DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, IŞİD bağlantılı kişilere Türkiye’de vatandaşlık, koruma statüsü ve ikamet izni verildiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kapsamlı bir soru önergesi sundu.
Konukçu, Türkiye’nin toplumsal hafızasında derin yaralar bırakan 5 Haziran Diyarbakır, 20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamları başta olmak üzere; Şengal’de Êzidîlere, Rojava’da Kürt halkına, kadınlara ve Alevilere yönelik katliamların faili olan IŞİD’in, insanlığa karşı suçlar işlemiş soykırımcı bir örgüt olduğunu vurguladı. Buna rağmen, söz konusu katliamların failleri ve bağlantılı kişi ve yapılar hakkında izlenen politikaların adalet üretmekten çok cezasızlığı derinleştirdiğini ifade etti.
Konukçu, Diyarbakır, Suruç ve Ankara Gar Katliamlarının hâlâ tüm yönleriyle aydınlatılamadığını belirterek, barışı savunanların, kadınların ve emekçilerin hedef alındığı bu saldırıların gerçek sorumlularının yargı önüne çıkarılmadığını hatırlattı. 10 Ekim Ankara Gar Katliamı ile Türkiye’nin barış umuduna ağır darbe vuran zihniyetin, bugün “açık kapı” ve fiilî koruma politikalarıyla kurumsallaştığına dair ciddi iddiaların kamuoyuna yansıdığını kaydetti.
Savcılık Belgeleri ve Vatandaşlık İddiaları
Soru önergesinde; Halep’te Kürtlere, Alevilere ve kadınlara yönelik insanlık suçlarına karıştığı, HTŞ ve benzeri silahlı yapılarla ilişkili olduğu, çatışma bölgelerinde aktif faaliyet yürüttüğü ve propaganda videolarında yer aldığı belirtilen bazı IŞİD mensuplarının, Türkiye’de yabancı kimlik, koruma statüsü ve hatta vatandaşlık aldığına dair bilgilerin savcılık dosyalarına girdiği ifade edildi.
Çorum, Ordu, Kayseri, Kırıkkale, Ankara, Elâzığ, Mersin, Bursa, Düzce, Sakarya ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından hazırlanan 2023–2024 tarihli belgelere atıf yapan Konukçu, en az 21 kişinin il göç idareleri aracılığıyla yabancı kimlik aldığı, üç kişinin ise aileleriyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edildiği iddialarını gündeme taşıdı. Bu kişilere isim değiştirme imkânı tanınarak geçmişlerinin görünmez kılındığı öne sürüldü.
Belgelerde, bazı kişilerin IŞİD propaganda videolarında yer aldığı, örgütsel toplantılara katıldığı; bir bölümünün İstanbul’daki vakıf üniversitelerinde eğitim gördüğü, SGK’lı çalıştırıldığı ve kamu sağlık hizmetlerinden yararlandığı bilgilerine de yer verildiği aktarıldı. MASAK raporları ve uluslararası belgelerde ise, “Rawi Ağı” gibi Türkiye merkezli para transfer yapılarının IŞİD’in finans ağında rol oynadığına dair tespitlerin bulunduğu hatırlatıldı.
“Uluslararası Hukuka Aykırı”
Konukçu, Ocak 2026 itibarıyla Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt sivillere, kadınlara ve Alevi yerleşimlerine yönelik katliamların, IŞİD ve bağlantılı yapıların hâlâ ciddi bir tehdit oluşturduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve evrensel hukuk normlarının, savaş suçları ve insanlığa karşı suç faillerinin korunmasını değil, etkin biçimde yargılanmasını ve gerektiğinde iade edilmesini zorunlu kıldığını vurgulayan Konukçu, “Bu kişilere sağlanan koruma statüleri ve vatandaşlık işlemleri, Türkiye’nin evrensel hukukla bağını zedelemektedir” dedi.
19 Maddelik Kritik Sorular
Kezban Konukçu, İçişleri Bakanlığı’na yönelttiği 19 maddelik soru önergesinde;
-
1- Basında geniş yer bulan, IŞİD ile irtibatlı yabancı uyruklu şahıslara istisnai vatandaşlık verildiği iddiaları doğru mudur? Eğer doğruysa, bu şahısların güvenlik soruşturmaları hangi kriterlere göre yapılmıştır?
2- Basında yer alan haberlerde ifade edildiği üzere, IŞİD üyesi olduğu ulusal ve/veya uluslararası güvenlik birimlerince bilinen kaç kişiye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmiştir? Bu kişilerin vatandaşlık işlemleri hangi tarihlerde ve hangi gerekçelerle yapılmıştır?
3- Vatandaşlık hakkı kazanan yabancı uyruklu şahıslardan kaçı vatandaşlık sonrası isim ve soyisim değişikliği yapmıştır? Bu durumun, savaş suçları ve terör suçlarının takibini zorlaştırdığı yönündeki kaygılara ilişkin bir denetim mekanizması mevcut mudur?
4- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı ve benzeri IŞİD katliamlarının firari sanıkları veya bu katliamlarla irtibatlı olduğu bilinen şahıslardan, sonradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı alan kimse bulunmakta mıdır?
5- Vatandaşlık verilen bu kişiler hakkında istihbarat, adli sicil veya uluslararası yakalama/bildirim kayıtları bulunmakta mıdır?
6- Savcılık tutanaklarında, Muhammet Hüseyin, Mosa Ghaffar, Baha Tareq Lateef Fayooz, Hasan Hamada, Nihad Dawood Salman, Zuheyr Ar Ravi, Ahmet Şerif, Ahmet Halil, Eymen Eldahır, Beşar El Seyyah, Mohammed Khalel İbrahim Al Shayıb, Abdulmueen Alyousef, Maher Aljasem ve Enes El Muhammed isimli şahısların il göç idareleri aracılığıyla geçici veya uluslararası koruma statüsünde yabancı kimlik aldığı iddiası doğru mudur?
7- Suudi Arabistan doğumlu, Yemen vatandaşı Sultan Abdulrahman Mohammed Balmahar’a Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının, normalde 2,5–3 yıl süren süreç yerine yaklaşık 5 ay gibi kısa bir sürede ve kendisine ayrıcalık tanınarak verilmesinin gerekçesi nedir?
8- Savcılık belgelerine yansıyan bilgilere göre, IŞİD’in çatışma bölgelerinde aktif olarak bulunduğu tespit edilen kaç kişi Türkiye’de geçici koruma, uluslararası koruma veya ikamet izni almıştır? Bu kişilerin uyruklara göre dağılımı nedir?
9- Bu kişilerin bir bölümünün SGK kayıtlarının bulunduğu, kamu sağlık hizmetlerinden (MHRS üzerinden) yararlandığı iddiaları doğru mudur? Kamu kurumları bu kişiler hakkında bilgilendirilmiş midir?
10- Ocak 2026 itibarıyla Halep’te Kürt, Alevi ve kadınlara yönelik katliam ve saldırılara katılan gruplar içerisinde, geçmişte veya halen Bakanlığınız tarafından terör örgütü mensubu olarak kayıt altına alınmış şahıslar bulunmakta mıdır? Şayet bulunmakta ise bu şahısların Türkiye ile olan bağlantıları nelerdir?
11- IŞİD propaganda videolarında yer aldığı veya örgüt toplantılarına katıldığı iddia edilen kişilerin, Türkiye’ye girişleri sırasında sınır güvenliği ve istihbarat birimleri tarafından herhangi bir risk değerlendirmesi yapılmış mıdır?
12- Marvan Alzıyap’ın, İstanbul İl Göç İdaresi’nden yabancı kimlik aldıktan sonra 31 Ocak 2019 tarihinde eşi ve altı çocuğuyla birlikte vatandaşlığa kabul edildiği, sonrasında farklı ülkelere giriş-çıkış yaptığı iddiası hakkında Bakanlığınızın bilgisi var mıdır?
13- Çatışma bölgelerinde yer aldığı iddia edilen bu şahıslar hakkında, sonradan ortaya çıkan bulgular nedeniyle yabancı kimliklerinin ve koruma statülerinin iptali, sınır dışı işlemleri ya da adli süreçler başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa kaç kişi hakkında hangi işlemler yapılmıştır?
14- IŞİD ile bağlantısı olduğu yönünde ciddi şüphe ve teknik tespit bulunan kişilere verilmiş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlıklarının iptali veya geri alınmasına ilişkin bugüne kadar kaç dosya incelenmiştir? Bu kapsamda kaç vatandaşlık iptal edilmiştir?
15- TEM Şube Müdürlükleri, MİT ve il göç idareleri arasında, çatışma bölgelerinde bulunmuş kişilerle ilgili düzenli ve zorunlu bir bilgi paylaşım mekanizması mevcut mudur? Mevcutsa, bu mekanizma neden bu dosyalarda işletilmemiştir?
16- Bakanlığınızca IŞİD’in Türkiye’deki finansal ağlarına ilişkin olarak; Rawi Ağı ve benzeri para transfer şirketleri, paravan şirketler üzerinden SGK’lı istihdam iddiaları hakkında kaç inceleme ve soruşturma yürütülmüştür?
17- Halep’te Kürt, Alevi ve kadınlara yönelik süren katliamlar dikkate alındığında, bu örgütlerle bağlantılı kişilerin Türkiye’de barınmasına olanak sağlayan göç ve vatandaşlık politikalarının derhâl değiştirilmesi Bakanlığınız gündeminde midir?
18- Halep ve çevresinde sivil halka yönelik savaş suçları işlediği belgelerle sabit olan yapıların ve şahısların Türkiye’de koruma statüsü alması karşısında; Türkiye’nin Roma Statüsü’ne taraf olmasa dahi, taraf olduğu BM İşkenceye Karşı Sözleşme ve uluslararası hukukun amir hükmü olan 'iade et ya da yargıla' ilkesi uyarınca, bu şahısları uluslararası mekanizmalara teslim etmemesi veya etkili bir şekilde yargılamaması, Türkiye’nin evrensel hukuk normlarından kopması anlamına gelmemekte midir?
19- Bakanlığınızca basına yansıyan ve kamuoyunda derin endişe yaratan bu iddialara ilişkin şeffaf ve kamuoyunu bilgilendirici bir açıklama yapılacak mıdır?
Konukçu, kamuoyunda derin endişe yaratan bu iddialara ilişkin şeffaf ve kapsamlı bir açıklama yapılması çağrısında bulundu.




