aylık ………..’er TL dava devam ederken tedbiren ve dava sonunda iştirak nafakası olarak devam etmek üzere nafaka ödenmesine karar verilebilmesi için  ilgili davayı açma zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER : Tanık, otel kayıtları, fotoğraf, mesaj dökümanları ve ilgili yasal her türlü delil. (Zina iddiasını ispatlayacak deliller burada belirtilmelidir.)

HUKUKİ SEBEPLER : HMK, TMK ve ilgili yasal mevzuat.

SONUÇ ve TALEP : Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle;

1-) Tarafların zina nedeniyle BOŞANMALARINA,

2-) Davalı eşin kusuru nedeniyle davacıya  … TL maddi, … TL manevi tazminat ödemesine,

3-) Müşterek çocukların velayetinin dava devam ederken tedbiren ve dava sonunda kesin olarak müvekkil anneye verilmesine,

4-) Müşterek çocuklara aylık ………..’er TL dava devam ederken tedbiren ve dava sonunda iştirak nafakası olarak devam etmek üzere nafaka ödenmesine,

5-) Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafından ödenmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili

                                                                                                 Av.Gizem Gül Uzun