Kalp-damar hastalıklarına ilişkin risklerin azaltılmasında düzenli hareket, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve sağlık kontrollerinin önemine dikkat çeken Özel Sağlık Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Biçeroğlu, kalp sağlığının korunmasına yönelik değerlendirmelerde bulundu.
Modern yaşamın beraberinde getirdiği stres, hareketsizlik, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterolün kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu belirten Biçeroğlu, koruyucu sağlık yaklaşımının önemini vurguladı.
Kalp-damar hastalıklarına karşı alınacak önlemlerin yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra uygulanan tedavilerle sınırlı olmadığını ifade eden Biçeroğlu, günlük yaşam alışkanlıklarının kalp sağlığının korunmasında belirleyici rol oynadığını söyledi.
“Kalp sağlığı bir yaşam biçimidir”
Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının kalp sağlığının temel unsurları olduğunu belirten Biçeroğlu, kalbin yaşam boyunca aralıksız çalışan hayati bir organ olduğuna dikkat çekti.
Kalp sağlığının korunmasına ilişkin uluslararası bilimsel yaklaşımların temelinde hareketli yaşam ve sağlıklı beslenmenin bulunduğunu ifade eden Biçeroğlu, şöyle konuştu:
“Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Kardiyoloji Derneğinin kalp sağlığının korunmasına yönelik önerilerinde düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenme önemli bir yere sahip. Bunun yanında sigaradan uzak durmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, tansiyon ve kolesterol değerlerini kontrol altında tutmak da büyük önem taşıyor. Kalp sağlığını yalnızca bir hastalık ortaya çıktığında gündeme gelen bir konu olarak görmemeliyiz. Kalp sağlığı aslında bir yaşam biçimidir.”
Stres de kalbin risk haritasında
Kalp-damar sağlığının korunmasında yalnızca fiziksel risk faktörlerinin değil, psikososyal koşulların da dikkate alınması gerektiğini belirten Biçeroğlu; kronik stres, yaşam koşulları ve çevresel faktörlerin genel sağlık üzerinde etkili olabileceğini söyledi.
Modern yaşamın beraberinde getirdiği yoğun tempo ve stresin, düzensiz beslenme ve hareketsizlikle birleştiğinde sağlık açısından olumsuz bir tablo oluşturabileceğine dikkat çeken Biçeroğlu, özellikle masa başında geçirilen sürenin azaltılması gerektiğini ifade etti.
Günlük yaşamın daha hareketli hale getirilmesini öneren Biçeroğlu, egzersizin kişinin yaşı, sağlık durumu ve fiziksel kapasitesi dikkate alınarak planlanması gerektiğini kaydetti.
Kalp dostu beslenme mümkün
Beslenmenin kalp sağlığının korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Dr. Serdar Biçeroğlu, günlük beslenme düzeninde doğal, dengeli ve çeşitli seçeneklere ağırlık verilmesini önerdi.
Biçeroğlu, kalp dostu beslenmeye ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Meyve ve sebzeler, tam tahıllar, bakliyatlar, zeytinyağı ve omega-3 açısından zengin balıkların dengeli bir beslenme düzeninde yer almasını öneriyoruz. Buna karşılık aşırı tuz, şeker, doymuş yağ ve işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılması gerekiyor. Burada önemli olan, tek bir gıdayı mucizevi bir çözüm olarak görmek değil, genel beslenme düzenini sağlıklı hale getirmektir.”
Sigara kalp-damar sağlığı için önemli bir risk
Sigara kullanımının kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğunu vurgulayan Biçeroğlu, kalp sağlığını korumak isteyen kişilerin sigaradan uzak durmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Düzenli egzersizin kalp sağlığı açısından koruyucu bir yaklaşım olduğunu belirten Biçeroğlu, kişinin yaşına, sağlık durumuna ve fiziksel kapasitesine uygun hareket programını yaşamının bir parçası haline getirmesini önerdi.
Biçeroğlu, egzersiz programına başlamadan önce özellikle kronik hastalığı veya kalp-damar hastalığı riski bulunan kişilerin hekim değerlendirmesinden geçmesinin önem taşıdığını ifade etti.
Kardiyolojide teknoloji tedavi seçeneklerini geliştirdi
Kardiyoloji alanındaki teknolojik gelişmelerle birlikte tanı ve tedavi seçeneklerinin önemli ölçüde ilerlediğini belirten Biçeroğlu, koroner damar hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılan görüntüleme yöntemlerinin önemli imkânlar sunduğunu söyledi.
Koroner anjiyografinin kalbi besleyen damarların değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağladığını ifade eden Biçeroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Teknolojik gelişmeler sayesinde ince, kıvrımlı veya tamamen tıkalı damarlara yönelik girişimsel tedaviler daha etkin şekilde uygulanabiliyor. Balon ve stent teknolojilerindeki gelişmeler, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin genişlemesine katkı sağladı.”
Tedavi hastaya göre planlanmalı
Stent teknolojisindeki gelişmelerin yanı sıra stent uygulanan hastaların ilaç tedavilerinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Biçeroğlu, tedavi sürecinin her hasta için ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Tedavinin hastanın klinik durumu, damar hastalığının özellikleri ve diğer risk faktörleri dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurgulayan Biçeroğlu, hekim tarafından belirlenen ilaçların önerilen doz ve süre boyunca düzenli kullanılmasının önemini hatırlattı.
Kalp sağlığının korunmasında erken önlem ve düzenli kontrollerin önemine işaret eden Biçeroğlu, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalık ortaya çıkmadan önce kazanılması gerektiğini belirtti.





