Bölge baroları, Türkiye ve Suriye’de yaşanan güncel gelişmeleri insan hakları, hukuk devleti ve savunma hakkı perspektifinden değerlendirdi. Ortak açıklamada, Suriye’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması, barışçıl gösterilere yönelik müdahalelerin sona erdirilmesi ve avukatlara yönelik yargı baskısının durdurulması çağrısı yapıldı.
Bölge baroları, Türkiye ve Suriye’de yaşanan güncel gelişmelerin insan hakları, hukuk devleti ilkeleri ve savunma hakkı açısından ciddi kaygılar doğurduğunu belirterek kapsamlı bir ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, özellikle Suriye’deki Kürtlere yönelik insani yardımın önündeki engellere ve Türkiye’de barışçıl gösteri hakkına dönük müdahalelere dikkat çekildi.
“Suriye’ye İnsani Yardım Kesintisiz Ulaştırılmalı”
Açıklamada, başta Mürşitpınar Sınır Kapısı olmak üzere Suriye’ye açılan tüm sınır kapılarının insani yardım amacıyla açık tutulmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Sivil toplum kuruluşlarıyla dayanışma içerisinde, halklara insani yardım ulaştırılmasına yönelik yol ve yöntemlerin belirlenmesi, bu sürecin süreklilik arz edecek biçimde sürdürülmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.
Barışçıl Gösterilere Müdahale ve Van Barosu Başkanı’na Yönelik Uygulamalar
Bölge baroları, Suriye’deki gelişmelere ilişkin olarak Türkiye’nin birçok ilinde barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının hukuka aykırı biçimde engellendiğini, kolluk güçlerinin orantısız müdahalelerde bulunduğunu kaydetti. Bu müdahalelerle ilgili sorumlular hakkında etkin, bağımsız ve tarafsız adli ve idari soruşturmaların yürütülmesinin zorunlu olduğu belirtildi.
Bu çerçevede, Van’da barışçıl gösteri ve yürüyüş hakkını kullananlara yönelik müdahaleler sırasında Van Barosu Başkanı Av. Sinan Özaraz’ın fiziksel gözaltı ve kötü muameleye maruz bırakılması “kabul edilemez” olarak nitelendirildi. Bölge baroları, sürecin yakından takip edileceğini kamuoyuna duyurdu.
ESP Operasyonları ve Siyasal Faaliyetlere Yönelik Baskılar
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyelerine yönelik gözaltı ve tutuklamaların da kaygı verici olduğu belirtilen açıklamada, siyasal faaliyetlerin ve düşünce açıklamalarının ceza soruşturmalarına konu edilmesinin; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile ifade ve örgütlenme özgürlüğünün açık ihlali olduğu vurgulandı. Gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin cezalandırma aracına dönüştürülmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Amedspor, Ayrımcı Uygulamalar ve İfade Özgürlüğü
Amedspor’a yönelik verilen cezalar ile saha içinde ve dışında yaşanan ayrımcı uygulamaların da dikkatle izlendiği kaydedildi. Spor alanlarının toplumsal barışı güçlendirmesi gerekirken, ayrımcı ve dışlayıcı yaklaşımların kurumsal kararlarla pekiştirilmesinin eşitlik ilkesine ve sporun evrensel değerlerine aykırı olduğu belirtildi.
Bireylerin “saç örme” gibi ifade özgürlüğü kapsamında kalan kişisel ve kültürel tercihlerinin soruşturmalara konu edilmesi de temel hak ve özgürlüklere yönelik hukuka aykırı bir müdahale olarak değerlendirildi.
Avukatlara Yönelik Yargı Baskısı ve Savunma Hakkı
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlara yönelik verilen cezaların da ele alındığı açıklamada, avukatlık faaliyeti ve hak savunuculuğunun kriminalize edilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulandı. Savunma görevi nedeniyle avukatların yargı baskısına maruz bırakılmasının yalnızca savunma hakkını değil, bireylerin adalete erişim hakkını ve hukuk devletinin temel güvencelerini de hedef aldığı ifade edildi.
AYM ve AİHM Kararları Hatırlatması
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının, Anayasa’nın 153. ve 90. maddeleri gereğince bağlayıcı olduğu ve gecikmeksizin uygulanmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Bu kararların uygulanmamasının hukuk devleti ilkesini ağır biçimde zedelediği ve yargıya olan güveni ortadan kaldırdığı belirtildi.
“Nefret Söylemi Toplumsal Barışı Tehdit Ediyor”
Açıklamada ayrıca, özellikle Kürtlere, farklı inanç ve kimliklere yönelik nefret dili ve ayrımcı söylemlerin sosyal medya ve kamusal alanda giderek yaygınlaştığına dikkat çekildi. Nefret söylemiyle etkin mücadele edilmemesinin şiddeti ve ayrımcılığı beslediği, devletin bu konuda etkili hukuki mekanizmaları işletme yükümlülüğü bulunduğu vurgulandı.
Avukatların Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Çağrısı
Bölge baroları, Avukatların Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin hayata geçirilmesi ve Türkiye’nin bu sözleşmeye imzacı olması çağrısında bulunarak, bunun savunma hakkının etkin biçimde korunması açısından hayati önemde olduğunu ifade etti.
Açıklama, “Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve savunma hakkını koruma kararlılığımızla, yaşanan tüm bu süreçlerin takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” sözleriyle sona erdi.
Açıklamaya İmza Atan Bölge Baroları
-
Adıyaman Barosu
-
Ağrı Barosu
-
Batman Barosu
-
Bingöl Barosu
-
Bitlis Barosu
-
Dersim Barosu
-
Diyarbakır Barosu
-
Hakkari Barosu
-
Iğdır Barosu
-
Mardin Barosu
-
Muş Barosu
-
Siirt Barosu
-
Şanlıurfa Barosu
-
Şırnak Barosu
-
Van Barosu
Tarih: 09.02.2025




