ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile “ateşkesin tam olarak sürdürülmesi” konusunda mutabakata vardığı Erbil görüşmesi, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile yapılan kritik zirveyle devam etti. Aynı gün KCK, Nusaybin–Kamışlo hattında Türk bayrağının indirilmesini “barış sürecini hedef alan açık bir provokasyon” olarak niteledi.

ABD–SDG Teması: Ateşkes ve Entegrasyon Vurgusu

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, bölgesel temasları kapsamında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Komitesi Eş Başkanı İlham Ahmed ile Erbil’de bir araya geldi. Görüşme, Barrack tarafından bizzat X (eski Twitter) hesabından duyuruldu.

Daha önce Erbil’de gerçekleşeceği bildirilen buluşmada, Rojava’daki son gelişmeler, bölgesel güvenlik dengeleri ve ABD ile SDG arasındaki koordinasyon ele alındı. Barrack, görüşmede Suriye’deki insani durum ve siyasi istikrar başlıklarında kapsamlı bir görüş alışverişi yapıldığını belirtti.

Barrack açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Seda Aşkın: Evde Bakım Hakları Budanıyor, Engelliler Sadakaya Mahkûm Ediliyor
Seda Aşkın: Evde Bakım Hakları Budanıyor, Engelliler Sadakaya Mahkûm Ediliyor
İçeriği Görüntüle

“Bugün General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile görüşmekten onur duyduk. Amerika Birleşik Devletleri, SDG ile Suriye hükümeti arasında 18 Ocak’ta imzalanan anlaşmada belirtilen entegrasyon sürecini ilerletme konusundaki güçlü desteğini ve kararlılığını yeniden teyit etti.

Tüm taraflar, güveni ve kalıcı istikrarı sağlamak için atılacak ilk ve en önemli adımın mevcut ateşkesin tam olarak sürdürülmesi olduğu konusunda hemfikir kaldı.”

Bu açıklama, Washington’ın sahadaki askeri denge kadar siyasi çözüm ve entegrasyon sürecine de ağırlık verdiğini bir kez daha ortaya koydu.

Barzani–Abdi Zirvesi: Bir Haftada İkinci Kritik Buluşma

Erbil’deki diplomasi trafiği bununla sınırlı kalmadı. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, bölgedeki kritik gelişmeleri ve Rojava’nın geleceğini değerlendirmek üzere Erbil’de bir araya geldi.

Bu görüşme, tarafların bir hafta içinde gerçekleştirdiği ikinci yüz yüze temas olması nedeniyle özel bir önem taşıyor. İki isim en son 19 Ocak’ta Erbil’de buluşmuş; o görüşmede Suriye’deki Kürt meselesi, bölgedeki azınlıkların durumu, SDG’nin Şam yönetimiyle yürüttüğü müzakere süreci ve IŞİD tehdidine karşı güvenlik riskleri ayrıntılı biçimde ele alınmıştı.

Bugünkü zirvenin dikkat çeken yönü ise, Mazlum Abdi’nin ABD Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı kritik görüşmenin hemen ardından gerçekleşmiş olması. Bu durum, Erbil’in hem ABD–SDG diyaloğunda hem de Kürtler arası diplomatik koordinasyonda merkezi bir rol oynadığını gösteriyor.

KCK’den Sert Açıklama: “Bayrak Olayı Barış Sürecine Sabotajdır”

Aynı gün bölgesel diplomasi sürerken, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Nusaybin–Kamışlo sınırında Türkiye Cumhuriyeti bayrağının indirilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Olay “açık bir provokasyon” olarak nitelendirildi.

KCK açıklamasında, söz konusu eylemin hem Suriye’deki gelişmeleri hem de Türkiye’de yürütülmesi hedeflenen barış ve demokratikleşme arayışlarını hedef aldığı savunuldu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Cumhuriyeti bayrağının indirilmesi bir provokasyondur. Bu provokasyona dayanarak Kürt düşmanlığı tırmandırılmıştır. Provokasyondan sonra hareketimizin, DEM Parti’nin ve Kürtlerin hedeflenmesi, bunun belli bir maksatla yapıldığını göstermektedir.”

“DEM Parti’nin Hedef Gösterilmesi Komplonun Parçası”

KCK, olayın ardından DEM Parti’nin hedef alınmasını da sert bir dille eleştirdi. Türkiye tarihinde bayrak üzerinden yapılan provokasyonların genellikle Kürt halkına ve devrimci-demokratik güçlere yönelik saldırıların önünü açtığı hatırlatıldı.

Açıklamada,
“DEM Parti’nin hedef gösterilmesi, bu provokasyonun daha geniş bir komplonun parçası olarak devreye sokulduğunu göstermektedir. Bayrak, saldırılar için bir araç haline getirilmemelidir” denildi.

“Bayrağa Saygılıyız, Ama Kötü Amaçlara Alet Edilmemeli”

KCK, hareket olarak halkların değerlerine ve bayraklarına saygılı olduklarını, Abdullah Öcalan’ın da geçmişte bu tür eylemlere karşı tutumunu defalarca dile getirdiğini vurguladı.

“Bir değer olan bayrağın kötü amaçlarla kullanılması, bayrağın kendisine de hakarettir” değerlendirmesinde bulunulan açıklamada, Kürtlerin ve hareketin hedef alınmasının bilinçli ve maksatlı olduğu savunuldu.

Sağduyu Çağrısı

Açıklamanın sonunda hem Kürt halkına hem de Türkiye kamuoyuna sağduyu çağrısı yapıldı. Provokasyonların amacına ulaşmaması için toplumun dikkatli olması gerektiği vurgulanırken, onlarca kişinin tutuklanmasının toplumu hedef alan bir yaklaşım olduğu ifade edildi.

Muhabir: Güven BOĞA