Adana Emek ve Demokrasi Platformu’nun İnönü Parkı’nda düzenlediği basın açıklamasında hukukçular, siyasetçiler ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri, Rojava ve Suriye’de yaşananların bir savaş değil halklara karşı yürütülen planlı bir imha süreci olduğunu vurguladı. Konuşmalarda kuşatmaların kaldırılması, insani yardım koridorlarının açılması, SDG–Şam anlaşmasının desteklenmesi ve barışın Türkiye’ye de taşınması çağrısı öne çıktı.

Platform adına konuşan hukukçular, siyasetçiler ve demokratik kitle örgütü temsilcileri, yaşananların bir savaş değil, halklara karşı yürütülen planlı bir imha süreci olduğunu vurguladı. Açıklama boyunca sık sık sloganlarla Rojava halkıyla dayanışma mesajları verildi.
Polis Ablukasına Tepkiyle Başladı
Basın açıklaması öncesinde söz alan Ahmet Aydoğan, İnönü Parkı çevresinde alınan yoğun polis önlemlerini eleştirerek, demokratik bir basın açıklamasının dahi kuşatma altında yapılmak zorunda kalınmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Aydoğan’ın ardından söz, ortak basın açıklamasını okumak üzere Av. Baran Taygun Metin’e bırakıldı.
“Bu Bir Savaş Değil, Halklara Karşı Yürütülen Planlı Bir İmha Sürecidir”
Ortak açıklamayı okuyan Av. Baran Taygun Metin, Suriye’de yıllardır süren savaşın bugün açık biçimde cihatçı çeteler ve onları destekleyen emperyalist güçler eliyle yürütülen örgütlü bir yok etme politikasına dönüştüğünü ifade etti.
Metin, özellikle Rojava’nın hedef alındığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Bu bir savaş değil; halklara karşı yürütülen planlı bir imha sürecidir. Demokratik, çok kimlikli ve öz örgütlülüğü güçlü bir yapı olan Rojava, bu saldırıların merkezinde yer almaktadır.”
HTŞ ve benzeri yapıların yerel güçler olmadığına dikkat çeken Metin, bu yapıların emperyalist ülkeler tarafından desteklendiğini belirtti. Amaçlarının Kürt halkı başta olmak üzere bölgedeki tüm halkların iradesini kırmak ve Rojava’da inşa edilen demokratik yaşam modelini boğmak olduğunu söyledi.
“Kobanî’de Yaşananlar Bir Güvenlik Meselesi Değil, İnsanlık Dramıdır”
Metin, Kobanî ve Rojava genelinde sürdürülen kuşatmanın açık bir soykırım tehdidi barındırdığını belirterek, insani yardımın engellendiğini, halkın açlık, susuzluk ve bombardıman tehdidi altında yaşamaya zorlandığını ifade etti.
“Sınırlar kapatılıyor, insani yardım engelleniyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastalar temel yaşam ihtiyaçlarına erişemiyor. Bu tablo tesadüf değil, bilinçli bir yok etme siyasetidir,” diyen Metin, kıyı bölgelerinde Alevilere, Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de sivillere yönelik saldırıların da aynı politikanın parçası olduğunu söyledi.
“Sessizlik Suça Ortak Olmaktır”
Açıklamada, Türkiye’deki siyasi iktidara da çağrı yapılarak Rojava’ya yönelik saldırı tehditlerinden ve cihatçı yapıları meşrulaştıran politikalardan derhal vazgeçilmesi istendi. Metin, “Halkların kendi kaderini tayin hakkını hedef alan her tutum, bu katliamların sorumluluğunu taşır,” dedi.
Platform, kuşatmaların kaldırılması, insani yardım koridorlarının açılması ve cihatçı çeteler ile onları destekleyen güçlerin yargılanması çağrısında bulundu.
İHD: “İnsanlık Sınır Tanımaz”
Basın açıklamasında söz alan İHD Adana Şube Başkanı Av. Yasemin Dora Şeker, yaşananların bir insanlık dramı olduğunu vurguladı. Şeker, Rojava, Kobanî, Halep, Dürzilerin ve Alevilerin yaşadığı bölgelerde büyük acılar yaşandığını belirterek şunları söyledi:
“İnsanlık sınır tanımaz. Hiçbir halkın yok edilmesine sessiz kalmayacağız. Bu direnç, insanlık direncidir.”
Şeker, Suruç’ta insani yardım tırlarının durdurulduğunu ve Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmadığını hatırlatarak, “Bu kışta kıyamette soğuktan donan çocuklar var. İnsanlar aç bırakılıyor,” dedi. Barzani Yardım Vakfı ve Rudaw TV’ye de desteklerinden dolayı teşekkür etti.
DEM Parti: “SDG–Şam Anlaşmasını Destekliyoruz”
DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı Seyfettin Aydemir, Suriye’de Alevilere, ardından Dürzilere ve bugün Kürtlerin yaşadığı bölgelerde halka yönelik katliamlar yaşandığını söyledi.
Aydemir, SDG ile Şam yönetimi arasında sağlanan anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, “Bu anlaşmanın sağlanması için çaba harcayan ülkelere ve halklara teşekkür ediyoruz. Sorunların müzakere ve diyalogla çözülmesini savunmaya devam edeceğiz,” dedi.
Yeşil Sol Parti: “Rojava’daki Barış, Türkiye’deki Barışı da Etkilemeli”
Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz, Rojava’da sağlanan anlaşmanın uluslararası tepkiler ve toplumsal duyarlılığın bir sonucu olduğunu ifade etti.
Korkmaz, “Oradaki halkın temsilcilerinin imzaladığı anlaşma bizim için çok değerlidir,” diyerek, Türkiye’de iktidarın Rojava’yı gerekçe gösteren politikalarının artık geçerliliğini yitirdiğini söyledi. Korkmaz, Türkiye’de barış sürecinin hızlandırılması ve yasal adımların atılması çağrısında bulundu.
DAD: “Aleviler Olarak Soykırım Tehdidinin Farkındayız”
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, selefi ve cihatçı yapıların bölgede hâkim olması durumunda ilk hedefin Aleviler olacağını vurguladı.
Kete, “Bu anlayış kadın düşmanıdır, çocuk düşmanıdır, doğa düşmanıdır. Yaşamı kutsadığımız kadar yaşatmayı da kutsuyoruz,” dedi. Kısmi de olsa sağlanan anlaşmanın çocukların ve sivillerin ölmemesi için bir kapı araladığını ifade eden Kete, Hızır ayına dikkat çekerek, tüm Alevi süreklerini ve demokratik güçleri birlikte mücadele etmeye çağırdı.






